All Stories

Resmi gazetede yayımlanan 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda yer alan başlıklardan biri Türkiye’de yalnızca kadın öğrencilere yönelik hayata geçirilmesi planlanan "kadın üniversitesi" projesi oldu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2019’da G20 zirvesi için bulunduğu Japonya’da kendisine fahri doktora unvanı veren Mokugawa Kadın Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, "İncelemek suretiyle ülkemde de bunun adımını inşallah atacağız." ifadesini kullanmıştı.

Erdoğan’ın 2019’da talimatını verdiği kadın üniversitesi, 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda şu ifadelerle yer aldı: "Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacaktır. Japonya'daki kadın üniversiteleri incelenerek bir rapor hazırlanacaktır. Kız öğrencilerin ülkemizde farklı derecelerde yükseköğretime katılımları değerlendirilecek, sorun bulunan alanlar saptanacak ve buna yönelik çözüm önerileri geliştirilecektir. Kurulması planlanan kadın üniversitesinin akademik birimlerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlatılacaktır."

Hedef doğrultusunda, 2021 yılında Japonya'daki örnek incelenerek bir rapor hazırlanacak. Kadın öğrencilerin yükseköğretime katılımları değerlendirilerek, 'sorun bulunan alanlar' saptanacak. Son olarak, kadın üniversitelerinin kurulması için akademik birimler oluşturulacak.

Kadın üniversiteleri 19. Yüzyılın ikinci yarısında, Japonya’daki feodal geleneklerin egemen olduğu, kadınların normal üniversitelere alınmadığı bir dönemde, kadınların sosyal yaşama katılmasının önünü açmak amaçlı olarak kurulmuştur. Bugün bu geleneğin devamı olarak vardır. Japonya’da kadınların durumu, üniversitelerden çok, kapitalist gelişmenin kadını ucuz emek nesnesi olarak iş gücü pazarına çekilmesi açısından değerlendirilmiştir. Ciddi bir demokratik devrimden geçmeyen Japonya’da kadının statüsü bugün de çok iyi değildir. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan Japonya’da, kadının toplumsal yaşama katılımı ve statüsü Türkiye’ye yakındır. Kadının statüsünün ilerletilmesi konusunda Japonya doğru bir örnek olmadığı gibi kadın üniversiteleri de Türkiye için bir seçenek değildir.

KADIN ÜNİVERSİTESİ DEĞİL, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR!

Kadın Üniversitesi Bir Seçenek Midir?

Dün gece saatlerinde yapılan ev baskını sonucunda Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Hatice Deniz Aktaş ile Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerin aralarında bulunduğu çok sayıda kadın Balıkesir'de gözaltına alındı.

Polisin kadınları Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe Eş Başkanı Sevgi Özden'in evine yaptığı operasyonla gözaltına aldığı belirtildi. Gerekçe olarak ise "evde toplanmak" gösterildi. Avukatlar gözaltı süresinin uzatıldığını ve müvekkillerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu duyurdu. 

ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran üyelerinin gözaltına alınmasına tepki gösterirken şu cümleleri kurdu: " Bu operasyon özgür kadın kimliğine yönelik bir saldırıdır. Kendi emeğiyle yaşamak isteyen kadınlara yönelik bir operasyon. SKM, kadın özgürleşmesinin yolunun özgür bir gelecek inşasıyla mümkün olduğunu söyleyen, her yerde bunun mücadelesini yürüten bir Meclis'tir. Bizim yoldaşlarımızın, Eş Genel Başkanımızın gözaltına alınmasının esas nedeni yürütülen mücadeledir."

HDP Kadın Meclis taradından yapılan açıklamada ise "Baskılar kadınları yıldıramaz." vurgusu yapıldı ve İstanbul Sözleşmesi'nin tartışmaya açılmasının, çocuk istismarının yasal güvence altına alınmaya çalışılmasının yanlışlığına değinildi.

Kadınlara yapılan gözaltına ve gözaltı süresinin uzatılmasına sosyal medya üzerinden çok sayıda tepki yağdı. Çok sayıda kadın örgütü yaptıkları açıklamalarda kadınların derhal serbest bırakılmasını istedi.

Devrimci Yolda Özgürlük/ Kadınlar olarak uygulanan baskı ve şiddet politikalarının karşısında dimdik duracağız. Yapılan gözaltılara karşı cevabımızı kadın dayanışması ve mücadelesi ile vereceğiz.

Yaşasın Kadınların Haklı Mücadelesi!

Sosyalist Kadınlara Gözaltı

Muğla'da beş gündür kayıp olan Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi 27 yaşındaki Pınar Gültekin'in cansız bedenine bugün ormanlık alanda ulaşıldı. Pınar Gültekin, iddialara göre eski sevgilisi Cemal Metin Avcı tarafından barışma isteği kabul edilmediği için katledildi. 

Muş'ta Fatma Altınmakas, evli olduğu kişinin erkek kardeşi tarafından tecavüze uğradığını söyleyerek karakola başvurdu. Gözaltına alınan erkek bırakıldığı gün, Fatma Altınmakas evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

Antalya'da ise Seher Fak, oğlu tarafından pompalı tüfek ile vurularak öldürüldü.

2020 yılı başladığı günden bu yana 118, son 30 günde ise 27 kadın hayatlarında olan ya da olmayan erkekler tarafından katledildi.

Bunca kadın, erkek şiddetine maruz kalırken ve katledilirken kadınların tek güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi'nin devlet tarafından itibarsızlaştırılması ve iptal edilmesi gündeme alınıyor. İstanbul Sözleşmesi'nin ve 6284 sayılı kanunun iptalinin tepki çekmemesi için ise suni gündemler yaratılarak erkek egemen devlet tarafından kadın cinayetlerinin üstü örtülmek isteniyor. Katledilen tüm kadınların sesi olmak ve yaşayan her kadının haklarını savunmak için alanları terk etmiyoruz. Devrimci Yolda Özgürlük/ Kadınlar olarak, Ankara Kadın Platformu'nun çağrısı ile gerçekleşecek olan basın açıklamasına tüm kadınları bekliyoruz.

Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!

Yer: Çankaya Belediyesi Önü

Saat: 19.00

Katledilen Kadınlar İsyanımızdır!