Ne Akp Ne Darbe! Çare Halkin Uyanması! Çare Devrim! Çare Devrimci Bir Yol'dur

Ne Akp Ne Darbe!  Çare Halkin Uyanması!  Çare Devrim! Çare Devrimci Bir Yol'dur

 

NE OLDU NELER YAŞANDI?

 

Tarihlerden 15 Temmuz 2016 Orta Doğu coğrafyasının kalbi Türkiye. Kendi çıkarları doğrultusunda halkını önemsiz cansız varlıklarmış gibi kullanan bir hükümet ve destekçilerinin, duruma yakın bir ifade ile hâkimiyet altına almaya çalıştığı halk olarak tarihimiz süresince gerçekleşen darbe ya da darbe girişimlerinden birine daha imza atıldı. Sözde. Bilindiği üzere uzun bir süredir topraklarımızda gündemin merkezi başkanlık sistemi olmuş durumda. Mevcut hükümet bu amacını gerçekleştirmek ve yerini koruyabilmek için akla gelmeyecek oyunlar çeviriyor, halkının yaşamını umursamıyor, sadece kullanıyor. Ne demiştik tarihlerden 15 Temmuz 2016 saat 22.00 civarı İstanbul’ da Boğaziçi Köprüsünü bahsi geçen askeriye içeresindeki sözde bilinmeyen grupların köprünün giriş ve çıkışlarını tanklar ile kapatmasıyla başladı her şey. Paralelinde Ankara da Genel Kurmay Başkanlığı ve stratejik merkezi bölgeler üzerinde F16 savaş uçakları alçak uçuş yapmaya başladı. Bu sadece başlangıçtı. Buraya kadar olan kısımda bir sorun var Türkiye Cumhuriyeti sınırları içeresinde 12 Eylül 1980 darbesi yaşanmış ve toplumsal bir tecrübe ortaya çıkmıştır. Belirli bir oranda düşünme yetisine sahip herkes darbenin 22.00 gibi bir saatte yapılmayacağını bilir. Olay başlangıcının hemen ardından bazı televizyon kanallarına konuşan başbakan ‘Askeriye içeresindeki bir takım kimselerin emir komuta zincirinden çıktığını, bir kalkışma olduğunu söyledi.’ (Yaptığı açıklamanın toplanmış hali) Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmi web sitesinden yapılan bir açıklamada askeriyenin yönetime el koyduğu söylendi. Buna rağmen mevcut hükümetin kanalları ve radyoları yayın yapmaya devam etti. Bilindiği üzere darbe gerçekleştiği esnada herhangi bir yayın organından haber yapılmaz, darbecilerin gözünde tehlike olan ya da olabilecek canlı-cansız bütün unsurlar ortadan kaldırılır. Daha sonra Atatürk Havalimanı’na giren askerler kuleye el koydular ve uçuş trafiğini durdurdular. Hemen ardından Ankara’da TRT merkez binasına baskın yapan askerler ‘’Yurtta Sulh Harekâtı’’ adıyla mevcut hükümetin herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, yönetime el koyduklarını bir bildiri ile açıkladılar. Bütün bunlar olmaya devam ederken ne gariptir ki sözde el konulan hükümetin yayın organları çalışmaya devam etmektedir. Buraya kadar olan kısmı incelediğimizde bütün bunların bazı kişilerin yol açmadığı sürece gerçekleşemeyeceğini açık ve net bir şekilde görebiliyoruz çünkü stratejisi fark etmez Dünya üzerinde tarihten bu yana süre gelen örneklerde dahi bu biçimde bir darbe yoktur. Saat 23.00 civarında Ankara Mit Merkezine saldırı başladı. Bombalar belirli aralıklarla atıldı, caydırıcı amaçlı ses bombaları sıklıkla atıldı. Mit e yapılan saldırının devam ettiği saatlerde Kaçak Sarayın yerleşkesi içeresinde ki cami önünde bomba patladı.(5 Kişi yaşamını yitirdi) Halen birçok televizyon kanalından ve radyo yayınlarından konuşan AKP hükümeti sözcüleri ve yanlıları sanki bir algı operasyonuymuş gibi rahat bir şekilde açıklamalarına devam ettiler. Cep telefonu aracılığı ile televizyon kanallarına bağlanan Cumhur Başkanı RTE bu olanların ‘ Bir azınlığın kalkışma hareketi’ olarak nitelendirdi ve halkı meydanlara çağırdı. Bu açıklamanın ardından dakikalar sonra İstanbul ve Ankara başta olmak üzere diyanetin emri üzerine Türkiye’nin birçok ilinde camilerden ezan ve selalar okundu, halk meydanlara çağırıldı. Ankara’da bazı mahallerde çatışmalar çıkmaya, ara sokaklardan silah sesleri duyulmaya başlandı. Demet evler bölgesinde bulunan Mit merkezine daha yoğun saldırılar yapılmaya başlandı. İstanbul’da Boğaziçi Köprüsünün kapatıldığı sırada köprüyü kapatan askerler halkın üzerine ateş açmaya başladı. Devamında Ankara’da Gölbaşı bölgesinde ki TÜRKSAT bombalandı ve TÜRKSAT üzerinden yayın yapan kanalların yayınları kesildi. Ankara ve İstanbul’da tekbir çekerek sokaklarda dolaşan kimselerin olduğu ve sayıların artmaya başlandığı söylendi. Ardından Gölbaşı Özel Harekât Üssüne yapılan saldırıda 17 polis yaşamını yitirdi. Bütün bu tabloya baktığımızda yapılan her şeyin başkanlık sisteminin önünü açmak ve iktidardakilerin koltuklarını korumak için yapıldığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bir gün öncesine kadar kahraman olan Mehmetçik, boğazı kesilerek öldürüldü. Yeni dönemin Vatan Millet Sakarya anlayışı bu olsa gerek, çıkarlara ters düşen herkes ve her şey düşmandır. Emperyalizmin uşaklığını yapan faşist devlet kendini ve çıkarlarını korumak için gözünü dahi kırpmadan halkını feda ederek, halkı kendi içinde birbirine kırdırtarak güç, para ve halkın koşulsuz irade-emek teslimiyeti için akla gelebilecek ya da gelemeyecek türlü oyunlar çevirmekte ve bedelini sadece halk ödemektedir ve gelinen nokta itibariyle darbe girişiminin sonuçları bellidir. Türkiye cumhuriyeti sınırları içeresinde yaşayan ilerici – demokrat- düşünür –aydın daha net bir ifade ile devrimci kişi ve yapıların hedef gözetmeksizin ortadan kaldırmak ve salt diktalarını getirmek için yapılan projenin temelidir.

Vakit direnişin ve daha sıkı örgütlenmenin vaktidir. Halkımız uyanmalı ve ayağa kalkmalıdır. Faşizm tüm hızıyla amacını gerçekleştirmek için ilerlemektedir ve artık dur denilmesi gerekmektedir.

Sokağa çıkanların sözde demokrasiyi koruma dertleri yoktur. Darbeyi durduranda sokağa çıkan halk değildi çünkü sokağa çıkan sivillerin direnişi demokrasi için değildi.

NE AKP NE DARBE!

ÇARE HALKIN UYANMASI!

ÇARE DEVRİM!

ÇARE DEVRİMCİ BİR YOL'DUR.