Özgürlük

PATRONLARIN İŞÇİ SINIFIYLA SAVAŞMASININ BEŞ YOLU


 

HAYALLERİNİN PEŞİNDEN GİT !

Umudumu Çok Fazla Kaybettim Ama Pes Etmeyeceğim
 
Will Simpson
 
(Ç.N.: Evet, bizler de Türkiye'de asla pes etmeyeceğiz ve daima savaşacağız.)
 
Hayallerinin Peşinden Git! Üzeri Çizilmiş[Kırmızı Yazı]
 
Genelde birinci tekil şahıs ile yazmaktan kaçınmaya çalışırım. Bununla ilgili bir şey beni rahatsız eder, ancak bu yazıyı başka türlü yazsaydım işe yaramayacaktı.
 
Son birkaç haftadır seyrek yazıyorum. Bunun bir kısmı iş yüzünden, fakat hepsinden önemlisi ben mücadele ediyordum. 
 
Politika ile uğraşıyorum. Tüm enerjimi ve hırsımı tüketen bir durum. Bir keresinde doyum alamamıştım, fakat şimdi sadece kurtulmak istiyorum. Tüm dürüstlüğümle bu beni bunalıma düşürdü.
 
Başlangıçta, bu blogda kendimi daha iyi hissetmenin bir yolu olarak yazdım. Sadece tek bir kişi tarafından okunsa bile, birini düşündürtmek ya da gülümsetmek ve hatta -gerçekten iyi bir günde- birkaç kişiyle aynı fikirde olmak için bir ses olmanın ya da denemenin bir yolu gibi olduğunu hissettim. Son zamanlarda bir şey yazmak ve hatta bunu yapmanın eğlenceli olabileceğini  düşünmeye çalıştım, çünkü şu anda değil -politikanın beni ne kadar mutlu etmeye alıştırdığını ve şu anda ne kadar umutsuz hissettirdiğini bana hatırlatıyor.
 
Geçen yıl Mayıs'tan önce umut doluydum. İşçi Partisi'nin bir üyesi olmaktan gurur duyuyordum. Olduğumuz şeyi sevdim - içindeki insanları sevdim - ve hükümetin kaderimizde olduğunu hissettim. Sandık sonuç anketlerine kadar ve hatta bunun doğru olabileceğine inanmadığım bir saat sonrasına kadar inanıyordum. Açıkçası yanılıyordum. Ve Ed'in mükemmel olmadığını biliyorum ama onun solunda kalsam da, bir lider olarak Ed ile gurur duyduğumu, çok iftiharla, söylemeye alışmıştım ve bir şeyi değiştiremeyecektim; İşçi Partisi benim evim ve ailem idi.
 
Bizi gerçekten sevdim - yenilgiyle bile gurur duyuyordum - ve sanırım bu yüzden çok acıttı.
 
Ne yazık ki kaybetmenin kolay olduğunu öğrendim. En çok acıtan şey, önemsediğiniz bir şeyin nefret dolu olana ve dostça olmayana dönüştüğünü görmektir.
 
Sizi tanımayan insanlar tarafından "alçak," "kızıl bir muhafazakar" ve bir "hain" olarak bahsedilmek muhtemelen acıtmamalı ama öyle değil. En azından bende değil. Bana bunları söylediler çünkü sosyalist olmadığım(sosyalistim ve bununla gurur duyuyorum) için değil ya da Jeremy ile çok fazla hem fikir olmadığım(çünkü hemfikirim) için değil fakat sadece kazanacağını düşünmediğim için.
 
Bu sizin moralinizi bozduysa üzgünüm, ancak buna inandığım için özür dilemeyeceğim. En azından söylüyorum çünkü bence fark eder. Çünkü hırsım, itici gücüm sosyal adaletin kapısıdır: savunmasız olanlarla ilgilenilen ve özgeçmişinizin başarabileceğiniz şeye ilişkin hiç anlamına geldiği bir toplum. Ve kazanamadığımız zaman, bunu başarmakta başarısızlığa uğrarız. Bize ihtiyacı olan insanlara yardım edemeyiz ve geçmişimizin gelişiminin çözülmesine izin veririz.
 
Sevdiğim partiden defolup gitmem söylendiğinde niye acıtıyor çünkü umursuyorum.
 
7 Haziran'da şok oldum ve AB referandumundan[Brexit] utandım. İyimserlik ve enerjim öylece kayboldu. Diğerine karşı nefreti kamçılayan, aldatmaya dayalı bir kampanyanın oy verenlerin, halkın yüzde 52'sinin onayını alması beni değiştirdi - insanlara olan inancımı kırdı. 
 
Çarşamba gününe Trump'la uyanmak beni sadece hasta etti. Kız arkadaşım ağladı, 60 milyon insanın ona oy verebileceği fikriyle çılgına dönmüştü. 
 
Şimdi toplum çok karanlık bir yer gibi geliyor. İlerleme ihtimalimize olan inancım sarsıldı. Geçen yıl geleceğimizin umutsuz olacağına beni katiyen ikna edemezdiniz. İnsanlara inancım vardı. Hepsine değil, ama bizden yeterince vardı. Bölünme ve nefreti değil, empati ve anlayışı benimseyecek kadar birbirimizi önemserdik.
 
Artık değil. Toplum tarafından ve sevdiğim kurumlar tarafından terk edilmiş hissediyorum. 
 
Kaybolmuş ve depresyonda hissediyorum. Umutsuz ve üzgün hissediyorum.
 
Ama pes etmeyeceğim. 
 
Havlu atmak ve çekip gitmek en kolayı olabilirdi. Bir hain ve pislik olarak bahsedilmek zorunda kalmayacaktım. İşçi Partisi'nde hoş karşılanmadığımı duymak zorunda kalmayacaktım. Bir sonraki seçim için endişelenmek zorunda kalmayacaktım ve böyle moralsiz hissetmek zorunda olmayacaktım.
 
Fakat insanlara yardım elini uzatma sorumluluğumdan vazgeçmeyeceğim.
 
Asla pes etmeyeceğim çünkü akamete uğramak ne kadar canımı acıtsa da sorun değil, çünkü dışarıda orada bana ihtiyacı olan birileri var: orada bakımı yapılmayan öğrenme engelli bir kadın var; orada hiç bir şans verilmeyen yoksulluk içinde büyüyen bir çocuk var; orada üç beş kuruş için köşebaşında dilenen bir adam var; orada "evine dönmesi" söylenen Hintli bir hemşire var; orada "işe uygun" ilan edilen can çekişmekte olan bir kadın var ve ben onları hala umursuyorum. 
 
Bu yüzden evet, moralim bozuk. Ve çok fazla umudumu kaybettim. Ama asla pes etmeyeceğim, çünkü savaşmayı sürdürmem için bana ihtiyacı olan insanlar var ve daima savaşacağım.
 
Umarım siz de yapacaksınız.
 
*www.softleftpolitics.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
ÖZGÜRLÜK
 

"SAVAŞLAR KAR İÇİNDİR, İŞÇİLER BUNU DURDURABİLİR"

 
 
PETER COLE
 
On yıl önce bugün, Batı Sahili işçileri, Irak ve Afganistan savaşlarına karşı greve giderek 1 Mayıs'ı kutladılar.
 
Bir Maersk Line konteyner gemisi, Oakland, CA'da 19 Şubat 2015 tarihinde Oakland Limanı'nda rıhtıma yanaşırken. Justin Sullivan / Getty
 
Çoğu ülkede resmi tatil olan 1 Mayıs Chicago'da doğdu. 1 Mayıs 1886'da işçiler günde sekiz saat çalışma talebiyle Amerika'nın en büyük sanayi şehrinde ve diğer şehirlerinde işi durdurdular. 1894'te ABD Kongresi uluslararsı olarak yılın başka bir zamanında bir İşçi Günü icat etti ancak bazı Amerikalılar gerçek İşçi Günü'nü, orjinal olanı kutlamaya devam ederler. 
 
1 Mayıs 2008'de Birleşik Devletler'deki en güçlü ve en militan sendikalardan biri olan International Longshore and Warehouse Union'nun (ILWU) on bin üyesi, o Chicagolu'ların ayak izlerini takip etti. Amerika'nın Pasifik ticaret ağını tamamen durdurarak yirmi gece boyunca Batı Sahili limanlarında işi bırakarak bunu yaptılar.
 
Bu işçiler bunu, "savaşı ve Irak ve Afganistan'daki işgali derhal sona erdirmeyi ve Ortadoğu'dan Amerikan birliklerinin çekilmesini talep etmek için" yaptıklarını söylediler. Eylemleri, bugün hala devam eden ABD savaşlarıyla süregelmekte olan hayal kırıklığı ile birlikte örgütlü emeğin gücünü ortaya çıkardı.
 
EMPERYALİST SAVAŞLARI PROTESTO ETME
 
Bu "işi bırakma" planı, tüm San Fransisko Körfez Bölgesi boyunca liman işçilerini temsil eden Local 10'dan çıktı. Local 10'da uzun süreden beri sıradan bir militan olan Jack Heyman, yereldeki enternasyonel fikirli diğer sosyalistlerin yanı sıra 2008 1 Mayıs eylemini örgütlemede kilit bir rol oynadı. 2007'de, bu sosyalistler Irak'taki savaşı durdurmak için uluslararası bir çalışma konferansı düzenlemeye yardımcı oldular. İngiliz İşçi Partisi üyesi milletvekili Jeremy Corbyn'in yaptığı gibi dünyanın çeşitli yerlerinden sendikacılar katıldılar. Heyman'ın In These Times dergisine anlattığı gibi, "Bu konferansın esas amacı sendikaların geri dönüp üretim noktasında grevler düzenlemeleri içindi."
 
Peşi sıra, Local 10, her bölgeden seçilen işçilerin biraraya geldiği ILWU Longshore Kurultayı'nda sendika çapında bir politika oluşturmak için bir tasarı önerdi. Amerika’nın Irak’taki ve Afganistan’daki emperyalist savaşlarını protesto etmek için 1 Mayıs'ta gündüz vardiyası sırasında "iş bırakma mitingi" önerdiler. Sözleşme haklarının içerisinde olmasına rağmen, gündüz vardiyası ya da politik bir sebep bir yana bu tür mitingler tüm vardiya için ender düzenlenirdi. 
 
Uluslararası yetkililer ve Local 13 görevlileri (Los Angeles-Long Beach Limanı), bu kurultayda bulunan bazı işçiler tarafından anımsatıldığı gibi temkinli olmayı elden bırakmadılar. Bununla birlikte, o zamanlar San Fransisko Bölgesi ILWU Ülke İçi Kayıkçılar Sendikası'nın sıradan bir üyesi olan Samantha Levens'in In These Times ile bir röportajda hatırladığı gibi, "ILWU çapında gelen üyeler tasarı lehinde göründüler ve konuştular. O sıralar ILWU'da yeniydi, bu yüzden bu benim için çok heyecan vericiydi. Birçok üye savaş karşıtı tutkulu konuşma yaptı, çoğu eski askerdi ya da çocukları ordudaydı." Tasarı 7'e karşı 93 oyla kabul edildi.
 
ILWU üyeleri, duruşmalarla birlikte yürüyüş ve mitinglerin örgütlenmesi de dahil olmak üzere pek çok planlamadan sonra, 1 Mayıs'ta her limanda çalışmalarını durdurdu. O zamanlar Seattle Local 19'un başkanı olan Herald Ugles'in dediği gibi, "Doğal olarak, vinçlerin çalışmadığını gördüğümde üzüldüm ... Fakat bugün görülmeye değer bir manzaraydı - sadece burada değil, ayrıca baştan aşağı Batı Sahili'nde!"
 
Heyman şöyle anımsıyor,
 
"Harekete geçme konusu belirsizdi çünkü işveren derneği olan  PMA [Pasifik Denizcilik Birliği], eylemin yasadışı olduğunu ve onu durdurmak için mahkemeden karar çıkartacaklarını duyuruyordu. Ayrıca, Los Angeles sahilindeki en büyük kıyı sendikasının işe gideceğini kibirli bir şekilde belirttiler. Los Angeles yetkilileri ne düşündüklerini söylemiyorlardı fakat 1 Mayıs'ta üyeler yüksek sesle ve net konuştular. O gün limanda yaprak bile kımıldamayacaktı!"
 
Dünyanın her yerinden şükran yağdı. ILWU'nun aylık dergisi Dispatcher'ın Haziran 2008 sayısında yayınlanan ve “M.J.” olarak tanımlanan bir kişinin yazdığı gibi, "Kocam şu anda Irak'ta on beşinci ayını doldurdu. Cesaretiniz için ve Irak savaşının son derece etkili protestosu için size teşekkür etmek istiyorum. Kocam ve ben bir çok nedenden ötürü sendika karşıtı idik ve sizler bizlere, gururla söylemeliyim ki Sendikaya Evet!!! demek için başka bir sebep verdiniz."
 
Belki de en dokunaklı mesaj Irak'taki Liman İşçileri Genel Sendikasından geldi:
 
"Irak'taki savaşı ve işgali protesto etmek için 1 Mayıs Günü'nde grev yapmak için aldığınız cesur karar, bizim ve dünyanın geri kalanı adına daha iyi bir gelecek getirmesi için işgale karşı mücadelemizi ileriye taşıyor."
 
"Kıyı şehri işçileri, işçi sınıfının bu emperyalist savaşları durdurmak için gücü olduğunu işçi sınıfı hareketiyle göstermeye çalıştı," diyor Heyman. "“2003 yılında Oakland limanındaki Irak Savaşı'nın başlangıcındaki slogan, 'Savaşlar kar içindir, işçiler bunu durdurabilir!' idi."
 
SOSYAL ADALET SENDİKACILIĞI
 
2008 yılı eylemi, ILWU'nun seksen yıllık emek ve politik aktivizm tarihine aittir. Kuruluşundan bu yana ILWU ırk olarak entegre edildi ve Local 10 Afrikalı Amerikalıları ve diğer renkten emekçileri işe almaya özellikle kendini adadığını kanıtladı. 1934'ün oluşumsal "Büyük Grev"inde liman işçileri tüm sahil boyunca sözleşme, sendika kontrolünde istihdam bürosu, ücret artışları ve daha fazlasını elde ettiler.
 
Liman işçileri 19302larda faşist Japonya'ya yönelik kargoya ve 1960, 1970 ve 1980'lerde South Afrika ırkçılığından gelenlere el sürmeyi reddettiler. 
 
1999'da ILWU, eski Kara Panter, gazeteci ve ölüm cezasına çarptırılmış siyasi tutuklu Mumia Abu-Jamal'ın serbest bırakılmasını talep etmek için tüm sahili kapattı. Tartışmaya açık bir şekilde çabaları, Pensilvanya eyaletinin onu infaz etmeyi durdurmasında bir rol oynadı.
 
2015 yılının 1 Mayıs'ında Afrika kökenli Amerikalıların polis tarafından öldürülmelerini protesto etmek için, özellikle de Charleston, Güney Carolina'daki Walter Scott vakasında, Local 10 Körfez Bölgesi'ni kapattı. Ve geçen Ağustos'ta ILWU, San Fransisko'daki alternatif sağ gösterisine karşı öncü direnişe yardım etti.
 
Local 23'ün şuanki lideri ve 2008 katılımcısı olan Todd Iverson, "2008 1 Mayıs savaş karşıtı iş bırakma,  sendika üyelerinin sosyal aktivist olma hakkı ve ihtiyacının açık bir hatırlatıcısıydı,” diye In These Times'a anlattı. "ILWU, apartheid'tan ücret eşitsizliğine ve yakın zamanda Black Lives Matter'a kadar toplumsal adalet için başkaldırı tarihçesine sahiptir. ILWU üyeleri olan bizler sessiz seslerin sesi olmaya kendimizi yükümlü hissediyoruz."
 
*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
ÖZGÜRLÜK
 

PASHTUN TAHAFUZ HAREKETİ PAKİSTAN'DA YÜKSELİYOR

 
 
 
 
 
"Terörle Mücadele" kisvesi altında Pakistan'da Pashtun, Baloch halklarına ve diğer politik olarak mülksüzleştirilmiş halklara zulüm iyice belgelenmiştir. Bu cephede hem umut verici hem de korkutucu yeni birkaç gelişme oldu. Ordu, Çin ve Körfez ülkeleri ile ortaklaşa “güvenlik” stratejisini ve “kalkınma” projelerini sahneye koymaya devam ederken, kaba kuvvet içeren siyasi haklar ve insan hakları ihlalleri her zamanki gibi süregeliyordu. Yerli halkın toprakları üzerinde haklarını tanıma ya da en temel medeni hakları ve insan haklarını tüm vatandaşlarına vermek yerine, devlet ve ordu, askeri operasyon ve askeri yargılamaların tüm kudretiyle onlara suçlu muamelesi yaptı.
 
Şiddet içermeyen direnişte yeni ve umut verici bir hareket ortaya çıkıyor: gençlerin önderlik ettiği Pashtun Tahafuz (Korunma) Hareketi. Liderleri arasında şef, Manzoor Pashteen adında genç bir adam. Talepleri, sivil mahkemeler ve ülkenin demokratik kurumları vasıtasıyla adalet fikrine ve özellikle de "terörle mücadele" yoluyla Pashtun halkının şeytanlaştırılmasına, öldürülmelere ve zorla ortadan kaybolanlara karşı bir geri püskürtmeye odaklanıyor. Mitingleri son derece büyüdü ve uzun yürüyüşlerine çok fazla katılım oldu. Baskıya karşı şiddet içermeyen bir mücadele ve ayrıca Balochi halkıyla dayanışma oluşturmak için aşiret sınırları boyunca insanları bir araya getiriyorlar. Aşırıya kaçmalarının çeşitli hedefleri arasındaki bu dayanışma, daha zalim devlet baskısına karşı bir katalizör görevi görüyor. Devlet ve ordu sözcüleri, "batı," "İsrail," ve Hindistan'ı suçlayarak, eskimiş karışıklık çıkaran yabancı ajanlar söylemini kusmaya devam ediyorlar ve umutsuzca, halkın ta kendisine karşı yürüttükleri baskıcı ve anti-demokratik operasyonlarını gizlemek için onlar adına bir perde vazifesi gören orduya karşı halkın iyi niyetini sürdürmeye çalışıyorlar.
 
Pashtan Tahfuz Hareketi, Lahor'da 22 Nisan'da büyük bir halk mitingi yapacağını duyurdu. Pakistan'ın en büyük ve en aktif solcu siyasi partisi olan Awami (Halkın İşçi Partisi) Partisi (AWP) ile işbirliği yaparak, Lahor'da halk mitinglerinin yapıldığı tarihi alan olan eski şehrin 13 kapısından biri olan Mochi Darwaza'da mitingi düzenlemeyi örgütlediler. En az bir düzine kadar PTM ve AWP liderleri ve destekçileri miting arifesinde baskın yapılarak tutuklandı ve miting alanı atık suyla dolduruldu. Yılmayan PTM ve AWP gönüllüleri alanı temizlediler ve binlerce insan dinlemek, paylaşmak ve desteklemek için geldi. İçlerinde en önde gelenler, sevdiklerinin resimlerini ve isimlerini pankartlarda taşıyan ve geri gelmelerini talep eden kayıp insanların aileleriydi. En çok söylenen sloganlar: Urduca'da,  “Yeh jo Dehshatgardi hai…. Is kay peechay wardi hai” (Üniforma[ordu] terörizmin arkasında) ve Pushto dilinde, "“Da sanga azaadi da?” (Bu ne tür bir özgürlük?) Özellikle, kadınlar katılımcı ve konuşmacı olarak mitingde öne çıkıyorlardı.
 
Baskıya karşı şiddet içermeyen yollarla başkaldırmak için insanları cesaretlendiren PTM, etnik, dilsel ve bölgesel bölünmeler karşısında köprüler inşa ederek, uzun yürüyüşler, mitingler ve sosyal medya eylemleri vasıtasıyla Pakistan çapında halkın derin hoşnutsuzluğunu ve haklarından mahrum edilmesini yazmaya devam ediyor. Mitingde, devlet ve askeri sanayi kompleksinin bir takım operasyonlarına sahne olan şehrin uğradığı muazzam şiddetin altını çizerek, bir sonraki büyük toplanmanın 12 Mayıs'ta Karaçi'de olacağı duyuruldu.
 
*www.imhojournal.org sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
ÖZGÜRLÜK

FACEBOOK SAYFAMIZ