Özgürlük

Emekli Hekim Maaşları ve Fiili Hizmet Süresi Zammına İlişkin Beş Talebimiz Var!

Emekli Hekim Maaşları ve Fiili Hizmet Süresi Zammına İlişkin Beş Talebimiz Var!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nun gündemine gelen ve sağlık alanında bir takım düzenlemeleri de içeren “Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni değerlendirmek üzere basın toplantısı düzenledi.

TTB Merkez Konseyi binasında 23 Temmuz 2018 tarihinde düzenlenen basın toplantısına, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, TTB Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Çetin Atasoy ve TTB Hukuk Bürosu’ndan Avukat Mustafa Güler katıldı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman yaptığı açıklamada, emekli hekim maaşları ve fiili hizmet süresi zammına ilişkin beş talepleri olduğunu ve önerilerini bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunacakları bilgisini verdi. Prof. Dr. Adıyaman, taleplerinin ısrarla takipçisi olacaklarını vurguladı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulan teklif için…

BASIN AÇIKLAMASI

23.07.2018

EMEKLİ HEKİM MAAŞLARI VE
FİİLİ HİZMET SÜRESİ ZAMMINA İLİŞKİN  BEŞ TALEBİMİZ VAR!

Askerlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 18 Temmuz 2018 Çarşamba günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. Adı askerlikle ilgili olsa da “Torba Kanun” niteliğinde olan Teklif, sağlıkla ilgili önemli düzenlemeler içeriyor.

Türk Tabipleri Birliği olarak teklifte yer alan emekli hekimlere yapılacak maaş zammı ve fiili hizmet süresi zammı düzenlemeleri ile ilgili görüşlerimizi ve taleplerimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

  1. Emekli hekimlere yapılacak ilave ödeme düzenlemesi yeterli değildir.

Türk Tabipleri Birliği olarak yıllardır emekli hekim maaşlarının yükseltilmesi ve hekimlere fiili hizmet süresi zammı verilmesi için mücadele ediyoruz. Başlangıçta bu talepler karşısında sessiz kalan AKP hükümetleri ısrarlı mücadelemiz sonucunda son yıllarda, özellikle de 14 Mart haftalarında hekimlerin emekli maaşlarının iyileştirilmesi vaadinde bulundular. Ancak bu zamana kadar vaatlerini gerçekleştirmediler.

Öncelikle, emekli hekimlere ilave ödeme yapılması ve hekimlere fiili hizmet süresi zammı verilmesine ilişkin teklifi eksik ve yetersiz bulmakla birlikte gündeme gelmesini yerinde bulduğumuzu belirtmek isteriz.

Ancak:

  1. Kanun Teklifi ile maaş artışı değil de ilave ödeme olarak kurgulanmış olan emekli uzman hekimler için yaklaşık 2.000 TL, emekli pratisyen hekimler için yaklaşık 1.500 TL’ye karşılık gelecek bir ek ödeme tanımlanmıştır. Teklifte bu ilave ödemenin emekli hekimlerden sadece Emekli Sandığı’na tabi olanlara yapılması önerilmektedir. Bu durumda Bağ-Kur ve SSK emeklisi hekimler bu artıştan yararlanamayacaktır. Bu düzenleme adil olmadığı gibi bütün sosyal güvenlik kurumları birleştirilmişken emekliler arasında yapay ayrımlar doğru da değildir.
  2. Kanun Teklifine göre, emekli olup da çalışmak zorunda kalan hekimler maaş zammından faydalanamayacaktır.  Teklifin gerekçesinde de kabul edildiği gibi emekli hekim maaşları “öğretim üyesi, hakim, subay gibi meslek mensuplarının emeklilerinin yarısı kadar”dır, yani son derece yetersizdir ve yapılacak zamla bu yetersizlik bir miktar azalsa da ortadan kalkmayacaktır. Bu durumda emekli hekimlerin çoğu çalışmaya devam etmek zorunda kalacaklar ve yapılan zamdan yararlanamayacaklardır. Başka hiçbir emekli grubuna uygulanmayan bu düzenleme açıkça hekimlere haksızlıktır.
  3. Emekli hekim meslektaşlarımız sağlık hizmeti sunumunda fevkalade deneyim ve birikim sahibidirler. Bir yandan ülkemizde hekim sayısının yetersizliğini öne sürmek ve buna dayanarak mecburi hizmet uygulamasını sürdürmek, diğer yandan emekli hekimlerimizin maaş zammından yararlanabilmek için hizmetten çekilmelerini teşvik etmek, açık bir çelişkidir.
  4. Teklife göre, kendi parasıyla prim ödeyip döner sermayesinin bir kısmını emekliliğine saydırmış olanlara maaş zammı, ilave ödeme düşülerek ödenecektir. Söz konusu primleri, işveren payı da dahil olmak üzere tamamını hekimler kendisi ödemiştir. Bu nedenle, böyle bir mahsuplaşmanın hiçbir haklı gerekçesi yoktur.
  5. Maaşların oldukça düşük olduğu ortadayken, iyileştirme yaklaşık 5 ay sonra yürürlüğe girecektir. Yaşam devam etmekte, bir kısım meslektaşımız çok düşük emekli aylıklarıyla geçinmeye çalışmaktadır. Emekli hekim maaşlarındaki yetersizlik iktidar tarafından da kabul edilmiş iken bu kısmi iyileştirmenin bile aylar sonraya bırakılması doğru değildir.
  1. Fiili hizmet süresi zammı düzenlemesi yeterli değildir.

Kanun Teklifi ile çalışma ortamındaki yıpratıcılık ve taşıdığı riskler bakımından sağlık hizmetleri ile kıyaslanamayacak pek çok meslek için verilen 90 günlük fiili hizmet süresinden çok daha az gün sayısı teklif edilmekte, hekimlere yılda sadece 60 gün fiili hizmet süresi zammı verilmektedir. Üstelik bunun ileriye dönük bir uygulama olması şimdiye kadarki çalışmalara yansıtılmaması öngörülmektedir.

Hekimler, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın başlaması ile giderek artan bir iş yükü ve başta şiddet olmak üzere çeşitli mesleki riskler ile daha yoğun biçimde karşılaşmışlardır. Bir yurttaşımızın sağlık kuruluşlarına başvuru sayısı yılda 2’lerden 8’lere çıkmıştır. Bu iş yükü ve risklerin bundan sonra da devam edeceği elbette tahmin edilebilir ama kesin olan ve fiili hizmet süresi zammının gerekçesini oluşturan gerçeklik, bunların zaten yaşanmış olduğudur.

Bir başka ifade ile teorik olarak ve umut edilir ki yarından itibaren, kamu idaresi sağlık çalışanlarını fiili hizmet süresi zammı gerektirmeyen çalışma koşullarına kavuşturabilirler ve bundan böyle yıpranmayı önleyebilirler. Oysa zaten yaşanmış olan ve doğal olarak fiili hizmet süresi zammını hak eden geçmişteki yıpranmışlığı başka türlü telafi edemezler. Mevcut teklife göre, örneğin yarın işe başlayacak bir hekim belki de daha iyi koşullarda çalışacak ve fiili hizmet süresi zammından yararlanmış olacak, ama geçmişte ağır koşullarda çalışmış bir hekim yarın fiili hizmet zammından hiç yararlanmamış olarak emekli olabilecektir. Bu açık bir adaletsizliktir.

Diğer yandan, fiili hizmet süresi zammı, teklif uyarınca, hizmet sözleşmesi ile çalışanlar ile kamu çalışanlarına uygulanacaktır. Aynı mesleki faaliyeti yürüten biri muayenehanede diğeri poliklinikte ücretli çalışan hekimlerden ücretli çalışana uygulanan fiili hizmet süresi zammının bağımsız çalışan hekimlere uygulanmaması hiçbir bilimsel temeli olmayan adaletsiz bir yaklaşımdır.

Bu Yasa Teklifine İlişkin Beş Talebimiz Var:

  1. SSK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur, hangi sosyal güvenlik kurumundan emekli olduğuna bakılmaksızın bütün emekli hekimlerin maaşlarına zam yapılmalıdır.
  2. Çalışan ya da çalışmayan bütün emekli hekimler yapılan zamdan yararlanabilmelidir.
  3. Kendi parasıyla prim ödeyip döner sermayesinin bir kısmını emekliliğine saydırmış olan hekimlerden maaş zammında herhangi bir kesinti yapılmamalıdır.
  4. Fiili hizmet süresi zammı yılda en az 120 gün olmalı, görev alınan hizmetin yıpratıcılığına bağlı olarak 150 ve 180 güne çıkarılmalı ve sadece bundan sonraki çalışmalara değil, geçmişe dönük olarak da uygulanmalıdır.
  5. Emekli maaşlarına yapılacak zam Kanun yayınlanır yayınlanmaz yürürlüğe girmelidir.

Türk Tabipleri Birliği olarak taleplerimizi bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunacağız ve taleplerimiz gerçekleşene kadar bütün meslektaşlarımızla birlikte ısrarla takipçisi olacağız.

Kamuoyuna duyururuz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ

  (ÖZGÜRLÜK)

Berberoğlu'nun eşi Yargıtay ve AYM önünde eylem yapacak

 MİT Tır'ları davası kapsamında 14 Haziran 2017'den beri tutuklu bulunan Berberoğlu'nun eşi Oya Berberoğlu, Yargıdan adil karar çıkmazsa AYM ve Yargıtay önünde eylem yapacağını ve AİHM'e kadar gideceğini söyledi.

Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk'e konuşan Oya Berberoğlu, CHP'den ses getirecek eylemler beklediğini ifade etti.

Berberoğlu şunları söyledi:

"Enis Berberoğlu, milletvekili değilken, kendisine sorulan soruya, "Evet bu haberdi, ben de olsam bunu gazeteye koyardım" dediği için tutuklandı. Dosyada başka hiçbir delil yok. Fakat delilsiz vaziyette 14 aydır hapishanede tutuyorlar. ‘Kaçma şüphesi' diyorlar. Bu adam suçlu mu kaçsın?

Biz başkaları gibi değiliz. Direnerek, savaşarak haksız alıkoymanın giderilmesi için çabalayacağız. İnşallah, Yargıtay 17. Daire, Anayasayı uygular, hukukun üstünlüğünü gözetir. Yahut da AYM gereğini yapsın ve hukuksuz biçimde tutulan eşimi çıkarsınlar.

Tekrar istiyorlarsa Enis'in dokunulmazlığını kaldırsınlar. Biz yargılanmaktan korkmuyoruz. Bir suçumuz yok. Biz hak, adalet, özgürlükçü savaşçısı iyi insanlarız.

'ONLARIN YERİNDE OLSAM YARGITAY, AYM ÖNÜNDE EYLEM YAPARDIM AMA BEN YAPACAĞIM'

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'dan İstanbul'a ‘Adalet Yürüyüşü' yaptı. Bu tarihi bir olaydı. Sağ olsun.

Bu yürüyüş sadece Enis için yapılan bir yürüyüş değildi. Bu hepimizin adaleti ve hukuk arayışı içindi. Ama sonrasında CHP'den daha fazla olay yaratacak, ses getirecek eylemler beklemiştik.

CHP'de şu anda kurultay talepleri var. Yine de ellerinden geleni yapıyorlar. Açıklamalarıyla yardımcı olmaya çalıyorlar ve yaşanan sürece üzülüyorlar. Onların yerinde olsam Yargıtay önünde eylem yapar, AYM önünde eylem yapardım. Ama ben yapacağım.

‘BUNUN ANLAMI ÜLKEDE HUKUKUN KALMADIĞIDIR'

Enis eylem yapacağını 15 gün önce bana söylemişti. "Eğer beklemediğim karar çıkarsa, sen, Dilara dahil hiç kimseyle görüşmeyeceğim. Buna milletvekili arkadaşlarım, avukatlarım da dahildir" dedi. Bunun üzerine, "Yine konuşuruz, hemen karar verme" demiştim.

Karar verdiğini, Utku'nun cezaevinden çıkmasından sonra öğrendim. Ardından kızım babasıyla görüştü. Nasıl eylem yapacağının açıklamasını avukatlar aracılığıyla basına duyurduk.

Şimdi, Yargıtay 17. Daire'nin, AYM'nin kararlarını bekleyeceğiz. 17. Daire de, 16. Ceza Daire'nin kararına benzer bir karar verirse bunun anlamı Türkiye'de hukukun kalmadığıdır."

       (ÖZGÜRLÜK)

Almanya Türkiye'ye yönelik yaptırımları kaldırıyor

Almanya, Türkiye'ye yönelik uyguladığı ekonomik tedbirleri kaldırdığını, seyahat uyarısını ise hafiflettiğini bildirildi. Ekonomi Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre, Hermes kredilerinde Türkiye'ye uygulanan 1,5 milyar euroluk üst sınır güncellenecek.

Yabancı müşterisi ödeme yapamaz duruma düşen ihracatçı Alman şirketlerinin zarardan korunması amacıyla uygulanan Hermes garantisi, özellikle siyasi ve ekonomik belirsizliklerin yaşandığı devletlere ihracat ve bu ülkelerde yatırım yapmayı cazip hale getiriyor. Türkiye, devlet kefaletine en çok başvurulan ülkeler arasında yer alıyor.

Ankara'ya yönelik üst sınır 2017 yılında, aralarında insan hakları savunucusu Peter Steudtner ve gazeteci Deniz Yücel'in de olduğu Alman vatandaşlarının Türkiye'de tutuklanmasıyla devreye sokulmuştu.

İlişkilerin gerilmesiyle birlikte Almanya, Türkiye için seyahat uyarısında bulunmuş ve Ankara ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği'ni güncelleştirme görüşmelerini bloke etmişti.

Seyahat uyarısı hafifletildi

 

Almanya Dışişleri Bakanlığı da internet sitesindeki Türkiye'ye yönelik seyahat uyarısını hafifletti. Uyarıda Türkiye'ye gidecek Alman vatandaşlarının turistik bölgeler de dahil, ülkenin tamamında keyfi tutuklamalarla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyordu. Son yapılan güncellemede bu ifade kaldırıldı, tutuklanma riskine karşı dikkatli olunması yönünde genel bir uyarıyla yetinildi.

Almanya'nın Türkiye ile ilgili kararları, Türkiye'de 2 yıl süren olağanüstü hâl (OHAL) uygulamasına 19 Temmuz'da son verilmesinin ardından geldi. OHAL sona erse de, muhalefet, hükümetin hazırladığı yeni "terörle mücadele" yasasının içeriği itibarıyla olağanüstü hal uygulamasını kalıcı hale getireceğini savunuyor.

Ankara, Cuma günü bir yıldan uzun süredir gerilim yaşadığı Hollanda ile de ilişkileri normalleştirme konusunda uzlaşıldığını açıklamıştı.

    (ÖZGÜRLÜK)

Kemal Türkler mezarı başında anıldı

DİSK’in Kurucu Genel Başkanı ve işçi sınıfının unutulmaz önderi Kemal Türkler, İstanbul Merter’deki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybedişinin 38’nci yılında DİSK üyeleri ve ailesi tarafından Topkapı Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı.

Anma törenine Kemal Türkler’in kızları Yasemin Türkler ve Nilgün Türkler Soydan, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Genel Sekreter Cafer Konca, Genel Başkan Yardımcısı Çetin Çalışkan, DİSK eski Genel Başkanları Rıdvan Budak, Süleyman Çelebi ve Kani Beko, DİSK Yönetim Kurulu Üyeleri, Birleşik Metal İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, Bank-Sen Genel Başkanı Duygu Çalışkan, Cam Keramik-İş Genel Başkanı Birol Sarıkaş, Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Emekli-Sen Genel Başkanı Veli Beysülen, Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Arslan, Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Sine-Sen Genel Başkanı Zafer Ayden, Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, DİSK üyesi sendikaların merkez yöneticileri, sendika şube yöneticileri, DİSK’li işçiler, demokratik kitle örgütlerinden ve siyasi partilerden temsilciler ve Kemal Türkler dostları katıldı.

Yüzlerce işçinin “Kemal Türkler ölümsüzdür”, “İnadına sendika inadına DİSK” sloganlarıyla gerçekleştirdiği yürüyüşün ardından DİSK Genel Sekreteri Cafer Konca bir açış konuşması yaparak saygı duruşuna çağırdı.

Saygı duruşunun ardından ilk konuşmayı yapan Nilgün Türkler Soydan, anmaya katılan genç işçilerin yoğunluğuna dikkat çekerek “babamın mirası bugün bu gençlerin ellerinde” dedi.

Birleşik Metal İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ise, metal işçilerinin grev yasaklarına karşı direndiği belirterek, mahkemelerin de grev yasaklarını haksız bulduğunu hatırlattı. Metal işçilerinin grev yasaklarına direndiği gibi Devlet Denetleme Kurulu’na sendikaları denetleme yetkisi verilmesine de direneceğini belirten Serdaroğlu, DDK’nın bu yetkisini tanımadıklarını ifade etti.

Anmadan son sözü DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu aldı. Kemal Türkler’in mirasının bugünkü mücadeleye ışık tuttuğunu belirten Çerkezoğlu, Devlet Denetleme Kurulu’na cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile sendikaları denetleme yetkisi verilmesine tepki gösterdi. DİSK’in kurucularının canları pahasına savundukları ilkelere vurgu yapan Çerkezoğlu, işçi sınıfının ve DİSK’in bu ilkeleri çiğnetmeyeceğini belirtti.

Anma töreni Kemal Türkler’in mezarına karanfil bırakılması ile sonlanırken, anmanın ardından Kemal Türkler’in sevgili eşi Sebahat Türklerin mezarı da ziyaret edildi.

   (ÖZGÜRLÜK)

Gözaltında kaybedilişinin 25. yılında Ferhat Tepe için adalet istiyoruz!

Gözaltında kaybedilişinin 25. yılında Ferhat Tepe için adalet istiyoruz!

OHAL'de geçerli bazı yetki ve uygulamaların daha da genişleyerek devamını sağlayacak yasa teklifi, dün Meclis komisyonundan geçti. Demokrasi dışı yetkilendirmeler ve keyfiyete yol açacak düzenlemeler içeren bu teklif, denetleme mekanizmalarını içermemektedir. OHAL’i hukuken kaldırırken, OHAL yetkilerini “3 yıl” sürdürmek üzere yasal düzenleme yapmak, Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Demokrasinin özü sınırlı ve sorumlu devlet anlayışıdır.
Bizler Olağanüstü hallerin, sıkıyönetimlerin her seferinde yoğun insan hakları ihlallerine, adaletsizliklere ve ağır toplumsal travmalara yol açtığını yaşayarak tecrübe eden kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak; OHAL’in devamcısı niteliğindeki bu kanun teklifinin derhal geri çekilmesini istiyoruz.
Çünkü OHAL de, OHAL’in devamcısı niteliğindeki düzenlemeler de, Türkiye’yi demokratikleşme olanağından tamamen uzaklaştırmanın araçlarıdır.
695 haftadır Galatasaray’dan yükselttiğimiz adalet talebimizin gerçekleşebilmesi ve yeni adaletsizliklerin yaşanmaması için Türkiye’nin normalleşmesine; yurttaşın hak ve özgürlüklerinin devletin müdahalesinden korunduğu hukuk devletine dönüşmesine ihtiyacımız var.
Bu hafta geçmişin olağanüstü halinde gözaltında kaybedilen, bugüne kadar da failleri cezasız bırakılan gazeteci Ferhat Tepe’yi unutmadık diyerek buluştuk.
19 yaşındaki Ferhat Tepe Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. Hakikatle toplum arasına örülen duvarı delerek halkın haber alma hakkına sahip çıkıyordu.
28 Temmuz 1993 akşamı Bitlis şehir merkezinde sivil polis olarak bilinen, silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı.
Ferhat'ın kaçırılmasının ardından DEP Bitlis İl başkanı olan babası İshak Tepe'yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesi Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma'ya benzettiğini kamuoyuna açıkladı.
Tepe Ailesi, Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğullarının bulunmasını istedi.
Ailenin ısrarlı arayışı sonucunda gözaltına alındığı inkâr edilen Ferhat'ın ağır işkence görmüş bedenine 13gün sonra "meçhul kişi" olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.
Ferhat için etkin soruşturma yürütmeyen yargı makamları, Baba İshak Tepe’yi oğlunun kaybedilmesi ile ilgili kamuoyuna yaptığı açıklamalar nedeniyle "güvenlik güçlerini tahkir ve tezyif etme" suçundan bir yıl hapse mahkûm etti.
İç hukukta ilerleme sağlayamayan aile, davayı AHİM'e taşıdı. Kamu görevlileri, AHİM’de tanıklık yapacak kişilerin tehditle ve rüşvetle yalan beyanda bulunmalarını sağladı. AİHM’in olayın kamu görevlileri ile ilgisi olup olmadığı açısından kritik öneme sahip olduğunu değerlendirdiği General Korkmaz Tağma’nın Mahkeme’ye ifade vermesi hükümet tarafından sağlanmadı. 9 Mayıs 2003 tarihli kararında Mahkeme, Ferhat Tepe soruşturmasında “ şaşırtıcı eksiklikler” olduğu tespitini yaptı. Olayın aydınlanması için Hükümetin AİHM’le işbirliği yapmadığı; gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşımı sağlamadığı ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığı için Türkiye’yi mahkum etti.
İç hukukta ailenin yaptığı tüm başvurular gerekçesiz reddedildi. Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında işkenceli sorguda gördüğünü söyleyen 14 tanığın ifadesine başvurulmadı. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 2013 yılında zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı.
Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davada Mahkeme, “ savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını” kayıt altına aldı ve hak ihlali kararı verdi. Ancak değerlendirmesini uluslararası hukuka aykırı biçimde “insanlığa karşı suç” kapsamında yapmayarak, zamanaşımı gerekçesiyle soruşturmanın yeniden açmasını engelledi.
Ferhat Tepe davasının hukuksuz bir biçimde zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmasını kabul etmiyoruz. Zaman kayıplarımızın acısını hafifletmiyor. zaman yaralarımızı iyileştirmiyor. Zaman yaşadığımız adaletsizliği unutturmuyor. Gözaltında kaybedilişinin 25. yılında Ferhat Tepe için ilk günkü kararlılığımızla adalet istiyoruz!
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon
fotoğraflar: Kerim Eren

 
Cumartesi Anneleri 695. Hafta Ferhat Tepe için adalet istiyoruz!
107 Fotoğraf
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı
Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, kalabalık ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 15 kişi, oturan insanlar, çocuk ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar
Görüntünün olası içeriği: 12 kişi
 
   (ÖZGÜRLÜK)

Unterkategorien

Emekli Hekim Maaşları ve Fiili Hizmet Süresi Zammına İlişkin…

Emekli Hekim Maaşları ve Fiili Hizmet Süresi Zammına İlişkin Beş Talebimiz Var!

Emekli Hekim Maaşları ve Fiili Hizmet Süresi Zammına İlişkin Beş Talebimiz Var!  23.07.2018  69       Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nun gündemine gelen ve sağlık alanında bir takım düzenlemeleri de içeren “Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni değerlendirmek üzere basın toplantısı düzenledi. TTB Merkez Konseyi binasında 23 Temmuz 2018 tarihinde düzenlenen basın toplantısına, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, TTB Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Çetin Atasoy ve TTB Hukuk Bürosu’ndan Avukat Mustafa Güler katıldı. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman yaptığı açıklamada, emekli hekim maaşları ve fiili hizmet süresi zammına ilişkin beş talepleri olduğunu ve önerilerini bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunacakları bilgisini verdi. Prof. Dr. Adıyaman, taleplerinin ısrarla takip... Read more

Berberoğlu'nun eşi Yargıtay ve AYM önünde eylem yapacak

Berberoğlu'nun eşi Yargıtay ve AYM önünde eylem yapacak

 MİT Tır'ları davası kapsamında 14 Haziran 2017'den beri tutuklu bulunan Berberoğlu'nun eşi Oya Berberoğlu, Yargıdan adil karar çıkmazsa AYM ve Yargıtay önünde eylem yapacağını ve AİHM'e kadar gideceğini söyledi. Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk'e konuşan Oya Berberoğlu, CHP'den ses getirecek eylemler beklediğini ifade etti. Berberoğlu şunları söyledi: "Enis Berberoğlu, milletvekili değilken, kendisine sorulan soruya, "Evet bu haberdi, ben de olsam bunu gazeteye koyardım" dediği için tutuklandı. Dosyada başka hiçbir delil yok. Fakat delilsiz vaziyette 14 aydır hapishanede tutuyorlar. ‘Kaçma şüphesi' diyorlar. Bu adam suçlu mu kaçsın? Biz başkaları gibi değiliz. Direnerek, savaşarak haksız alıkoymanın giderilmesi için çabalayacağız. İnşallah, Yargıtay 17. Daire, Anayasayı uygular, hukukun üstünlüğünü gözetir. Yahut da AYM gereğini yapsın ve hukuksuz biçimde tutulan eşimi çıkarsınlar. Tekrar istiyorlarsa Enis'in dokunulmazlığını kaldırsınlar. Biz yargılanmaktan korkmu... Read more

Kemal Türkler mezarı başında anıldı

Kemal Türkler mezarı başında anıldı

DİSK’in Kurucu Genel Başkanı ve işçi sınıfının unutulmaz önderi Kemal Türkler, İstanbul Merter’deki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybedişinin 38’nci yılında DİSK üyeleri ve ailesi tarafından Topkapı Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anma törenine Kemal Türkler’in kızları Yasemin Türkler ve Nilgün Türkler Soydan, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Genel Sekreter Cafer Konca, Genel Başkan Yardımcısı Çetin Çalışkan, DİSK eski Genel Başkanları Rıdvan Budak, Süleyman Çelebi ve Kani Beko, DİSK Yönetim Kurulu Üyeleri, Birleşik Metal İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, Bank-Sen Genel Başkanı Duygu Çalışkan, Cam Keramik-İş Genel Başkanı Birol Sarıkaş, Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Emekli-Sen Genel Başkanı Veli Beysülen, Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Arslan, Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Sine-Sen Genel Başkanı Zafer Ayden, Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, DİSK üyesi sendikaların merkez yöneticileri, sendika şube yöneticileri, D... Read more

Almanya Türkiye'ye yönelik yaptırımları kaldırıyor

Almanya Türkiye'ye yönelik yaptırımları kaldırıyor

Almanya, Türkiye'ye yönelik uyguladığı ekonomik tedbirleri kaldırdığını, seyahat uyarısını ise hafiflettiğini bildirildi. Ekonomi Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre, Hermes kredilerinde Türkiye'ye uygulanan 1,5 milyar euroluk üst sınır güncellenecek. Yabancı müşterisi ödeme yapamaz duruma düşen ihracatçı Alman şirketlerinin zarardan korunması amacıyla uygulanan Hermes garantisi, özellikle siyasi ve ekonomik belirsizliklerin yaşandığı devletlere ihracat ve bu ülkelerde yatırım yapmayı cazip hale getiriyor. Türkiye, devlet kefaletine en çok başvurulan ülkeler arasında yer alıyor. Ankara'ya yönelik üst sınır 2017 yılında, aralarında insan hakları savunucusu Peter Steudtner ve gazeteci Deniz Yücel'in de olduğu Alman vatandaşlarının Türkiye'de tutuklanmasıyla devreye sokulmuştu. İlişkilerin gerilmesiyle birlikte Almanya, Türkiye için seyahat uyarısında bulunmuş ve Ankara ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği'ni güncelleştirme görüşmelerini bloke etmişti. Seyahat uyarısı hafi... Read more

Gözaltında kaybedilişinin 25. yılında Ferhat Tepe için adale…

Gözaltında kaybedilişinin 25. yılında Ferhat Tepe için adalet istiyoruz!

Gözaltında kaybedilişinin 25. yılında Ferhat Tepe için adalet istiyoruz! OHAL'de geçerli bazı yetki ve uygulamaların daha da genişleyerek devamını sağlayacak yasa teklifi, dün Meclis komisyonundan geçti. Demokrasi dışı yetkilendirmeler ve keyfiyete yol açacak düzenlemeler içeren bu teklif, denetleme mekanizmalarını içermemektedir. OHAL’i hukuken kaldırırken, OHAL yetkilerini “3 yıl” sürdürmek üzere yasal düzenleme yapmak, Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Demokrasinin özü sınırlı ve sorumlu devlet anlayışıdır.Bizler Olağanüstü hallerin, sıkıyönetimlerin her seferinde yoğun insan hakları ihlallerine, adaletsizliklere ve ağır toplumsal travmalara yol açtığını yaşayarak tecrübe eden kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak; OHAL’in devamcısı niteliğindeki bu kanun teklifinin derhal geri çekilmesini istiyoruz.Çünkü OHAL de, OHAL’in devamcısı niteliğindeki düzenlemeler de, Türkiye’yi demokratikleşme olanağından tamamen uzaklaştırmanın a... Read more

Sürgündeki Raşid Dostum Afganistan'a dönüyor

Sürgündeki Raşid Dostum Afganistan'a dönüyor

Afganistan'ın bir yıldan uzun bir zamandır Türkiye'de bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Raşid Dostum Pazar günü özel bir uçakla Kabil'e dönecek. Afganistan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Harun Çakansuri, Dostum'un başkentte resmi bir törenle karşılanacağını ve kendisine yönelik suçlamaların ise bağımsız mahkemelerce ele alınacağını açıkladı. Kabil'de basın mensuplarına konuşan Çakansuri, "Yasal meseleler yargı yetkililerini ilgilendirir" ifadesini kullanırken, ayrıca Dostum'un yakın çevresinde bulunan ve geçtiğimiz haftalarda tutuklanan milis komutanlardan Nizamettin Kaysari'nin ise cezaevinden salınmayacağını belirtti. Kaysari'nin tutuklanmasının ardından ülkenin kuzeyindeki kentlerde protesto gösterileri düzenlenmiş, göstericiler Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin posterlerini parçalamış ve Özbekistan'dan gelen enerji nakil hatlarını kesme tehdidinde bulunmuştu. Protestocular Kaysari'nin serbest bırakılmasının yanı sıra, sürgündeki Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın da ülkesinde özgürc... Read more

TAYAD’lı Aileler açıklama yaptı.

TAYAD’lı Aileler açıklama yaptı.

19 Temmuz günü Küçük Armutlu’daki PSAKD Cemevi ve Sevgi Erdoğan Vefa Evi’ne yönelik gerçekleştirilen polis baskınına ilişkin TAYAD’lı Aileler açıklama yaptı. Küçük Armutlu’da gerçekleşen baskınlarda cemevi yöneticisi ve muhtar dahil olmak üzere 4 kişi gözaltına alınmış, içeride bulunan eşyalar da tahrip edilmişti. TAYAD’lı Aileler de bu duruma dikkat çekmek adına Galatasaray Lisesi önünde bir açıklama yaptı. fotoğraf: Emre     (ÖZGÜRLÜK) Read more

İbrahim Koçer Serbest Bırakılsın!

İbrahim Koçer Serbest Bırakılsın!

Ülkemizde sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel olarak çok zor bir süreç olması nedeniyle güvenlik ve emniyet adı altında en temel insan haklarının dahi dikkate alınmadığının bilincindeyiz. Biliyoruz ki asıl böylesi dönemlerde ve koşullarda insan hakları savunucularına daha fazla görev ve sorumluluk düşmektedir. OHAL kalksa da koşul ve kararnamelerin kalıcılaştırılması ile hem dışarıda hem de içeride hak ihlallerinin hız kesmeyeceği bellidir.Yedi yıldır, hapishanelerde baskı, şiddet ve tecrit işkencesine dayalı uygulamaları açığa çıkarma, kamuoyuna duyurma; insanım diyen herkese duyarlılık çağrısı yaparak içerdekilerin de yalnız olmadığını ve onları yalnız bırakmayacağımızı anlatmaya çalışıyoruz. Her hafta sağlık sorunları temelinde güncelleştirdiğimiz hasta mahpusların yaşadığı zor ve olumsuz koşulların ortadan kaldırılması konusunda yetkililere, yıllardır olduğu gibi yine duymazdan gelseler de sorumluluklarından kaçamayacaklarını hatırlatıyoruz.330.F Oturmasında, İbrahim Ko... Read more

İSTANBUL KADIKÖY ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ

İSTANBUL KADIKÖY ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ

İSTANBUL KADIKÖY ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ:  Kadıköy’de Suruç katliamının 3. yılını anmak içim bir araya gelen Suruç katliamında öldürenlerin yakınları , genç kolektiflerin ve duyarlı insanların bir anda yüzlerce polisin saldırısıyla karşılaştı. Kimi gençlerin yere yatırılarak kafalarının yere vurulması, kollarının bükülmesiyle yaralanmalar oldu. Ayrıca tomalarla sıkılan gazla anmaya katılanlar ve çevreden geçen bir çok insanı zor durumda bıraktı Yazarımız Muazzez Uslu Avcı’da olay yerinde fotoğraf çekmeye çalışırken bir polisin beline vurduğu tekmeyle yere düşerek yaralanmıştır  KAYNAK:ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ     /(ÖZGÜRLÜK) Read more

OHAL VE BAŞKANLIK EMEĞE ZARARLIDIR!

OHAL VE BAŞKANLIK EMEĞE ZARARLIDIR!

OHAL’in iki yılının ve başkanlık rejiminin çalışma hayatına etkilerinin kapsamlı bir bilançosunu ve değerlendirmesini içeren DİSK-AR Raporu 21 Temmuz 2018 Cumartesi günü saat 12.00’de DİSK Genel Merkezi’nde düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Sekreteri Cafer Konca, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Çetin Çalışkan, DİSK üyesi sendikaların Genel Merkez ve şube başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin katıldığını basın toplantısında OHAL’in ve başkanlık rejiminin çalışma hayatına olumsuz etkileri kapsamlı bir raporla ortaya kondu. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun raporun özetini sunduğu basın açıklamasının ardından, rapor basın ile paylaşıldı. DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun açıklamasının tam metni şöyle:  15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemiz 250 yurttaşın canına mal olan kanlı bir darbe girişimine tanık oldu.  12 Eylül 1980 askeri darbesinin sendikal alandaki en büyük mağduru olan Türkiye De... Read more

SÜREKLİLEŞTİRİLMİŞ OHAL DÜZENİNE HAYIR!

SÜREKLİLEŞTİRİLMİŞ OHAL DÜZENİNE HAYIR!

SÜREKLİLEŞTİRİLMİŞ OHAL DÜZENİNE HAYIR!   19.07.2018   TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, OHAL'in kalkması ve TBMM'de görüşülmeye başlayan yasal düzenlemelere ilişkin 19 Temmuz 2018 tarihinde basın açıklaması gerçekleştirdi.   SÜREKLİLEŞTİRİLMİŞ OHAL DÜZENİNE HAYIR! 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında “Darbe girişiminde bulunan terör örgütünün tüm unsurlarıyla ve süratle bertaraf edilebilmesi” amacıyla 3 aylığına ilan edilen Olağanüstü Hal tam iki yıl sonra nihayet kaldırıldı. OHAL altında geçen 2 yıllık süreç, sadece kişisel hak ve özgürlüklerin baskı altında tutulduğu, hukuksuz ve keyfi yönetim anlayışının had safhada yaşandığı değil, Anayasa’nın değiştirildiği, parlamenter demokrasinin ortadan kaldırılarak tek adam rejiminin inşa edildiği dönem oldu. Aradan geçen 2 yıla rağmen bugün hala darbe girişiminin tam olarak aydınlatılmadığı, sorumlularının ortaya çıkartılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, OHAL rejiminin asıl ama... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

FACEBOOK SAYFAMIZ