Özgürlük

Hakan Erbilek Serbest Bırakılsın!

Hapishanelerde geçmişten bu yana; darbeler, OHAL’ler, kanunlar ve genelgeler dayanak yapılarak insan hak ve özgürlükleri çiğnenmekte hatta en temel hak olan devletin koruma ve yaşatma zorunda olduğu yaşam hakkı bile gasp edilmektedir. Yaşam hakkının korunması için öncelikli olarak sağlığa erişim hakkının yaşama geçmesi gerekir ancak hapishanelerden gelen başvurulara baktığımızda bunun hiç de böyle olmadığını görmekteyiz.

Devletin adeta tasarruf alanı haline getirilen hapishanelerde, mahpuslara artık ağrı kesici bile tane ile verilmekte, zorunlu ilaçlar ise çok geç verilmekte ya da hiç verilmemektedir. Aylar sonra hastaneye sevk edilen mahpuslar ameliyat veya tedavi için sürekli erteleme veya sorumluluğu üzerinden atmaya dayalı gerekçelerle oyalamaktadır. Bu nedenle her geçen gün daha da ciddi sağlık sorunları ile mücadele etmeye zorlanmaktadırlar.

Sağlığa erişimde bu kadar sorun yaşatılırken, bedensel ve zihinsel olarak bırakalım hapishanede tutulmayı, sürekli hastane koşullarında kalarak ancak yaşama tutunabilecek insanlar tutuklanmaktadır. İnsan Hakları Derneği( İHD)’nin basın ve kamuoyu ile paylaştığı 400’ü ağır, hasta mahpusların durumuna bakılırsa onlarca kanser hastası, yatağa bağımlı ya da ayağa kalkamayacak durumda ve hapishanede olduğunun dahi farkında olmayan şizofren rahatsızlıkları ile yaşam mücadelesi veren insan vardır.

Bu hafta 346. F oturmasında, sizlerle durumunu paylaşacağımız Hakan Erbilek de bunlardan biridir.

Hakan Erbilek 1999 doğumlu. Doğum yeri olan Muş’ta, 3 Aralık 2017’de içinde olduğu bir kavga sırasında şah damarı kesilir. Acil ve ilk müdahalelerin yapıldığı Muş Hastanesi’nden gerekli ve yeterli yoğun bakım ünitesi olmadığı için Elazığ Medikal Hastanesi’ne sevk edilir. 6 Aralık 2017’ den 19 Şubat 2018 tarihine kadar bu hastanede yatırılarak birçok ameliyat ve tedavi uygulanır. Artık yatalak bir hasta olduğu ve evde bakılabileceği söylenerek taburcu edilir.

11 Ekim 2018’de başka bir davadan gittiği mahkeme tarafından tutuklanarak Muş Hapishanesi’ne götürülen Hakan Erbilek, üç gün sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılır. 2-3 gün tedavi edilerek tekrar hapishaneye gönderilir. 25 Ekim günü ziyaretine giden ailesi, bir gün önce İstanbul/Metris R Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini öğrenir.

31 Ekim 2018 tarihinde dernek şubemize yapılan başvuruda hem ailenin anlattıkları hem de gösterdikleri belgelerden duyduğumuz endişe nedeniyle şube başkanımız Avukat Gülseren Yoleri bir gün sonra hapishaneye giderek mahpusla görüşmüştür. Görüşme sonrası komisyona gönderdiği bilgileri sizlerle paylaşıyoruz:

‘’Görüş yerine tekerlekli sandalye ile getirildi. Trakeostami yapılmış, halen nefes borusuna açılmış olan delikten nefes alabiliyor. Konuşamıyor hatta hiç sesi çıkmıyor, yaklaşık 20 dakikalık görüşmede konuşmak için kendini çok zorladı ancak iki cümlesini anlayabildim; (Babam gelsin ve ayakkabım yok.)

Trakeostomi yapılmış. Halen nefes borusuna acilmis olan delikten nefes aliyor. Bulunduğu odada kaç kişi var, hasta bakıcılar iyi davranıyor mu, yemekler nasıl gibi sorularım karşısında kafasını göstererek hatırlamadığını ima etti. Aklının gelip gittiğini anlatmaya çalıştı. Her iki eli dahil vücudunu kontrol edemiyor. Yemek, tuvalet, beden temizliği gibi her türlü ihtiyacı için başkalarına gereksinimi var. Moral olarak çökkün, çaresizlik hissiyatı içinde olduğunu gördüm…’

Biz İnsan hakları savunucuları olarak diyoruz ki;Hakan Erbilek, 19 yaşında, yatalak,boynunda kanül takılı, konuşma yetisini kaybetmiş, algıları kapalı, kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda ve %99 engelli raporu bulunmaktadır. İnfazın ertelenmesi için Adli Tıp Kurumu (ATK)’na gönderilmiş olsa bile 2-3 aydan önce raporun çıkmayacağı dikkate alınmalıdır. Özenli ve sağlığa uygun bir bakım sağlanmazsa çok ciddi ve yaşamsal sorunların olacağı tehlikesine karşı biran evvel serbest bırakılmalıdır.

Hakan Erbilek Serbest Bırakılsın!

Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın!

İnsan Haklarıyla İnsandır!

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ(İHD) İSTANBUL ŞUBESİ

HAPİSHANE KOMİSYONU
fotoğraflar: Kerim Eren

 
F Tipi Oturması 346. Hafta Hakan Erbilek Serbest Bırakılsın!
51 Fotoğraf
Görüntünün olası içeriği: açık hava
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava
Görüntünün olası içeriği: 13 kişi, gülümseyen insanlar, ayakkabılar ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, yazı
Görüntünün olası içeriği: 24 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava
 

PEYZAJMO: DOĞA’NIN TALANI “BARIŞ” OLAMAZ!

09.11.2018
 

Peyzaj Mimarları Odası 9 Kasım 2018 tarighinde İmar Barışı'na ilişkin bir basın açıklaması yaptı.

 

İmar affı uygulaması, imar mevzuatına aykırı olarak yapılmış kaçak yapıları yasallaştırdığı gibi, hazine ve belediye arazilerine ait, kamusal alanları, halkın yani bizim malımızı; yaylalarımız, ormanlarımız, kıyılarımız, derelerimiz, tarım alanlarımız, çayır, mera, otlak, tarihi, arkeolojik, doğal, kentsel sit alanlarımız, kültürel mirasımızın gasp edilerek yapılan tüm kaçak yapılar affedilerek ödüllendiriyor.

Ülke genelinde yaklaşık 13-14 milyon kaçak yapı için başvuru beklenen, imar affı uygulaması 18 Mayıs 2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 7143 sayılı "Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen Geçici 16. Madde ile yürürlüğe girdi. 31 Ekim 2018 tarihinde son bulması beklenen başvurular 31 Aralık 1018`e kadar uzatıldı.

İmar affı uygulaması, imar mevzuatına aykırı olarak yapılmış kaçak yapıları yasallaştırdığı gibi, hazine ve belediye arazilerine ait, kamusal alanları, halkın yani bizim malımızı; yaylalarımız, ormanlarımız, kıyılarımız, derelerimiz, tarım alanlarımız, çayır, mera, otlak, tarihi, arkeolojik, doğal, kentsel sit alanlarımız, kültürel mirasımızın gasp edilerek yapılan tüm kaçak yapılar affedilerek ödüllendiriyor.

16 yıldır iktidarda olan hükümet bir de 2017`den önce yapılan kaçak yapıları affediyorum diyerek kanunsuzluğu ve hukuksuzluğu "imar barışı" adı altında kendi eliyle teşvik ederek, 16 yıldır bu kaçak yapılara neden müdahale edilmediğini de açıklamayarak özrünü kabahatinden büyük hale getiriyor.

Hazineye ait arsa üzerinde yapılan kaçak yapıların arsasını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiç bedel üzerinden satabilecek. Belediyeler de özel mülkiyetlerine yapılan kaçak yapı alanlarını doğrudan satabilecek.  Böylelikle yasalara uygun imarlı alanlarda yapılara sahip vatandaş cezalandırılmış, yıllardır kamusal yani halkın alanlarını "barış" adı altında kanunsuzluk yasal hale gelecektir.

Yaylalarımız, ormanlarımız, kıyılarımız, derelerimiz, tarım alanlarımız, çayır, mera, otlak, tarihi, arkeolojik, doğal, kentsel sit alanlarımız, tarım alanlarımız, içme suyu havzalarımıza, milli parklarımıza, özel çevre koruma bölgelerimize,  kültürel mirasımıza yapılan tüm kaçak yapılar kamusal alanda yani her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına ait ve geleceğimize, çocuklarımıza, torunlarımıza miras bırakacağımız alanlardır.  Unutmayalım " Dünya Bize Atalarımızdan Miras Kalmadı, Çocuklarımızdan Ödünç Aldık" . İmar Barışı adı altında kaçak yapıların yapıldığı bu özel alanlar, yarın yeni bir af umuduyla daha da büyük tehlike altındadır.

Yine Dere yataklarına yapılan kaçak yapılar nedeniyle yağan bir yağmurla ve 1. derece deprem kuşağındaki ülkemizde yaşanacak bir afet sonrası can ve mal kayıpları artarak yaşanacak ve bunun sorumlusu tüm bu hukuksuzluğu affeden devlet yetkilileri olacaktır. Yaşanan can ve mal kayıplarından ders çıkarılması gerekirken, gelecekte yaşanacak felaketlere de davetiye çıkarılmaktadır.

Ekonomik Kriz İmar Affı ile Çözülemez?

Çevre ve Şehircilik Bakanı  Murat Kurum diyor ki "şu ana kadar başvuran kaçak 8 milyon 150 bin yapı için başvuru bedeli yaklaşık 5 milyar 120 milyon lira, mağduriyetleri engellemek için başvuru süresini 31 Aralık 2018 yılına kadar uzattık, 13-14 milyon başvuru bekliyoruz"...!!!  Ekonomi haberlerine göre İmar Barışından beklenen gelir 50 milyar lira…

Bakan Kurum; "İmar Barışı sürekli gündemimizde. İmar Barışı, kaçak binaların devletimizle olan barışı. Bu

kaçak binalarda vatandaşlarımızın burada yaşam kalitesini daha yukarı çıkarsın diye yapılmış bir yasa" demektedir.

Kaçak Bina ile Devlet Barış Yapmaz!!!

Yaparsa kanunsuzluğu, hukuksuzluğu teşvik etmiş olur. Kanunlara uyan vatandaşını ve ülke topraklarını mağdur etmiş olur. Halkın devletine güveni kalmaz. Hukuksuzluğu ödüllendirir. 

Biz TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Olarak Yetkilileri Uyarıyoruz!!!

Henüz vakit varken hepimize ait olan doğamıza, yaylarımıza, ormanlarımıza, kıyılarımıza, derelerimize, içme suyu havzalarımıza, milli parklarımıza, özel çevre koruma bölgelerimize, tarım alanlarımıza, çayır, mera, otlak, tarihi, arkeolojik, doğal sit alanlarımıza, kültürel mirasımıza sahip çıkalım. Kentlerin her geçen gün sağlıktan yoksun hale geldiği bu günlerde; ülkemizin geleceğini ipotekli hale getirecek bu uygulamadan vazgeçilmelidir. Üretimden her geçen gün uzaklaşan ve tüketen bir toplum inşasının son sürat devam ettiği bu günlerde; ülke kaynaklarını yağma ettirerek, yalnızca toplumsal adaletsizliğin derinleşmesine sebep olunmaktadır. 

Ayrıca bu alanlar için kazanılmış davalar ve devlet eliyle imzalanmış uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın 57. Maddesi de yok sayılmaktadır.

Kanunlara uyan vatandaşların, mağdur hale geldiği "İmar Barışı" uygulamasından derhal vazgeçilmelidir. Yapılan işlemler iptal edilerek toplumsal eşitsizliğe son verilmelidir.

Aksi takdirde; halkın devlete olan güveni zedelenerek, hukuksuzluk toplumsal olarak meşruiyet kazanacaktır.

 

TMMOB PEYZAJ MİMARLARI ODASI

13. Dönem Yönetim Kurulu

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir. 

Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.
Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.
İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada Lisesine kaydoldu.
Liseye kaydolduktan sonraki süreçte, kuruluşunda birinci derecede rol aldigim İDOD'un (İzmir Devrimci Ortaogrenimliler Derneğinin) bir üyesi ve aktif bir neferi olarak mücadeleye katılmaya başladı. 
Devrimci mücadeleye bizden sonra,kısmen bizden etkilenerek ama asıl olarak,o dönemdeki koşullardan ve Ortaogrenimlilerin sorunlarından hareketle katıldı. 
Ben onu,1979 yılı Nisan ayında, İzmir'de, içinde yer aldigi Ortaogrenim mücadelesinde bırakıp başka bir ile,o ildeki Devrimci mücadeleye omuz vermek üzere giderken son kez gördüm. 
Sonrasında o devrimci mücadelede yer almaya devam etti.
Ben 1979 yılı Temmuz ayında bir nedenle girdiğim Denizli Kapalı Cezaevinden 1979 yılı Aralık ayında firar edip Uşak bölgesine, kırsal kesime geçtim. 
O mücadelede yer aldığı Salihli bölgesinde 1980 yılı içinde girdiği Salihli Kapalı Cezaevinden, aynı yıl 18 Mayıs günü, arkadaslarinin yardımıyla firar etti ve kendi deyimiyle 'yeniden doğdu'.
Sonrasında, 1 2 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbe koşullarında,bizler,Askeri ve Sivil cezaevlerinde 'zulüm ve direniş' sarmalinda yaşamımızı devam ettirirken, o her yerde devrimci mücadeleye devam etti.
O günkü koşullarda ondan çok az haber alabildik.
O yaşıyordu ve mücadeleye devam ediyordu.
Bunu biz, yalnız yaşayan annemizin ve kardeşlerimizin bazılarının evlerine yapılan baskınlardan ve baskılardan biliyorduk.
Annemiz ve bazı kardeşlerimiz bu süreçte çok baskı gördü ve çok acı çekti.
Yıllar geçti. 
Ben 1991 yılı 1 Ağustosun da cezaevinden çıktım. 
O artık Avrupa'da yaşıyordu. 
Uzaktık.
Kopuktuk.
Yabancılaşmıştik. 
Sonra onun KANSERE yakalandığını öğrendik. 
Son iki yılda,bu hastalığı süresince yeniden yakınlaştık. 
Gördük ki,bizim küçük Musa'mız büyümüştü.
O, bu kez hastalığa karşı direniyordu. 
Doktorları bile şaşırtıyordu. 
Onu,ülkesini, bu ülkedeki dostlarını, sevenlerini ve ailesinin bütün bireylerini,onu isimce bilip hiçbir zaman yakından tanıma olanağı bulamayan akrabalarının diğer bireylerini görebilsin diye ülkesine getirmeye çalıştık. 
Sağolsunlar, bir bayan avukat arkadaşımızın ve bazı dostlarımızın yoğun ve candan çabalarıyla bunu başardık. 
Ülkesine, yeniden, bir geldi. 
İki geldi.
Üçüncü de son kez geldi.
Musa,benden sonra mücadeleye katılmıştı.Tarih de ,sizler de bu söylediklerime tanık olun ki:O beni ve bu mücadelede yer alan pek çok arkadaşı geçti. O yaşadığı her yerde iz bırakan bir devrimci oldu.
Bugün burada toplananlar ve sonrasında, köyümüzde onu omuzlarında taşıyacak olanlar bunun kanıtıdır. 
İlk mücadeleye katıldığı an ile son günü bir bütün olarak ele alındığında o bir devrimcidir ve bir DEVRİMCİ YOLCU'DUR. 
O bizim onurumuzdur.
Tarih bunu böyle yazacaktır. 
Bu nedenle ben onun önünde, bizim küçük Musa'mız in ve namı diğer SETTAR'ımızın önünde saygıyla eğiliyorum. 
Gözün arkada kalmasın kardeşim. ''    Mehmet Erdal 

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi

HEKİMLERİN ÇALIŞMA HAKKINA DOKUNMA!

30 Ekim 2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile hekimlerin çalışma hakkı ciddi biçimde sınırlandırılmak istenmektedir.

6 AKP’li milletvekili tarafından verilen ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmekte yasa teklifinin 5’inci maddesi OHAL uygulamaları ile kamu görevinden çıkarılan/çıkarılabilecek veya güvenlik soruşturması sonucuna göre atanması uygun bulunmayan/bulunmayacak hekimlerin SGK anlaşmalı özel hastanelerde çalışmasını ve 600 gün boyunca hekimlik yapmasını engellemektedir.

Halihazırda, TCK uyarınca mahkemeler tarafından verilmiş kimi cezalarda, hekimlerin mesleklerini icrası yasaklanabilmektedir. Sunulan kanun teklifinde ise çalışma hakkının sınırlanması için herhangi bir mahkeme kararı aranmamaktadır. Yani iktidarın istediği yetki, hiçbir mahkeme kararına dayanmadan, mahkeme yerine geçerek, tamamen keyfi biçimde kimin hekimlik yapıp kimin yapamayacağına karar verme, çalışma hakkını gasp edebilme yetkisidir.

Mevcut tasarıya göre iktidarı eleştiren, iktidardan farklı düşünen, farklı yaşayan, mesleğini icra ederken ülkeyi yönetenlere değil ettiği yemine sadakati önemseyen her hekimin çalışma hakkı, iktidarın atadığı bürokratlar tarafından sınırlandırılabilecektir. İktidarın bir hekim hakkındaki kanaatleri mesleğin icrasından alıkoyarak çalışma hakkını ihlal etmeye yeterli olacaktır. Yasa tasarısında göre, herhangi bir yargı kararı ile mahkum edilmeyen, ancak iktidarın hoşnut olmadığı hekimler ve çocukları açlığa mahkum edilebilecektir. Sadece çocukları ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler değil, mesleğini icra etme hakkı sınırlandırılan hekimlerin ürettiği sağlık hizmetinden yoksun kalan geniş bir toplumsal kesim de cezalandırılmış olacaktır.

Bu düzenleme yasalara, Anayasa’ya ve Türkiye’nin imza attığı uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. Dünya Tabipler Birliğinin “utanç verici” ve “çalışma hakkına yönelik açık bir ihlal” olarak değerlendirdiği bu yasa tasarısı derhal geri çekilmelidir. Kendileri herhangi bir utanç duymasalar da ülke tarihine böyle bir leke sürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Unterkategorien

Türkiye Libya konferansından çekildi

Türkiye Libya konferansından çekildi

Türkiye, İtalya'nın Palermo kentinde düzenlenen ve iki gün sürmesi planlanan Libya konferansından çekildi. Karar, Türkiye'nin konferans çerçevesinde gerçekleştirilen bir toplantıdan "dışlanması" üzerine alındı. Söz konusu toplantıda, Libya'nın kuzeydoğusunun kontrolünü elinde bulunduran General Halife Hafter ile rakibi konumundaki Başbakan Fayiz es-Serrac bir araya getirilmişti. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte'nin ev sahipliğindeki toplantıya, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame de katılmıştı. Türkiye bu toplantıya davet edilmemişti. Ancak konferans kapsamında daha sonra Türkiye'nin de katılacağı bir yuvarlak masa toplantısının düzenlenmesi planlanıyordu. Libya Ulusal Ordusu'nun komutanı olan Hafter, ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi tarafından desteklenirken, BM dâhil uluslararası to... Read more

TMMOB TTB'YE DESTEK VERDİ: EĞİTİM VE ÇALIŞMA HAKKIMIZ ENGELL…

TMMOB TTB'YE DESTEK VERDİ: EĞİTİM VE ÇALIŞMA HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ!

13.11.2018   Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) çağrısıyla Ankara’ya gelen yüzlerce hekim, 11 Kasım 2018 tarihinde Kuğulu Park’ta biraraya gelerek, hekimlerin mesleklerini yapmasını engelleyen düzenlemeyi içeren Sağlık Torba Yasası’nın geri çekilmesini istedi.    Saat 12.00 itibariyle Ankara Tabip Odası’nda (ATO) buluşan hekimler Tunalı Hilmi Caddesi; SES’te toplanan hekimler de Atatürk Bulvarı üzerinden Kuğulu Park’taki buluşma için beyaz önlükleriyle yürüyüşe geçtiler.  Yürüyüş boyunca “Çalışma hakkımız engellenemez”, “Eğitim hakkımız engellenemez”, “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” sloganları atan hekimler, “6 Yıllık Emeğimizi ‘Torbayla’ Çöpe Atamazsınız”, Kovir Misen Ağam”, “Beyaz Direniş Var Dediler Geldik”,  “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane KHK’lar Bahane”, “Çalışırken Ölmek, Öldürülmek İstemiyoruz”, “Sağlıksızlıklaştıran Yasayı Kabul Etmiyoruz” yazılı dövizler taşıdılar. Kuğulu Park’ta saat 13... Read more

Acımız büyük: Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan silah…

Acımız büyük: Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan silahlı saldırıda yaşamını yitirdi

Lastik İş Sendikamızın Genel Başkanı Abdullah Karacan, Sakarya’da işyeri ziyareti sırasında silahlı saldırıya uğradı. Saldırının ardından Lastik İş Sendikamızın Genel Başkanı Abdullah Karacan, Lastik İş Sakarya Şube Başkan Yardımcısı Mustafa Sipahi ve Şube Yönetim Kurulu üyesi Osman Bayraktar Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Genel Başkan Abdullah Karacan ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Acımız büyük. Ailesinin, Lastik İş sendikamızın ve tüm DİSK’lilerin başı sağ olsun. Cenaze programı bilahare paylaşılacaktır Read more

Aydın Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması: İMAR AŞ…

Aydın Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması: İMAR AŞ işçileri işe iade edilsin

Aydın Büyükşehir Belediyesinde işten çıkarılan Sosyal İş sendikamız üyesi 9 işçiyle ilgili olarak bugün Aydın’da bir basın açıklaması gerçekleştirildi. 13 Kasım, Salı günü saat 11.00’da Aydın Büyükşehir Belediyesi önündeki basın açıklamasına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sosyal İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, DİSK üyesi sendikaların genel merkez ve şube yöneticileri, çok sayıda emek ve meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, siyasi parti temsilcisi, DİSK Gıda-İş üyesi #Direnİşçi Tariş işçileri ve DİSK üyesi sendikalardan işçiler katıldı. Burada bir konuşma yapan Sosyal İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, işçilerin Anayasal haklarını kullandığı için işten çıkarıldığının altını çizerek, 128 gündür işçilerin barışçıl bir biçimde mücadelelerini sürdürdüklerini, Sosyal-İş sendikasının diyalog ile sorunun çözümü için çaba gösterdiğini ancak Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin bu ayıbı sona erdirmek için herhangi bir... Read more

Fransa ile "Kaşıkçı tapesi" polemiği

Fransa ile "Kaşıkçı tapesi" polemiği

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin ses kayıtlarının Batılı ülkelerle paylaşıldığı yönündeki açıklamasının yankıları sürüyor. Fransa, tapelerle ilgili ellerinde bilgi olmadığı açıklamasını yaparken Kanada ve Almanya'dan Erdoğan'ın sözlerini teyit eden açıklamalar geldi. Alman hükümet sözcüsü Steffen Seibert, Berlin'deki basın toplantısında, Erdoğan'ın açıklamaları hakkındaki bir soru üzerine, "Size istihbarat alışverişi olduğunu söyleyebilirim" demekle yetindi. Seibert, "istihbarat birimlerinin diğer operatif faaliyetlerinde olduğu gibi bu konuda da" kamuoyuyla herhangi bir bilgi paylaşamayacaklarını sözlerine ekledi. Erdoğan, Cuma günü Kaşıkçı cinayetiyle ilgili açıklamada, "Biz tapeleri verdik. Suudi Arabistan'a da verdik. Amerika’ya da verdik. Almanlara, Fransızlara, İngilizlere hepsine verdik. Dolayısıyla buradaki konuşmaları filan onlar da dinlediler, biliyorlar. Bunu sağa sola çarpıtmaya gerek yok” ifadesini ku... Read more

İzmir'in Dikili ilçesinde göçmen faciası

İzmir'in Dikili ilçesinde göçmen faciası

Bu sabah saat 06.20 sıralarında Dikili Denizköy Mahallesi açıklarındaki Karaada'da bulunan balık çiftliğindeki görevliler, göçmen teknesinin battığı ihbarında bulundu. Bu sırada 2 göçmen yüzüp adaya çıkmayı başardı. Bu 2 kişiyi alan Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı'na bağlı ekipler, denizden ve havadan bölgede arama çalışması başlattı. Balıkçıların da destek verdiği bu aramalar sırasında 2'si çocuk olmak üzere 5 kişinin cesedine ulaşıldı. Kendi imkanlarıyla kurtulan 2 kişinin yanı sıra 3 kişi de denizde bulunup son anda yaşama tutundu. Kurtarılan kişiler, Dikili Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı, hipotermi tehlikesi yaşayan bu kaçakların sağlık durumlarının iyi olduğu ifade edildi. Kayıp olan 5 kişinin arama çalışmaları ise halen devam ediyor. Teknede 14'ü Afgan 1'i İranlı toplam 15 göçmenin olduğu öğrenildi.  Bunun yanı sıra jandarma da, kilometrelerce uzunluktaki kıyı bandında olası ceset vurmasına karşı arama kurtarma devriyelerini sürdürdü. Kurtarılan kişilerin verdiği bilgiler... Read more

Doktorların 5. madde isyanı

Doktorların 5. madde isyanı

“Çalışma hakkımız keyfi bir şekilde elimizden alınıyor. Açlığa mahkum edilmeyi kabul etmeyeceğim.” Bu sözler tıp fakültesinden bir yıl önce mezun olan Selçuk Çelik’e ait. Çelik, hakkındaki güvenlik soruşturmasından neden geçemediğini bilmiyor. Bildiği tek şey var: Bundan böyle devlet hastanelerinde çalışamayacak, özel hastanelerde çalışma şansı da çok düşük. 25 yıldır acil tıp uzmanı olarak çalışırken OHAL kararnamesiyle (KHK) işten atılan Mustafa Karakuş ise özel hastanede bulduğu işinden de olmak üzere. Kimin kendisini “terörist” olarak suçladığını, bu yüzden de ihraç edildiğini anlayamayan Karakuş, “Devletin beni şimdi de sivil ölüme terkedecek olmasını anlamıyorum” diyor. İktidardaki AKP milletvekillerince sağlıkta şiddeti önlemek için meclise getirilen yasa teklifi meclis sağlık komisyonunda muhalefet partileri CHP ve HDP’nin sert tepkilerine karşın kabul edildi. AKP milletvekillerine “Hedefiniz doktorlara şiddeti önlemek değil, doktorları açlığa mahkum etmek” çıkışında bulun... Read more

Şirinevler’den çağrı: Emeğin hakları için omuz omuza!

 Şirinevler’den çağrı: Emeğin hakları için omuz omuza!

“Krizin Bedelini Ödemeyeceğiz” diyen kurumlar, 10 Kasım Cumartesi günü İstanbul Şirinevler’de 6 acil talebin ve ortak mücadele çağrısının olduğu bildirileri dağıttı.  KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun “KHK’ler gidecek, biz kalacağız” diyerek her hafta bir başka noktada düzenlediği basın açıklamasının ardından gerçekleştirilen bildiri dağıtımına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de katıldı. Read more

Karar Gazetesi: Baskılarla karşı karşıyayız

Karar Gazetesi: Baskılarla karşı karşıyayız

Karar Gazetesi, "Kamuoyuna ve okurlarımıza zaruri bir açıklama" başlığıyla yayınladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:  Karar gazetesi yayın hayatına başladığı 7 Mart 2016 tarihinden bu yana yoğun, sistematik ve arkası kesilmeyen çeşitli baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Gazetemize yönelik baskıları, ambargoları ve yaşadığımız haksızlıkları bugüne kadar kamuoyuyla paylaşmadık. Hukukla, mantıkla ve sağduyuyla bağdaşmayan bu uygulamalara mutlaka son verileceğini umduk ve bugüne kadar sabırla bekledik.  Ne var ki son günlerde gazetemiz üzerinde yaşanan polemikler, okurlarımızdan gelen sorular ve en nihayet devam etmekte olan baskıların artık ekonomik olarak tahammül edilemez noktaya gelmiş olması sebebiyle bir açıklama zarureti hasıl olmuştur.  'YAYIN HAYATINA BAŞLADIĞIMIZ GÜNDEN BERİ İLAN AMBARGOSU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ'  Öncelikle, yayın hayatına başladığımız günden bugüne kadar aralıksız uygulanan bir ilan ambargosu ile karşı karşıya bulunuyoruz. Sadece reklamveren durumunda b... Read more

Gözaltında kaybedilişinin 22. Yılında Ramazan Yazıcı için ad…

Gözaltında kaybedilişinin 22. Yılında Ramazan Yazıcı için adalet istiyoruz!

Gözaltında kaybedilişinin 22. Yılında Ramazan Yazıcı için adalet istiyoruz! 711. haftamızda da kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray, Cumartesi Anneleri’ne yasaklı.Türkiye’de diğer ağır ihlaller gibi gözaltında kaybetme suçu da hukuksal ve siyasal faktörlerin etkisiyle cezasız bırakılmaktadır. Yüzlerce insan gözaltına alınarak kaybedilmesine rağmen, kaybedilenlerin aileleri için tüm hak arama kanallarının kapatılması büyük bir adalet boşluğuna yol açmaktadır.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de uzun yıllardır Türkiye’de güvenlik güçlerinin eylemlerinden dolayı yaşanan ihlallerde, etkili soruşturma yapılmayarak sürecin fiili cezasızlıkla sonuçlandırıldığına dikkat çekmektedir.711. haftamızda AİHM’in dikkat çektiği cezasızlık davalarından biri olan Ramazan Yazıcı dosyasını kamuoyuyla paylaşıyoruz.36 yaşındaki Ramazan Yazıcı Diyarbakır-Silvan arasında bir minibüs ile yolcu taşımacılığı yapıyordu. 22 Kasım 1996 tarihinde saat 09.00 sıralarında Silvan Melikahmet Garajı’n... Read more

Hakan Erbilek Serbest Bırakılsın!

Hakan Erbilek Serbest Bırakılsın!

Hapishanelerde geçmişten bu yana; darbeler, OHAL’ler, kanunlar ve genelgeler dayanak yapılarak insan hak ve özgürlükleri çiğnenmekte hatta en temel hak olan devletin koruma ve yaşatma zorunda olduğu yaşam hakkı bile gasp edilmektedir. Yaşam hakkının korunması için öncelikli olarak sağlığa erişim hakkının yaşama geçmesi gerekir ancak hapishanelerden gelen başvurulara baktığımızda bunun hiç de böyle olmadığını görmekteyiz. Devletin adeta tasarruf alanı haline getirilen hapishanelerde, mahpuslara artık ağrı kesici bile tane ile verilmekte, zorunlu ilaçlar ise çok geç verilmekte ya da hiç verilmemektedir. Aylar sonra hastaneye sevk edilen mahpuslar ameliyat veya tedavi için sürekli erteleme veya sorumluluğu üzerinden atmaya dayalı gerekçelerle oyalamaktadır. Bu nedenle her geçen gün daha da ciddi sağlık sorunları ile mücadele etmeye zorlanmaktadırlar. Sağlığa erişimde bu kadar sorun yaşatılırken, bedensel ve zihinsel olarak bırakalım hapishanede tutulmayı, sürekli hastane koş... Read more

PEYZAJMO: DOĞA’NIN TALANI “BARIŞ” OLAMAZ!

PEYZAJMO: DOĞA’NIN TALANI “BARIŞ” OLAMAZ!

09.11.2018   Peyzaj Mimarları Odası 9 Kasım 2018 tarighinde İmar Barışı'na ilişkin bir basın açıklaması yaptı.   İmar affı uygulaması, imar mevzuatına aykırı olarak yapılmış kaçak yapıları yasallaştırdığı gibi, hazine ve belediye arazilerine ait, kamusal alanları, halkın yani bizim malımızı; yaylalarımız, ormanlarımız, kıyılarımız, derelerimiz, tarım alanlarımız, çayır, mera, otlak, tarihi, arkeolojik, doğal, kentsel sit alanlarımız, kültürel mirasımızın gasp edilerek yapılan tüm kaçak yapılar affedilerek ödüllendiriyor. Ülke genelinde yaklaşık 13-14 milyon kaçak yapı için başvuru beklenen, imar affı uygulaması 18 Mayıs 2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 7143 sayılı "Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen Geçici 16. Madde ile yürürlüğe girdi. 31 Ekim 2018 tarihinde son bulması beklenen başvurular 31 Aralık 1018`e k... Read more

HEKİMLERİN ÇALIŞMA HAKKINA DOKUNMA!

HEKİMLERİN ÇALIŞMA HAKKINA DOKUNMA!

30 Ekim 2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile hekimlerin çalışma hakkı ciddi biçimde sınırlandırılmak istenmektedir. 6 AKP’li milletvekili tarafından verilen ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmekte yasa teklifinin 5’inci maddesi OHAL uygulamaları ile kamu görevinden çıkarılan/çıkarılabilecek veya güvenlik soruşturması sonucuna göre atanması uygun bulunmayan/bulunmayacak hekimlerin SGK anlaşmalı özel hastanelerde çalışmasını ve 600 gün boyunca hekimlik yapmasını engellemektedir. Halihazırda, TCK uyarınca mahkemeler tarafından verilmiş kimi cezalarda, hekimlerin mesleklerini icrası yasaklanabilmektedir. Sunulan kanun teklifinde ise çalışma hakkının sınırlanması için herhangi bir mahkeme kararı aranmamaktadır. Yani iktidarın istediği yetki, hiçbir mahkeme kararına dayanmadan, mahkeme yerine geçerek, tamamen keyfi biçimde kimin hekimlik yapıp ... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde