Özgürlük

Elazığ'daki tutsaklar İHD'ye başvurdu

Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mahmut Doner, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin mektup yazarak, İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’ne başvurdu. Doner, Nisan ayında Elazığ T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden 2 Nolu Cezaevi’ne sevk edildiğini ve çıplak arama dayatmasına maruz kaldığını, her geçen gün baskıların ağırlaştırıldığını aktardı.

'BAKANLIK PERSONELİ DEĞİL, DEVRİMCİYİZ!'

Doner, 3 kişilik hücrelerde tutulduklarını ve hücreden her çıktıklarında ayakkabı aramasına maruz kaldıklarını, bunu yapmamaları durumunda iletişim ve görüş haklarının kısıtlandığını, gardiyanlar tarafından tehdit edildiklerini belirtti. Kitap sınırlaması getirildiğini ve kendilerine dergilerin verilmediğini aktaran Doner, “Ekim başından itibaren tüm haklarımızı ortadan kaldıran bir saldırıyla karşı karşıyayız. Kimlik dayatmasından dolayı tutukluluk haklarımız engelleniyor. Bizler devrimci tutsaklarız, Adalet Bakanlığı personeli değiliz” dedi.

Dayatmalara karşı çıktıkları için haklarında soruşturmalar açıldığını kaydeden Doner, İnfaz Hakimliğine yaptıkları başvuruların ise “Yasa ve usule uygundur” denilerek reddedildiği bilgisini paylaştı.

'HAREKETE GEÇİN' ÇAĞRISI

Doner, mektubunda şu ifadelere de yer verdi:

"Bu ağır baskı ve tecrit politikaları, elbette ülke genelinde işçi ve emekçilere dayatılan sömürünün, açlık ve yoksulluğa mahkum edilmelerinin uzantısıdır. Bizler ezilen sınıfın, tüm ezilen kesimlerin üyeleriyiz ve elbette tüm baskılardan payımıza düşeni alıyoruz. Bu yüzden teslim alınmaya çalışıyoruz. Ancak bu mümkün değildir. Tarih de tanıktır. Biz bizden öncekiler gibi son sözü söyleyeceği bilinciyle yolumuza devam ediyoruz. Sizlerden hak gasplarına karşı harekete geçmenizi, temel hakları savunmanızı bekliyoruz.”

  KAYNAK:ANF/(ÖZGÜRLÜK)

TMMOB'dan Bakırköy'deki iş cinayeti açıklaması

13.12.2017
 

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Bakırköy Spor Vakfı Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen yıkım çalışması sırasında, Bakırköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü taşeron işçisi Mustafa Yılmaz'ın başına U profil düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi ve taşeron işçilik üzerine 13 Aralık 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

 

TAŞERONLAŞMA ÖLÜM DEMEKTİR!

Bakırköy Spor Vakfı Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen yıkım çalışması sırasında, alanda toz kalkmaması için sulama yapan Bakırköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü taşeron işçisi Mustafa Yılmaz başına U profil düşmesi sonucu 11.12.2017 Pazartesi saat 09:30 ‘da yaşamını yitirmiştir.

Mustafa Yılmaz’ın hayatına mâl olan iş cinayetinin sebepleri, 2017 yılının ilk 11 ayında yaşamış olduğumuz 1851 iş cinayetinin gerçekleşme sebepleri ile aynıdır.

Yaşanan iş cinayetinde hayatını kaybeden Mustafa Yılmaz’ın Bakırköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü çalışanı olarak, yıkım alanında önlem alınmadan sulama faaliyeti yapması için talimatı kimin verdiği, yapılan çalışmanın işçi sağlığı ve iş güvenliği prosedürlerinin kim tarafından uygulandığı ve gerçekleşen yıkım işleminden Bakırköy Belediyesi’nde kimin sorumluluğunda olduğu soruları cevaplanmalıdır.

  • Taşeron yasası AKP iktidarı tarafından seçim yatırımı olarak görülmektedir. İvedilikle sendikalar ve meslek örgütlerinin görüşleri alınarak taşeron işçiliğe son verecek yasa çalışması yapılıp uygulamaya geçilmelidir,
  • Taşeron işçilik söylemine seçim süreçlerinde ve basın açıklamalarında yer veren partiler taşeronlaşmanın yoğun olarak yaşandığı belediyelerdeki taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi için il yönetimlerinde ve ilçe belediyelerince gerekli çalışmaların yapılmasını sağlamalıdır,
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği çalışmalarının külfet olarak gören kamu kurumları, belediyeler ve özel sektörün ivedilikle denetim altına alınması gerekmektedir. Meslek odalarının ve sendikaların çalışma yaşamına dair denetim ve yönetim faaliyetlerinin içinde bulunmaları sağlanmalıdır,
  • BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 23. maddesinde belirtilen "Herkesin, kendi özgür seçimiyle belirlediği bir iş yerinde, adil ve elverişli çalışma koşullarında çalışma hakkı vardır" yaklaşımına uygun olarak, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için iş yerlerinde "önce insan, önce sağlık, önce işçi güvenliği" anlayışı yerleştirilmeli, üretim süreçlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlem ve uygulamalarına öncelik verilmelidir. Yapılacak tüm düzenlemelerde iş yerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasında asıl sorumluluğun işverende olduğu gerçeğinden uzaklaşılmamalıdır. 

Yaşanan diğer iş cinayetlerinde söylediğimiz gibi Mustafa Yılmaz’ın ölümü ne kader ne de fıtrattır. İş cinayetlerinin temelinde yetkililerin kâr hırsı vardır. Mustafa Yılmaz’ın ailesi ve yakınlarına başsağlığı diler, iş cinayetinin sorumlularının yargılanması için gerekli çalışmaları yapacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu

 (ÖZGÜRLÜK)

AKP milletvekili Almanyalı Osmanlılar'la bağlantıdaydı

Alman ikinci televizyon kanalında yayınlanan "Frontal 21" programı ve Stuttgarter Nachrichten gazetesinde yer alan haberlerde, AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve AKP İstanbul milletvekili Metin Külünk'ün "Almanyalı Osmanlılar" (Osmanen Germania) adlı çete ile yakın bağlantıları olduğu iddia edildi. "Almanyalı Osmanlılar" Almanya'da polis baskınları ve örgütlü suçlarla gündeme gelmişti.

Alman güvenlik birimlerinin dinleme ve gözlem protokollerine dayandırılan haberlerde, AKP milletvekili Metin Külünk'ün birçok kez Almanyalı Osmanlılar'ın ileri gelen isimlerine para verdiği ya da verdirdiği öne sürüldü. Habere göre Almanya'daki soruşturma ekipleri bu parayla ateşli silah da satın alındığından yola çıkıyor.

Haberlerde Külünk'ün geçen yıl Alman Federal Meclisi'nin "Ermeni soykırımı" kararının ardından protesto gösterilerinin organizasyonunda aktif rol aldığı da iddia edildi.

Gazetecilerin Külünk'ün irtibatta olduğu öne sürülen kişilerden "Almanyalı Osmanlılar"ın eski lideri Mehmet Bağcı ile söz konusu iddialarla ilgili olarak görüşmek istediği, ancak kendisine ulaşamadığı belirtildi. Bağcı halihazırda başka suçlamalar nedeniyle tutuklu bulunuyor.

Almanyalı Osmanlılar'ın adı daha önce de gündeme geldi

Kuzey Ren-Vestfalya (KRV) eyaleti İçişleri Bakanı Herbert Reul bundan iki ay önce bir bilgilendirme raporu hazırlamıştı. Raporda Almanya'da polis baskınları ve örgütlü suçlarla gündeme gelen "Almanyalı Osmanlılar" adlı çetenin Ankara tarafından desteklendiği belirtilmişti. 

Raporda grubun başkanının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı İlnur Çevik tarafından 2016 yılı ekim ayında Ankara'da kabul edildiğine de değinilmişti. Raporda ayrıca ziyareti gerçekleştiren başkanın görüşme ile ilgili yaptığı, "Saygıdeğer kurucumuz, Cumhurbaşkanımızın danışmanlarından İlnur Çevik, Almanyalı Osmanlıları Cumhurbaşkanlığı'nda kabul etti. Grubun sembolünün olduğu tişörtü giyerek, cumhurbaşkanlığının yurt dışındaki terör örgütlerine karşı mücadele eden Türk vatandaşlarının arkasında olduğunu söyledi" yorumu da aktarılmıştı.

Birçok operasyon düzenlendi 

Almanyalı Osmanlılar'ın ana merkezi uzun süre Hessen eyaletine bağlı Dietzenbach adlı kentte bulunan bir boks kulübü (Osmanen Germania Boxclub) olarak biliniyordu. Geçen yıl Almanya'nın farklı eyaletlerinde birçok kez baskın düzenlenen çeteye uyuşturucu, silah ticareti, kara para aklama, şantaj, belgede sahtecilik gibi suçlamalar yöneltiliyor.

 (ÖZGÜRLÜK)

Deniz Yücel'in avukatı: Ne adil ne de mantıklı

Türkiye'de 303 gündür tutuklu olan Die Welt muhabiri Deniz Yücel'in avukatı Veysel Ok, gazeteciye yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde devam eden sürecin en hızlı şekilde tamamlanmasını istiyor. AFP haber ajansına konuşan Ok, "Yücel'in AİHM sürecinin, Türkiye'deki tüm gazeteciler için büyük bir anlamı olduğunu" belirtti.

14 Şubat'ta gözaltına alınan ve 27 Şubat'tan bu yana Silivri Cezaevi'nde tutulan Yücel'in avukatı Ok, bu ay içinde Türkiye'nin Yücel'e ilişkin AİHM'ye verdiği savunmaya da bir yanıt yazacaklarını ifade etti.

Ok, Türk hükümetinin savunmasına ilişkin verecekleri yanıtta, Yücel'in tutukluluğunun neden yasalara uygun olmadığını aktaracaklarını belirtti. Ok, Yücel'in 10 aydır hakkında bir iddianame hazırlanmadan cezaevinde tutulduğuna dikkat çekerek, Türk hükümetinin AİHM'ye Yücel'in tutukluluğuna ilişkin savunma göndermesinin "ne adil ne de mantıklı" olduğu eleştirisinde bulundu.

Ok: Yücel gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu

Avukat Ok, Yücel'in gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını ve hakkındaki iddiaların yaptığı haberlere dayandırıldığını belirtti.Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gazeteciliğin yargılanmasına izin vermiyor. 

Türk hükümeti, hakkında iddianame hazırlanmadan tutuklu bulunan Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Yücel'in tutukluluğuna ilişkin AİHM'ye bir savunma gönderdi. AİHM'nin talebi üzerine 28 Kasım'da gönderilen 51 sayfalık savunma metninde Türk hükümeti, gazetecinin tutukluluğunu savunarak bunun "gerekli ve orantılı" olduğunu belirtti.

Yücel'in AİHM'ye yaptığı şikayet başvurusu üzerine istenen ve daha önce Türk hükümeti tarafından iki kez ertelenen savunmada, Yücel'in tutukluluğunun gazetecilik faaliyetleri ile ilgili olmadığı savunuldu. Metinde, "Deniz Yücel'in terör örgütlerinin amaçları ile uyumlu hareket ettiği, terör örgütlerinin lehine propaganda yaptığı, Kürt ve Türk toplumları arasındaki anlaşmazlıkları kışkırtma amaçlı davranışlarda bulunduğu" şüphesinin oluştuğu iddia edildi. 

Ayrıca savunmada, Yücel'in Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın e-postalarına siber saldırı düzenleyen bir hacker grubu ile de iletişimi olduğu öne sürüldü.

AİHM Türkiye'den gerekçe istedi

AİHM, Türkiye'den Yücel'in tutukluluğunun neden uzun sürdüğünü gerekçelendirmesini istemişti. Savunmada, Türkiye'deki olağanüstü hal koşulları ve mahkemenin üzerindeki iş yükü dikkate alındığında bunun "son derece anlaşılabilir bir durum" olduğu vurgulandı. Türk hükümeti AİHM'den Yücel'in şikayetini geri çekmesini istedi.

Die Welt gazetesinin Türkiye muhabiri Yücel, Albayrak'ın e-postalarına yönelik yapılan haberler kapsamında yürütülen soruşturmada, kendi isteğiyle ifade vermeye gittiği emniyette 14 Şubat'ta gözaltına alınmıştı.

Ancak Yücel, PKK liderlerinden Cemil Bayık ile yaptığı röportaj gerekçe gösterilerek "terör propagandası yapmak ve halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek" suçlamalarıyla 27 Şubat'ta tutuklanmıştı. Türk ve Alman vatandaşı olan Yücel'in tutuklanması Almanya ile Türkiye ilişkilerine büyük zarar verdi. Federal hükümet Yücel'in serbest bırakılması için girişimlerde bulunuyor. 

AİHM sözcülerinden birinin açıklamasına göre, mahkemeden Yücel'e ilişkin bir karar çıkmasının aylar alabileceği belirtiliyor.

 (ÖZGÜRLÜK)

Tutsaklar anlattı: Burada her şey insanlık dışı!

Türkiye’de insan hakları ihlalleri ve anti-demokratik uygulamalar açısından önemli bir gösterge olan cezaevlerinde, 12 Eylül’ü aratmayan baskılar yaşanıyor. Siyasi tutsakların yıllarca büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlar OHAL adı altında teker teker ellerinden alınıyor. Cezaevlerinden peş peşe gelen mektuplar bu gerçeğe ışık tutuyor.

‘ASKERMİŞ GİBİ TEKMİL VERMEMİZ İSTENİYOR’

Bolu F Tipi Cezaevi’nden mektup yazan siyasi tutsak Latif Mollaahmetoğlu, tekmil dayatması nedeniyle haftalık telefon haklarını kullanamadıklarına dikkat çekti. “Telefonu açtığımızda bir askermiş gibi tekmil vermemiz isteniyor” diye yazan Mollaahmetoğlu, bu uygulamanın sadece tutsaklara değil, ailelerine de dayatıldığını aktardı. Mollaahmetoğlu, “güvenlik” adı altında dayatılan uygulamayı şöyle anlattı: “Adımı, soyadımı söyleyeceğim, sonra UYAP’ta zaten kayıtlı olan telefonu tekrar edeceğim. Sonra aradığım yakınım da aynı şekilde ismini soyadını ve numarayı tekrarlayacak.” Bunun eziyetten başka bir şey olmadığını vurgulayan Mollaahmetoğlu, bilginin aniden tüm dünyaya yayıldığı 21. yüzyılda kendilerine empoze edilen bu ilkel uygulamayı kabul etmeyeceklerini vurguladı.

ÇIPLAK ARAMA, KİTAP VE GÖRÜŞÇÜ SINIRLAMASI

Düzce T Tipi Cezaevi’nden mektup yazan siyasi tutsak Selda Bulut, yaşanan insanlık dışı uygulamaları anlattı. Kasım ayında hücrelerinin aniden basılıp Silivri Kapalı Cezaevi’nden ülkenin dört bir yanındaki hapishanelere sürgün edildiklerini anlatan Bulut, getirildiği Düzce T Tipi Cezaevi’nde insanlık onurunu aşağılayan çıplak arama dayatmasıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Silivri Cezaevi’nden üstü aranarak ve X-Ray cihazından geçirilerek Düzce T Tipi’ne getirildiğine işaret eden Bulut, bu insanlık dışı uygulamayı kabul etmediği ve “Onursuz aramaya son” sloganını attığı için 1 ay görüş cezası aldığını yazdı. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatlarıyla aynı koğuşta kalan Bulut, cezaevinde 10 kitap sınırlamasının da sürdüğünü aktardı. “Kitap okumak bizim için su gibi, ekmek gibi bir ihtiyaç” diye yazan Bulut, bu sınırlama nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşadıklarını belirtti. OHAL haftalık telefon haklarının 2 haftada 1 şeklinde değiştirildiğini, üç kişiyle konuşma haklarının ise iptal edildiğini anlatan Bulut, ailelerden görüşe gelebilecek kişilere dahi sınırlama getirildiğini belirtti.

PARANOYANIN BÖYLESİ

İzmir 1 No’lu T Tipi Cezaevi’nden mektup yazan siyasi tutsak Musa Kurt, kitap ve yayın haklarının gasp edildiğini vurguladı. OHAL ilanıyla birlikte tüm haklarının ortadan kalktığını aktaran Kurt, 10 kitap sınırlandırılması getirilirken, Yürüyüş ve Tavır isimli yasal dergilerinin keyfi olarak yasaklandığını yazdı. Musa Kurt, bu dergiler konusunda cezaevi idaresinin paranoyasının vardığı noktayı, “Bir arkadaşımızın yazdığı mektubu ‘Yürüyüş dergisinden alıntılar var’ gerekçesiyle sahibine verilmedi, mektuba el konuldu” şeklinde anlattı.

‘KAZANILMIŞ HAKLARIMIZI GASP ETTİRMEYECEĞİZ!’

Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nden mektup yazan siyasi tutsak Gürkan Türkoğlu ise, yönetmelikte dahi olmayan keyfi kıyafet yasaklarının uygulandığını, gönderildikleri kartların engellendiğini, hücre kabinli ring aracı eziyeti nedeniyle tutsakların hastaneye ve mahkemeye götürülmediğine dikkat çekti. Bu keyfi uygulamalara karşı çıkan tutsaklara disiplin cezaları yağdırılırken, iletişim haklarının da gasp edildiğini belirten Türkoğlu, mektubunda yaşanan hak ihlallerini şöyle sıraladı:

“Rıdvan Akbaş’ın Necla Can’a gönderdiği faks 'sakıncalı' denilerek engellendi. Serkan Fikir’in Ferhat Gerçek’e gönderdiği mektup engellendi. Farklı hapishanelerdeki arkadaşlarımıza gönderdiğimiz kartların engellenmesi İnfaz Hakimliği’nin kararıyla da onaylandı. Her hafta cuma günü verilmesi gereken hapishane içi posta ya geç veriliyor, ya hiç verilmiyor. Havalandırmaları gören kameraların kapatılmasını bahane eden hapishane idaresi, 10 ay gecikmeli soruşturmalar açıyor. Oysa soruşturma açtığı tutsakların birçoğu o tarihlerde bu hapishanede dahi değiller. Bu asılsız suçlamalar nedeniyle açık görüşe çıkmadan 2 saat kala hakkımda ziyaret yasağı cezası başlatıldı. Ailem mağdur edildi. Benzer bir şekilde Umut Güney’in de 3 günlük hücre cezası, açık görüşe 2 saat kala tebliğ edildi. Tutsaklara yönelik hücre kabinli ring uygulaması nedeniyle birçok arkadaşımız hastaneye ve mahkemeye götürülmemektedir. Bu ringlere girmeyi kabul etmeyen Turgay Ayyıldız ve Caner Koç hastaneye götürülmemiştir. Hastaneye ve mahkemelere sevklerinin engellenmesinin bir diğer gerekçesi ise tek tip elbise uygulamasıdır. Ufuk Sayaroğlu ve Ozan Oğuz ‘un siyah giyinmesini bahane eden jandarma, 'Tek tip elbiseyi protesto ediyorsunuz' diyerek sevkleri engellemeye çalışmıştır.”

Mektubun bitiminde özgür tutsakların gasp edilen hakları kolay kazanmadıkları hatırlatan Gürkan Türkoğlu, kazanılmış haklarını gasp ettirmemek için sonuna kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

KAYNAK:ANF/(ÖZGÜRLÜK)

Unterkategorien

Elazığ'daki tutsaklar İHD'ye başvurdu

Elazığ'daki tutsaklar İHD'ye başvurdu

Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mahmut Doner, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin mektup yazarak, İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’ne başvurdu. Doner, Nisan ayında Elazığ T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden 2 Nolu Cezaevi’ne sevk edildiğini ve çıplak arama dayatmasına maruz kaldığını, her geçen gün baskıların ağırlaştırıldığını aktardı. 'BAKANLIK PERSONELİ DEĞİL, DEVRİMCİYİZ!' Doner, 3 kişilik hücrelerde tutulduklarını ve hücreden her çıktıklarında ayakkabı aramasına maruz kaldıklarını, bunu yapmamaları durumunda iletişim ve görüş haklarının kısıtlandığını, gardiyanlar tarafından tehdit edildiklerini belirtti. Kitap sınırlaması getirildiğini ve kendilerine dergilerin verilmediğini aktaran Doner, “Ekim başından itibaren tüm haklarımızı ortadan kaldıran bir saldırıyla karşı karşıyayız. Kimlik dayatmasından dolayı tutukluluk haklarımız engelleniyor. Bizler devrimci tutsaklarız, Adalet Bakanlığı personeli değiliz” dedi. Dayatmalara karşı çık... Read more

TMMOB'dan Bakırköy'deki iş cinayeti açıklaması

TMMOB'dan Bakırköy'deki iş cinayeti açıklaması

13.12.2017   TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Bakırköy Spor Vakfı Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen yıkım çalışması sırasında, Bakırköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü taşeron işçisi Mustafa Yılmaz'ın başına U profil düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi ve taşeron işçilik üzerine 13 Aralık 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.   TAŞERONLAŞMA ÖLÜM DEMEKTİR! Bakırköy Spor Vakfı Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen yıkım çalışması sırasında, alanda toz kalkmaması için sulama yapan Bakırköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü taşeron işçisi Mustafa Yılmaz başına U profil düşmesi sonucu 11.12.2017 Pazartesi saat 09:30 ‘da yaşamını yitirmiştir. Mustafa Yılmaz’ın hayatına mâl olan iş cinayetinin sebepleri, 2017 yılının ilk 11 ayında yaşamış olduğumuz 1851 iş cinayetinin gerçekleşme sebepleri ile aynıdır. Yaşanan iş cinayetinde hayatını kaybeden Mustafa Yılmaz’ın Bakırköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü çalışanı olarak, yıkım... Read more

Deniz Yücel'in avukatı: Ne adil ne de mantıklı

Deniz Yücel'in avukatı: Ne adil ne de mantıklı

Türkiye'de 303 gündür tutuklu olan Die Welt muhabiri Deniz Yücel'in avukatı Veysel Ok, gazeteciye yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde devam eden sürecin en hızlı şekilde tamamlanmasını istiyor. AFP haber ajansına konuşan Ok, "Yücel'in AİHM sürecinin, Türkiye'deki tüm gazeteciler için büyük bir anlamı olduğunu" belirtti. 14 Şubat'ta gözaltına alınan ve 27 Şubat'tan bu yana Silivri Cezaevi'nde tutulan Yücel'in avukatı Ok, bu ay içinde Türkiye'nin Yücel'e ilişkin AİHM'ye verdiği savunmaya da bir yanıt yazacaklarını ifade etti. Ok, Türk hükümetinin savunmasına ilişkin verecekleri yanıtta, Yücel'in tutukluluğunun neden yasalara uygun olmadığını aktaracaklarını belirtti. Ok, Yücel'in 10 aydır hakkında bir iddianame hazırlanmadan cezaevinde tutulduğuna dikkat çekerek, Türk hükümetinin AİHM'ye Yücel'in tutukluluğuna ilişkin savunma göndermesinin "ne adil ne de mantıklı" olduğu eleştirisinde bulundu. Ok: Yücel gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu Avukat Ok, Yücel'in gazetecil... Read more

AKP milletvekili Almanyalı Osmanlılar'la bağlantıdaydı

AKP milletvekili Almanyalı Osmanlılar'la bağlantıdaydı

Alman ikinci televizyon kanalında yayınlanan "Frontal 21" programı ve Stuttgarter Nachrichten gazetesinde yer alan haberlerde, AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve AKP İstanbul milletvekili Metin Külünk'ün "Almanyalı Osmanlılar" (Osmanen Germania) adlı çete ile yakın bağlantıları olduğu iddia edildi. "Almanyalı Osmanlılar" Almanya'da polis baskınları ve örgütlü suçlarla gündeme gelmişti. Alman güvenlik birimlerinin dinleme ve gözlem protokollerine dayandırılan haberlerde, AKP milletvekili Metin Külünk'ün birçok kez Almanyalı Osmanlılar'ın ileri gelen isimlerine para verdiği ya da verdirdiği öne sürüldü. Habere göre Almanya'daki soruşturma ekipleri bu parayla ateşli silah da satın alındığından yola çıkıyor. Haberlerde Külünk'ün geçen yıl Alman Federal Meclisi'nin "Ermeni soykırımı" kararının ardından protesto gösterilerinin organizasyonunda aktif rol aldığı da iddia edildi. Gazetecilerin Külünk'ün irtibatta olduğu öne sürülen kişilerden "Almanyalı Osmanlılar"ın eski lideri Mehmet... Read more

Tutsaklar anlattı: Burada her şey insanlık dışı!

Tutsaklar anlattı: Burada her şey insanlık dışı!

Türkiye’de insan hakları ihlalleri ve anti-demokratik uygulamalar açısından önemli bir gösterge olan cezaevlerinde, 12 Eylül’ü aratmayan baskılar yaşanıyor. Siyasi tutsakların yıllarca büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlar OHAL adı altında teker teker ellerinden alınıyor. Cezaevlerinden peş peşe gelen mektuplar bu gerçeğe ışık tutuyor. ‘ASKERMİŞ GİBİ TEKMİL VERMEMİZ İSTENİYOR’ Bolu F Tipi Cezaevi’nden mektup yazan siyasi tutsak Latif Mollaahmetoğlu, tekmil dayatması nedeniyle haftalık telefon haklarını kullanamadıklarına dikkat çekti. “Telefonu açtığımızda bir askermiş gibi tekmil vermemiz isteniyor” diye yazan Mollaahmetoğlu, bu uygulamanın sadece tutsaklara değil, ailelerine de dayatıldığını aktardı. Mollaahmetoğlu, “güvenlik” adı altında dayatılan uygulamayı şöyle anlattı: “Adımı, soyadımı söyleyeceğim, sonra UYAP’ta zaten kayıtlı olan telefonu tekrar edeceğim. Sonra aradığım yakınım da aynı şekilde ismini soyadını ve numarayı tekrarlayacak.” Bunun eziyetten başka bir ş... Read more

AİHM’den üç önemli karar

AİHM’den üç önemli karar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), altı Azeri vatandaşı tarafından Ermenistan’a karşı, bir Ermeni vatandaşı tarafından da Azerbaycan’a karşı açılmış davaların maddi ve manevi tazminata ilişkin kararlarını bugün açıkladı.  Mahkeme, 1990’lı yılların başındaki Dağlık Karabağ savaşı nedeniyle göçe zorlanmış tüm Azeri ve Ermeni mültecilerin maddi ve manevi zarara uğradığını kabullenmekle birlikte, bu zararların hesaplanmasının "zor" olduğunu belirtip davacıların her birine maddi ve manevi tazminat olarak sadece beş bin euro ödenmesine hükmetti.  AİHM, kararını, Dağlık Karabağ sorununun "rasyonel" biçimde çözümlenmesinin Azerbaycan ve Ermenistan'ın sorumluluğunda olduğuna ve henüz bir çözüme ulaşılmamış olmasına vurguda bulunarak gerekçelendirdi. Bir diğer deyişle, Dağlık Karabağ krizinden olumsuz etkilenen mültecilere ödenecek maddi ve manevi tazminatın iki devlet arasında varılacak çözümün parçası olması gerektiği mesajı verdi.   AİHM, ayrıca mahkeme masrafı olarak, Ermenistan’ın ... Read more

Almanya'daki Ryanair pilotlarına grev çağrısı

Almanya'daki Ryanair pilotlarına grev çağrısı

Alman pilot sendikaları birliği Cockpit (VC) Noel öncesinde İrlanda merkezli Ryanair’de görevli sendika üyesi pilotlara grev çağrısı yaptı. Pilotların her an iş bırakabileceğine dikkat çekilen açıklamada, Noel süresince ise grev planlanmadığı belirtildi. Ryanair havayolları ise grev çağrısının pilotları tarafından kabul edildiği yönünde kendilerine "hiçbir haber" ulaşmadığını açıkladı. Ryanair Sözcüsü Robin Kiely bu nedenle "firmanın bu girişimi Cockpit sendikasının halkla ilişkiler çalışması" olarak gördüğünü kaydetti. Kiely firmanın "sadece doğrudan" görüşme yoluna gideceğini, Cockpit'i tanımayacağını ve Cockpit ile görüşmeyeceğini de belirtti. Cockpit, Ryanair'in sistematik bir şekilde sosyal damping yaptığını savunuyor. Cockpit'in ücret politikalarıyla ilgili biriminin başkanı Ingolf Schumacher, bu durumun ancak sendika yoluyla önüne geçilebileceğini kaydetti. Yıl sonuna yakın yapılan grevlerin tatil sezonu nedeniyle başarı şansının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Schumach... Read more

Af Örgütü: Avrupa Birliği de bu suça ortak

Af Örgütü: Avrupa Birliği de bu suça ortak

Uluslararası Af Örgütü, Avrupa Birliği'ni Libya'daki mültecilerin istismar edilip, işkence görmelerinde pay sahibi olmakla suçladı.Af Örgütü, AB hükümetlerinin Akdeniz üzerinden yasa dışı göçü durdurmak için genellikle insan tacirleriyle işbirliği içinde olan ve mültecilere işkence eden yetkililere destek sağladıklarına dikkat çekti.    AB hükümetlerinin Akdeniz rotasındaki yasa dışı göçle mücadele kapsamında Libya İçişleri Bakanlığı ve sahil koruma birimlerine destek sağladıklarını belirten Af Örgütü, mültecilere yönelik insan hakları ihlallerinde de "bilinçli bir suç ortaklığı" içinde olunduğunu vurguladı. Af Örgütü'nün açıklamasında, AB'nin desteğiyle Libyalı yetkililerin Akdeniz yolculuğuna çıkacak mültecileri engelleyerek, tıka basa dolu merkezlerde mahsur tuttukları ve bu merkezlerde mültecilerin "sistematik şekilde istismar edildiklerine" dikkat çekildi. Açıklamada, Libya’daki kamplarda 20 bine yakın kişinin mahsur tutulduğu bilgisi verildi. İşkence, istismar ve ölüm vakala... Read more

Putin Suriye'ye yaptığı sürpriz ziyarette Esad ile görüştü

Putin Suriye'ye yaptığı sürpriz ziyarette Esad ile görüştü

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Lazkiye'deki Rus havva üssü Hmeymim'i ziyaret ederek Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir araya geldi. Rusya'nın Suriye'de 2015 yılında başladığı askeri harekattan beri ilk kez bu ülkeye giden Putin, Rus birliklerinin "önemli bölümünün" Suriye'den çekileceğini duyurdu. Ankara ve Kahire ziyaretleri öncesi sürpriz bir şekilde Suriye'ye geçen Putin'i Lazkiye'deki Hmeymim Askeri Üssü'nde Esad karşıladı. Putin'in Esad'a, Suriye'de barış sürecini başlatmak için Türkiye ve İran ile çalışmak istediğini söylediği aktarıldı. Putin'in Esad'a ayrıca, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin çalışmalarına başlayabilmesini de ümit ettiğini ve bu konuyu Türkiye ve Mısır cumhurbaşkanlarıyla ele alacağını ifade ettiği bildirildi. Putin, Suriye ziyaretinin ardından Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ile görüşmek üzere Kahire'ye geçti. Ankara ziyareti daha büyük önem kazandı Rusya Devlet Başkanı Putin bugün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine ... Read more

Aladağ Yurt Yangını Davasında Kamu Görevlileri Dinlendi

Aladağ Yurt Yangını Davasında Kamu Görevlileri Dinlendi

Adana’nın Aladağ İlçesi'ndeki 11'i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirip, 22 öğrencinin de yaralandığı yurt yangınıyla ilgili altısı tutuklu 14 sanığın yargılandığı davanın dördüncü duruşması bugün görüldü. Dosyaları ana dava ile birleştirilen yedi kamu görevlisi bugün ilk kez mahkemeye çıktı. Kozan Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleşen dava Kozan Adliyesi'ndeki yer sıkıntısı nedeniyle Kozan Ticaret Odası Konferans Salonu'nda görüldü. Duruşmada sanıklar ifade verdi. Katılan vekili olduğunu söyleyen avukatlar Ali Kemal Söbüçovalı ve Ali Güvenç sanıkların tahliyesini istedi. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluk hallerinin devamına karar verilmesini, yargılanan kamu görevlilerinin tutuklanması ve soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin ise reddini istedi. Sanıklar Davada yurt müdürü Cumali Genç, yurt çalışanı Mahmut Deniz, Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Başkanı İsmail Uğur ile dernek yöneticileri Ramazan Keleş, Mustafa Öztaş, Mahir Kılınç tutuklu, sağlık sorunları nedeni... Read more

Cemal Canpolat: Beş ilde operasyon hazırlığı var

Cemal Canpolat: Beş ilde operasyon hazırlığı var

CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin görevden alınmasına ilişkin açıklama yaptı. Canpolat, “İdari soruşturma yapılmasına karşı değiliz. Hukuk kuralları içerisinde yapılacak soruşturmalara biz hayır demeyiz. Eğer bir belediyemizde yolsuzluk varsa, biz gereğini yaparız” dedi.Yandaş medya, hedefteki iki CHP'li belediyeyi yazdı                 Canpolat, “Aydın’da, Adana’da, Ankara’da, İzmir’de ve İstanbul’un birçok belediyesinde operasyon yapma hazırlıkları olduğunu biliyoruz. Bu operasyonlar, siyasi operasyonlardır. Bizi yıldıramazsınız” diye konuştu. Canpolat, "Arkadaşlarımız İBB meclisinde belki birtakım eylem kararları alacaklar" dedi.İBB'de CHP Meclis Grubu'nda konuşan CHP İl Başkanı Canpolat, şunları söyledi:“Son günlerde partimize yönelik iktidar tarafında, özellikle İçişleri Bakanı tarafında, her gün kamuoyunda tartışmaya açılan CHP belediyelerin başarısını gölgelemek isteyen, siyasi bir saldırıyla karşı karşıyayız. Özellikle referand... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

EMPERYALİST FAŞİST ABLUKA DAĞITILACAK

EMPERYALİST FAŞİST ABLUKA DAĞITILACAK

EMPERYALİST FAŞİST ABLUKA DAĞITILACAK Ankara'daki bombalı saldırı ve kitle katliamı emperyalizmin Ortadoğu da sürdürdüğü savaş politikasının bir parçası olarak dün yine, yeni bir katliamla emekçi halklarımıza saldırmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri, kaos yaratarak,korku salarak,ve sindirerak insanlığı katledilerek Ortadoğuyu yeniden inşa etmeye (savaş baronlarının kapitalist kan emicilerin istem ve talepleri doğrultusunda)ve ortadogu coğrafyasının dogal ve yeraltı zenginliklerinin paylaşım savaşının bir parçası olarak halka ve halklara yönelik katliamlarla sürdürülmektedir. ülkemizi ve halklarımızı da bu paylaşım savaşımının içine çekmeye çalışan kapilalizm ve yerli işbirlikçileri, istikrar adı altında ülkeyi kaosa sürüklemektedirler.kaos ve kandan beslenen iktidar gerek kürt halkına yönelik,saldırı ve katliamlarla gerekse devrimcilerin bulundugu mahallere saldırarak katliamlar yapmaktadır. Katiamlar yaparak, kaos yaratarak kendi iktidarını güçlendirmek adına korku imparatorluğu... Read more

FACEBOOK SAYFAMIZ