Özgürlük

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU Kasım 2018 Krizin Tahribatı: İKİ AYDA 500 BİN YENİ İŞSİZ

  • Gerçek İşsiz Sayısı 6,4 Milyona Yaklaştı
  • Kayıtlı İşsiz Sayısı Son Bir Yılda 604 Bin, Son İki Ayda 500 Bin Arttı
  • Aktif Sigortalı Sayısı 363 Bin Azaldı
  • İşsizlik Sigortası Başvuruları Patladı: 168 Bin
  • Kadın İşsiz Sayısı Erkeklerden Fazla

 

ÖZET

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 15 Kasım 2018 günü açıkladığı Ağustos 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri ile İŞKUR tarafından açıklanan Ekim 2018 dönemi verilerini ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından açıklanan Ağustos 2018 dönemi sigortalı istatistiklerini değerlendirdi. DİSK-AR’ın işsizlik ve istihdama ilişkin değerlendirmeleri aşağıda yer almaktadır.

  • Ağustos 2018 dönemi TÜİK işgücü istatistikleri, İŞKUR ve SGK verileri işsizlikte krizin etkisiyle büyük patlama yaşandığını gösteriyor.
  • TÜİK’e göre Ağustos 2017 döneminde yüzde 10,6 olan dar tanımlı standart işsizlik 0,5 puan artarak Ağustos 2018’de yüzde 11,1 olarak gerçekleşti. Dar tanımlı işsiz sayısı bir önceki yıla göre 266 bin kişi artarak 3 milyon 670 bine yükseldi.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerinin aktif sigortalı sayısındaki düşüş eğillimi işsizliğin arttığını göstermektedir. SGK Ağustos 2018 verilerine göre Temmuz 2018’de 16 milyon 226 bin olan aktif sigortalı sayısı (4-a kapsamında) 15 milyon 862 bine geriledi. Böylece sigortalı işçi sayısında 363 bin azalma gerçekleşmiş oldu.
  • TÜİK verilerine dayanarak hesapladığımız geniş tanımlı işsiz sayısı 6,3 milyonu aştı. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 18,0 olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı dönemine göre geniş tanımlı işsiz sayısı 404 bine yükseldi.
  • Kadın işsizliği yüzde 15,1, genç kadın işsizlik oranı ise yüzde 26,4 olarak gerçekleşti. Tarım dışı kadın işsizliği yüzde 32,9’a yükseldi.
  • 1 milyon 111 bin üniversite mezunu işsiz durumda.
  • Ne eğitimde ne istihdam olan gençlerin oranı yüzde 28,6’ya ulaştı.

 

GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6,4 MİLYONA YAKLAŞTI

Standart işsizlik hesaplaması dışında alternatif ve gerçek bir işsizlik hesaplama yöntemi olarak kabul edilen geniş tanımlı işsiz sayısı DİSK-AR tarafından Ağustos 2018 için 6,3 milyon olarak hesaplanmıştır (Tablo 1). Geniş tanımlı işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre (Ağustos 2017) 404 bin kişi artmıştır. Ağustos 2017’de 5 milyon 948 bin olan işsiz sayısı 6 milyon 352 bine yükseliş göstermiştir.

Çalışmayan nüfusun 1 milyon 648 binini iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar oluşturdu. İş aramayıp çalışmaya hazır olanların 1 milyon 158 bini kadınlardan oluşuyor.

Dar tanımlı işsiz sayısı geçen yılın aynı döneminde göre 266 bin artış göstererek 3 milyon 670 bine ulaştı.

Tablo 1: Geniş Tanımlı İşsizlik (Bin)
İşsiz Türü 2017 Ağustos 2018 Ağustos Fark
Dar tanımlı işsizler 3.404 3.670 266
Ümitsiz işsizler 634 506 -128
İş aramayıp çalışmaya hazır olanlar 1.521 1.648 127
Zamana bağlı eksik istihdam 323 360 37
Mevsimlik çalışanlar 66 168 102
Toplam 5.948 6.352     404

Kaynak: TÜİK Ağustos 2017 ve Ağustos 2018 İşgücü Araştırmasından yararlanılarak DİSK-AR tarafından hazırlandı.

 

Yöntemsel Açıklama: Geniş Tanımlı İşsizlik

Bilindiği gibi TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) genel işsizlik oranı işgücü piyasalarındaki durumu bütün boyutlarıyla ortaya koyamıyor. Dar tanımlı/standart işsizlik hesaplarının taşıdığı kısıtlar ve sorunlar nedeniyle, işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılması için alternatif işsizlik verilerine ve diğer işsizlik türlerine bakmak gerekiyor (Tablo1).

TÜİK tarafından kullanılan standart işsizlik tanımı referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz kabul edilmektedir. Bu hesaplama yöntemi işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Geniş tanımlı işsizlik hesaplaması klasik dar tanım kapsamında yer alan işsizler yanında, iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan alternatif işsizlik tanımıdır. Çalışma ekonomisi literatüründe kullanımı giderek artan bir hesaplama yöntemidir.

 

KAYITLI İŞSİZ SAYISI İKİ AYDA 500 BİN ARTTI

İŞKUR Ekim 2018 verilerini açıkladı. İŞKUR verileri TÜİK’e göre daha güncel ve öncü gösterge niteliğinde. İŞKUR verileri, TÜİK işgücü istatistiklerine göre işsizlikte yükselişin eğilimini daha net ortaya koymaktadır.

İŞKUR’a göre kayıtlı işsiz sayısı son iki ayda 500 bin, son bir yılda ise 604 bin arttı. Kayıtlı işsizler içinde kadınlar son bir yılda 387 bin artarak erkeklerin önüne geçti (Tablo 2). Kayıtlı kadın işsiz sayısının erkeklerden 111 bin fazladır. Bu durum kadınların iş bulma aracı olarak erkeklerden daha fazla İŞKUR’u tercih ettiğini göstermektedir.

 

Tablo 2: İŞKUR Kayıtlı İşsiz Sayıları (Ekim 2017-2018) (Bin)
  Kayıtlı İşsiz (Toplam) Kayıtlı Kadın İşsiz Kayıtlı Erkek İşsiz
Ekim 2017 2.611.932 1.275.802 1.336.130
Ekim 2018 3.215.289 1.663.362 1.551.927
Artış (Yıllık) 603.357 387.560 215.797

Kaynak: İŞKUR Ekim 2018 Ayı Bülteni

Öte yandan İŞKUR’a yapılan işsizlik sigortası başvuruları giderek artıyor. Eylül 2018’de 140 bin olan işsizlik sigortası başvuru sayısı Ekim 2018 tarihinde 168 bine ulaştı. İŞKUR verileri işsizlikte artış eğiliminin önümüzdeki aylarda süreceğine işaret ediyor. Ekonomik krizin de etkisiyle önümüzdeki aylarda işsizlikte tırmanma kaçınılmaz görünüyor.

Aktif sigortalı sayısı (4-a kapsamında) düşüyor, işsizlik sigortasına başvuru sayısı artıyor.

İşsizlikteki artış eğilimi Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri tarafından da teyit edilmektedir. SGK Ağustos 2018 verilerine göre Temmuz 2018’de 16 milyon 226 bin olan aktif sigortalı sayısı (4-a kapsamında) 15 milyon 862 bine geriledi. Böylece sigortalı işçi sayısında 363 bin azalma gerçekleşmiş oldu (Tablo 3).

Tablo 3: SGK Aktif Sigortalı Sayısı (4-a kapsamında, Temmuz-Ağustos 2018)
  Aktif Sigortalı Sayısı (4-a kapsamında)
2018 Temmuz 16.226
2018 Ağustos 15.862
Fark 364

Kaynak: SGK Temmuz-Ağustos 2018

 

KADIN ve GENÇ İŞSİZLİĞİ ÜRKÜTÜCÜ BOYUTLARDA

Kadın ve genç işsizliği geçen yılın aynı döneminde göre artış göstermektedir. Kadın işsizliği yüzde 15,1, genç işsizliği ise yüzde 20,8’e ulaşmıştır. Veriler işsizliğin en çok kadınları etkilediğini ve kadınların bütün işsizlik türlerinde erkeklerden daha fazla işsiz kaldıklarını göstermektedir. Ağustos 2018 TÜİK verilerine göre genç kadın işsizliği yüzde 26,4 olarak açıklanmıştır.

Tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 33’e yaklaşmıştır. Özellikle genç ve kadın işsizliği ile ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olan gençlerin oranı yüksekliğini korumaktadır (Grafik 1). Ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı geçen yıla göre yüzde 0,6 puan artış göstererek yüzde 28,6’ya ulaşmıştır.

Ağustos 2018 döneminde yüksek öğrenim işsizliği yüzde 14 olarak açıklanmıştır. Yüksek öğrenim işsizliği son 1 yılda 62 bin kişi artmıştır.

Grafik 1: Türlerine Göre İşsizlik Oranları (Ağustos 2018)

Kaynak: TÜİK Ağustos 2018 İşgücü Araştırmasından yararlanılarak DİSK-AR tarafından hazırlandı.

 

İşsizliğe Karşı Öneriler

TÜİK, İŞKUR ve SGK verileri ekonomide derinleşen krizin istihdam üzerindeki olumsuz etkisini giderek daha net biçimde ortaya koymaktadır. TÜİK verileri Ağustos 2018 ayına ait olduğu için henüz krizin etkisini yeterince göstermese de İŞKUR ve SGK verileri işsizlikteki patlamanın öncü göstergeleri niteliğindedir. İşsizliğin tekrar şiddetli bir tırmanışa geçtiği görülmektedir. İşsizliğin yaratacağı toplumsal tahribatı önlemek için güçlü sosyal politikalara ihtiyaç vardır.

İşsizliğin azaltılması ve istihdamda kalıcı ve güvenceli artış sağlanması için önerilerimiz:

  • Çalışanların sorumlu olmadıkları krizin sonuçlarından korunması için toplu işten çıkarmaların yasaklanmasını ve yargı iznine bırakılmasını istiyoruz.
  • İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  • İş başında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.
  • “Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  • Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.
  • Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.
  • Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Toplum yararına çalışma programları kapsamında çalıştırılanlar daimî işçi statüsüne geçirilmelidir.
  • İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmeli ve yararlanma koşulları özellikle kriz dönemlerinde kolaylaştırılmalıdır.
  • Ücret Garanti Fonu kapsamı genişletilmesi işçilerin 6 aylık her türlü işçilik alacağı garanti kapsamına alınmalıdır.
  • Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım emeği devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.

İŞSİZLİĞE KARŞI GÜÇLÜ SOSYAL POLİTİKALARA İHTİYAÇ VAR!

Rapora PDF formatında ulaşmak için tıklayınız.

 

Lastik İş sendikamızın Genel Başkanı Abdullah Karacan’ı binlerce işçiyle uğurladık

Sakarya’nın Arifiye ilçesinde bulunan işyeri ziyareti sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren DİSK/Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan’ı, binlerce işçinin katıldığı bir törenle uğurladık.

Karacan için ilk tören Lastik-İş’in İzmit’teki sosyal tesislerinde yapıldı. Törene Abdullah Karaca’nın eşi, çocukları ve dostları, DİSK Yönetim Kurulu üyeleri, Lastik-İş yönetici ve üyeleri, DİSK üyesi sendikaların Genel Başkanları ve Yönetim Kurulu üyeleri, DİSK’in önceki dönem Genel Başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, Industriall Küresel Sendikası temsilcileri, milletvekilleri ve belediye başkanları, siyasi parti, emek ve meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri katıldı.

Törende ilk konuşmayı yapan DİSK Yönetim Kurulu üyesi ve Lastik İş Genel Sekreteri Alaaddin Sarı “Genel Başkanımıza atılan o kurşun, bizim, Lastik-İş’in tüm üyelerine atılan bir kurşundur” dedi ve Lastik-İş sendikasının bundan sonra Abdullah Karacan’ın gösterdiği yolda devam edeceğinin altını çizdi. Binlerce işçi Alaaddin Sarı’nın “Hakkınızı helal ediyor musunuz” sorusuna “Helal olsun” diye yanıt verdi.

Industrial Küresel Sendikası Genel Sekreter yardımcısı Kemal Özkan ise yaptığı konuşmada “İçimiz kan ağlıyor. Onun dalgalandırdığı bayrağı aşağıya indirmeyeceğimize söz vermemiz gerekiyor.  Ancak böyle kendisi rahat ve huzur  içinde uyuyabilir” dedi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise yaptığı konuşmada, Abdullah Karacan’ın Lastik-İş Sendikasını zor günlerden bu günlere getirdiğini, Karacan’ın lastik işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için çaba, kararlılık ve irade gösterdiğini, lastik fabrikalarında taşeron firmalarının ortadan kaldırılmasının onun eseri olduğunu, DİSK’in birliği ve bütünlüğü için çaba gösterdiğini hatırlatarak “Başta lastik işçileri, Lastik-İş Sendikamız, DİSK’in 22 sendikası ve DİSK, Abdullah Karacan’ı yaptıklarıyla, mücadelesiyle yaşatmaya devam edecek” dedi.

Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan’ın naaşı binlerce işçinin katıldığı Fevziye Camiindeki cenaze namazının ardından İzmit Başçeşme Mezarlığı’nda toprağa verildi.

DiSK

İSTANBUL İKK: İDO İÇ HAT SEFERLERİNİN KALDIRILMASI ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARININ SONUCUDUR

14.11.2018
 

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş(İDO)'nin iç hat seferlerinin kaldırılması kararına ilişkin 14 Kasım 2018 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

 

İDO İÇ HAT SEFERLERİNİN KALDIRILMASI ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARININ SONUCUDUR

İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş (İDO)’nin 1 Aralık 2018 tarihinden itibaren Bostancı-Bakırköy, Bostancı-Kabataş/Beşiktaş ve Adalar'dan oluşan iç hat seferlerini durdurma kararı aldığı yönünde haberler, kamuoyunun gündeminde yer aldı.

1987 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki olarak kurulan İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş (İDO), 2011 yılında dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş tarafından, elde edilecek gelirle Sarıyer’e, Beykoz’a ve Silivri’ye metro getirileceği iddia edilerek özelleştirilmiş ve 861 milyon dolara Tepe-Akfen-Souter-Sera Ortak Girişim Grubu’na devredilmiştir.

TMMOB olarak, kent içi deniz ulaşımının önemli bir kurumu olan ve kamu yararı açısından olmazsa olmaz bir konumda bulunan İDO’nun özelleştirilmemesi gerektiğini dile getirmiştik. Bugün itirazlarımızda ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmıştır. İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş (İDO) özelleştirilirken İBB tarafından gerekçe olarak sunulan “Toplu taşımacılıkta deniz ulaşımının sahip olduğu payın arttırılması için yapılması gereken yeni yatırımların özel teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesinin sağlanması” ve “Kamu menfaatlerinin temini ve genel kamu yararının tesisi için özelleştirmenin uygun olacağı” gibi özelleştirme güzellemeleri de çökmüştür.

İstanbul, kent içi deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yönünden, yaklaşık 30 km uzunluğundaki Boğaz ve geniş Marmara kıyıları ile yüksek potansiyele sahip dünyanın sayılı kentlerindendir. İstanbul’da yaka geçişlerinde deniz ulaşımının payının artıracak, kent siluetiyle uyumlu deniz ulaşım araçları ile konfor ve hizmet kalitesinin ön planda olduğu, İstanbulluların deniz ulaşımından en üst düzeyde yararlanacağı politikalar üretilmelidir.

Bu politikalar uygulanmadığı gibi, özelleştirmenin bir sonucu olarak şirket karı düşünülerek İDO iç hat seferleri iptal edilmiş, İstanbulluların talep ve ihtiyaçları göz ardı edilmiştir. İstanbul’da ulaşım sorunu, raylı sistemlerinin ana omurgasını oluşturduğu ve deniz ulaşımının payının arttırılarak kara yoluyla da desteklenen entegre bir toplu ulaşım ağı ile birlikte; bütüncül ve insan odaklı ulaşım planlamasının benimsenmesi ile çözülebilir. Bu hususta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne görevlerini bir kez daha hatırlatır, bütüncül bir yaklaşım yerine, kara yolu odaklı özel araç kullanımına yönelik, günübirlik, geçici çözümler üreten ulaşım politikalarına karşı mücadele edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu

TMMOB, ALEV ŞAHİN’E DESTEK AÇIKLAMASINDA BULUNDU

14.11.2018
 

Kanun Hükmünde Kararname ile işinden atılan Mimar Alev Şahin’e destek veren TMMOB Yöneticileri 14 Kasım 2018 tarihinde Düzce’de bir basın açıklaması yaptı.

 

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, II. Başkan Selçuk Uluata, Sayman Tores Dinçöz, Yönetim Kurulu üyeleri Cemalettin Küçük, Deniz Kimyon, Onur Kurulu üyesi Züber Akgöl, Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhçu ve Çevre Mühendisleri Odası II. Başkanı Zeyneti Bayri Ünal ile Teknik görevli Eren Şahiner Alev Şahin’e destek ziyaretinde bulundu.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Alev Şahin’in KHK ile işinden atılmasına ilişkin burada basın açıklaması yaptı. Açıklama şöyle:

 

Değerli Arkadaşlar, Değerli Basın Emekçileri

550 bini üzerinde üyesiyle Türkiye’deki mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki demokratik kitle örgütü konumunda bulunan TMMOB Yönetim Kurulu üyeleri olarak Mimarlar Odamızın üyesi Alev Şahin’e destek olmak için buradayız.

Biliyorsunuz Alev Şahin arkadaşımız 6 yıl boyunca çalıştığı Düzce Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden 6 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan 679 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilmişti. Alev Şahin 30 Ocak 2017 tarihinden bu yana tam 653 gündür işine geri dönme talebiyle bir direniş sürdürüyor. TMMOB olarak Alev Şahin’in bu haklı mücadelesinin ve işe geri dönme talebinin yanında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında darbe girişiminde bulunan Cemaat yapılanmasıyla etkin mücadele gerekçesiyle ilan edilen ve tam iki yıl devam eden Olağanüstü Hal uygulaması, toplumsal muhalefeti bastırmanın bir aracı olarak kullanıldı.

Baskı, zor ve keyfi uygulamaların hüküm sürdüğü OHAL altında geçen 2 yıl boyunca Anayasa değişikliği gerçekleştirilerek rejim değiştirildi; Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri gerçekleştirildi; 35 farklı Kanun Hükmünde Kararnameyle çok sayıda yasal değişiklik yapıldı; yüzlerce kurum ve kuruluş kapatıldı ve bütün bunların yanında 135 binin üzerine kamu çalışanı sorgusuz sualsiz işlerinden atıldı.

Çeşitli illerde kamu görevlisi olarak çalışan, Oda yöneticilerimiz, şube yöneticilerimiz; il, ilçe ve işyeri temsilcilerimiz, akademide görev yapan meslek mensuplarımız ve üyelerimiz bu KHK’lar ile işlerinden ihraç edilmiştir. Tıpkı Alev Şahin gibi, hayatlarını darbecilerle, cemaatlerle, antidemokratik yapılarla mücadele ile geçiren, mesleklerini kamu yararına yürüten bu arkadaşlarımızın mesleklerinden ihraç edilmelerine karşı TMMOB olarak bugüne kadar her düzeyde mücadele ettik. Onlarla dayanışma içerisinde bulunduk.

Değerli Arkadaşlar,

Bildiğiniz gibi, OHAL rejimi, 2 yıllık uygulamanın ardından geçtiğimiz Temmuz ayında kaldırıldı. OHAL uygulamasının ortadan kalkmış olması, OHAL’i gerektiren şartların ortadan kalktığının en açık ve resmi ifadesidir. Buna rağmen, OHAL döneminde yaşanan hak gaspları ve ihraçlar telafi edilmedi. OHAL Komisyonuna yapılan 125 bin başvurunun üçte biri bile tamamlanmadı. Yarattığı mağduriyetler devam ettiği sürece, OHAL de devam ediyor demektir. Bugün yapılması gereken, OHAL kararları yerine yargı kararlarının uygulanmasıdır.

Ülkemizde 12 Eylül darbesi sonrası yaşanan ihraçlarla ilgili 1989 tarihli Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararında “sıkıyönetim komutanlarının istemleri üzerine işlerine son verilen memurların, diğer kamu görevlilerinin ve kamu hizmetlerinde görevli işçilerin işlerine son verildiği bölgede sıkıyönetim kalktıktan sonra, kurumlarınca eski görevlerine iade edilmeleri gerektiğini” tartışmaya yer bırakmayacak biçimde ortaya koymuştur.

Danıştay’ın bu kararı, Sıkıyönetim ve OHAL dönemlerinde alınan tüm kararlar ilişkin bağlayıcıdır. Bunun anlamı, OHAL döneminde alınan kararların da yürürlükten kalktığı, hukuksuz biçimde ihraç edilen ve haklarında kamu görevinden yasaklı olmalarını gerektirecek bir ceza verilmeyen herkesin görevlerine iade edilmesi gerektiğidir.

Siyasal rejim tümüyle değiştirilmiş, devletin idari yapılanmasını baştan aşağı Cumhurbaşkanına bağlanmış olsa da, OHAL’in sürekli kılınmak istenmesi ve sonuçlarının devam etmesi, siyasal iktidarın hiçbir biçimde hukuka ve anayasaya bağlı kalmak istemediğinin en açık ifadesidir. Bu durum kabul edilemez.

Değerli Arkadaşlar,

Buradan bir kez daha kamuoyuna ve yetkililere seslenmek istiyorum. Ülkemizin ihtiyacı olan OHAL’in süreklileştirilmesi değil, demokrasi ve özgürlüklerin sınırlarının genişletilerek, OHAL ve KHK rejimi ile yaratılan hak gasplarının ortadan kaldırılmasıdır.

Asılsız iddialarla, idari kararlarla, kişisel hınçla, haklarında hiçbir yargı kararı olmadan ihraç edilen tüm arkadaşlarımız derhal görevlerine iade edilmeli, yaşadıkları kayıplar telafi edilmelidir.

Emeğine, alın terine ve işine sahip çıkmak için 653 gündür mücadele eden, defalarca gözaltına alınmasına rağmen yılmayan Alev Şahin arkadaşımıza destek ve dayanışma duygularımızı bir kez daha iletiyorum. Emeğin, barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin ülkesinde yaşama mücadelemizde hepimize başarılar diliyorum.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz, Yaşasın TMMOB!

 

Basın açıklamasının videosuna ulaşmak için tıklayınız...

 

AİHM'de Cizre davası görüldü

Avrupa İnsan Hakları Mahklemesi (AİHM) Ağustos 2015-Mart 2016 döneminde Türk güvenlik birimleri tarafından Cizre, Sur ve Nusaybin merkezli gerçekleştirilen operasyonlar sırasında bireysel haklarının ihlal edildiğini savunan yüzlerce kişiyi ilgilendiren kritik bir duruşma düzenledi. Duruşma için, operasyonlar sonrası Ankara’ya karşı şikayette bulunmuş yüzlerce kişiden ikisinin (Elçi ve Tunç davaları) dosyası “pilot dava” olarak seçildi. Bu pilot davalar için bugün Strasbourg’da yedi yargıçlı bir AİHM dairesi önünde duruşma düzenlendi.

Duruşmada Türk hükümetinin savunmasını Alman avukat Stefan Talmon yaptı. Talmon, operasyonların ve bazı ilçelerdeki sokağa çıkma yasağı uygulamasının, Türkiye, ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak tanınan PKK elemanlarını yakalamak için düzenlendiğini belirtti.

Operasyonlarda “orantılı güç” kullanıldığını savunan Talmon, PKK’lıların güvenlik güçlerine ateş açtıklarını söyledi. Sokağa çıkma yasağı uygulaması için yasal dayanak olduğunu belirten Talmon, İl İdaresi Kanunu’nu örnek gösterdi. Alman avukat, Cizre'deki operasyonlar sırasında bir binanın bodrum katında ambülans beklerken öldüğü söylenen Orhan Tunç için ise “Bölge PKK’dan temizlenmeden ambülansların girmesi mümkün değildi” savunması yaptı. Yakınları AİHM’e dava başvurusunda bulunan Tunç’un hangi koşullarda öldüğü bilinmiyor.

Talmon, davacıların Anasaya Mahkemesi’ne (AYM) başvurmadıklarını, “iç hukuk yollarını tüketmediklerini” belirtip AİHM’nin bu nedenle başvuruları reddetmesini istedi. AİHM önünde dava açabilmek için iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekiyor.

Davacıların iddiaları

Davanın ana hatlarından birini operasyonlar sırasında sivillerin uğradığı mağduriyet iddiaları oluşturuyor. Davacı avukatlarından Neşet Girasun, AİHM önündeki savunmada, adını belirtmediği insan hakları kuruluşlarını kaynak göstererek, operasyonlardan "1 milyon 600 bin kişinin etkilendiğini, 500 bin kişinin göçe zorlandığını ve yaklaşık 2 bin kişinin öldüğünü” söyledi. Girasun, sokağa çıkma yasakları nedeniyle su, elektrik ve internetin kesildiğini, sivillerin sağlık hizmeti, eğitim, su, elektrik ve ilaçtan yoksun kaldığını anlattı.

Sokağa çıkanların “nişancılar tarafından vurulduğunu” ileri süren avukatlar, “askeri tankların binaları bombaladığı”, "sivillerin korunmasına dair plan yapılmadığı”, “operasyonlara katılan güvenlik güçleri ve kullanılan silahlar konusunda bilgi olmadığı”, "olaylarla ilgili soruşturma yapılmadığı” ve "güvenlik güçlerinin sorgulanmadığı” iddialarını savundu.

"Ev hapsi" tezi

Sokağa çıkma yasağını "ev hapsi" ve "kollektif cezalandırma" olarak tanımlayan avukatlar, bu yasağın "kanunla düzenlenmediğini, öngörülebilir ve orantılı olmadığını" öne sürdü. Avukatlardan Erkan Şenses, valilerin sokağa çıkma yasağı kararı veremeyeceklerini savundu. Şenses, sokağa çıkma yasağının Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili 13 ve 15’inci maddelerinde öngörülmediğini, bu nedenle “yasal dayanağı bulunmadığını” ve "ev hapsi” uygulamasının Anayasa’nın kişi hürriyet ve güvenliğiyle ilgili 19’uncu maddesinde öngörülmediğini vurguladı.

"AYM etkin iç hukuk yolu değil"

Avukatlar, Anayasa Mahkemesi'nin, “davaları ele alma sürecinin uzunluğu” ve “ev hapsi kavramının Türk hukukunda yeterince tanımlanmamış olması” nedeniyle, müvekkilleri için “etkin iç hukuk yolu olmadığı” tezini de işledi. AİHM’in bu yönde karar alması talebinde bulunan avukatlar ayrıca, bu iki pilot davada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkıyla ilgili 2’nci, işkence ve kötü muamelenin önlenmesiyle ilgili 3’üncü ve emniyet ve güvenlik hakkıyla ilgili 5’inci maddelerinin ihlaline hükmetmesini talep etti. Alınacak kararda, AİHS’nin 46’ncı maddesi (AİHM kararlarının bağlayıcılığı ve infazı) uyarınca Türk hükümetine operasyonlar ve sokağa çıkma yasakları hakkında etkin soruşturma yürütme çağrısında bulunulması istendi.

Avrupa İnsan Hakları Komiseri müdahil oldu

Davalara Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de müdahil taraf olarak katıldı. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, 2 Aralık 2016 tarihinde “Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesindeki Terörle Mücadele Operasyonlarının İnsan Haklarına Etkileri” başlıklı bir memorandum yayımlamış, Ağustos 2015’te başlayan terörle mücadele operasyonları sırasında “birçok kişinin hakkının ihlal edildiği” görüşünü dile getirmişti.

Kısaca Venedik Komisyonu olarak bilinen “Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu” ise 13 Haziran 2016 tarihinde yayımladığı “Sokağa Çıkma Yasaklarının Yasal Çerçevesi” başlıklı görüş raporunda, Ağustos 2015’te uygulanmaya başlanan sokağa çıkma yasaklarının “anayasal ve yasal çerçeveye dayanmadığı” sonucuna varmıştı.

Önümüzdeki aylarda açıklanması beklenen karar benzer dava başvuruları için de örnek teşkil edecek. Ancak kararda özellikle iç hukuk yollarının tüketilmesi konusunda söylenecekler Ankara açısından önem taşıyor. AİHM’nin AYM’yi “etkin iç hukuk yolu” olarak görmekten vazgeçmesi halinde Türkiye'den Strasbourg'daki mahkemeye binlerce yeni dava başvurusu gelme riski bulunuyor.

AİHM önünde şu anda Ankara’ya karşı yaklaşık 7 bin 300 dava başvurusu işlem görüyor.

Unterkategorien

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU Kasım 2018 Krizin Tahribatı: İKİ…

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU Kasım 2018 Krizin Tahribatı: İKİ AYDA 500 BİN YENİ İŞSİZ

Gerçek İşsiz Sayısı 6,4 Milyona Yaklaştı Kayıtlı İşsiz Sayısı Son Bir Yılda 604 Bin, Son İki Ayda 500 Bin Arttı Aktif Sigortalı Sayısı 363 Bin Azaldı İşsizlik Sigortası Başvuruları Patladı: 168 Bin Kadın İşsiz Sayısı Erkeklerden Fazla   ÖZET Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 15 Kasım 2018 günü açıkladığı Ağustos 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri ile İŞKUR tarafından açıklanan Ekim 2018 dönemi verilerini ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından açıklanan Ağustos 2018 dönemi sigortalı istatistiklerini değerlendirdi. DİSK-AR’ın işsizlik ve istihdama ilişkin değerlendirmeleri aşağıda yer almaktadır. Ağustos 2018 dönemi TÜİK işgücü istatistikleri, İŞKUR ve SGK verileri işsizlikte krizin etkisiyle büyük patlama yaşandığını gösteriyor. TÜİK’e göre Ağustos 2017 döneminde yüzde 10,6 olan dar tanımlı standart işsizlik 0,5 puan artarak Ağustos 2018’de yüzde 11,1 olarak gerçekleşt... Read more

Lastik İş sendikamızın Genel Başkanı Abdullah Karacan’ı binl…

Lastik İş sendikamızın Genel Başkanı Abdullah Karacan’ı binlerce işçiyle uğurladık

Sakarya’nın Arifiye ilçesinde bulunan işyeri ziyareti sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren DİSK/Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan’ı, binlerce işçinin katıldığı bir törenle uğurladık. Karacan için ilk tören Lastik-İş’in İzmit’teki sosyal tesislerinde yapıldı. Törene Abdullah Karaca’nın eşi, çocukları ve dostları, DİSK Yönetim Kurulu üyeleri, Lastik-İş yönetici ve üyeleri, DİSK üyesi sendikaların Genel Başkanları ve Yönetim Kurulu üyeleri, DİSK’in önceki dönem Genel Başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, Industriall Küresel Sendikası temsilcileri, milletvekilleri ve belediye başkanları, siyasi parti, emek ve meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri katıldı. Törende ilk konuşmayı yapan DİSK Yönetim Kurulu üyesi ve Lastik İş Genel Sekreteri Alaaddin Sarı “Genel Başkanımıza atılan o kurşun, bizim, Lastik-İş’in tüm üyelerine atılan bir kurşundur” dedi ve Lastik-İş sendikasının bundan sonra Abdullah Karacan’ın gösterdiği yolda devam edeceğini... Read more

TMMOB, ALEV ŞAHİN’E DESTEK AÇIKLAMASINDA BULUNDU

TMMOB, ALEV ŞAHİN’E DESTEK AÇIKLAMASINDA BULUNDU

14.11.2018   Kanun Hükmünde Kararname ile işinden atılan Mimar Alev Şahin’e destek veren TMMOB Yöneticileri 14 Kasım 2018 tarihinde Düzce’de bir basın açıklaması yaptı.   TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, II. Başkan Selçuk Uluata, Sayman Tores Dinçöz, Yönetim Kurulu üyeleri Cemalettin Küçük, Deniz Kimyon, Onur Kurulu üyesi Züber Akgöl, Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhçu ve Çevre Mühendisleri Odası II. Başkanı Zeyneti Bayri Ünal ile Teknik görevli Eren Şahiner Alev Şahin’e destek ziyaretinde bulundu. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Alev Şahin’in KHK ile işinden atılmasına ilişkin burada basın açıklaması yaptı. Açıklama şöyle:   Değerli Arkadaşlar, Değerli Basın Emekçileri 550 bini üzerinde üyesiyle Türkiye’deki mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki demokratik kitle örgütü konumunda bulunan TMMOB Yönetim Kurulu üyeleri olarak Mimarlar Odamızın üyesi Alev Şahin’e destek olmak için buradayız. Biliyorsun... Read more

İSTANBUL İKK: İDO İÇ HAT SEFERLERİNİN KALDIRILMASI ÖZELLEŞTİ…

İSTANBUL İKK: İDO İÇ HAT SEFERLERİNİN KALDIRILMASI ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARININ SONUCUDUR

14.11.2018   TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş(İDO)'nin iç hat seferlerinin kaldırılması kararına ilişkin 14 Kasım 2018 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.   İDO İÇ HAT SEFERLERİNİN KALDIRILMASI ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARININ SONUCUDUR İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş (İDO)’nin 1 Aralık 2018 tarihinden itibaren Bostancı-Bakırköy, Bostancı-Kabataş/Beşiktaş ve Adalar'dan oluşan iç hat seferlerini durdurma kararı aldığı yönünde haberler, kamuoyunun gündeminde yer aldı. 1987 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki olarak kurulan İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş (İDO), 2011 yılında dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş tarafından, elde edilecek gelirle Sarıyer’e, Beykoz’a ve Silivri’ye metro getirileceği iddia edilerek özelleştirilmiş ve 861 milyon dolara Tepe-Akfen-Souter-Sera Ortak Girişim Grubu’na devredilmiştir. TMMOB olarak, kent içi deniz ulaşımının önemli bir kurumu olan... Read more

AİHM'de Cizre davası görüldü

AİHM'de Cizre davası görüldü

Avrupa İnsan Hakları Mahklemesi (AİHM) Ağustos 2015-Mart 2016 döneminde Türk güvenlik birimleri tarafından Cizre, Sur ve Nusaybin merkezli gerçekleştirilen operasyonlar sırasında bireysel haklarının ihlal edildiğini savunan yüzlerce kişiyi ilgilendiren kritik bir duruşma düzenledi. Duruşma için, operasyonlar sonrası Ankara’ya karşı şikayette bulunmuş yüzlerce kişiden ikisinin (Elçi ve Tunç davaları) dosyası “pilot dava” olarak seçildi. Bu pilot davalar için bugün Strasbourg’da yedi yargıçlı bir AİHM dairesi önünde duruşma düzenlendi. Duruşmada Türk hükümetinin savunmasını Alman avukat Stefan Talmon yaptı. Talmon, operasyonların ve bazı ilçelerdeki sokağa çıkma yasağı uygulamasının, Türkiye, ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak tanınan PKK elemanlarını yakalamak için düzenlendiğini belirtti. Operasyonlarda “orantılı güç” kullanıldığını savunan Talmon, PKK’lıların güvenlik güçlerine ateş açtıklarını söyledi. Sokağa çıkma yasağı uygulaması için yasal dayanak olduğunu belirten Talm... Read more

Türkiye Libya konferansından çekildi

Türkiye Libya konferansından çekildi

Türkiye, İtalya'nın Palermo kentinde düzenlenen ve iki gün sürmesi planlanan Libya konferansından çekildi. Karar, Türkiye'nin konferans çerçevesinde gerçekleştirilen bir toplantıdan "dışlanması" üzerine alındı. Söz konusu toplantıda, Libya'nın kuzeydoğusunun kontrolünü elinde bulunduran General Halife Hafter ile rakibi konumundaki Başbakan Fayiz es-Serrac bir araya getirilmişti. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte'nin ev sahipliğindeki toplantıya, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame de katılmıştı. Türkiye bu toplantıya davet edilmemişti. Ancak konferans kapsamında daha sonra Türkiye'nin de katılacağı bir yuvarlak masa toplantısının düzenlenmesi planlanıyordu. Libya Ulusal Ordusu'nun komutanı olan Hafter, ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi tarafından desteklenirken, BM dâhil uluslararası to... Read more

TMMOB TTB'YE DESTEK VERDİ: EĞİTİM VE ÇALIŞMA HAKKIMIZ ENGELL…

TMMOB TTB'YE DESTEK VERDİ: EĞİTİM VE ÇALIŞMA HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ!

13.11.2018   Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) çağrısıyla Ankara’ya gelen yüzlerce hekim, 11 Kasım 2018 tarihinde Kuğulu Park’ta biraraya gelerek, hekimlerin mesleklerini yapmasını engelleyen düzenlemeyi içeren Sağlık Torba Yasası’nın geri çekilmesini istedi.    Saat 12.00 itibariyle Ankara Tabip Odası’nda (ATO) buluşan hekimler Tunalı Hilmi Caddesi; SES’te toplanan hekimler de Atatürk Bulvarı üzerinden Kuğulu Park’taki buluşma için beyaz önlükleriyle yürüyüşe geçtiler.  Yürüyüş boyunca “Çalışma hakkımız engellenemez”, “Eğitim hakkımız engellenemez”, “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” sloganları atan hekimler, “6 Yıllık Emeğimizi ‘Torbayla’ Çöpe Atamazsınız”, Kovir Misen Ağam”, “Beyaz Direniş Var Dediler Geldik”,  “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane KHK’lar Bahane”, “Çalışırken Ölmek, Öldürülmek İstemiyoruz”, “Sağlıksızlıklaştıran Yasayı Kabul Etmiyoruz” yazılı dövizler taşıdılar. Kuğulu Park’ta saat 13... Read more

Acımız büyük: Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan silah…

Acımız büyük: Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan silahlı saldırıda yaşamını yitirdi

Lastik İş Sendikamızın Genel Başkanı Abdullah Karacan, Sakarya’da işyeri ziyareti sırasında silahlı saldırıya uğradı. Saldırının ardından Lastik İş Sendikamızın Genel Başkanı Abdullah Karacan, Lastik İş Sakarya Şube Başkan Yardımcısı Mustafa Sipahi ve Şube Yönetim Kurulu üyesi Osman Bayraktar Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Genel Başkan Abdullah Karacan ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Acımız büyük. Ailesinin, Lastik İş sendikamızın ve tüm DİSK’lilerin başı sağ olsun. Cenaze programı bilahare paylaşılacaktır Read more

Aydın Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması: İMAR AŞ…

Aydın Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması: İMAR AŞ işçileri işe iade edilsin

Aydın Büyükşehir Belediyesinde işten çıkarılan Sosyal İş sendikamız üyesi 9 işçiyle ilgili olarak bugün Aydın’da bir basın açıklaması gerçekleştirildi. 13 Kasım, Salı günü saat 11.00’da Aydın Büyükşehir Belediyesi önündeki basın açıklamasına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sosyal İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, DİSK üyesi sendikaların genel merkez ve şube yöneticileri, çok sayıda emek ve meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, siyasi parti temsilcisi, DİSK Gıda-İş üyesi #Direnİşçi Tariş işçileri ve DİSK üyesi sendikalardan işçiler katıldı. Burada bir konuşma yapan Sosyal İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, işçilerin Anayasal haklarını kullandığı için işten çıkarıldığının altını çizerek, 128 gündür işçilerin barışçıl bir biçimde mücadelelerini sürdürdüklerini, Sosyal-İş sendikasının diyalog ile sorunun çözümü için çaba gösterdiğini ancak Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin bu ayıbı sona erdirmek için herhangi bir... Read more

Fransa ile "Kaşıkçı tapesi" polemiği

Fransa ile "Kaşıkçı tapesi" polemiği

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin ses kayıtlarının Batılı ülkelerle paylaşıldığı yönündeki açıklamasının yankıları sürüyor. Fransa, tapelerle ilgili ellerinde bilgi olmadığı açıklamasını yaparken Kanada ve Almanya'dan Erdoğan'ın sözlerini teyit eden açıklamalar geldi. Alman hükümet sözcüsü Steffen Seibert, Berlin'deki basın toplantısında, Erdoğan'ın açıklamaları hakkındaki bir soru üzerine, "Size istihbarat alışverişi olduğunu söyleyebilirim" demekle yetindi. Seibert, "istihbarat birimlerinin diğer operatif faaliyetlerinde olduğu gibi bu konuda da" kamuoyuyla herhangi bir bilgi paylaşamayacaklarını sözlerine ekledi. Erdoğan, Cuma günü Kaşıkçı cinayetiyle ilgili açıklamada, "Biz tapeleri verdik. Suudi Arabistan'a da verdik. Amerika’ya da verdik. Almanlara, Fransızlara, İngilizlere hepsine verdik. Dolayısıyla buradaki konuşmaları filan onlar da dinlediler, biliyorlar. Bunu sağa sola çarpıtmaya gerek yok” ifadesini ku... Read more

İzmir'in Dikili ilçesinde göçmen faciası

İzmir'in Dikili ilçesinde göçmen faciası

Bu sabah saat 06.20 sıralarında Dikili Denizköy Mahallesi açıklarındaki Karaada'da bulunan balık çiftliğindeki görevliler, göçmen teknesinin battığı ihbarında bulundu. Bu sırada 2 göçmen yüzüp adaya çıkmayı başardı. Bu 2 kişiyi alan Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı'na bağlı ekipler, denizden ve havadan bölgede arama çalışması başlattı. Balıkçıların da destek verdiği bu aramalar sırasında 2'si çocuk olmak üzere 5 kişinin cesedine ulaşıldı. Kendi imkanlarıyla kurtulan 2 kişinin yanı sıra 3 kişi de denizde bulunup son anda yaşama tutundu. Kurtarılan kişiler, Dikili Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı, hipotermi tehlikesi yaşayan bu kaçakların sağlık durumlarının iyi olduğu ifade edildi. Kayıp olan 5 kişinin arama çalışmaları ise halen devam ediyor. Teknede 14'ü Afgan 1'i İranlı toplam 15 göçmenin olduğu öğrenildi.  Bunun yanı sıra jandarma da, kilometrelerce uzunluktaki kıyı bandında olası ceset vurmasına karşı arama kurtarma devriyelerini sürdürdü. Kurtarılan kişilerin verdiği bilgiler... Read more

Doktorların 5. madde isyanı

Doktorların 5. madde isyanı

“Çalışma hakkımız keyfi bir şekilde elimizden alınıyor. Açlığa mahkum edilmeyi kabul etmeyeceğim.” Bu sözler tıp fakültesinden bir yıl önce mezun olan Selçuk Çelik’e ait. Çelik, hakkındaki güvenlik soruşturmasından neden geçemediğini bilmiyor. Bildiği tek şey var: Bundan böyle devlet hastanelerinde çalışamayacak, özel hastanelerde çalışma şansı da çok düşük. 25 yıldır acil tıp uzmanı olarak çalışırken OHAL kararnamesiyle (KHK) işten atılan Mustafa Karakuş ise özel hastanede bulduğu işinden de olmak üzere. Kimin kendisini “terörist” olarak suçladığını, bu yüzden de ihraç edildiğini anlayamayan Karakuş, “Devletin beni şimdi de sivil ölüme terkedecek olmasını anlamıyorum” diyor. İktidardaki AKP milletvekillerince sağlıkta şiddeti önlemek için meclise getirilen yasa teklifi meclis sağlık komisyonunda muhalefet partileri CHP ve HDP’nin sert tepkilerine karşın kabul edildi. AKP milletvekillerine “Hedefiniz doktorlara şiddeti önlemek değil, doktorları açlığa mahkum etmek” çıkışında bulun... Read more

Şirinevler’den çağrı: Emeğin hakları için omuz omuza!

 Şirinevler’den çağrı: Emeğin hakları için omuz omuza!

“Krizin Bedelini Ödemeyeceğiz” diyen kurumlar, 10 Kasım Cumartesi günü İstanbul Şirinevler’de 6 acil talebin ve ortak mücadele çağrısının olduğu bildirileri dağıttı.  KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun “KHK’ler gidecek, biz kalacağız” diyerek her hafta bir başka noktada düzenlediği basın açıklamasının ardından gerçekleştirilen bildiri dağıtımına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de katıldı. Read more

Karar Gazetesi: Baskılarla karşı karşıyayız

Karar Gazetesi: Baskılarla karşı karşıyayız

Karar Gazetesi, "Kamuoyuna ve okurlarımıza zaruri bir açıklama" başlığıyla yayınladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:  Karar gazetesi yayın hayatına başladığı 7 Mart 2016 tarihinden bu yana yoğun, sistematik ve arkası kesilmeyen çeşitli baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Gazetemize yönelik baskıları, ambargoları ve yaşadığımız haksızlıkları bugüne kadar kamuoyuyla paylaşmadık. Hukukla, mantıkla ve sağduyuyla bağdaşmayan bu uygulamalara mutlaka son verileceğini umduk ve bugüne kadar sabırla bekledik.  Ne var ki son günlerde gazetemiz üzerinde yaşanan polemikler, okurlarımızdan gelen sorular ve en nihayet devam etmekte olan baskıların artık ekonomik olarak tahammül edilemez noktaya gelmiş olması sebebiyle bir açıklama zarureti hasıl olmuştur.  'YAYIN HAYATINA BAŞLADIĞIMIZ GÜNDEN BERİ İLAN AMBARGOSU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ'  Öncelikle, yayın hayatına başladığımız günden bugüne kadar aralıksız uygulanan bir ilan ambargosu ile karşı karşıya bulunuyoruz. Sadece reklamveren durumunda b... Read more

Gözaltında kaybedilişinin 22. Yılında Ramazan Yazıcı için ad…

Gözaltında kaybedilişinin 22. Yılında Ramazan Yazıcı için adalet istiyoruz!

Gözaltında kaybedilişinin 22. Yılında Ramazan Yazıcı için adalet istiyoruz! 711. haftamızda da kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray, Cumartesi Anneleri’ne yasaklı.Türkiye’de diğer ağır ihlaller gibi gözaltında kaybetme suçu da hukuksal ve siyasal faktörlerin etkisiyle cezasız bırakılmaktadır. Yüzlerce insan gözaltına alınarak kaybedilmesine rağmen, kaybedilenlerin aileleri için tüm hak arama kanallarının kapatılması büyük bir adalet boşluğuna yol açmaktadır.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de uzun yıllardır Türkiye’de güvenlik güçlerinin eylemlerinden dolayı yaşanan ihlallerde, etkili soruşturma yapılmayarak sürecin fiili cezasızlıkla sonuçlandırıldığına dikkat çekmektedir.711. haftamızda AİHM’in dikkat çektiği cezasızlık davalarından biri olan Ramazan Yazıcı dosyasını kamuoyuyla paylaşıyoruz.36 yaşındaki Ramazan Yazıcı Diyarbakır-Silvan arasında bir minibüs ile yolcu taşımacılığı yapıyordu. 22 Kasım 1996 tarihinde saat 09.00 sıralarında Silvan Melikahmet Garajı’n... Read more

Hakan Erbilek Serbest Bırakılsın!

Hakan Erbilek Serbest Bırakılsın!

Hapishanelerde geçmişten bu yana; darbeler, OHAL’ler, kanunlar ve genelgeler dayanak yapılarak insan hak ve özgürlükleri çiğnenmekte hatta en temel hak olan devletin koruma ve yaşatma zorunda olduğu yaşam hakkı bile gasp edilmektedir. Yaşam hakkının korunması için öncelikli olarak sağlığa erişim hakkının yaşama geçmesi gerekir ancak hapishanelerden gelen başvurulara baktığımızda bunun hiç de böyle olmadığını görmekteyiz. Devletin adeta tasarruf alanı haline getirilen hapishanelerde, mahpuslara artık ağrı kesici bile tane ile verilmekte, zorunlu ilaçlar ise çok geç verilmekte ya da hiç verilmemektedir. Aylar sonra hastaneye sevk edilen mahpuslar ameliyat veya tedavi için sürekli erteleme veya sorumluluğu üzerinden atmaya dayalı gerekçelerle oyalamaktadır. Bu nedenle her geçen gün daha da ciddi sağlık sorunları ile mücadele etmeye zorlanmaktadırlar. Sağlığa erişimde bu kadar sorun yaşatılırken, bedensel ve zihinsel olarak bırakalım hapishanede tutulmayı, sürekli hastane koş... Read more

PEYZAJMO: DOĞA’NIN TALANI “BARIŞ” OLAMAZ!

PEYZAJMO: DOĞA’NIN TALANI “BARIŞ” OLAMAZ!

09.11.2018   Peyzaj Mimarları Odası 9 Kasım 2018 tarighinde İmar Barışı'na ilişkin bir basın açıklaması yaptı.   İmar affı uygulaması, imar mevzuatına aykırı olarak yapılmış kaçak yapıları yasallaştırdığı gibi, hazine ve belediye arazilerine ait, kamusal alanları, halkın yani bizim malımızı; yaylalarımız, ormanlarımız, kıyılarımız, derelerimiz, tarım alanlarımız, çayır, mera, otlak, tarihi, arkeolojik, doğal, kentsel sit alanlarımız, kültürel mirasımızın gasp edilerek yapılan tüm kaçak yapılar affedilerek ödüllendiriyor. Ülke genelinde yaklaşık 13-14 milyon kaçak yapı için başvuru beklenen, imar affı uygulaması 18 Mayıs 2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 7143 sayılı "Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen Geçici 16. Madde ile yürürlüğe girdi. 31 Ekim 2018 tarihinde son bulması beklenen başvurular 31 Aralık 1018`e k... Read more

HEKİMLERİN ÇALIŞMA HAKKINA DOKUNMA!

HEKİMLERİN ÇALIŞMA HAKKINA DOKUNMA!

30 Ekim 2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile hekimlerin çalışma hakkı ciddi biçimde sınırlandırılmak istenmektedir. 6 AKP’li milletvekili tarafından verilen ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmekte yasa teklifinin 5’inci maddesi OHAL uygulamaları ile kamu görevinden çıkarılan/çıkarılabilecek veya güvenlik soruşturması sonucuna göre atanması uygun bulunmayan/bulunmayacak hekimlerin SGK anlaşmalı özel hastanelerde çalışmasını ve 600 gün boyunca hekimlik yapmasını engellemektedir. Halihazırda, TCK uyarınca mahkemeler tarafından verilmiş kimi cezalarda, hekimlerin mesleklerini icrası yasaklanabilmektedir. Sunulan kanun teklifinde ise çalışma hakkının sınırlanması için herhangi bir mahkeme kararı aranmamaktadır. Yani iktidarın istediği yetki, hiçbir mahkeme kararına dayanmadan, mahkeme yerine geçerek, tamamen keyfi biçimde kimin hekimlik yapıp ... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde