Özgürlük

FAŞİZMİN ANATOMİSİ'NDEN ALINTI

ROBERT O. PAXTON
 
Faşizmin bir diğer varsayılan ana karakteri, onun kapitalizm, burjuva karşıtı düşmanca tutumudur. Erken dönem faşist hareketler, burjuva değerlerine ve "sadece para kazanmak, para, aşırı para" isteyenlere karşı aşağılama sergiliyorlardı. “Uluslararası finans kapitalizmine”, sosyalistlere saldırdıkları kadar yüksek sesle saldırdılar. Vatansever esnaflar lehine süpermarket sahiplerinin ve köylüler lehine büyük toprak ağalarının mallarını kamulaştırma sözü bile verdiler.
 
Ne var ki faşist partiler iktidara geldiklerinde, bu anti-kapitalist tehditleri gerçekleştirecek hiçbir şey yapmadılar. Aksine, azami şiddet ve bütünlük içinde sosyalizme karşı tehditlerini uyguladılar. Genç komünistlerle mahalle için sokak kavgaları onların en güçlü propaganda görüntüleri arasındaydı. İktidara gelir gelmez faşist rejimler, patronların sonu olmayan memnuniyetleri için, grevleri yasakladılar, bağımsız işçi sendikalarına son verdiler, ücretli çalışanların satın alma güçlerini düşürdüler ve silah sanayilerini paraya boğdular. Kapitalizme ilişkin söylenenler ve yapılanlar arasındaki bu çelişkilerle yüzyüze gelen akademisyenler aksi sonuçlara vardılar. Bazıları, kelimesi kelimesine, faşizmi radikal anti-kapitalizmin bir biçimi olarak düşünür. Diğerleri, ve sadece Marksistler değil, faşistlerin zordaki kapitalizmin yardımına geldiği ve mülkiyet bölüşümünün ve toplumsal hiyerarşinin mevcut sistemini acil olarak arkaladığı şeklinde taban tabana zıt bir taraf seçerler.
 
Bu kitap, söyledikleri ne olursa olsun faşistlerin yaptıklarının en azından bize her şeyi anlattığı tarafta yer alır. Tabii ki, onların söyledikleri göz ardı edilemez, albenilerini açıklamaya yardımcı olur. En radikal, yine de en faşist anti-kapitalist retoriğinde bile seçici idiler. Spekülatif uluslararası finansı (enternasyonalizm, kozmopolitlik ya da küreselleşmenin diğer tüm biçimlerinin yanı sıra sosyalistleri olduğu kadar kapitalistleri de) kınarlarken, yeniden canlılık kazanan milletin toplumsal tabanını oluşturan milli üreticilerin mülkiyetine saygı gösterdiler. Burjuvaziyi suçladıkları zaman, kattıkları değeri işçilerden çaldıkları için değil bir ülkeyi güçlü yapmak için çok gevşek ve bireyci oldukları içindi. Kapitalizmde eleştirdikleri şey, onun sömürüsü değil, materyalizmi, ulusa karşı ilgisizliği, ruhları uyandırmadaki yetersizliği idi. Daha da derin bir ifadeyle, faşistler, ekonomik güçlerin tarihin itici güçleri olduğu fikrini reddettiler. Faşistler için dünya savaşları arasındaki dönemin işlevsiz kapitalizminin kökten yeniden düzenlemeye ihtiyacı yoktu; hastalıkları, üretkenlik ve tam istihdam yaratan kafi derecede siyasi irade uygulanarak iyileştirilebilirdi. İktidara gelir gelmez faşist rejimler sadece siyasi rakiplerinin, yabancıların ya da Yahudilerin mal varlığına el koydular. Hiçbiri, birkaç maceracıyı yüksek yerlere mancınıkla fırlatmak dışında, sosyal hiyerarşiyi değiştirmedi. En çok, piyasa güçlerini devlet iktisadi yönetimi ile değiştirdiler, fakat Büyük Buhranın çukurunda, çoğu iş adamı başlangıçta bunu onayladı. Eğer faşizm "devrimci" idi ise, sosyal, politik ve ekonomik gücün yeniden dağılımının ve toplumsal düzenin derin bir şekilde tersyüz edilmesi olarak 1789'dan 1917'e kadar genellikle anlaşılan kelime anlamından çok uzakta, özel bir manada bu böyleydi. (Paxton. Faşizmin Anatomisi, Sf.10-11)
 
*www.libcom.org sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilerek alıntılanmıştır.
 

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde