Özgürlük

BREZİLYA'NIN AŞIRICI POLİTİKALARI

 
 
ALEX HOCHULI / SABRINA FERNANDES / BENJAMIN FOGEL
 
Ç.N.:(Brezilya ya da Türkiye hiç fark etmiyor! Bu toplumları oluşturan bireyler fasit bir daire içinde edebiyattan tutun da sanatın her dalına siyasete kadar aynı havayı teneffüs ediyorlar. İçinde debelenen döngü bir türlü kırılamıyor. Çünkü bizim gibi toplumların bireylerinin bilincine yüzyıllardır yerleştirilen köhnemiş ve kulluğu, boyun eğmeyi ve etek öpmeyi bir yazgı ve erdem haline getirmiş gelenekler önceliği sadece "kişiler"e veriyor. Peşi sıra "olaylar" geliyor. "Fikirler"in ise esamesi bile okunmuyor. Böyle olunca da "kurtuluş" ya da "refaha kavuşma" kişilere endeksleniyor. Kişilerin bulaştığı olaylar ise kişilerin dokunulmaz ve "ilahi" şekilde kutsanmış ve vaftiz edilmiş kişilikleri yüzünden görmezden geliniyor. Dolayısıyla "bal tutan parmağını yalayınca" da "çalıyor ama çalışıyor" bir erdem haline geliyor. Meşru kılınıyor. Kara toprakla üstü örtülen fikirler ise mezarda yalnızlığa terk ediliyor. Çünkü lümpenliğin moda olduğu ve genel geçer kabul gördüğü bir toplumda farklı olanlar çoğunluğun saygısını kazanamazlar. Dışlanırlar. Yalnız bırakılırlar. Nedeni ise gayet basittir: fikirler, yani muhakeme etmek ve sorgulamak tehlikelidir. Ve böylece dini, milliyetçi, sağcı, solcu türlü türlü gericilik ve bozulma her tarafı sarıyor. İnsan kalitesi düşüyor. "Özeleştiri ve eleştirinin olmadığı yerde çürüme başlıyor." En çok ezilenler kendilerini en çok ezeni iktidara taşıyor. Tarihin her safhasında en fazla devrimci olan en ezilenler günümüzde kendilerini en çok ezenin ordusuna gönüllü nefer olarak yazdırıyor. Muhalif radikal kesimlerin nutku tutuluyor. Ve ilk defa pratik bir hadisenin teorik bir açıklaması yapılamıyor. "Neden? Neden? Neden?"ler kulakları tırmalıyor. Ve içinden çıkılamayan küflü ve rutubetli dehlizde geriye sadece tek bir çift laf kalıyor: "Her toplum hak ettiği şekilde yönetilir.")
 
Bolsonarismin özü, günümüzde sosyalist devrim tehdidi olmamasına rağmen, İşçi Partisi ve Lula görüntüsünde cisimleştirilen Brezilya'nın örgütlü işçi sınıfı nefretidir. 
 
 

29 Eylül 2018'de Porto Alegre, Jair Bolsonaro'ya karşı protestolar. Marino Mondek / Flickr
 
Bu haftasonu Brezilya seçiminde bizzat demokrasi tehlikede. Aşırı sağcı Jair Bolsonaro ilk tur seçimlerini on puan önde götürüyor. İkinci tur etabının simülasyonunda, önceki cumhurbaşkanı Lula'nın vaftiz edilmiş halefi İşçi Parti'sinden Fernando Haddad ile başa baş gidiyor. Bu, dünyayı silip süpüren “popülist dalganın” başka bir örneğine benzese de, durum daha da vahim. [Hafta sonu ilk tur seçim sonuçlarına göre, Jair Bolsonaro yaklaşık yüzde 46, Fernando Haddad yüzde 29 oy aldı. Seçim ikinci tura kaldı.)
 
Financial Times'ın da belirttiği gibi, hem Brezilya'daki yerel medya hem de yabancı gazeteler, seçimleri “en soldan ve sağdan popülistler arasındaki bir yarışma” olarak resmettiler. Bu iki aday arasında herhangi bir denkliğe dikkat çekmek oldukça yanıltıcıdır.
 
Haddad en fazla bisiklet şeridi boyamakla bilinir; Bolsonaro işkenceyi savunur. Sao Paulo'nun belediye başkanı iken Haddad, 2016'da Bloomberg “Şehirler Yarışıyor” Hayırseverlik ödülünü kazandı; Bolsonaro en son, kampanya sırasında İşçi Parti destekçilerini makineli tüfek ile tehdit etti ve kendisinin kazanan olmadığı herhangi bir seçim sonucuna saygı göstermeyeceğini öne sürdü.
 
 Hal böyleyken, Brezilya'nın önde gelenleri, böylece taraf olmamak için bu sahte denkliğe yaslanıyorlar. Orta ve üst sınıfların, otoriterlikle karıştırdıkları, antipetismo[İşçi Partisi karşıtlığı] diye adlandırdıkları bir duygu olan, merkez sol İşçi Partisi nefretiyle gözleri kararıyor. Sanki, tipik Hillary ya da Macron seçmenlerinin Trump ve Le Pen'i desteklemesi gibi. Brezilya reali dolar karşısında yükseldikçe daha muhtemel bir Bolsonaro başkanlığı görünüyor. Yıllık bir milyar dolar cirolu alışveriş merkezleri ve giyim mağazaları sahipleri, lüks restoran ve otel sahiplerinin yaptığı gibi, onu destekliyor.
 
Sonuç olarak Brezilya solunda Bolsonaro'nun bir “faşist” olup olmadığı tartışıldı. Irkçı, kadın düşmanı, homofobik ve şiddet yanlısı olabilir, ancak gazete sütununda siyaset bilimcisi Pablo Ortellado'nun tartıştığı neoliberal ekonomik önerileri onu bir faşist yapmadı. Bunun yerine, muhafazakar bir kültür savaşçısı olarak daha çok anlaşılmaktadır. Bolsonaro'nun desteğinin büyük kısmının evanjelistlerden geldiği ve onun klavyeli çevrimiçi ordusunun "kültürel Marxizme" karşı sövüp saymayı sevdiği bir gerçektir.  Ancak bu, öyle olduğu sanılan bir “Bolsonarizm”in özü değildir.
 
Dünya savaşları arası faşizmin şirketçi, milliyetçi ekonomi politikaları konjonktürel idi. Önemli olan, sınıf egemenliği sorunudur. Günümüzde ise neofaşizm, neoliberalizm yoluyla da tahakküm arayışına girebiliyor. Bolsonaro’nun baş ekonomik danışmanı Şikago Çocuğu Paulo Guedes, “her şeyi özelleştirmek” istiyor. Dahası, Bolsonaro muhafazakar milliyetçiliğin ve onun ataerkil, beyaz, çoğunluğu meşru kılan, hiyerarşik ve türdeş bir toplum görüntüsünün ötesinde bir şey önermektedir.
 
Bolsonarismin özü, günümüzde sosyalist devrim tehdidi olmamasına rağmen, İşçi Partisi ve Lula görüntüsünde cisimleştirilen Brezilya'nın örgütlü işçi sınıfı nefretidir. Faşizm, temelinde işçi sınıfını sadece yenmekle kalmayıp yok etmek yatan radikal bir burjuva çözümüdür; iç savaşa sarılmaktır. Bu, kitlelerin mutlak tahakkümüne yönelik bir savaşta, şiddeti idolleştiren örgütlü bir parti aracılığıyla, sermayenin nihai çıkarları doğrultusunda orta sınıfı askere almadır. 
 
Aşırıcı politikalar denen şey budur. Toplum içine çözülemez bir çatışmayı yerleştirir; tek çözüm, düşmanın imhasıdır. Şu an itibariyle, gerçi, Bolsonaro yeterli siyasi araçlardan yoksun olabilir. Partisi zayıftır, destekçilerinin çoğu İşçi Partisi nefretiyle hareket ederler veya/ya da faşist değil, evanjelik muhafazakarlardır. Ancak, onun fikirlerini paylaşan en yüksek rütbeli subaylar ile etrafı çevrilidir. Kazanırsa iktidarda olacaklardır. Kaybederse, arka arkaya beşinci bir İşçi Partisi zaferine tahammül edemeyebilirler.
 
*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde