Özgürlük

DEVRİM TEHLİKEDE

 

 

 

 

(Ç.N.: Hiçbir "devrimci hedef," günümüz emperyalizminin en acımasız ve gaddar temsilcisi olan ABD ile ortaklık yapmayı haklı çıkar(a)maz. Toplumun ortaya çıkışından bu yana tek bir gerçek değişmemiştir: ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen, yöneten ve yönetilen, zengin ve yoksul arasındaki kimi zaman açıktan kimi zaman gizli savaş. Ve görüntü uğruna gerçeği bozanlar devrimci gelişim içinde olamazlar, çünkü sadece "gerçek devrimcidir" ve gerçeğin gerçekliğinin üstünü hiçbir görüntü örtemez. "Devrimci hedefler"i öne sürerek emperyalist bir ülkeye yardım elini uzatanları ve ondan yeri geldiğinde medet umanları bekleyen tek şey var: hayalkırıklığı ve hüsran... Tarih bunun örnekleriyle dolu... Bizim yerimiz ortakları ezilen halklar olanların yanında yer almak, "pek ihtimal verilmeyen" ortakları ABD olanların değil...)

 

EDWARD HUNT

Kapitalizm karşıtlığı, Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkı ve kadınların kurtuluşu prensipleri üzerine kurulmuş olan Rojava'daki devrim silinip yok olma riski altındadır. Ve Trump yönetimi basbayağı sırtını dönebilir. 

 


Rojava, Syria. John Moore / Getty

 

 

Kuzeydoğu Suriye'de, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDF), İslam Devletine karşı, örgütü kati olarak bozguna uğratmaya girişerek, bir askeri harekatın öncülüğünü yapıyor. Onların çabaları, ABD'nin desteklediği askeri bir görev olan Operasyon Yakalama'nın bir parçası. 

 

ABD yetkililerine göre, Suriye Demokratik Güçleri Doğu Suriye'deki Baghuz ve Dashisha bölgelerini temizledi ve şimdi Orta Fırat Nehri Vadisi'nde son bir hücuma önderlik ediyorlar. ABD'li Albay Sean Ryan, 18 Eylül'de yapılan basın açıklamasında duyurduğu, "Süriye Demokratik Güçleri'nin oradaki zaferi, "İŞİD'in "artık bölgeye hakim olmadığı anlamına geliyor".

 

Suriye Demokratik Güçlerinin çekirdeğini oluşturan Suriye Kürt savaşçıları uluslararası solda tanınıyorlar. Son birkaç yıldır, cinsiyet temelli hiyerarşileri altüst ederken Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını güvenceye alan özerk, anti-kapitalist bir bölge kurmaya çalıştıkları Suriye'nin kuzey kesimindeki Rojava'da dikkat çekici bir devrime öncülük ettiler. 

 

Suriyeli Kürtlerin devrimci hedefleri onları Amerika Birleşik Devletleri'nin mümkün görünmeyen ortakları haline getiriyor. ABD yetkilileri, Suriye'deki en etkili İŞİD karşıtı savaşçılar olarak SDF'yi defalarca övmüş olsa da, Washington, Rojava'daki devrime karşı muhalefetini açıkça söylemiyor. 

 

Bu yılın başlarında ABD'li yetkililer Türkiye'ye Rojava'nın üç kantonundan biri olan Afrin'i işgal etmesi ve fethetmesi için yeşil ışık yaktılar.  Daha yakın zamanlarda ABD, Kürt askeri liderlerine 2016'da İslam Devletinden kurtardıkları Menbiç'ten ayrılmaları için baskı yapıyor.

 

Başkan Trump'ın bunun hakkında ne düşündüğü belli değil. Son zamanlarda Kürtleri “büyük savaşçılar” ve “harika, büyük insanlar” olarak övdü, ancak daha önce de kaderleriyle ilgili çok az endişe duyuyordu. Trump'ın temsil ettiği değerler -Amerikan kapitalizmi, servet sahibi kesimin yönetimi, anti-feminizm gericiliği-  Rojava devrimi değerleriyle keskin bir şekilde çelişiyor. 

 

Yine de, bir dizi üst düzey yönetim yetkilisi, ABD'nin SDF'yi desteklemeye devam edeceği konusunda ısrar etti. Savunma Bakanı James Mattis, Haziran ayında “Bu örgütü bir kenara atmayacağız," dedi. "İŞİD halifeliğini artık bozguna uğratmak ve İŞİD 2.0'ın yükselişini önlemek için . . . bu çok önemlidir."

 

Aynı ay düzenlenen kongre oturumunda Maryland senatörü Chris Van Hollen, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'dan “Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gözünüzün korkutulup Suriyeli Kürtleri ortada bırakmayacağınızı" taahhüt etmesini istedi. Pompeo, "Herhangi bir büyük heyecan yaratan hedefi fırlatıp atmaya yönetimin niyeti yok," diye karşılık verdi. Ve geçen ay, Trump yönetimi, başkanın daha önceki ABD güçlerini Suriye'den çekme kararını tersine çevirdi.

 

Trump, birçok gözlemciyi bir sonraki adımı ne olacak diye merak içinde bırakarak, kararsız olmaya devam etse de, Suriyeli Kürtler, İŞİD'in elinde bulunan bölgedeki son yerleri sadece kurtarmakta değil, aynı zamanda Rojava'daki toplumsal devrimi de başarmakta kararlılar. 

 

Bölgede faaliyet gösteren çeşitli güçlerin işleyişi, Suriye Kürtlerinin şansa sahip olup olmayacağını büyük ölçüde belirleyecektir. Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad Rojava'yı geri alacağına söz verdi. Türk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, defalarca Kürtlerin radikal deneyini ortadan kaldırmakla tehdit etti. Ve her zaman ABD imparatorluğunun büyük çıkarlarına tabi kılınan Amerikan desteği en iyi ihtimalle koşulludur.

 

ZAFERLER VE YENİLGİLER

 

Afrin ve Menbiç deneyimi, Suriyeli Kürtlerin Trump yönetiminin samimiyetiyle ilgili en büyük korkularını doğruladı. 

 

Ocak ayında, ABD'nin onayı ile Türk birlikleri Afrin'i işgal etti. Mart ayına kadar, tahribata yol açarak ve kitlesel göçlere neden olarak, kantonu vurdular. Türk taarruzu boyunca yaklaşık beş yüz sivil ve sekiz yüz Kürt savaşçısı öldü. Yüz binin üzerinde bölge sakini ikamet ettiği yerden kaçtı ve mayıs ayı sonunda 134.000'den fazla kişi yerlerinden edilmişti. Hala Afrin'de kalanlar ise maddi yoksunluğun ve Türk destekli yeni liderliğin yönetimi altında dalgalar halinde yayılan şiddet suçunun acısını çekiyor.

 

Suriyeli Kürtler ayrıca Menbiç'te de büyük bir meydan okumayla karşı karşıya. Erdoğan'ın işgali Afrin'den Menbiç'e genişletme tehdidi sonrasında ABD'li ve Türk yetkililer, Suriye Kürt savaşçılarının bölgeden çekilmesini gerektiren bir anlaşma yaptılar. Suriyeli Kürtleri savunmaya başlamak yerine ABD'li yetkililer yatıştırmayı tercih ettiler. ABD ve Türk askeri güçleri bölgedeki ortak devriyeleri başlatmaya hazırlar.

 

Anlaşma, Rojava'daki devrim için büyük bir kötüleşmedir. İslam Devleti'ni Menbiç'ten sürüp çıkardığından beri Suriyeli Kürtler, ABD'lilerin övdüklerinde bile daha fazla göze çarpan şekilde bir dönüşüm geçirdiler. Temmuz ayında Menbiç'i ziyaret ettikten sonra, Savunma Bakanlığı yetkilisi John Rood, daha önce ISIS kontrolü altında olan mahallelerde nasıl özgürce ve güvenli bir şekilde yürüdüğünü anlattı. Rood, “Görmek gerçekten kayda değerdi,” dedi.

 

Bölgeye yaptığı son gezisinde benzer bir deneyime sahip olan New Hampshire senatörü Jeanne Shaheen, Dışişleri Bakanı Pompeo'ya “Suriye Demokratik Güçleri'nin çalışmalarından çok etkilendiğini” söyledi.

 

Tüm bölgenin "istikrarlı" olduğunu belirtti.

 

 

ABD MOTİVASYONLARI

 

Trump yönetimi hem Afrin hem de Menbiç'te Suriyeli Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmaya istekli olmasına rağmen, Suriye Demokratik Güçleri ile olan işbirliğinin bazı unsurlarını korumayı faydalı bulmayı sürdürmüştür.

 

Birlikte, SDF ve ABD ordusu, ülkenin en büyük petrol alanları da dahil olmak üzere Suriye'nin kuzeydoğu bölümünü kontrol ediyor. Bölgede yaklaşık iki bin ABD askeri kuvvetleri askeri üslere yerleştiriliyor. 

 

Alışıla geldik şekliyle, ABD yetkilileri İslam Devleti'ni bozguna uğratmak için askeri varlıklarını sürdürmeleri gerektiğini söylüyorlar. Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Brett McGurk Ağustos ayında, “Suriye'de kalıyoruz,” diye ilan etti. "Odak noktası İŞİD'in kalıcı olarak bertaraf eilmesidir." Bir ay sonra, Dışişleri Bakanlığı yetkilisi James Jeffrey, Suriye'yi terk etmek için “acelemiz yok” diyerek ek bir onay verdi.

 

ABD yetkilileri de diğer hedefleri izlemek için durumdan faydalanıyor. Yeni başlayanlar için, ABD’nin askeri varlığını, İran ve Rusya hükümetlerinin onu desteklemelerini daha da zorlaştırarak Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad üzerinde baskıyı sürdürmek için kullanıyorlar. 

 

Bir dizi eski ve mevcut ABD yetkilisi, Suriye'deki hedeflerine ulaşmalarının daha muhtemel olduğunu savunuyorlar - rejim değişikliği - eğer Rusları Esad'dan ayırabilirlerse. Eski ABD yetkilisi Antony Blinken, Rusların “Esad'ın siperdeki eli" olduğunu belirtti. "Eğer ayrılırlarsa muhtemelen Esad gider."

 

ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) komutanı olan ABD'li Joseph Votel, Ağustos ayında ABD'nin Suriye'deki varlığının Ruslarla çok ilgili olduğunu söyledi. Votel, "CENTCOM'un sorumluluğundaki bölgede şu an sonuna kadar oynanan büyük güç rekabetinin bir boyutudur," dedi. 

 

İran da büyük ölçüde tezahür ediyor. Trump yönetimindeki çok sayıda yetkili, Suriye'de devam eden müdahilliğin ana sebebi olarak İran'ı işaret etti. 

 

Haziran ayında, Dışişleri Bakanlığı yetkilisi David Satterfield Kongre'ye yaptığı açıklamada, İran kuvvetlerinin ülkeyi ilk önce terk etmediği sürece ABD askeri güçlerinin Suriye'den ayrılmayacağını söyledi. Satterfield, “ABD'nin Suriye'deki herhangi bir yerinde askeri varlığa ilişkin herhangi bir karar, A, bir başkanlık kararıdır, ve B, kesinlikle İran'ın Suriye'den çıkışına bağlıdır,” dedi. 

 

Bir ay sonra, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Kongreye benzer bir mesaj ileterek, Cumhurbaşkanı Trump'ın şu anda İran'la ilgili bütün kararlarını İran'ın buradaki rolünü öncelikle dikkate alarak verdiğini açıkladı. Pompeo, İran'ın “Suriye'deki ABD politikasıyla ilgili olarak odaklandığımız bir merkezi nokta” olduğunu söyledi. “Eminim öyle kalacak.”

 

ABD'nin Suriye Demokratik Güçleri'ne desteğinin sürmesi bu yüzden en iyi ihtimalle şarta bağlıdır. ABD'li yetkililer hedeflerine ulaşmak için başka yollar bulabilirlerse, şüphesiz Kürtler ile bağlarını kopartacaklar. Ne de olsa ABD yetkilileri, ABD Özel Harekat Komutanlığı komutanı General Raymond Thomas'ın dediği gibi, Suriye Demokratik Güçleri'ni "bizim için çalışan ve bizlerin isteğini yerine getiren" "bizim mümessillerimiz" olarak görüyorlar.

 

BÜYÜK SORU

 

Trump yönetimi şu an Suriye'de ABD güçlerini korumaya karar vermiş gibi görünse de, büyük bir soru akıllarda kalıyor: Suriye Kürtleri ile çalışmaya devam edecek mi?

 

Aylardır, bir dizi mevcut ve eski ABD yetkilsi, Kürtlerle bağları koparmanın ve NATO müttefiki olan Türkiye ile ilişkilere yeniden odaklanmanın zamanının geldiğini ileri sürdü. ABD-Türkiye ilişkilerinin son birkaç yılda önemli ölçüde düştüğü göz önünde bulundurulduğunda, özellikle Türk yetkililer ABD'yi Temmuz 2016'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik darbe girişimine katılmakla suçladıktan sonra, Trump yönetimine ittifakı yeniden canlandırmak ağır gelebilir. Ağustos ayında, Trump yönetimi, ülkenin ekonomik krizini şiddetlendirerek, yaptırımlar uyguladı ve Türkiye'ye daha fazla gümrük vergisi getirdi.

 

Aynı zamanda, kötüye giden ilişki, iki ülkenin askeri olarak birlikte çalışmasını engellemedi. ABD ve Türk hükümetleri, en az 3 milyon sivilin ve otuz bin Esad karşıtı militanın köşeye sıkıştırıldığı İdlib Vilayeti'ne Suriye'nin bir saldırısını önlemek için birlikte çalışıyor. Başkan Trump en son, "Tüm duruşuyla Türkiye bize çok fazla yardımcı oldu," dedi.

 

Dışişleri Bakanlığı kısa bir süre önce eski ABD'li diplomat James Jeffrey'nin Suriye görevi için özel bir temsilci olarak atanmasını duyurduğunda, ABD'nin Suriye'deki durumla ilgili olarak Türk hükümetiyle daha yakından çalışmayı planladığına dair güçlü bir sinyal gönderdi. Geçtiğimiz yıl boyunca Jeffrey, Türklerle daha sıcak ilişkiler kurmaya çağırdı ve geçen Aralık'taki Kongre'ye Türk-ABD ilişkilerinin “bizim için çok önemli” olduğunu ve meslektaşlarına "bu ilişkiyi kesmemeyi" ima ettiğini söyledi.

 

Jeffrey ayrıca, ABD'nin Suriye Kürtleri ile ortaklığının Türkiye ile yakınlaşmayı zorlaştırdığını belirtti. Türk yetkililerin, Rojava'daki devrimi, Türk hükümetinin on yıllardır mücadele ettiği militan bir Kürt kurtuluş örgütü olan Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) bir projesi olarak gördüklerini kaydetti. Türkler'den "çok fazla şikayet vardı," dedi. 

 

Durum göz önüne alındığında, Suriyeli Kürtler kaderleriyle ilgili ciddi belirsizlikler ile karşı karşıya kalıyorlar. Her ne kadar ABD yetkilileri şimdilik onlara destek verse de, Türkiye'nin ya da diğer jeopolitik faktörlerin süregelen baskısının ABD politikasında bir değişikliğe yol açıp açmayacağı görülecektir. 

 

Ancak ABD Kürtlere sırtını dönerse, sadece Suriye'deki İslam Devleti'ne karşı savaşın kahramanlarını feda etmekle kalmayacak - bu, Orta Doğu'daki en umut verici demokratik deney olan Rojava'daki devrimi de riske atacaktır.

 

*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde