Özgürlük

Demokratik Sosyalizm Sosyal Demokrasi Değildir.

 
 
MICHAEL A. MCCARTHY
 
Norveç gibi sosyal demokrasiler daha insani, adil, demokratik toplumların mümkün olduğunu göstermektedir. Fakat demokratik sosyalistler, onların ötesine geçmek isterler.
 
Demokratik kurumlarına ve sağlam sosyal güvenlik ağına tam olarak güvenen bir grup Norveçli bir dağa tırmanıyor. Fakat toplumları daha ileri gidebilir. Torgeir Storflor Moen / Iskar Norseman Xtreme Triatlon Getty Images'dan
 
“Demokratik sosyalizm” kavramı tartışmaya açık bir alandır, bu yüzden uzun vadeli hedeflerimizi ve kısa vadeli stratejilerimizi açıklığa kavuşturmada fikirlerimizi ileri sürmek için şu andan daha iyi bir zaman olamaz. Mathieu Desan ve benim yakın zamanda Jacobin'de tartıştığımız gibi, kapitalizmi aşan ve demokrasiyi derinleştiren uzun vadeli bir vizyona sahip olmak, fırsat eşitliği ve sosyal dayanışmayı, iyi bir topluma rehberlik etmesi gereken temel ilkeleri gerçekleştirmeye yardımcı olacaktır.
 
İskandinav sosyal demokrasileri demokratik sosyalizm vizyonunda nerede yer alırlar? Bu, makalemize cevaben Matt Bruenig tarafından ortaya atılan ciddi bir sorudur. Matt Bruenig, Sovyetler Birliği'nin bir demokrasi olmadığında hem fikirdir, çünkü devlet halka hesap vermiyordu. Ancak, bu eleştirinin parlamenter demokrasiler olan İskandinav ülkeleri için geçerli olmadığını söyler. Böylece, demokratik sosyalizm vizyonumuz ile Norveç gibi gerçekte var olan sosyal demokrasiler arasında sert bir çizgi çekmek yanlıştır.
 
Bu nokta, basit bir soruya doğru kaymaktadır: Norveç gibi ülkeler, demokratik olarak yönetilen bir ekonomi ve toplumun neye benzediğini düşündüğümüz şeyin sınırlarını temsil ediyor mu? Eğer öyleyse, sosyal demokrasi nihayetinde demokratik sosyalizmle aynı şey midir? 
 
Benim savım, İskandinav ülkelerinin Sovyetler Birliği gibi demokratik olmadığı değildir, ancak politik demokrasinin olduğu İskandinav ülkelerinde bile demokratik sosyalizm, yine de şu anda mevcut olandan daha fazla demokratikleşme ve ekonominin kamu mülkiyeti anlamına gelecektir.
 
Demokratik Sosyalizm Sosyal Demokrasi Değildir
 
İskandinav ülkeleri - Finlandiya, Norveç ve İsveç - sosyal demokrasilerdir. Anayasal temsili demokrasilere, kapsamlı sosyal yardımlara, devlet tarafından yönetilen emek ve sermaye arasında şirketçi toplu pazarlığa ve ekonominin bir takım devlet mülkiyetine sahiptirler. Bu kurumlar, neoliberal çöplüğümüze göre çok daha tercih edilebilirdir.
 
Ancak, işyerinde ve ekonominin yönetiminde emeğe daha büyük bir ses verilse bile, kapitalist kontrol, işyerlerinin büyük çoğunluğu üzerinde devam eder.
 
Sosyal demokrasilerde ana üretim varlıklarının kamu mülkiyeti olabileceğe kıyasla sınırlıdır. En güçlü örneği göz önüne alalım, Norveç. Bruenig, devletin yetmiş dört şirkete sahip olduğuna işaret ederek kamu mülkiyetine vurgu yapıyor. Bu küçük bir mesele değil: Norveç'te devlete ait işletmeler (KİT'ler) GSYİH'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor. Çoğunluk, devlet ortaklığının yaklaşık yüzde 60 sorumlu olduğu(devlet yaklaşık hisselerinin yüzde 67'sine sahiptir) devlete ait petrol şirketi Equinor tarafından oluşturulmaktadır. Toplamda, petrol şirketi de dahil olmak üzere KİT'ler yaklaşık 280.000 işçi istihdam etmektedir.
 
Ancak mutlak sayılar her zaman kendi bağlamı dışında aldatıcıdır. Norveç'te yaklaşık 2,8 milyon toplam çalışan işçi var. Devlete ait işletmelerde bu istihdam edilen işgücünün sadece yüzde 10'u çalışır. Kamu sektörü genel olarak işgücünün yüzde 30'unu, kapitalist dünyanın en yüksek oranını istihdam etmektedir. 
 
Bu, diğer kapitalist demokrasilere kıyasla çok fazla olmakla birlikte, Norveç devleti hala, kapitalist firmalarda çalışan işçilerin önemli bir çoğunluğunu hayatlarını idame ettirmeleri için yalnız bırakıyor. Bu, diğer sosyal demokrasilerde de böyle. 
 
Diğer yandan demokratik sosyalizm,  toplumun üretken varlıklarının büyük bir çoğunluğu üzerinde kamu mülkiyetini, özel olarak bu üretken varlıklara sahip olanlar için işçilerin işgücü piyasasına girmeye zorlanması gerçeğini ortadan kaldırmayı ve sadece devlet içerisinde değil aynı zamanda işyerlerinde ve topluluklarda daha güçlü demokratik kurumları kapsamalıdır. Bizim demokratik sosyalizm nitelendirmemiz ekonomide meselelerin özünü kavrayan derinleştirilmiş bir demokrasiyi temsil eder.
 
Bu ayrım çok önemlidir, ancak Bruenig bunu geçiştiriyor gibi görünmektedir. Böyle yaparak, bu tartışmada aslında neyin söz konusu olduğunu göz ardı eder: neden, sosyal demokrat ülkelerdeki nispeten sınırlı kamu mülkiyeti ve ekonomik demokrasinin, daha kapsamlı bir şeyden daha çok tercih edilebilir ya da daha uygun olduğunu düşünüyor.
 
Bu, daha kısa vadeli politika hedefleri değildir; sosyal demokrasinin kurumlarının çoğu bugün sosyalistlerin temel talepleri olmalıdır. Bu, sosyalist olarak uzun vadeli vizyonumuzla ilgilidir.
 
Sosyal Demokrasi'nin Limitleri 
 
Sosyal demokrasinin sınırlarının merkezinde, istihdam için kapitalist firmalara büyük ölçüde bağımlı olan tüm toplumlarda devam eden bir sorun var: hangi iktidar şekilleri en önemli? Zinde bir politik demokrasi ile bile başlıca kapitalist ekonomileri içeren toplumlarda iktidar esas olarak parlamento aracılığıyla uygulanmaz. Şirketler, basitçe yatırım ve kaynaklarını tahsis etme becerilerinde, kamuoyunda devasa etkileri olan kararlar alırlar. Ve bu güç temsili demokrasinin kurumlarının altını oyar. 
 
Tamamen özgür ve adil seçimlerin olduğu en iyi biçimsel demokrasilerde bile özel şirketler hala, kar sağlamayı koruyan politikaları desteklemek için baskı altında olan seçilmiş devlet memurları üzerinde orantısız bir etkiye sahip olacaktır. Fakat eğer göreve seçildilerse ve sorumlularsa bu nasıl olabilecektir? Kapitalist şirketlerin sahiplerinin seçmenlerin çok küçük bir azınlığını oluşturduğu sosyal demokrasilerde bile devlet bürokratları niçin karı savunurlar?
 
Çoğu insanın geçim kaynağı büyük ölçüde firmalara bağımlı olduğundan, hem seçmen hem de politikacılar iş dünyasının mutlu olacağı politikaları tercih etme eğilimindedirler. Ancak, sosyalist bir gündemin ilerlemesi durumunda, iş dünyasının yatırım stokları azaltmak için gücü vardır.
 
Ekonominin yavaşlaması, vergiler yoluyla devletin gelirlerini düşürür, işsizliğe yol açar ve kemer sıkma doğrultusunda izlenen yolu tersine çevirerek ya da bir darbe yoluyla zorla kaldırarak alışıla geldiği üzere sosyalist politikacıların seçilmiş görevlerinden uzaklaştırılmalarıyla son bulur. Kapitalist ekonomi, seçmenleri için sosyalist kurumlar kurmaya niyetlenen demokratik olarak seçilmiş devlet yöneticileri üzerinde otomatik cezalandırma geri tepkisi gibi davranır. 
 
Bu nedenledir ki, Bruening ve benim gerçekleşmesini görmekten çok hoşlanacağımız, firma sahipliğini sermayeden halka devredecek bir proje olan, İsveç'teki Meidner ücretliler fonu nihayetinde bütünüyle kurulmada başarısız oldu. Demokratik olarak desteklense de, bu proje kapitalistlerin varlığını tehdit etti ve kapitalist iktidar tarafından baltalandı. En iyi sosyal demokrasilerde bile, kapitalizm ve demokrasi arasındaki yakınlaşma istikrarsızdır. 
 
Norveç sermaye saldırılarına karşı koyabilecek kurumlara sahip mi? Eğer yatırımın sosyalist ilkeleri tarafından rehberlik edilirse, görünen o ki, Norveç'in egemen servet fonu iş gücünün bu tür gücüne karşı bir savunma hattı sunabilir. 1990 yılında devlet petrol şirketinden gelen fazla karları yatırım yapmak için bir araç olarak kurulan fon 2017'de 8.488 milyar kron büyüklüğe ulaştı. Bir sermaye saldırısında varlıklar, özel güçlerini sosyalist kamu politikasına karşı koymak için kullanan şirketlerden gelen yatırım azaltma ya da işsizlik kayıplarına karşı mücadele için yeniden tahsis edilebilir.
 
Ancak fon hiç bu şekilde kullanılmadı ve yerli iş dünyası gücünü zayıflatmak için ciddi değişiklikler yapılması gerekecektir. Norveç’in çok daha küçük folketrygdfondet fonlarından farklı olarak, bağımsız varlık fonları esasen yerel yatırım yapmadı. Dünyadaki halka açık şirketlerin ortalama yüzde 1,4'üne sahip olarak, daha fazla yerleşik ekonomik krizlerden kaynaklanan riskleri dengelemek için uluslararası yatırım yapmaktadır. 
 
Övgüsüne değer şekilde, bu fon çok fazla öldürücü bazı ürünlerde (tütün, nükleer silahlanma ve parça tesirli silahlar ve kömür) sermaye yatırımın azaltılmasında aktif rol aldı ve dünyanın en büyük şirketlerinin uygulamalarını değiştirmeye çalışmak için sık sık hissedar sesini çıkarıyor. Ancak fon sonuçta kar güdüsüyle yönlendiriliyor ve küresel kapitalist rekabet ile sınırlandırılıyor. Bu prensip sahibi tutum almaların para maliyeti çok az olmuştur. Kapitalist yatırımcılığa karşı bir siper olarak kullanılırsa, önemli ölçüde daha fazla risk alması ve potansiyel olarak zarara uğramadan girişimlere yatırım yapması gerekecektir.
 
Fon, Norveç halkına gerçek faydalar getiriyor ve ayrıca yatırımın kapitalist mantığına karşı koymak için gerçek fırsatlar sunuyor. Fakat demokratik sosyalizme böyle bir geçişi çok daha fazla olası yapabilmesi, Norveç'in halihazırda demokratik sosyalist olduğunu göstermez.
 
Daha Fazla Demokrasi, Daha Fazla Kamu Mülkiyeti
 
Sosyal demokrasi paradoks gibi bir şey içerir. Var oluşu toplu grevlere ve hem politik örgütlenmeleri hem de refah reformları ve ekonomide yönetime katılan kurumlarını üreten sendika örgütlenmesinin büyümesine bağlıdır. Bunlar amaçlamamız gereken hedeflerdir. 

Fakat tarihsel olarak, sosyal demokrasiler kendilerini güçlendirdikçe, bu reformları, devlet memurları ve sendika temsilcilerini yönlendiren çeşitli toplumsal güçlerin başlıca temsilcileri, sermayenin açlığını gidermek için her şeyden önce sisteme imkan veren işçi sınıfı kışkırtıcılığını ve dayanışmasını frenlemelidir.

Kapitalist kriz büyümenin altını oyduğu zaman, bu tedirgin ittifaklar yıkılmaya meyillidir ve sosyal demokrasiler, Danimarka, Almanya, Hollanda ve ABD gibi  çok çeşitli kapitalist ekonomilerle paylaştıkları bir özellik olan, kendilerinin sağa kayan liberalleşme yollarında çoğunlukla masrafları kısarlar. 1970'lerin başında Norveç'te petrolün keşfinin katıksız şansı, GSYİH'nın büyük kısmına devletin sahip olma ana sebebi veya ülkenin her şeyden önce bu kadar önemli bağımsız bir fona sahip olma nedeni, gerçek demokrasi ve kamu mülkiyeti üzerindeki derin kısıtlamaları göz ardı etmek için yeterli değildir.

Demokratik sosyalizm, demokratik bir toplum için yol gösterici idealimiz olarak adlandırdığımız şey ise, o zaman İskandinav sosyal demokrasilerin aslında demokratik sosyalist olduğu konusunda ısrar etmek ne kadar söz konusudur? Bunun bir cevabı, bunu böyle yapmanın, başarısız otoriter sistemlerle ekonomide artan sosyal müdahaleyi eşit kılan kötü niyetli muhafazakar argümanlara karşı koyabilmesidir. Ama bu durumda, neden açıkça daha kolay olanı yapmıyorsunuz ve bunu açıkça sosyal-demokratik gerekçelerle savunmuyorsunuz? Kendinize sosyalist demekten niçin rahatsız oluyorsunuz?

Şüphesiz ki; İskandinav tarzı refah devleti neoliberal alternatifimize büyük ölçüde tercih edilir ve burada, ABD'de onun bazı çok önemli kurumlarını inşa etme doğrultusunda çalışmalıyız. Fakat kendimizi demokratik sosyalistler olarak adlandırarak, sosyal demokrasinin olanaklı kıldığından daha çok toplumun daha derin demokratikleşmesi için büyük amacımızın işaretini veriyoruz.

*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
(ÖZGÜRLÜK)

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde