Özgürlük

EKONOMİK DEĞİL "TÜRKLÜK" KRİZİ

 
Türkiye'de şu anda yaşanılan kriz ne kapitalizmin krizidir ne de ABD ile olan siyasi çatışmanın tetiklediği bir krizdir. Görüntüde böyle olabilir ancak işin özü çok farklıdır. 
 
"Türk" toplumunun içindeki bireylerin doksan yıldır bilinçleri gerici milliyetçilik ile o kadar yıkanmış ki, büyüklük kompleksleri içinde tüm toplum ve içindeki bireyler, dünyanın sadece Türkiye ve kendi çevrelerinde döndüğü yanılsaması içinde kavruluyor. Sanırsınız ki ABD her gün Türkiye'yle yatıp kalkıyor. Oysa yok böyle bir şey. ABD'nin sadece iki tane derdi var. Birincisi dünya üzerindeki hegemonyasını, ikincisi ise iç pazarını kaybetmemek. Tüm olan biten "ticaret savaşları"nın gerçek nedeni, ABD'nin kendi iç pazarını Almanya ve Japonya'ya kaptırmak istemeyişidir. En basit örnek ABD otomobil endüstrisi çökmek üzere... Bu yüzden, ABD için Türkiye, zurnanın zırt deliği bile değil ve "rahip" krizine rağmen en son gündem maddelerinden biridir... Senede Türkiye'ye yaptığı 10 milyar dolarlık ihracat toplam ekonomik büyüklüğü içinde bırakın kulak olmasını devede tüy bile değil... Türkiye sadece jeo-politik konumu gereği -enerji ve göç yolları üzerinde oluşu sebebiyle- kullanılacak ileri bir karakol. Ve hatta Türkiye'nin bölünmesi ABD için bölünmemesinden çok daha karlı. Gel gör ki anti-emperyalizm saçmalığıyla gerici milliyetçilik kusarak nefret saçanlar tüm bunları bildiklerinden demokratik toplumsal başkaldırı oluşması ihtimaline karşı halkı yanlış yönlendiriyorlar. Çünkü taptıkları bin yıllık devlet ve devletçilik yıkılabilir.
 
Bir diğer "Türklük" saçmalığı ise her olayı komplo teorileriyle açıklama sevdası. Basit bir kriz bile komplo teorileri ile karmakarışık hale getirilmelidir ki ezilen halklar gerçeği görmesinler. Aslında, komplo teorileriyle basit bir ekonomik krizi açıklama sevdasına düşenler "karşı" gibi göründükleri emperyalistlerin değirmenine su taşırlar ve tersinden emperyalisttirler. Çünkü karşı oldukları kapitalizm değildir; aslında emperyalizm de değildir. Onların tek derdi Türkiye'nin emperyalist bir ülke olamayışıdır. 
 
Oysa, her şey çok basittir. Bu kriz, modern kapitalist toplumda çekirdek, yani merkezdeki ülkelerin çevre, yani periferdeki ülkelere çizmiş olduğu rol ve onları mecbur ederek üzerilerine biçtiği kaftandan başka bir şey değildir. Ve her seferinde ve her ekonomik kriz sonrası olan biten budur. Çünkü neoliberalizm ya da postmodernizm sadece ideolojik dalgalanmalar değildir aynı zamanda ekonomik düzenlemelerdir - borçlandırma, deregulasyon veya özelleştirme gibi. Görülmesi gereken, gelişmekte kalan ülkeler kendilerine biçilen bu role sadık kalmaya zorunludurlar, çünkü tarihsel olarak üretimin gelişiminin mucidi ve patent sahibi batı'dır. Onların sahip olduğunu tüketeceğim dediğin sürece de onların kurallarına uymak zorundasındır.
 
Tüm bunlar ışığında, çözüm olarak, bu tür ekonomik krizlerden çıkmanın sadece iki yolu vardır: birincisi ekonomik krize düşen/düşürülen gelişmekte olan ülkeye biçilen rol gereği modern kapitalist toplumda periferdeki ülkelere merkez ülkeler tarafından her seferinde dayatılan kemer sıkma politikalarını(IMF, Dünya Bankası vb.) kabul edip uygulamaya sokmak ya da ikincisi, ezilen halkların yanında saf tutarak birlikte demokratik sosyalist bir devrimi kucaklamak... 
 
Başka ne çare ne de çözüm vardır... 
 
Birini seçmek zorundasınız...
 
Ve tek kurtuluş özgürlükçü demokratik sosyalizm'dedir.
 
Eğer "Türklük"ten kurtulunursa....
 
ÖZGÜR DEVRİM

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde