Özgürlük

CEO'LAR İŞÇİLERE KARŞI

 
 
MEAGAN DAY
 
 
Pazartesi günü yapılan genel katılımlı toplantıda Bernie Sanders radikal bir mesaj verdi: işçiler aldatılıyor ve kapitalistler suçlusudur.
 
Sun Valley, Idaho'da 13 Temmuz 2017, yıllık Allen & Company Sun Valley Konferansı'nda Amazon CEO'su Jeff Bezos. Drew Angerer / Getty
 
Pazartesi gecesi, Vermont senatörü Bernie Sanders, her biri Amazon, American Airlines, Disney, McDonald's ve Walmart'tan olmak üzere beş düşük ücretli çalışanla genel katılımlı canlı yayınlanan bir toplantı düzenledi. İşçiler sahnenin bir köşesinde otururlarken, diğer beş boş sandalye herbiri süslü isimlerle birlikte orada olmayan CEO'lara ayrılmıştı. Sanders, yöneticileri tartışmaya katılmaya davet etmişti, ancak hiçbiri kabul etmedi.
 
Düzenleme, Birleşik Devletler'de var olan zalim eşitsizliğin görsel bir temsiliydi. On sandalye on insanı temsil ediyordu: beş işçi ay sonunu getirmek için mücadele ediyor ve onların beş farklı patronu da orda bulunmaya zahmet etmeyecek kadar meşgul ve mecbur edilmeyecek kadar güçlüler.
 
Sanders, boş sandalyeleri işaret ederek, "Sanırım, meydana çıkmadılar," dedi. "İçten bir çaba gösterdik, çünkü sanırım onlar için çalışanların aksine aldıkları maaş türünü korumak adına sıra dışı bir tartışma olacaktı." (Karışık hesaplar yaptım ve yayın süresi boyunca Amazon'un CEO'su Jeff Bezos kişisel olarak ortalama bir Amazon çalışanının maaşının beş yüz katı kadar para kazandı.)
 
Sanders, işçilerden çalışma ve yaşam koşullarını açıklamalarını isteyerek toplantıyı açtı. On bir yıllık Amerikan Havayolları çalışanı olan Heather Hudson, "Günde on iki saat çalışıyorum," dedi. Yetersiz maaşını yemek çekleri ile tamamlayan Bayan Hudson, "tüm bunların en rahatsız edici tarafı aşırı derecede başarılı bir şirket için çalışıyor oluşumuzdur," diye ekleyerek, "iş arkadaşlarınızla aynı doğrultuda sosyal hizmetlerde yer almanın ne kadar aşağılayıcı" olduğunu anlattı. 
 
Walmart'ta on sekiz yıl çalışmış olan Cynthia Murray, "Yetersiz kadroyla, aşırı çalıştık ve bize hürmet etmediler," dedi. Müdürlerin sürekli tacizinden ve otobüs biletini karşılayacak paraları olmayan işçilerin işe bir saat yürüyerek gidişlerinden bahsetti. Bir yıl, şirketin, kış tatili sırasında işçileri adına birbirlerine yiyecek vermek için bağış kutuları koyduğunu anlattı. “İşçiler, diğer işçileri beslemek için yiyecek toplamak zorunda”, diye tekrarladı Sanders, “dünyanın en zengin ailelerinden birinin sahibi olduğu bir şirkette.”
 
Yedi yıldır Disney çalışanı olan Artemis Bell, Sanders'a saatte 11.86 dolar kazandığını söyledi. "İnsan saatte 11.86 dolarla nasıl geçinir?" diye sordu. "Biz gerçekten geçinemiyoruz," diye cevapladı. "Sahip olduğumuz yatak odalarından daha fazla oda kiracılarımız olsa bile, zor bela kazanıyoruz." Bell, on yıl boyunca haftada altı gün Disney için çalıştıktan sonra arabasında uyuklayıp ölen bir iş arkadaşının hikayesini anlattı.  Sanders, Disney'in yakın zamanda CEO Bob Iger'e 423 milyon dolarlık bir maaş paketi verdiğini belirtti.
 
Elbette üst düzey yöneticilerin eksikliğini açıklayan genel katılımlı toplantının ideolojik çerçevesi idi - "CEO'lar İşçilere Karşı". Kapitalistler, işçilerin düşmanları olarak değil onların değerli iş yaratıcıları ve hayırsever iş sağlayıcıları olarak düşünülmeyi tercih ederler. 
 
Ancak, toplantıda net bir şekilde ortaya konduğu gibi, CEO'lar, işçileri yoksulluk seviyesinde ücretlere, durmadan küçülen sosyal yardımlara, çok az iş güvenliğine, makul olmayan performans standartlarına, tehlikeli çalışma koşullarına ve sabote edilen toplu pazarlık girişimlerine maruz bırakarak, işçilerinin çıkarlarını etkin bir şekilde baltalarlar. Bir şirket dışarıya iş yaptırdığı ya da yalnızca part-time işe alım yaptığında böylece düşük ücretli çalışanlarına sağlık bakım hizmeti sağlamak zorunda kalmaz; yani CEO'lar işçilerin aleyhindedir. Bir şirket, alın terleriyle karı üreten insanlara adil bir ücret ödemek yerine vergi indirimi sağlamak için lobicileri kiralama yoluyla karlarını yatırdıklarında, yani CEO'lar işçilerin aleyhindedir.
 
Bazı çalışanlar, iş arkadaşlarını (yani, göçmenleri), rakipleri olarak düşünürler. Hatta bazıları, patron için iyi olan işçi için de iyidir yemini yutarak, patronlarının rakibinin rakipleri olduğunu düşünür. Fakat Sanders'ın sahneye çıkardığı işçiler farklı bir bakış açısına sahiptiler. Patronu işçilerin gerçek rakibi olarak gördüler. Hudson, "Sanırım artık şirketin bu karları bizimle bölüşmesinin zamanı," dedi.
 
KAPİTALİZM VE SINIF
 
Sanders'ın çizdiği çerçeveye, kapitalizmi farklı sınıfların birbirleriyle rakabete girdiği bir sistem olarak anlayan sosyalistler aşinadır. Patronlar mümkün olan en ucuz fiyata işçilerinden en çok emek gücünü zorla almaya çalışırlarken, işçiler, değişken koordinasyon ve başarı dereceleriyle birlikte, kapitalist sınıftan imtiyazları zorlayarak iyi bir yaşamı güvenceye almaya çalışırlar.
 
Sosyalistler bu çatışmayı talihsiz bir arıza olarak değil, kapitalizmin doğal bir özelliği olarak görüyorlar. Bütün insanlar teorik olarak eşit olarak yaratılmış olsalar da, kapitalizmde bazılarının parası, toprakları ya da fabrikaları var, diğerlerinin ise yok. Yoksullar hayatta kalmak için emek güçlerini satmak zorundalar.

Bu düzen işçileri iş ve yapay olarak kıt kaynaklar için birbirleriyle yarış içine soktuğundan aşağı çeken bir rekabet oluşturur. İşçiler kötüleşen ücret ve koşulları kabul ederler, çünkü başlarını sokacak bir çatı elde etmek ya da çocuklarını doyurmak için emek güçlerini satmak zorundadırlar. Kapitalistler kar hanelerine yarayan her şeyi yaparak, yaşanmaz ücretler ödeyerek, sosyal yardımları keserek bu çaresizlikten yararlanırlar. Bu da işçileri çok daha çaresiz kılıyor, böylece kapitalistler, servetin en üsttekilere transferi ve günümüzde şahit olduğumuz vicdansız maddi eşitsizlik ile sonuçlanan işçilerin sömürülmesinde daha çok koza sahip oluyorlar. 

Bu, patronlar kişisel olarak aşağılık ya da çürük elmalar demek değildir. Bazı patronlar zalim, bazıları ise kibardır. Onların hepsini birleştiren şey şirket gereksinimleri tarafından disipline edilmeleridir. Ve şirketler bir tek şeye gereksinim duyarlar: kar.
 
Gazap Üzümleri'nde, John Steinbeck bir banka veya bir şirketi bir canavara benzetiyordu. “Canavar her zaman kar etmek zorunda. Bekleyemez. Ölür,” diye yazdı. "Canavarın büyümesi durduğunda, ölür. Tek bedende kalamaz." Kapitalizmin kendine mahsus özelliklerinden biri budur: her ekonomik aktör, piyasa mantığına, rekabet ve kâr maksimizasyonunun belirleyicilerine göre disipline edilir. Şirketler kar etmeyi sürdürmezlerse, başka şirketler tarafından yok edilirler. Kar etmenin en sağlam yolu, Bernie Sanders'ın genel katılımlı toplantı sırasında Amazon, American Airlines, Disney, McDonald's ve Walmart işçilerinin açıkladıkları tüm araçlar yoluyla işçi maliyetlerini düşürmektir.

Bu yüzden sosyalistler kapitalizmin tüm insanlar için insana yakışır bir hayat sağlayamayacağına inanıyorlar. Bunun yerine piyasanın emirlerine kafa tutmalıyız ve toplumu, özel kar değil, insan ihtiyacı etrafında yeniden düzenlemeliyiz.

"BİR BAKIMA İNSANLAR HARCANABİLİR"

Toplantının ortasında Bernie Sanders, Jeff Bezos'un kendi kişisel servetini, yani, "“Bu kadar çok maddi kaynağı dağıtmak için görebildiğim tek yol Amazon kazançlarımı uzay yolculuğuna dönüştürmek," diyerek tartıştığı bir klip ile başlayan bir videoyu gösterdi. 

Kan dondurucuydu, özellikle de Amazon işçisi Seth King Bezos'un karlarını oluşturduğu depolardaki çalışma deneyimlerini aktardıktan sonra. King, başlangıçta maaştan hariç cazip yan ödemelerle Amazon'un cazip geldiğini ancak çok çabuk şirketin işletme modelinin işçiler bu çekiciliğin keyfini bile süremeden onların tüketilmesi üzerine kurulu olduğunu öğrendiğini söyledi. 

King, "Döner kapının yerlere savurduğu bedenler," diye ekledi. "Dört gün boyunca günde on saat oturmaya bile izin verilmeden ayakta durmak ve yürümek." Çalışanların birbirleriyle konuşmalarına izin verilmeyen, her hareketin izlendiği ve çalışan performansının her gün imkansız standartlara göre ölçüldüğü bir çalışma ortamı tanımladı. Eski bir bahriyeli olan King, performansının yüksek olduğunu hissettiği günlerde bile standardın yüzde 20 altına düştüğünü söyledi.

İşyerinin pencerelerinin olmadığına işaret ederek, "Ortam çok izole ve boğucu idi," dedi. King, ona haftada o da sadece uyumakla geçirdiği bir gün bırakan Amazon'daki işine ilave başka bir iş buldu. Kopma noktasına gelmesini ve kendine sorduğu soruyu şöyle anlattı: "Eğer hayatımda elde edebileceğimin en iyisi buysa, neden hala buradayım?" İntiharla eş anlamlı düşünceler sonunda onu Amazon'u bırakmaya sürükledi. "Size böyle hissettirecek başka bir çalışma ortamı yoktur," dedi.

Kısa süreli sessizlikten sonra Sanders ekledi: "“Ve bu, servetini her gün 275 milyon dolar arttıran bir kişinin sahip olduğu bir şirkettir.”

"Bir bakıma insanlar harcanabilir," dedi Sanders. "Pestili çıkana kadar birilerini çalıştırırız ve onlardan kurtulup başkalarını çağırırız. İnsanların saygı gördüğü, gelişmesine yardım edildiği bir kültür değildir. Rahat edip etmediğimiz bir ekonomik kültür türü mü diye kendimize sormalıyız. Ve sanırım çoğu Amerikalı için değil." 

An, Sanders'ın Amerikan politikasına katkısını yansıtıyordu. Ülkenin tüm politikacıları ve her renkten ünlü arasında sınıflar arası çatışmaya uzak ara en çok vurgu yapandı.

Kapitalizmin rekabetçi itici güçlerinin ötesine geçmek ve sosyalizme yönelmek için milyonlarca insan toplumun her alanında sınıf-bilinçli mücadeleye girişmek zorunda kalacak. Sınıfların uyum içinde bir arada olmadığını anlamak -zaten bir sınıf savaşı var; tek seçenek ona direnip direnmemek- sınıf bilincinin temelidir. Sosyalistlerin öncelikli görevlerinden biri, insanların tam da bu fikirle temas etmelerini sağlamaktır.

Bizler, üsttekilere boyun eğildiği ve alttakilerin muhalefetinin perişan ve yıpranmış olduğu acımasız bir tahakküm çağında yaşıyoruz. Fakat, Amerika'daki en halkçı politikacının sınıf çatışması fikrini yaygınlaştırmanın yollarını aradığına ve milyonlarca insanın da dinlediğine dair cesaretlendirici bir işaret var.


*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
(ÖZGÜRLÜK)

FACEBOOK SAYFAMIZ