Özgürlük

POSTA TRENİ GELİYOR

POSTA TRENİ GELİYOR
ANDRÉS PERTIERRA
 
(Ç.N.: Karl Marx'ın iki tane önermesi dünya döndükçe geçerliliğini koruyacak ve bize görmemiz gerekenleri görmemizde ışık tutacaktır. Birincisi, varlık ve bilinç üzerine olandır. Ve ikincisi, belki de en önemlisi, görüntü ve öz üzerine olandır. "Görüntü ve öz aynı olsaydı bilim olmazdı." Bu önerme aydınlığında lütfen Küba'ya bir daha bakınız! İster liberalizm ister sosyalizm, ister sosyalist demokrasi ister burjuva demokrasisi isterse şu ya da bu olsun... Tek bir öz var: Devlet yönetiminin olduğu yerde Özgürlük ve Sosyalizm olamaz. Çünkü, görüntüde ekonomik altyapıyı değiştirdiğinizi zannedip burjuva ideolojisinin tüm üst yapı kurumlarını değiştirmeden alırsanız gün gelir o değiştirdiğinizi sandığınız şey özde sizin sisteminizi yavaş yavaş kemirmeye başlayıp parçalar. Toplum tarihi boyunca her kötülüğün yaratıcısı ve sebebi devlet olduğuna göre . . . ve özelde içinde yaşadığımız burjuva medeniyetinin hakim olduğu modern devletin ahlaksız olduğu, hırsızlığa, yağmaya, emekçi halkın sömürülmesine dayandığı ve burjuva hümanizmasının sadece sözden ibaret olduğu apaçık ortada iken, sosyalistlerin öncelikli görevi devlet kurumunu ve devletleri yıkmak iktidarı üretenlere yaymaktır. Sosyalizm adı altında tek adam rejimleri kurmak değildir. Çünkü, Özgürlük olmadan Sosyalizme ulaşılamaz. Sosyalizm olmadan da Özgür olunamaz!) 
 
 
Küba'nın yeni bir başkanı var. Hiç kimse Küba'yı değiştirmek için ne planladığını bilmiyor, ancak işinin çok zor olduğu ortada.

Yeni seçilen Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, 19 Nisan 2018'de Küba Havana'daki Kongre Sarayında Ulusal Meclis'te eski Başkan Raul Castro'nun elini sıkarken.  Alexandre Meneghini / Getty
 
19 Nisan'da on yıllardır ilk kez Küba, Castro soyadlı bir devlet başkanına sahip olmaktan vazgeçti.  Miguel Díaz-Canel Bermúdez artık yeni başkan.
 
Bu, onun nasıl birisi olduğu ve yönetiminin işlevini nasıl yerine getireceği hakkındaki bitip tükenmeyen spekülasyonları da tutuşturdu. Bu yorumların bir kısmı, çoğu başka türlü spekülasyonlar içine dalarken, arka planında gerçekten ilginç bir bakış açısı sunar. Acı gerçek, şu anda hiç kimse Küba için onun yükselmesinin ne anlam ifade ettiğini bilmiyor.
 
Bunun iki temel sebebi var. Birincisi, çok sayıda kişinin belirttiği gibi, Díaz-Canel, selefleri kadar iyi bilinmemektedir. Bir kariyer politikacısı olsa da, düşünce gelişimi ve karakteri ile ilgili anlık bir görüntüden daha fazlasına sahibiz. Devlet hayatı içinde zamanının büyük kısmını, çoğunlukla görevi Komünist Parti Merkez komitesi tarafından hazırlanan politikaları gerçekleştirmek ile sınırlı olan orta halli bir memur olarak harcamıştır. Hükümetin başındayken ne olacağı belli değildir.
 
Hükümetin yörüngesini tahmin etmenin bu kadar zor olmasının ikinci sebebi Fidel'in aksine - ya da daha az bir ölçüde, Raúl Castro'nun - Küba’nın yeni devlet başkanının tek taraflı olarak hareket edebilme yeteneği konusunda çok sayıda kontrolle karşı karşıya olmasıdır. Küba hükümetinin geçmişte meşruiyetini geliştirdiği mekanizmalar yıllardır zayıflıyor ve bunların bazısı, Batista'yı devirmek için kişisel prestij gibi, basitçe yeni herhangi birine aktarılamıyor.
 
Diaz-Canel hükümeti, Fidel ve Raul Castro hükümetlerinin saygın halefi olma meşruluğuna sarılabilir - ve de sarılmayı deneyebilir, ancak bu sınırlı sonuçlar doğuracaktır. Kendi değerleri üzerinde ya batacak ya çıkacaktır. Devletin başı olarak Raul Castro'nun sadece iki üç yıllık görev süresinde, Kübalı yetkililerinin “gönül borcunun kalıtsal olmadığını” ve hükümetin artık geçmişin başarıları etrafında insanları toplayamayacağından şikayet ettiğini duyuyordum. Diaz-Canel yönetimi altında bu sorun çok daha sıkıştırıcıdır. Bu meşruluk krizi yeni hükümet için, tartışmalı ya da memnun olunmayan politikaları, özellikle de zaten etrafı kuşatılmış Küba halkından yeni fedakarlıklar talep edebilecek olanları ilerletmeyi zor kılıyor.
 
Yeni hükümete bu meşruiyet krizinin getirdiği sınırlamalar, Raúl Castro'nun siyasette varlığını sürdürmesi gibi diğer kontrollerle daha da güçleniyor. Küba’nın Komünist Partisi’ne başkanlık etmeye ve ailesi ve Küba hükümetinin kurumlarındaki diğer bağlantıları sayesinde önemli bir güç kullanmaya devam ediyor. Díaz-Canel ayrıca önemli politika konularında Raul'a danışılacağını söyleyerek bir gösteriş yaptı. Bu, yeni başkanın bir süreliğine büyük olasılıkla boynunda bir tasma taşıyacağı anlamına geliyor, özellikle de sahip olduğu meşruiyetin büyük kısmının Raul'un kendi eliyle halefini seçmesinden kaynaklandığı göz önüne alındığında.
 
Küba devletinin yönetim organlarında yeni dinamiklerin ortaya çıkacağı görülecektir. Örneğin, Bakanlar Konseyi,  Küba ekonomisinin çoğunu günlük olarak yöneten çeşitli bakanlıkların başkanlarından (ABD hükümetindeki “devlet dairelerine” veya “bölümler”e benzer) oluşmaktadır. Diğer taraftan Devlet Şurası, politikaları yönlendirmekte ve bakanların kendi yetki alanları dahilinde uygulayacağı kararları almaktadır. Ülkenin yasama organı olan Ulusal Meclis yılda iki kez toplandığı için Devlet Şurası acil meseleleri ele almak için kararname yayınlayabilir. Fidel'in ve daha az ölçekte Raul'un yönetimi altında hiper-merkezileşme, bu organların genellikle, en azından kamusal olarak, çok fazla inisiyatif göstermediği anlamına geliyordu. Diaz-Canel'in seleflerinden daha az halk desteğine ve meşruiyetine hakim olmasıyla birlikte, Diaz-Canel bu konsey üyelerinin -özellikle de Devlet Şurası- daha proaktif roller üstlenmeleri ve iktidarı üzerinde bir kontrol görevi görmeleriyle karşılaşabilir. Büyük ölçüde kişisel bir hükümet tarzıyla Küba'nın liderliği, uzlaşmanın çok daha önemli olduğu kendi kendini üreten bir cuntaya dönüşüyor olabilir.
 
Devlet Şurası belirgin şekilde çalkalanırken, Bakanlar Konseyi'ndeki değişiklikler Temmuz'a kadar ertelendi. Her iki durumda da eğilimin, Raul Castro'nun yeni hükümetin hedefi olarak açıkça kabul ettiği iktidar koltuklarında daha genç ve açıkçası daha farklı temsilcilere (ırk ve cinsiyet açısından) doğru kaydığı görünüyor. Batista'ya karşı gerilla savaşında çarpışmış Ramiro Valdes gibi kayda değer eski tutucular olmasına rağmen, uzun zamandır beklenen “kuşaksal değişim,”  nispeten hatasız bir geçişten sonra nihayet gelmiş görünüyor. Cin gibi gözlemcilerin daha önce de belirttiği gibi,  “Birinci Başkan Yardımcısı” Salvador Valdés Mesa şu anda bir sonraki olarak yerini almak için sıraya girmiş vaziyettedir, fakat çoktan yetmişli yaşlara merdiven dayamıştır ki, bu da çok geçmeden onun da yerinin alınacağı anlamına gelmektedir.
 
Diaz-Canel'in ne tür bir hükümet hedefleyeceğini, daha da önemlisi ne tür bir hükümete girişilmesine izin verileceğini zaman gösterecektir. Sonu gelmeyen spekülasyonlarla uğraşmak yerine, Díaz-Canel'in öncüllerinden miras aldığı nesnel zorluklara ve politik stratejilere odaklanmak daha verimli görünüyor. Kişi karakteri ve yeni hükümetin dinamikleri önümüzdeki aylarda kendiliğinden netleşecek.
 
Obama yönetimi altında ABD-Küba ilişkilerinin ısınma döneminden sonra, Trump yönetimi yeni bir buz çağını başlatmayı başardı. 
 
2016 kampanyası sırasında o zamanki aday Trump, muhtemelen Florida gibi önemli çekişmelere sahne olan seçim bölgelerinde Cumhuriyetçi Parti seçmenlerini çekmeye yönelik olarak, Obama'nın bazı yeni Küba politikalarını geri almayı vaat etti. Trump'ın kendisi Küba üzerinde güçlü duygular besliyor gözükmese de (bir zamanlar orada bir Trump oteli açma imkanlarını araştırıyordu), etrafında adaya karşı güçlü katı tutumlar takınan bazı şahıslar var. Küba asıllı Amerikalı senatör Marco Rubio’nun Küba'ya ilişkin Trump'ı etkileme girişimleri çok açık bir örnektir. Küba ve Venezüella’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkelerde sözde Kitle İmha silahları programlarına dair kanıtları abartmak için kötülüğüyle nam salmış girişimlerine rağmen, John Bolton'un Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görevlendirilmesi ayrıca rahatsız edicidir. CIA direktörü olarak kısa geçmişinden sonra Dış İşleri Bakanlığı güçbela onaylanan Mike Pompeo'nın da Küba sicili pek cesaret verici değildir. 
 
Trump'ı sert Küba politikalarına doğru sürükleyen bu gericiler grubunun bileşimi, ABD'li ve Kanadalı diplomatlara ve onların Küba'daki ailelerine karşı aşağılık "sağlıkla ilgili saldırılar" olmuştur. Beyaz Saray başlangıçta onlara "sonik saldırılar" adını taksa da, diplomatları hedeflemekte ses dalgası silahlarının kullanıldığı teorisi çoğunlukla gözden düşmüştür, hatta FBI tarafında bile. Üç Michigan Üniversitesi araştırmacısı, çakışan sinyallerin aniden insan kulağı tarafından duyulabilir hale getiren gizli dinleme aygıtlarından kaynaklanabileceğini öne sürerek, söylentilere göre bu "saldırılarla" ilgili seslerin tersine mühendislik olabileceğini iddia ettiler. Bununla birlikte, diplomatlar ve aileleri tarafından bildirilen geniş kapsamlı ve şiddetli semptomlara bunun nasıl yol açtığı belirsizliğini korumaktadır. Bazıları saldırıların tam bir fabrikasyon olduğu konusunda spekülasyon yaparken, Kanadalı diplomatlar ve onların aileleri de etkilendiği için, meselenin özünde Kanada hükümetinin Küba'ya yolladığı dış hizmet çalışanlarının ailelerini geri çekmesi alışılmadık görünüyor. Küba'nın uzun süreli ekonomik ortağı olarak, Küba'nın Kanadalı diplomatlara saldırarak ne elde edeceği ya da Kanada hükümeti bu tip saldırıları uydurarak ne kazanacağı belirsizliğini koruyor. ABD hükümeti şu anda Çin'deki diplomatlarının benzer “saldırılara” maruz kaldığını iddia ediyor. Kısacası tüm meseleler anlaşılması güç bir karmaşa olarak kalıyor.
 
Gerçek ne olursa olsun, “sağlık saldırıları” Trump yönetiminin Küba'ya karşı daha sert bir tavır alması için mükemmel bir bahane olarak hizmet etti ve bundan sonra ne olacağına bağlı olarak, gelecekte daha fazla angajman odaklı ABD yönetiminin baltalamaları ciddi bir hal alabilir.
 
İşler kötüleştikçe Küba'nın ilişkilerin daha fazla normalleştirme doğrultusunda Washington'da ibreyi zorlama çabaları tamamen engelleniyor. Havana, Küba ile ticaret çıkarlarını, hatta Cumhuriyetçi Parti yönetimindeki eyaletlerde bile, kolayca görebilen Kongre üyelerinin alayvari çıkarcılığı üzerine akıllıca bahis oynar. Kentucky ve Teksas gibi eyaletlerden temsilciler Küba'ya seyahat ettiler ya da en azından ada ile olan bağlantıları genişletme konusuna ilgi duydular. Et ve tarım ürünlerini Küba'ya ihraç etme veya buradaki makine parçalarını üretmek için bir fabrika kurma olasılığı, iş dünyası çıkarları için sahip oldukları her türlü ideolojik itirazları yalayıp yutmakta temsilcilere baskı yapan güçlü nedenlerdir. Bu tür ticari olasılıklar, normalleşmeye karşı Cumhuriyetçi Parti'nin birleşik tavrını yavaşça yok ediyor. Bu Küba stratejisinin bilgeliği ve ekonomik çıkarların güçlü çekimi, bu yaklaşımı öngörülebilir gelecek için yaşayabilir kılmaktadır.
 
Washington ile ilişkilerin kötüleşmesine ek olarak, Küba, Venezüella’nın ekonomik çöküşüyle şiddetli şekilde çarpıldı. Reuters'in geçen yıl kaydettiği gibi, iki ülke arasındaki ticari mal ticareti 2014'ten bu yana yüzde 70 oranında azaldı. Küba çoğunlukla ticarette Venezuella'ya bağımlıdır çünkü Venezuella ucuz petrolün başlıca kaynağıdır. Küba iç kullanım için bir miktar petrol çıkarsa da, ihtiyacına yetecek kadar değildir. Venezuela petrolü Küba'nın iç talebini karşılıyor ve Caracas, önemli bir döviz kaynağı olarak Küba'nın piyasa değerinde petrolü yeniden ihraç etmesine izin veriyor. 
 
SSCB'nin ve diğer Doğu Avrupa Komünist hükümetlerinin çöküşünden sonra, Küba, kendi tarım sektörünü sürdürmek için ihtiyaç duyduğu dış ticaretin, özellikle de petrolün çoğundan ansızın yoksun bırakıldı. Takip eden yıllar “özel dönem” olarak bilinir ve her türden acımasız kıtlık ile nitelendirilir. Kübalılar, turist sektöründeki işlerden ya da deniz aşırı ülkelerde çalışanların ailelerine gönderdiklerinden ilave gelir elde edebildiklerinde bile mağazaların raflarında satın alacak hiçbir şey yoktu. Onbinlerce Kübalı batmadan yüzebilen ne bulurlarsa binerek adadan kaçtı. Küba’nın 1990’ların sonlarında ve 2000’lerin başlarında kısmi iyileşmesi büyük ölçüde Venezuela ile olan siyasi ve ekonomik bağlarından kaynaklanıyordu.
 
Venezüella'daki kriz son birkaç yıldır derinleştikçe, birçok Kübalı bana özel dönemin karanlık yıllarına dönüş korkularını anlattı. Nihayetinde Venezüella'da ne olacağı belirsizliğini koruyor ancak en azından bu, hükümetin ticaretini çeşitlendirmesi için, özellikle de petrol kaynaklarını, bir baskı yaratıyor.
 
Venezüella’nın krizi Küba ekonomisine kesinlikle zarar verse de, Raúl’un hükümeti son birkaç yıldır öylece parmağını kıpırdatmadan oturmadı. Kübalı uzmanların, petrol ve diğer kaynaklar için ayrıcalıklı fiyatlar karşılığında sübvansiyonlu fiyatlar için yurtdışına gönderildiği "doktorlara petrol" olarak adlandırılan program, Havana'nın kolayca başka yerde yeniden oluşturabileceği bir modeldi. Küba, bu modeli Cezayir'den önemli miktarda petrol ithal etmek için zaten kullanmış ve Nijerya ve Angola gibi diğer petrol ihraç eden Afrika ülkelerine bağlantılar sağlamıştır. Bu ülkeler Küba'ya özellikle avantajlı oranlar sunmak için zorunlu nedenlere sahip olmasa da, bu çabalar Küba'yı en azından kısmen küresel petrol piyasalarındaki en kötü dalgalanmalardan izole edebilir.
 
Küba ayrıca, hem ABD'ye karşı olası stratejik denge ağırlığı hem de önemli ticaret ortakları olan Rusya ve Çin ile bağlarını güçlendirdi. Rusya son zamanlarda Küba'ya önemli miktarda petrol ihraç etmeyi kabul etti ve Küba altyapı projeleri için önemli bir sermaye kaynağı olarak hizmet verdi ve bu yenilenmiş bağlantılar kapıyı askeri ve stratejik anlaşmalara da açık bıraktı. Kendi payına Çin, 2016 yılında Venezüella'yı Küba'nın ana ticaret ortağı olarak kabul etti. Çin, Karayip ülkelerinde büyük yatırımlarını sürdürüyor ve politik ve askeri konularda Küba'nın olası stratejik müteffiki olduğunu yansıtıyor. Küba ile güçlü ilişkiler Beijing'e Güney Çin Denizi'nde Çin'in geniş varlığı üzerinde ABD ile olan çatışmalarında Washington'a karşı bir koz bile verebilir.
 
Küba Hükümeti ayrıca otellerdenden tutn da Mariel Özel Kalkınma Bölgesi'ne (ZEDM) kadar uzanan bir takım projelere yabancı sermaye çekmek için uğraşıyor. Hükümet, Havana'nın batısından kısa bir sürüş mesafesindeki Mariel limanını, yabancı şirketlerin Küba'nın başka yerlerindeki yabancı işyerleri için izin verilmeyen koşullarda fabrikalar kurabileceği büyük bir sanayi merkezine dönüştürmeyi planlıyor.  Olası faydalar, vasıflı Kübalı işçilere iş sağlayabilecek yüksek ücretler ve göç dalgasını engellemenin yanı sıra önemli bir gelir akışı da getirecek olan, ZEDM'de faaliyet gösteren işletmelere vergileri içeriyor. Şimdiye kadar, İspanya, Hollanda ve Fransa'dan Brezilya, Meksika ve Güney Kore'ye kadar tüm şirketler ZEDM'de işletme kurmuş durumdalar, ancak yatırım tutarı Küba hükümetinin belirttiği hedeflerinin altında kalıyor.
 
Daha az gerici bir ABD yönetimi altında, daha fazla Amerikan şirketinin bu fırsattan faydalanması muhtemel görünüyor; dolardan başka hiçbir ideolojiye sahip olmayanlar ada ile sıcak ilişkiler için ABD desteğini güçlendirebilirler.
 
Doğu Avrupa sosyalizmi 1990'ların başlarında çöktüğünde ve Küba “Özel Dönem” dehşetiyle yüzleşmek için neredeyse tamamen yalnız bırakıldığında, Küba ekonomisi bugün olduğundan çok daha savunmasızdı. ABD saldırganlığına karşı ana garantörü SSCB'nin yanı sıra kilit ekonomik ortaklarını da kaybetti. Küba'daki Sovyet varlığı ABD'nin ambargoyu kaldırma ve normalleştirilmiş ilişkilere doğru adım atmada masaya getirdiği temel meseleydi, çünkü Washington Karayipler'de Moskova'nın varlığını sınırlandırmak istiyordu ve  Havana bu kozdan yararlanabiliyordu. Venezüella Küba’nın ekonomisinin toparlanmasına yardımcı olmada önemli bir rol oynamasına rağmen, Havana Moskova'ya bağlı olduğu derecede Venezüella'ya bağlı değildir. Gelecek yıllarda neler olacağını ayırt etmek zor olsa da, Küba 1991'den çok daha iyi bir konumda görünüyor.
 
İÇ POLİTİKA
 
Uluslararası cephe yeni hükümet için bir dizi sorun ve fırsatlar sunarken, içeride işler sıkıntılı görünüyor. Kamu maaşlarının çoğu temel ihtiyaçları bile karşılamak için yetersiz kalmaktadır. Küba’nın devlet sektöründeki işçilerle karma kamu-özel sektör şirketlerinde ortalama maaş, 2016 yılında 740 Kübalı pezosu (CUP) idi. Mevcut döviz kuru ile hesaplandığında yaklaşık aylık 29,60 dolar. Karne (libreta de abastecimientos) Kübalıların tüm ihtiyaçlarının hepsini kapsamıyor. 
 
Ortalama bir kamu maaşı ile bir Kübalı geçinmek için günde bir dolardan daha az harcamalıdır. Tahminen domuzun kilosu bir doların üzerindedir, bir kilo dometes 25 cent tutarındadır ve bakkallarda satılan kızartma yağı bir dolardan fazladır; kamu sektöründe çalışan birçok Kübalı'nın tarih boyunca karaborsaya başvurmaları şaşırtıcı değildir. Bu, karaborsada dolandırıcılığa destek çıkma, kamu mallarını yeniden satma ya da kamu kaynaklarını kullanarak hizmet teklif etme anlamına gelebilir. Bu, sık sık işten kaytarmalara yol açabilir ve ekonominin her seviyesine sızmış gibi görünen bir yolsuzluk kültürünü şaşırtıcı bir şekilde teşvik etmiştir.
 
Kamu sektörü işleri kötüleştikçe, birçok Kübalı üç kuruşluk maaşların ve karaborsa faaliyetlerinin bir birleşimine ayak sürtüyor. 2010'da Küba hükümeti kamu teşekküllerindeki zararları engelleme girişimi içinde kamu işgücünün yarım milyonunu ya da daha fazlasını işten çıkarmayı teklif ettiğinde, öfke ve itiraz o kadar büyüktü ki, bu tedbir sadece kısmen uygulandı. Toplu işten çıkarmalar Diaz-Canel yönetiminin halen gündeminde olabilir, ancak bu, Raul'un satması için çok kolay olacak kitlesel olarak hoşnut kalınmayacak politikalardan biridir. 
 
Küba hükümetinin işçilerine bir yaşam ücreti sağlamadaki başarısızlığı, aynı zamanda, sağlık hizmetleri sistemi ve evrensel özgür eğitim gibi Devrim'in tarihi başarılarını da zayıflatıyor. Kaliteli tedavi temin etmek için Kübalı hastaların doktorlara verdikleri "hediyeler," tahmin edilebileceği gibi, doktorlara ve hemşirelere para ödeyenlerin para ödeyemeyenlerden daha iyi tedavi aldıkları Küba'da sınıf farklılıklarını da yeniden üretiyor. Çok kötü maaşlar alan Kübalı doktor ve hemşireler, özellikle de kalifiye profesyonellerin "beyin göçüne" karşı korunmasız ülkeyi terk ediyorlar. Bunu önlemek için, hükümet sağlık sektöründe çalışanlara, özellikle de doktorlar için tarih boyunca seyahatlere ağır kısıtlamalar getirmiştir. Daha serbest seyahat politikalarına ilişkin kısa süreli deneylemeler yaptıktan sonra, hükümet 2015 yılında adanın tıbbi uzmanlarının uçuşunu durdurmak için sert kısıtlamalar getirdi. Son yıllarda doktorlar için ücretler artsa da, yetersiz kalmaktadır. 
 
Bu arada, hem temel hem de yüksek eğitim çalışanları kan kaybediyor. Göçmen profesörler programı gibi boşluk doldurma girişimler on yıldan fazla bir süredir krizi çözmeyi denedi ve başarısız oldu. Küba'da geçirdiğim süre zarfında, zengin çocuklara üstünlük veren ve notlar karşılığında rüşvetin üzerini bazen örtmek için incir yaprağı vazifesi gören öğretmenlere “özel ders” için yapılan özel ödemeler giderek yaygınlaşıyordu. Geçinmeye yetecek ücretler sağlanıncaya kadar, Küba'nın, 1991'de başlayan yavaş düşüşten önce 70'lerde ve 80'lerde elde ettiği yüksek eğitim kalitesi düzeyini yeniden üretmesi mümkün görünmemektedir.
 
Sağlık sektörü ve eğitim dahil olmak üzere devlet sektörü bir bütün olarak Küba işçilerinin çoğunluğunu istihdam etmeye devam etmektedir, bu nedenle yetersiz maaş sorununu çözmek nüfusun çoğu için acil bir öncelik olmayı sürdürmektedir. Ancak, hükümetin ikili para rejimi herhangi bir çözüm için ciddi bir engel teşkil ediyor. 
 
Küba'da iki resmi para birimi vardır: “Ulusal para birimi” peso (CUP olarak kısaltılır) ve “konvertibl” peso (CUC olarak kısaltılır). SSCB'nin çöküşünden önce, Küba'nın tek dolaşımı zorunlu para birimi "ulusal para" peso idi, ancak ülkenin dış ticaretinin ve sübvansiyonlarının çoğunun 1990'ların başlarında ortadan kalkmasından sonra değerinin çoğunu kaybetti. İlk tepki, kamu şirketleri tarafından "ulusal para" ve Amerikan dolarının her ikisinin de kabul edilmesiyle birlikte ekonominin kısmen dolarlaştırılmasıydı. En kötüsü biter bitmez hükümet dolar kabul etmeyi bıraktı ve yerine değeri ABD dolarınınkine sabitlenen "konvertibl" peso'sunu mecbur etmeye başladı.
 
Sonuç olarak, kamu döviz büroları(CADECA) günlük Küba yaşamının bir parçası haline geldi. Bazı işletmeler sadece “konvertibl” pesoları kabul ederken, diğerleri sadece “ulusal para” pesolarını kabul ettiler ve maaşlar neredeyse her zaman ikincisiyle ödeniyordu. Para değiştirmek için sıcak güneşin altında saatlerce beklemek geçinmek için bir ihtiyaç haline geldi. Raul yönetiminde, ikili para sisteminin bu sonucu, dükkanların her iki para birimini giderek daha fazla kabul etmeleri ve listeleri iki para birimiyle de fiyatlandırılmarı ile kısmen de olsa çözüldü.
 
Ne yazık ki, bu para birleşiminin yavaş işleyen sürecinin sadece en kolay kısmıydı. Asıl sorun, devlet sektöründeki işletmelerde hükümetin bu para birimlerini nasıl hesaba katacağı idi. "Ulusal para" peso'nun değeri döviz bürolarında yavaş artsa da, hükümet, ithalatın gerçekte olduğundan daha ucuz olduğu yanılsamasını yaratarak, muhasebeleştirme maksadıyla sistematik olarak "ulusal para"yı aşırı değerlendirdi. Havana Üniversitesi'nde iktisatçılar tarafından yapılan bir araştırmaya göre, devlet sektörü işletmelerinin yüzde 38'i gerçekçi döviz kurları uygulandığında aslında batabilir. Uygulama ayrıca çalışanların maaşlarının gerçekte olduğundan daha yüksek olduğunu gösteriyor.
 
Ücretleri yükseltmek ve devlet sektörü şirketlerini rasyonelleştirmek için Küba hükümeti bu Gordian düğümünü çözmenin bir yolunu bulmak zorunda kalacak. Nihai çözümü, bu şirketlerin nasıl idare edildiğini, kaç kişi istihdam ettiklerini, kimden, ne kadara ve hangi malları satın aldıklarını etkileyecek. Raúl’ın bu meselenin aciliyetiyle ilgili tekrar eden ifadelerine rağmen, sonunda sorunu çözümsüz bırakarak ayrıldı. Artık başbelası ve yüksek olasılıklı politik maliyet Diaz Canel'in kucağına bırakıldı. Yeni yönetiminin karşı karşıya olduğu diğer meseleler kadar tartışılmasa da, ekonominin devlet sektörünü haklı kılma konusundaki merkeziliği göz önüne alındığında, hükümetinin başarısında veya başarısızlığında kilit rol oynayabilir.
 
Bu problemlerin yoğunlaşması ülkenin altyapısına dinamit koyar. 2008 ve 2013 yılları arasında Küba'da geçirdiğim beş yıl boyunca, kısmi veya hatta komple bina çökmelerini belirli aralıklarla duymak normaldi. Küba'daki su şebekesi eski, su boruları çatlamış ve deliklerle dolu. Her gün önemli miktarda su sızdırıyorlar, özellikle Küba'nın yakın zamanda yaşadığı kronik kuraklıklar göz önüne alındığında bu rahatsızlık veriyor. Havana'nın doğusundaki Alamar mahallesi, başarısız altyapıyı telafi etmek için yıllarca düzensiz aralıklarla su kamyonu kullanmak zorunda kaldı. Elektrik kesintileri günlük yaşantının bir parçasıdır. Bazıları, bakım ve onarım ya da elektrik tasarrufu(özellikle yazın) için planlıdır. Diğerleri ise, 2012'de Batı Küba'nın çoğunu elektriksiz bırakan büyük elektrik kesintisi gibi çoğunlukla insan hatasıyla çoğalan beklenmedik cihaz arızalarından kaynaklanmaktadır. Hastane koşulları da bozulmaya devam ediyor. Doğu ve batı Küba'yı birbirine bağlayan otoyol Havana'dan ayrılır ayrılmaz sekiz şeride çıkar ancak doğuya gittikçe iki şeride(tek şerit gidiş-geliş) düşer. Eğer Küba tren sistemine alternatif daha güvenilir, ucuz hava yolu ile seyahat ya da trafiğin akıcı olduğu yollar vasıtasıyla on dört saatlik pahalı otobüs yolculuğuna alternatif sunabileceği bir tren sistemini geliştirebilseydi, bu durum illere göre seyahat ve mal taşımacılığını çok daha kolay hale getirecekti. Ancak bu, önemli ölçüde daha fazla yatırım gerektirecek bir projedir.
 
Hükümetin karşı karşıya kaldığı bir diğer büyük güçlük, özel sektöre karşı Raul'un reformlarının çoğunun eksik yapılışıdır. Örneğin, Kübalı özel işletmelerin toptan fiyatına satın alabilecekleri ürünlerin olduğu depoların yokluğu onları sadece geçinmeye çalışan sokaktaki Kübalılar ile temel mallar için rekabete girmeye zorlamaktadır. Bu basitçe, tüketim mallarıyla doldurulmuş rafları muhafaza etme ile uzun süredir devam eden sorunları birleştirir. Sonuç olarak, Malta sodası veya yemeklik yağ gibi birçok talep gören ürün, geldiği anda raflarda biter. Eğer özel işletmeler kamu işletmeleri mağazalarında çalışanlarla el altından iş yapıyorlarsa, gelen mallar raflarda bile görünmeyebilir.
 
Reformların daha az tartışılan bir yönü de kentsel kooperatiflerdir. Kooperatifleri teşvik etmenin arkasındaki fikir, Küba hükümetinin devlet yönetimindeki işletmelerin terk ettiği tüm alanı özel sektöre bırakmadan, günlük yönetimde daha az rol almasına imkan sağlamaktır. Bununla birlikte, ilerleme yavaş olmuştur ve hükümet bazı gerçek kooperatiflerin fiilen özel sektör işletmeleri olarak çalıştırılmasından şikayetçi olmuştur. Ayrıca, özel sektöre kıyasla nispeten sermaye yetersizliği, işleyişlerindeki aşırı kısıtlamalar ve tedarik sorunları nedeniyle sıkıntı çekiyorlar.
 
Daha başka sayısız iç endişeler var. Hükümetin plan ve projeleri kamuoyuna iletme konusundaki kronik başarısızlığı, aniden radikal politika değişikliklerini damdan düşercesine ilan etmesiyle sonuçlandı. Kültür sektöründe yaşanan sıkıntılar, bir zamanlar kapalı kapılar ardında gerçekleşen sansür üzerine tartışmaları artık açık alana taşıdı. Ve hükümet, internete ve paquete semanal'a (sabit ve flash sürücüler yoluyla dijital formatta medya alışverişi) erişimin yaygınlaşması nedeniyle 1980'lerde yaşadığı haber ve bilgiyi tekelciliğini yitirdiği yeni bir çağa uyum sağlayamadı.
 
Hepsi önemli olan binlerce yangın şiddetle devam ediyor. Hükümetin bunlarla nasıl başa çıkabileceği ise belirsizdir.

MEŞRULUK

Küba hükümetinin karşılaştığı zorlukların farkında olduğuna inanmak için her türlü sebep vardır. Yukarıda belirtildiği gibi, ticaretini çeşitlendiriyor, Mariel sanayi merkezi gibi büyük yatırım projelerini üstleniyor ve mevcut ekonomik reformları rafine ediyor ve genişletiyor. Fakat hükümetin en azından siyasal sistemini nasıl yeniden biçimlendirmeye çalıştığını görmezden gelmek bir hatadır. Kübalı entelektüel Rafael Hernández'ın doğru bir şekilde işaret ettiği gibi, Raúl yönetimi altında bile, karar verme sürecine halkın katılımını oluşturmak için tasarlanan yeni mekanizmalarla birlikte bir hükümet deneyini görmeye başladık.

Raul yönetimi altında ayırt edici özelliklerin yaratılması ile ilgili ulusal çapta tartışmalar önemli bir örnektir. Ayırt edici özellikler ya da "ana esaslar," hükümetin takip etmesi beklenen bir dizi politik ve ekonomik hedeflerdir. Ülke genelinde düzenlenen bir takım etkinlikler yoluyla bir dereceye kadar ustalıkla işlendi. “Ana esaslar”ın orijinal taslağı bu süreçte üretilmese de, son yayınlanan versiyon eleştirilere cevap olarak çok sayıda değişikliği içeriyordu. Bu yılın temmuz ayında başlayacak anayasa reformları, hükümetin bozulan meşruiyetinin farkında olduğunun bir başka işaretidir. 

Sokaktaki Kübalılar, ne önemli halk katılımını teşvik eden ne de Fidel yönetimindeki neredeyse değişmez toplu miting ve konuşmalar gibi eski meşruiyet mekanizmalarını kullanan bir hükümetten giderek daha fazla uzaklaşmaktadırlar. Bu düşüncenin temsilcisi, bir genç Kübalı bana, "istediğim şey bu dünyanın bir parçası olmak," dedi. Hükümet ekonomiyi ileriye götürdüğü sürece, siyasi değişimleri çok fazla umursamadığını söyledi. Bu, hiçbir hükümet sonsuz büyümeyi temin edemeyeceği için yeni yönetim adına tehlikeli bir zihniyettir. İster kendi kararlarından isterse kıyılarından uzakta cereyan eden olaylardan dolayı olsun büyük bir ekonomik kriz eninde sonunda kapıyı çalacaktır. İster kabul edin ister etmeyin Küba kapitalizmin küresel dinamikleri içine sokulmuştur.

1990'ların Özel Dönemi en alttakileri vurduğunda, Maleconazo [Ağustos 1994 ayaklanması ya da Maleconazo ayaklanması Küba'da hükümet politikalarına karşı bir protesto idi. 5 Ağustos 1994'te meydana geldi.] patladı. Sayısız Kübalı sokaklara dökülerek yokluğa, sürekli elektrik kesintilerine ve açlığa karşı öfkesini kustu. Karşılığında Fidel karşı gösteriyi seferber etti ve gidişatı etkisiz hale getiren polis müdahalesi ile birlikte şahsen karşı gösterinin başında yer aldı. Hükümete destek asla geniş kapsamlı olmasa da Fidel'in kendi destekçileri arasındaki meşruiyeti, dağınık muhalefete ve özellikle siyasi olmayan ama kendileri ve arkadaşları ve aileleri ile ilgilenen ortadaki birçok sıradan insana karşı bir denge ağırlığı olarak hizmet etmek için en azından yeterince sağlamdı. En önemlisi, meşruiyeti asla kısa ömürlü ekonomik refaha dayandırılmadı. Destekçilerinden fedakarlık talep edebilirdi ve halkın geri kalanına fedakarlıkları zorla dayatabilirdi çünkü hükümetin meşruiyeti şahsen Fidel'e sadakata, evrensel politik bir proje olarak sosyalizmin desteklenmesine ve hükümetin Kübanın ulusal bağımsızlığını yabancı emperyalizmden koruma iddiasına dayanıyordu.
 
Meşruiyetin sadece ekonomik refah üzerine inşa edilmesi, kum üzerine bir ev inşa etmek gibidir; yağmur geldiğinde, sular yükseldiğinde, fırtına koptuğunda ev çökecektir. Hükümet bir dönüm noktasında. Yalnızca ekonomik reformlara odaklanırsa ve politik reformu kozmetik veya etkisiz değişikliklerle sınırlarsa, dökme demir gibi olacaktır: sert ama kırılgan. Bakmadan imza atan komite yerine yönetimin ve karar almanın gerçek organı olan Halk İktidarının Ulusal Meclisini oluşturmak gibi sadece yeni meşruiyet araçları yaratarak hükümet ayakta kalmayı başaracaktır. Ve sadece demokratik reformları kurumsallaştırarak Devrim Sierra Maestra'da Batista'ya karşı mücadele sırasında verilen vaatlere uygun yaşayabilir. Şahsi çıkar ve ahlak kol kola gider.
 
Bu yapısal faktörler, hükümetin ne isteyebileceğine bakılmaksızın değişime doğru zorlanmalıdır. Soru, Küba liderlerinin bizzat değişime kendileri öncülük ederek değişimi öngörüp öngöremiyecekleri ya da yorulana ve sürüklenene kadar şu anda yavaşça akıp giden akıntıya karşı yüzüp yüzmeyecekleri olarak akıllarda yer ediyor.

*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
ÖZGÜRLÜK
 

 

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde