Özgürlük

SEÇİM SONRASI

Tamamen anti demokratik OHAL ve benzeri şartlarda meşruiyetini baştan yitirmiş bir‘‘seçim‘‘yaşandı. Seçim sonuçlarının ortaya çıkmasıyla birlikte 25 Haziran'da  toplumun solcu, devrimci ve ilerici tüm kesimleri "başarısızlığın" sorun ve sıkıntılarıyla baş başa kaldılar. Kendi dünyalarının hesap ve kitaplarından oluşan ve buna anti görünümlü boykot tavırlarının demokrasi mücadelesini kenara bırakan aymazlıkları, sistemin bekasının sağlanmasıyla umutsuzluğa ve yılgınlığa dönüştü. Kendilerinin diğerlerinden daha doğru ve haklı olduğunun ispatı haricinde! Bu durumda, "başarıyı" uzun bir süreden beri devrimci siyasete sirayet eden sadece sandık ve seçimle sınırlayan anlayışın büyük bir payı oldu. Ayrıca, kendi bağımsız siyaset ve pratiğini geliştirmede sorumluluklarını başka güçlere dayandıran ve havale eden‘‘sol‘‘unda büyük bir payının olduğunun altını çizmekte yarar var. Uzun zaman düzenin karanlık ve ıslak delhizlerde defalarca zor dönemeçler ile baş başa kaldık. Çünkü karşı karşıya kaldığımız sadece kapitalist sistem değildi, ayrıca çoğu zaman ailemiz, arkadaşlarımız, çevremizdekiler, binlerce yıllık ne kadar yerleşik gelenek, görenek, ahlak kuralı varsa tümüyle de yüzleşmek zorunda kaldık... Yılmadan ayakta kalmamızın sebebi vardı: Devrim güzel olandı. Devrimcilik ve doğabilimseli savunmak doğru olandı. Dünya tarihi boyunca  kaybetmeler, yenilgiler hep vardı ve var olacak. Ama dünya tarihi boyunca da ezilenler yeniden ayağa kalkarak var olmayı sürdürmüşlerdir. Bu günde böylesi bir dönemden geçmekteyiz.

 

24 Haziran seçimleri tartışmaları, yaklaşımları, ittifaklar diktatörü devirmeye yönelik tüm hesaplar 25 Haziran Pazartesi ortaya çıkan sonuçlar bizlere bir daha göstermiştir ki, eksiden alıp sıfıra getirmek daha da önem arz etmektedir. Bütün mevcut siyasal partiler ve onlara sirayet eden anlayış ve yaklaşımlar düzenin bekasının sağlanmasına yönelik program ve yaklaşımlarla hareket etmişlerdir. Buna uygun "Cuhmur İttifakı" ve "Millet İttifakı" gibi oluşumlara giderek mevcut toplumsal muhalefetinde peşlerine takılmalarında etkili olduklarının da hakkını vermek gerekir. Bütün mesele bu durumun iyi görülüp değerlendirilmesidir. Cumhur İttifakı  gerici sağ, kürt düşmanı ırkçı yaklaşımları bir potaya toplamayı başarmış, Millet İttifakı "parlamenter sistemi " savunma adıyla ulusalcı kesimlerle bir kanal oluşturmayı başardı. HDP Kürtler, solun belirli bir kesimi ve liberallerle bir hat tutturmuş, ne var ki, burada Cuhmur İttifakına karşı olanların ciddi manada "Başkanlık sistemine" karşı olma noktasında belirli tutarlı çizgi ve tutum belirleyememişlerdir. Artık şiraze öyle kaçtı ki, neredeyse Meral Akşener kurtarıcı gibi gösterilmeye çalışıldı.Tüm bunlar siyasal, toplumsal, ekonomik ve demokratik sorunlara çözüm arayan toplumsal muhalefet ve buna bağlı olarak devrimci bir hareketin ortada olmamasıyla ilgili bir sorundur. Genelde solun sınıfsal ve toplumsal mücadelenin gidiş yönünü belirleme durumunun olmayışı ve devrimci bir hareketin olmadığı şartlarda: Onların düzleminde anladıkları‘‘güç‘‘olamayışımızdan kaynaklı sistem içi hesap kitaplara kitlenmek yerine, demokrasi mücadelesini ve toplumun nefes almasını sağlayacak nefes borularının açılmasını destekleyen bir mücadelede elimizden geleni yapmaya çabaladık. Elimizden geleni yapmak, yapılması gerekeni yapamamayı mazur göstermez. Salt Türkiye toplumunu suçlayarak bu durumdan sıyrılmaya çalışmak doğru değildir.

Bildiğimiz gibi, 24 Haziran da Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimi birlikte yapıldı. Köklü bir sistem değişikliği getirdiği için bu seçimin, Cumhuriyet tarihin en önemli seçimi olduğu konusunda boykotcular hariç! Herkes mutabıktı. Sonuçlar böyle olunca, doğal olarak taşlar yeniden dizilmeye başlayacak, bu da Dünya, Ortadoğu ve Türkiye'de yeni bir konsept ile siyasal iktidar efendilerine hizmet etmekte büyük bir sevk ve istekle hareket edecektir. Bu önemli konsepte parlamentodaki muhalif tüm siyasal partiler şu veya bu şekilde yer alacaklardır. Ortadoğu'da hala çözülemeyen Suriye, İran gibi önemli meseleler durmaktadır. Bu çözümlerde önemli aktörlerden bazıları Türkiye ve Kürtlerdir. Bu güçleri görmeden ya da yok sayarak sağlıklı bir çözüm pek mümkün  görünmüyor. Üstelik bu iki aktörde Ortadoğu'ya ilişkin kendi gelecekleri açısından rol alma ve iş birliğine isteklidirler. Bütün bu gelişme ve olasılıkları görerek başta emperyalizme, kapitalizme ve diktatörlüğe karşı mücadelede sistemleri dışı siyasal bir muhalefet ve kanal açmak daha da bir önem arz ediyor. Sol, devrimciler ve sosyalistler yerel seçimlerde aşağıdan gelen bir nevi halk İttifakıyla yerel adaylarını çıkararak kendi çalışmalarını örebilirler. 24 Haziran seçimleri ne kadar olumsuz değerlendirilse de toplumda bu ceberut siyasal iktidar ve onun uygulamalarına karşı çıkma ve de direnme isteği vardır. Bunun için de hiç vakit kaybetmeden ihtiyaca uygun örgütlenme yolunda adımlar atmak gerekiyor. Tarihimiz bütün bunların sayısız örnekleriyle doludur…Hatırlanırsa 96 ölüm orucu döneminde "Zindanlardaki Sesi Duy"  bir avuç insanla yapılarak o dönemde egemenleri şaşkına çevirmiştir. Bugün toplumsal birikimlere baktığımızda koşullar daha da uygundur. CHP mitingleri bu durumun göstergesidir. Aynı zamanda demokrasi mücadelesi ve doğrudan demokrasi arayışının da. Bu durum sandığa yansımamıştır. Bunun altında yatan nedenlerden bazıları siyasal güven ve alternatifsizliktir.

Kitlenin dinamizmini koruduğu ortadadır. Kitlesel bir karşı çıkış ve itirazın gelişimde büyük bir etkisi olacaktır.  Unutmayalım ki bizler en zor koşullar altında kendi canlarını ezilenler için hiçe sayan artık yıldız olmuş binlerce devrimcinin yansıması pırıltılarız... Dünya tarihi boyunca zalimler hep var oldular. Ama dünya tarihine adını yazanlar hep bu pırıltılar oldu. Hep var oldular ve var olacaklar.

Unutulmamalıdır ki, diktatörler sandıkla gelir ancak tabutla giderler.

Bu yüzden, DİKTATÖRLÜĞE HAYIR!

ÖZGÜRLÜK YAYIN VE ÜRETİM KOLEKTİFİ

Error: No articles to display

FACEBOOK SAYFAMIZ