Özgürlük

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

SEÇİME GİDERKEN MUHALEFETİN SARILDIĞI RETORİK, "GÜVEN ORTAMI"

 

 

Türkiye'nin içine düştüğü enflasyon-yüksek kur sarmalından çıkışın çözüm yolu faizleri değil sınıf bilincini arttırmaktır. Herkesin zengin olma peşinde koştuğu, en küçüğünden en tepedekine elinde bir makam olanların her türlü yolsuzluğu ve yağmalamayı yaptığı ve hırsızlığın herkesin bilincinde neredeyse kurumsallaşarak ahlaki bir zemin oluşturulup- "Çalıyor ama çalışıyor"- kutsandığı bir ülkede faiz arttırımları ülkenin emekçi kesimlerinin yeniden farklı bir yolla sömürülmesinden başka bir şey ifade etmez. Patron bile "yeniden yapılandırma" adı altında kendi şirketinin içini boşaltıp, soyup soğana çeviriyor. Sözü edilen böyle bir ülke Türkiye.

 

1929 Ekonomik Buhran'ından Keynesyen "refah devleti" ekonomi politikalarıyla, 1970'lerin ekonomik krizlerinden neo-liberal kuralsızlaştırma(deregulation) ve özelleştirme politikalarıyla çıkmakta çareyi bulan modern kapitalizm 2008 sonrası içine düştüğü kronik krizin dayandığı en son noktada çareyi "Ticaret Savaşları"nda bulmuştur.

 

Modern kapitalizmin en üst aşaması olan emperyalizmin kalesi olan ABD arttırdığı faiz oranlarıyla karşılıksız olarak finans kapitale dağıttığı dolarları geri çağırmaktadır. Bu da dünyada doların diğer yabancı paralar karşısında değer kazanmasına yol açmaktadır.Ticaret Savaşlarının arifesinde saflar sıkılaşmakta ve taraflar belirlenmektedir. Bu manzara karşısında en çok zararı görecek ülkelerden biri, üretim sanayisini montaj üzerine kurarak dünya çapında hiçbir üretim dalında rekabet gücü geliştiremeyen ve her dönem ekonomik büyümesini tüketim ve dış borçlanma -hırsızlık ve yolsuzluk- üzerine kurmuş olan Türkiye olacaktır. 

 

Liberalizmin bırakın istediklerini yapsınlar ekonomi-politiğini savunanlara göre önemli olan "güven ortamı"dır. Muhalefet partilerin de ağzına pelesenk olmuştur bu "güven ortamı" retoriği. Ekonomik krize neden olan "güven ortamı"dır. Bu yüzden ne olursa olsun güven ortamını bozacak şeylerden kaçınılmalıdır. Oysa ekonomik krizlere neden olan kapitalizmin bizzat kendi yapısıdır. Ekonomik krizlere sebep olan paradır. Ekonomik krizlere sebep olan ezilen ve sömürülen işçilerin sınıf bilinçlerinin azalmasıdır. Ekonomik krizlere sebep olan burjuva sınıfının meydanı boş bulmasıdır. 

Ekonomik krizi yenmenin tek yolu vardır. Ezilenlerin ve sömürülenlerin lehine daha büyük bir kriz yaratmak!

 

Kapitalizm devamlı değişim geçirmek zorundadır. Yapısal krizlerini aşmasının tek yolu değişimdir. Oysa modern kapitalist toplumda değişmeyen tek şey grevin gücüdür. Günümüzde grevlerin yerini insanların ezilmişliklerini dışa vurma yolu olarak seçtikleri bireysel ya da toplu isyanlar almıştır. Şu anda Türkiye'de ve dünyada yaşadığımız derin krize ve bu krizden en çok ve ilk etkilenen işçiler olmasına rağmen tüm sendikalar sessizce krizin gidişatını seyre dalmaktadır. Ve hiçbir sol parti sendikaların içinde bulunduğu çıkmaza çözüm üretecek bir proje işçilerin önüne koyamamaktadır. Oysa tarihimizin bize kazandırdığı deneyimlerin ışığında ekonomik krizleri çözmenin bir yolu vardır.

 

Bu yolun adı;

 

GENEL GREV!

 (ÖZGÜRLÜK)

Şimdi de İzmir ve Samsun: Sağlık kuruluşlarında sağlıkçılar …

Şimdi de İzmir ve Samsun: Sağlık kuruluşlarında sağlıkçılar şiddetten korunamıyor!

Suruç Devlet Hastanesi’nde tedavi altındaki yaralıların saldırıya uğramasının hemen ardından, İzmir ve Samsun’da sağlık kuruluşlarında sağlık çalışanları ve hastaların güvenliğinin yeterince sağlanamadığını ortaya koyan olaylar yaşandı. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, konuyla ilgili bir açıklama yaparak, hükümete ve hastane yöneticilerine sağlık kuruluşlarında hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarını sözel ve fiziksel saldırılardan koruma görevlerini bir kez daha hatırlattı ve hastanelerin güvenlik sorununun çözülmesini istedi. Açıklamanın tam metni aşağıdadır:   ŞİMDİ DE İZMİR VE SAMSUN: SAĞLIK KURULUŞLARINDA SAĞLIKÇILAR ŞİDDETTEN KORUNAMIYOR! Suruç Devlet Hastanesi’nde tedavi altındaki yaralıların saldırıya uğramasının hemen ardından İzmir ve Samsun’da sağlık kuruluşlarının sağlık çalışanları ve hastalar açısından ne kadar güvensiz yerler olduğunu gösteren iki olay daha yaşandı. 15 Haziran Cuma günü İzmir’de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi’nde bir intörn ar... Read more

Dünyada 68 milyon kişi yerinden edildi

Dünyada 68 milyon kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) 2017 yılı sonu itibarıyla dünyada savaş, şiddet, baskı gibi nedenlerle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan 68,5 milyon insan olduğunu açıkladı. Bu rakam bir önceki yıla göre 2 milyon 900 bin daha fazla. Böylece İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en üst seviyeye ulaşıldı. UNHCR her yıl 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü'nde zorla yerinden edilen insanların sayısını açıklıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Flippo Grandi, kaçış halinde olan insanların sayısının üst üste beş yıldır artmakta olduğunu belirtti. Yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan insanların büyük çoğunluğu vatandaşı oldukları ülkelerde kalıyor. Birleşmiş Milletler rakamlarına göre savaş nedeniyle yaşadığı bölgeyi terk ederek ülkesinin bir başka kesimine göç etmek zorunda olanların sayısı 40 milyonu buldu. Yaklaşık 25 milyon ise sınırları aşarak başka ülkelere sığındı. İltica başvurusunda bulunanların sayısı 3 milyonu geçiyor. En çok sığınmacı ... Read more

EMO`DAN SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI

EMO`DAN SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI

18.06.2018   Elektrik Mühendisleri Odası, 24 Haziran seçimleri öncesinde siyasi partilere çağrı yaparak, mühendislerin özlük haklarının geliştirilmesi ve işsizliğe karşı çözüm üretilmesine yönelik çalışmalar yapılmasını istedi. EMO`nun açıklamasına yazımızın devamından ulaşabilirsiniz.   EMO`DAN SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI  Siyasal iktidar tarafından 24 Haziran için seçim vaatleri açıklanırken, polis, öğretmen, hemşire, din görevlisi gibi kamu çalışanı bazı meslek gruplarının ek göstergelerinin artırılacağı dile getirilmiştir. Kamuda çalışanların lehine yapılacak iyileştirmeler elbette gereklidir ancak mühendis, mimar ve şehir plancılarının böyle bir girişimin dışında bırakılması kabul edilemez. Bu durumun meslektaşlarımızın mağduriyetine yol açacağı da dikkate alınarak gerekli çalışmalar yürütülmelidir. Ek göstergenin 3600 olarak sürdürülmesi imkansız hale gelmiştir. Kamu düzeninde eşit işe eşit ücret ilkesi esas alınmalı, belirli meslek grupları le... Read more

Almanya’da seçime katılım arttı

Almanya’da seçime katılım arttı

Almanya'daki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 24 Haziran cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım oranı çarpıcı bir biçimde arttı. Pazar günü seçim merkezlerinde oy kullanan seçmenlerin sayısı 100 bini geçti. Yüksek Seçim Kurulu'ndan alınan bilgilere göre Almanya'da 7 Haziran'da başlayan oy kullanma işleminde oy verenlerin sayısı pazar günü itibarı ile 588 bin 209 oldu. Almanya'da 1 milyon 443 bin 585 kayıtlı seçmen bulunuyor. 24 Haziran seçimlerine katılım oranı şu anda yüzde 40,7. Oy kullanma işlemi 19 Haziran Salı günü sona erecek. Nisan ayında yapılan anayasa değişikliği referandumuna Almanya'daki Türkiye vatandaşlarının katılım oranı yüzde 48,8 olarak tespit edilmişti. Türkiye dışındaki kayıtlı seçmenler tüm seçmenlerin yüzde 5'ini oluşturuyor. Türkiye dışında 60 ülkede vatandaşlar oy kullanabiliyor. Avusturya'da şimdiye kadar oy kullanma oranı yüzde 42,4 olarak ölçüldü. Viyana, Salzburg ve Bregenz'deki konsolosluklarda ve gümrük kapılarında pazar günü itibarı ile 106 bin 657 ... Read more

Demirtaş: Boyun eğmeyeceğim

Demirtaş: Boyun eğmeyeceğim

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 24 Haziran seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş TRT Haber'de tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi'nden 10 dakikalık seçim konuşması yaparak seçmenlere seslendi. 20 aydan fazla bir süredir tutuklu olduğunu, sadece iki kez hakim karşısına çıkarıldığını söyleyen Demirtaş, "Hakkımdaki suçlamaların tamamı sizlere yaptığım konuşmalardır. Tek nedeni AKP'nin benden korkmasıdır" dedi. Toplumun tamamında derin bir umutsuzluk, korku ve karamsarlık olduğunu söyleyen Demirtaş, "Kamplaşma, kutuplaşma ve gerilim ürkütücü boyutlara ulaştı. Komşu komşudan, kardeş kardeşten korkar hale geldi. Bunun yanı sıra işsizlik, yoksulluk, enflasyondaki durdurulamayan artış yaşamı iyiden iyiye çekilmez hale getirdi" diye konuştu. "Ülkenin kaderi tek bir kişininin iki dudağı arasında olacak" Seçmenlerin 24 Haziran seçimlerinde "kritik bir kavşağa gelmiş olan Türkiye'nin bundan sonra hangi istikamete doğru yol alacağına karar vereceğine" dikkat çeken Dem... Read more

HDP’den İstanbul mitingi: 7 Haziran’dan daha iyi bir sonuçla…

HDP’den İstanbul mitingi: 7 Haziran’dan daha iyi bir sonuçla karşılarına çıkacağız

HDP’nin seçim çalışmaları kapsamında İstanbul’da Bakırköy Halk Pazarı’nda miting düzenliyor. Mitinge İstanbul’un dört bir yanından gelen on binlerce kişi katıldı. “HDP umuttur umut dimdik ayakta“, “Direne direne kazanacağız” ve “Hak hukuk adalet HDP ile gelecek” sloganlarıyla on binler alana giriş yaptı. HDP flamaları ile süslenen alanda Selahattin Demirtaş’ın posterleri taşınırken, sık sık “Selo Başkan”, “Selocan’a özgürlük, oylar HDP’ye” sloganları yükseldi. Alanda gençlerin katılımı dikkat çekerken kurulan müşahitlik standına partililer isimlerini yazdırdı. Mitinge HDP İstanbul milletvekili ve adaylarının yanı sıra Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, HDP MYK üyeleri, SKM Genel Sözcüsü Beycan Taşkıran, ESP MYK üyesi Şahin Tümüklü, DBP İstanbul İl Başkanları Ali Rıza Bilgili ve Emine Toynak, TJA aktivistleri, SYKP Eş Başkanı Ahmet Kaya ve MYK üyesi Gülseren Pusatlıoğlu, HDK Yürütme Kurulu Üyesi Sedat Şenoğlu, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Eylem Tuncae... Read more

İnsan Haklarıyla İnsandır!

İnsan Haklarıyla İnsandır!

Hapishanelerde hasta mahpusların sayısı her geçen gün artarken, yetkililer sağır ve dilsizi oynamaya devam ediyor…Yıllardır hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek, onların seslerini yetkililere duyurmak, eylem ve etkinliklerle kamuoyunda duyarlılık yaratmaya çalışıyoruz. Ancak bugüne kadar yaptığımız tüm bu girişimler; devlet ve hükümeti yönetenlerin ilgisizliği, sessizliği nedeniyle istenilen düzeyde karşılık bulamamıştır. Yetkililerin duyarsızlığı devam ettiği için, hapishanelerde çok sayıda hasta mahpus son dilekleri olan, yakınlarının yanında olma ve huzur hakkından mahrum bırakılmaktadır. Türkiye genelinde 400’e yakın, 20-21 farklı tipte hapishane bulunmakta. Bu hapishanelerden sadece ikisi R tipi, yani kendi ihtiyacını karşılayamayacak derecede sağlık sorunları olan mahpuslar için yapılmıştır. Bu hapishanelerde sürekli sağlık ve bakım işini yapacak personel bulundurma zorunluluğuna rağmen maalesef birlikte kalan mahpuslar birbirlerine yardım etmektedir. Zaten kendisine... Read more

Gerçek bayramlar için adalet, gerçek adalet için barış istiy…

Gerçek bayramlar için adalet, gerçek adalet için barış istiyoruz.

Gerçek bayramlar için adalet, gerçek adalet için barış istiyoruz.Bugün bayram.Bayram, huzur, barış ve kardeşlikse, toplumsal bir sevinç ve kutlamaysa, hak ve özgürlüğü saldırı altında olan toplumların huzuru da, bayramı da, kutlaması da olmaz. Haksızlığın, hukuksuzluğun, adaletsizliğin hüküm sürdüğü topraklarda bayramlar bayram gibi kutlanamaz.Bütün özel günler gibi bayramlar da kayıp yakınlarının acılarını ve öfkelerini büyüten zamanlardır. Tüm canlılar için sevdiği, bağlandığı birini kaybetmek en büyük acıdır. Bu acıyı yaşayanlar ancak kayıbının yas sürecini tamamladıktan sonra hayatla kopan bağını onarabilirler.Biz gözaltında kaybedilerek akıbetleri karanlıkta bırakılan sevdiklerimizi, ölümle yaşam arasındaki gel-git de arıyoruz. Kayıplarımızın bir gün çıkıp gelme umudunu içimizde taşırken, aynı zamanda onlar için bir mezar düşü kuruyoruz… Bu nedenle acımız, yasımız ilk günki yakıcılığında… Bu nedenle öfkemiz ve isyanımız ilk günki sıcaklığında… Bu nedenle bayramlar bize b... Read more

Anne Şenyaşar: Erdoğan iftira atıyor Tanık: Polis ve doktor…

Anne Şenyaşar: Erdoğan iftira atıyor  Tanık: Polis ve doktorun gözleri önünde vurdular

Suruç’ta AKP’li vekil adayı yakınlarının silahlı saldırısı sonucu hayatlarını kaybeden kardeş esnaflar Celal ve Adil Şenyaşar’ın cenazelerini almak için morg kapısında bekleyen anne Emine Şenyaşar, Erdoğan’ın iftira attığını söylerken, tanık kuzen ise “Polis ve doktorun gözleri önünde vurdular” dedi.    Urfa’nın Suruç ilçesinde esnaf ziyareti sırasında AKP Urfa Milletvekili Adayı İbrahim Halil Yıldız’ın yakınları tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybeden esnaf kardeşler Celal Şenyaşar ve Adil Şenyaşar’ın cenazesi Antep Asri Mezarlığı morgunda bekletiliyor. Otopsi işlemleri biten kardeşlerin cenazeleri konvoy eşliğinde memleketleri Suruç’a götürülerek toprağa verilecek.    ANNE: ERDOĞAN İFTİRA ATIYOR   Morg önünde bekleyen ve Kürtçe ağıtlar yakan anne Emine Şenyaşar’ın sinir krizi geçirmesi üzerine sağlık ekipleri müdahale etti. Oğullarının PKK’li olmadığını Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve diğer AKP’li yetkililerin kendilerine iftira attıklarını söyleyen anne Şenyaşar, “Su... Read more

Seçim atmosferi sorunlar (12)

Seçim atmosferi sorunlar (12)

SEÇİMLERE GİDERKEN ÇÖZÜM    Tarihte umutsuzluğun her yeri kapladığı bir anda ölü toprağı serpilmiş umudun üstünü aralayanlar her zaman ezilenler oldu. En umutsuz yerlerde umudun kapısını ardına kadar açanlar hep ezilenler oldu. Kimi zaman Paris'in sokaklarında, kimi zaman Chicago'nun Haymarket Meydanı'nda, kimi zaman 1917 Şubat'ının St. Petersburg'unda, kimi zaman Fatsa'nın çamurlu yollarında umut ışığını yakanlar hep onlar oldu.   Bu dünyada ezilenler var mı? Var. Bu dünyada sömürülenler var mı? Var. Bu dünyada sosyalistler var mı? Var. Kimin için, kimin yanında? Ezilenlerin ve sömürülenlerin yanında. Peki öyleyse tarihin her safhasında amip gibi bölünerek çoğalmak niye? Eğer aslolan işçi sınıfı mücadelesi ise, eğer hedef sınıfsız bir toplum ise, eğer amaç özgürlük ve eşitlik ise, eğer ortak amaç tüm bunlar ise, birbirini yemek niye?   Gelin bırakın artık kimin ne kadar sosyalist, kimin ne kadar devrimci, kimin ne kadar Marxist, Leninist, Maocu, kimin ne kadar şucu bucu olduğu... Read more

Seçim atmosferi Özgürlük (12)

Seçim atmosferi Özgürlük (12)

SEÇİMLERE GİDERKEN SEN    Tarihsel çizgisine baktığımızda kendisinden gelişmişlik beklenirken bir kişinin sultası altında her geçen gün faşizm bataklığına doğru yol alan, etnik, dini ve ulusal kimliklerin politik alan içine sıkıştırıldığı, böyle olduğu için de gerici bir milliyetçilik ve laiklikten uzaklaştığı oranda yobaz bir dincilik anlayışına saplanıp kalmış bir ülke Türkiye. Ve artık bu ülkede hangi ideolojiden, hangi inançtan olursa olsun ezilenlerin yanında olmak bir elzemdir.   Ne medeniyet, ne ideoloji, ne inanç, ne gelenek, ne kültür ne de diğer şeyler. Bu dünyada insanlığın tek göstergesi var: Dünyaya kimin penceresinden bakıyorsun? Ezenlerin mi, Ezilenlerin mi? Bu dünyada kimin yanında yer alıyorsun? Sömürenlerin mi, Sömürülenlerin mi? İşte bir insanı insan yapacak olan, bu sorularla yüzleştiği andır.   24 Haziran Genel Seçimleri'nde sadece muhalefet ve iktidar karşı karşıya gelmiyor. Ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen, soyan ve soyulan, zalim ve kimsesiz, zen... Read more

Seçim atmosferi Sendikalar (11)

Seçim atmosferi Sendikalar (11)

SEÇİMLERE GİDERKEN SENDİKALAR   Türkiye'nin şu anda içinden geçtiği en karanlık günlerde "muhalif" bir güç olarak sesine en çok ihtiyaç duyulanlardan biri olması gereken sendikalar nerede? Hiç seslerini duyan var mı? Ya da bugün, bu ortamda sesleri çıkmıyorsa ne zaman ses çıkartmayı düşünüyorlar? İşçi sınıfı topyekun yok olunca mı?   Emeğin en güçlü silahı nedir? Kapitalistlerin en çok korktuğu, kabuslarına giren silahı? Grevler'dir. Oysa günümüzde Türkiye'de grevler gittikçe düşük seviyelere inmiştir. İşçi sınıfının en etkin silahı etkisizleştirilmektedir. Ve bu etkisizleştirme de sendikaların liderliği aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Sendikalar bir avuç sendika bürokratı için zenginleşmenin ya da milletvekili adayı olmanın bir basamağı olmuştur. Ve işçilerin büyük bir çoğunluğu sendikalara güvenmemektedir. Bu yüzden de Türkiye'de grev ve sendika üyeliği yoğunluğu cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinde seyretmektedir.   Türkiye'de grevler, dogrulukpayi.com'un analizi... Read more

Seçim atmosferi Sosyalistler( 10)

Seçim atmosferi Sosyalistler( 10)

SEÇİMLERE GİDERKEN SOSYALİSTLER     Dünyanın çoğu ülkesinde, özellikle de batılı ülkelerde liberalizmin(neo-liberalizmin) ve sosyal demokrasinin geleneksel partileri kan kaybederken neden radikal sol bu itibardan düşmeden yararlanamıyor? Neden toplumun en ezilen kesimleri içinde bulundukları çıkmaza bir alternatif olarak gördükleri aşırı gerici sağ partileri destekliyorlar? Oysa bu gibi aşırı sağ partilerin toplumsal bir proje yerine vaat ettikleri yegane şey, kendilerini destekleyenlere sunacakları kayırmacılık ekonomisi ve ezilmişlerin ezilmişliklerinin sorumlusu olarak gördükleri ya da onlara popülist ve gerici milliyetçi söylemler vasıtasıyla politika ve medya kanalıyla sorumlu olarak algılatılan kendinden olmayan kimlikleri dışlama ve yeri geldiğinde ülkeden def etmedir.    Dışlayıcılık ve kayırmacılık, ideolojik altyapısı ve buna uygun entelektüel düzeyi olmayan aşırı gerici sağ partilerin tarihin her döneminde kışkırtmanın ve egemen sınıfların çıkarına manipülasyonun hizm... Read more

Seçim atmosferi FENERBAHÇE (9)

Seçim atmosferi FENERBAHÇE (9)

SEÇİMLERE GİDERKEN FENERBAHÇE   Umutsuzluklar içinde olabileceğine bakılmaksızın umut aramak ezilen halkların kaderinde var. Bu kesinlikle "denize düşen yılana sarılır" durumu değildir, aksine insanların mücadele etme umutlarını kaybetmediklerinin, yeniden canlanmanın ya da belki yeniden ayaklanmanın bir göstergesidir. Umutsuzluk anlarında umut olanın rengine, görüntüsüne, konumuna, ideolojisine bakılmaz. o artık ezilenlerin o an için sembolüdür. O artık o an için tüm baskılara, tüm zulümlere, tüm despotluklara ve bir diktatöre karşı bir haykırışı büyütebilmenin, bir isyanı diriltebilmenin de sembolüdür. Umudun her zaman bir işaret fişeğine ihtiyacı vardır. Toplumsal patlamaların da bir umuda. Ve umut hiç beklenmedik bir anda bir yerden de doğabilir.   Ekonomik fakirleşmenin hemen her kesimden, her sınıftan insanı vurmaya hazırlandığı, gençler arasında işsizliğin ve gelecek kaygısının giderek tırmandığı, zengin ve fakir arasındaki uçurumun gün geçtikçe muazzam açıldığı ve bunlara... Read more

Seçim atmosferi MERKEZ BANKASI (8)

Seçim atmosferi  MERKEZ BANKASI (8)

SEÇİMLERE DOĞRU MERKEZ BANKASI   Ezilenleri aldatmak iktidar partilerin her daim işine gelir. Yaptıkları yolsuzlukların, çaldıkları paraların üstünü örtmeye yarar. Peki ya bunu görüp de sesini çıkartmayan muhalefet partilerine ne demeli?    Artık ezilenler açısından bir şeyin ayırdına varma vakti geldi de çattı bile: Burjuva parlamenter sistemi içinde mecliste politika yapan her parti -ki bu parti sosyalist parti bile olsa- burjuva medeniyetinin çıkarlarına maaşlı olarak hizmet eder.    Açın gazetelerde her gün yayınlanan vaatlere bir bakın! Hepsi ağız birliği etmişcesine Merkez Bankası'nın bağımsızlığından dem vurur. Oysa Merkez Bankaları kapitalizmin kaleleridir. Kapitalizmin can evleridir. Amaç, onları bağımsızlaştırmak değil yıkmak ve sonsuza kadar ortadan kaldırmak olmalıdır. 2008 krizinde karşılıksız olarak para basıp bankalara, finansçılara ve kısacası egemen sınıfa bedava trilyonlarca dolar akıttılar. Siz hiç bir bankanın, kredisini ödeyemeyecek duruma gelen bir işçiye,... Read more

Seçim atmosferi Partiler (7)

Seçim atmosferi Partiler (7)

SEÇİME GİDERKEN SEN, BEN, BİZLER     İnsanlar aynı hatalara defalarca neden düşerler? Neden yeniden başlamak kimsenin aklına gelmez? Belki de çözüm eskiyi olduğu gibi silmek... Ve yeniden başlamak... Geçmişten yeterince ders ve deneyim almış olsak gerek!   Başlangıç olarak istediğimiz tarihi alalım. Sağ partiler aynı. Sol partiler aynı. Sosyalist partiler de aynı. Sosyalist örgütler hep aynı. Peki yıllarca aynı olan şey, özünde değişmeyen şey nasıl olacak da değişimi getirecek. Çözüm ve kader aynı olduktan sonra geriye kalan aynı acılar ve ıstıraplar olacak! Devrimi ezilenler yapacak ve ezilenler adına devrimi ele geçirenler devrimi mahvedecekler! Çünkü değişmeyen tek şey değişim değil değişemeyenler. Ezilenler adına demokrasi ve özgürlük talep edip kendi örgütlerinde ya da partilerinde demokrasinin kırıntısını dahi görmeye tahammül edemeyenler. Tarihte yüzlerce örnek olmasına, en büyük devrimcilerin yazdıklarıyla yaptıkları tutmamasına ve hiçbir şey ve hiçbirinin semtine değişi... Read more

Seçim atmosferi iktidar (6)

Seçim atmosferi iktidar (6)

SEÇİMLERE DOĞRU ATEŞLE OYNAYAN BİR İKTİDAR   Artık eski grevler yok. Artık fabrika işgalleri yok. Artık öğrenci ayaklanmaları yok. Artık 68'in isyan ruhu yok.    Tüm dünyada sendikalar kan kaybediyor. Meydanlar, sokaklar ve caddeler göz yaşı dökerken dünya Sol'unun üzerine ölü toprağı seriliyor...    Modern toplumun kendi özüne yabancılaşan bireyi insanlıktan uzaklaştığı nispette kurtuluşu bencillik, egoistlik ve sınıf atlamada arıyor. Paylaşmak güzel olsa da hiç kimse hiçbir şeyi hiç kimseye bedava vermiyor. Bir zamanlar John Steinbeck'in Amerikalılar için, "Sanırım sorun şu ki, Amerika'da kendini proleter olarak gören yok. Fakirler kendilerini geçici olarak sıkıntı yaşayan milyonerler olarak görmektedir," dediği gibi, artık tüm dünya genelinde insanlar kendilerini işçi ve ezilen olarak değil, geleceğin sınıf atlayanı ve zengini olarak görmektedir. Kapitalizmin büyülü lüks dünyasında "belki bir gün sende olabilirsin" mitine kapılan milyonlar ekonomik eşitlik mücadelesinin peşi... Read more

Seçim atmosferi Muhalefet (5)

Seçim atmosferi Muhalefet (5)

MUHALEFET NEDEN KAPİTALİZM KELİMESİNİ HİÇ AĞZINA ALMAZ   Kapitalist modern toplum kendilerine yabancılaşmış ve birbirleriyle devamlı çatışma halinde olan işçiler ve patronlardan -ezenler ve ezilenler, sömüren ve sömürülenler- oluşur. Aralarında ikisinin de gayet bilincinde olduğu sonsuz bir savaş vardır. Ancak bu savaş görünmez. Görünmediği için de çıkarı olanın, yani sömürenin işine geldiği müddetçe gösterilmez. Görünmemesinin ve gösterilmemesinin nedeni sadece sömürü değil, aynı zamanda iktidarı da ele geçirmektir. Yaşadığımız toplumda iktidar burjuva sınıfının elindedir ve topluma egemen olan kültür burjuva sınıfı kültürüdür. Ve iktidar onun bekasına hizmet için vardır. Aynı politikacıların varlığı gibi. Nihayetinde meclisteki politikacıların hemen hemen hepsi -muhalefettekileri de dahil- burjuva sınıfının maaşlı çalışanlarıdır. En sol da görünenler bile. Bu yüzden de, bir gün olsun, işçilere hitap ederlerken ağızlarından "kapitalizm" kelimesinin çıktığını duyamazsınız.    Hiç... Read more

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

SEÇİME GİDERKEN MUHALEFETİN SARILDIĞI RETORİK, "GÜVEN ORTAMI"     Türkiye'nin içine düştüğü enflasyon-yüksek kur sarmalından çıkışın çözüm yolu faizleri değil sınıf bilincini arttırmaktır. Herkesin zengin olma peşinde koştuğu, en küçüğünden en tepedekine elinde bir makam olanların her türlü yolsuzluğu ve yağmalamayı yaptığı ve hırsızlığın herkesin bilincinde neredeyse kurumsallaşarak ahlaki bir zemin oluşturulup- "Çalıyor ama çalışıyor"- kutsandığı bir ülkede faiz arttırımları ülkenin emekçi kesimlerinin yeniden farklı bir yolla sömürülmesinden başka bir şey ifade etmez. Patron bile "yeniden yapılandırma" adı altında kendi şirketinin içini boşaltıp, soyup soğana çeviriyor. Sözü edilen böyle bir ülke Türkiye.   1929 Ekonomik Buhran'ından Keynesyen "refah devleti" ekonomi politikalarıyla, 1970'lerin ekonomik krizlerinden neo-liberal kuralsızlaştırma(deregulation) ve özelleştirme politikalarıyla çıkmakta çareyi bulan modern kapitalizm 2008 sonrası içine düştüğü kronik krizin dayand... Read more

Seçim atmosferi Ekonomi Dolar (3)

Seçim atmosferi Ekonomi Dolar (3)

SEÇİME GİDERKEN EKONOMİK GELİŞMELER   Dolardaki inanılmaz hızda artışlar ve yabancı yatırımcıların paralarını topluca çekmeye başlamaları sonrasında Merkez Bankası tüm siyasi baskılara rağmen borç verme faizini 3 puan artırmak zorunda kaldı. Merkez Bankası'nın bu müdahalesi sonrasında bile dolar kuru 4.50'ye inmiş değil.    Türkiye ile hemen hemen aynı ekonomik sorunlara sahip olan, ama cari açığı Türkiye'den daha az olan Arjantin'de manzara, 5 yıllık kemer sıkma politikaları sonrasında Cumhurbaşkanı Maurizo Macri hükümetinin küresel ekonomik kriz ile başının derde girmesi ve en son yansımalarıdır. Bir yıl önce Arjantin'in kurtarıcısı olarak alkışlandığı zaman, geçen yüzyılda Arjantin çeşitli borçlarını ödeyememesine rağmen, % 7’nin üzerinde bir faiz oranı sunan 100 yıllık bir tahvil çıkardı.    Fazla ilgi görmüştü ve kısa süre içinde yüksek bir katsayıya bile tekrar satılıyordu. Yabancı sermayenin bu ilgisi Arjantin'in son yirmi yılda başaramadığı şeydi. Bir müddet bu, Macri'y... Read more

Seçim atmosferi Ekonomi (2)

Seçim atmosferi Ekonomi (2)

SEÇİMLER GÖLGEDE KALABİLİR     Başkanlık seçimlerine bir ay kala tüm gözler, her geçen gün daha fazla, seçimlerden çok döviz kurlarındaki artışa çevriliyor. Ekonominin kendi dinamiklerindeki değişimler seçimleri gölgede bırakabilir çünkü parametrelerdeki değişimin bu hızla giderse beraberinde getireceği, sayıların bile yetişemeyeceği hızda artan toplumsal çürüme ile birlikte kaçınılmaz bir çöküş olacaktır. Bu defasında Türkiye toplumu sadece büyük bir krize doğru değil, aynı zamanda toplumsal yok oluşa doğru da koşar adım gidiyor. Artan sadece yoksulluk değil, beraberinde suç işleme oranları da roket hızıyla artıyor. Tetiklenecek bir toplumsal kaos ve endişe ortamında şu anda yaratılmak istenen ve belirli oranda yaratılan korku imparatorluğu bölgesel, yerel ve mahalli çeteleşmelerden tutun da yağmalamalara kadar evrilebilir. Bunun emareleri bugünden görülmektedir.   Uzun yıllardır içine düştüğü faiz-enflasyon sarmalından bir türlü kurtulamayan Türkiye, ekonomik iyileşme ve ekono... Read more

Seçim atmosferi devam ediyor (1)

Seçim atmosferi devam ediyor (1)

MİLLETVEKİLLERİ BELLİ OLDU   Kapitalizm ara ara rayından çıkarsa da dayandığı ideoloji olan liberalizm insana fikirleri özgürce ifade, toplanma, eğlenme, iş kurma, sivil haklar, oy kullanma vb. gibi bütün biçimsel hakları bahşeder, yalnız biri dışında: toplumu değiştirmeyi talep etme hakkı...   Bu yüzden burjuva politikacıları da -parlamento da ister sağ ister sol olsun tüm milletvekilleri- işçilere, köylülere, memurlara, yoksullara, yoksunlara her şeyi vaat ederler, yalnızca biri dışında: ekonomik eşitlik. Bizler de gider o vaatler için oy kullanırız ve bir sonraki vaatler gelene kadar da hüsrana uğrarız. Oy hakkımız ekonomik eşitlik üzerine değil vaatler üzerinedir, çünkü aksi olsa egemenler oy kullanma hakkımızı da elimizden alırlardı.   Ve önümüzde bir seçim daha var. Yeni milletvekili adayları ve yeni vaatlerle... Mecburen kötünün iyisini seçeceğiz. Hayatımızda bir değişim olacaksa da biçimsel olacak, gerçek eşitlik ise devrim umutlarına kalacak her zaman olduğu gibi... Bi... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

FACEBOOK SAYFAMIZ