Özgürlük

KIZILDERE VE DEVRİMCİ YOL YAŞIYOR.

Kızıldere ve devrimci yol elbette ki yaşıyor. Keskin lafızlardan, kahramanlık güzellemelerinden de bağımsız, bugünkü yaşamımız ve mücadelemizin geldiği yer ve seviyede yaşıyor! Yaşamın o durdurulamaz hareketine ve gelişimlere düşüncenin hareketini uyumlu hale getirp, dünyayı değiştirme çabanda yaşıyor. Kürtlere karşı başlatılan saldırı ve zulümde aldığın tavırlarda söylediklerinde yaşıyor! Kürtlerin senin akıllı dizayn kurtarıcılığın yolunda birleşmemelerine kızışında yaşıyor. Kendi demokrasi kültür ve anlayışlarıyla sınıf tavrından uzaklaşan, kendi egemenlerine boyun eğmelerine kızışın sonucu UKKTH tekerlemelerini unutuşunda yaşıyor. Ezilenlere ayar verilmesi hizaya getirilmesini sesizlikle karşılayabilen sosyal şöven tavırlarında yaşıyor. Hadi bunu bırakalım nükleer santraller? Kazayla devrim yapıp iktidar olsan üfleyerek fabrikalrı çalıştıramayacağına göre, reel devletçi sosyalistlerin dediği gibi ‘’bilimsel ilerlemeye karşı çıkamayız! ’’ Nükleer santrallerin kontrolü işçi sınıfında olunca işi çözebileceğine mi inanıyorsun? Kızıldere ve devrimci yol tabii ki yaşıyor. Geldiğin bilgi birikimi ve deneylerle işçi sınıfını ‘’temsil’ için kurduğun işçi cumhuriyetini korumak zorunluluğundan iktidarını kalıcılaştırmaya dönüşen ve savunup aşamadığın cumhuriyetçiliğinde, laikliğinde yaşıyor... Ekonomik demokratik mücadele alanını devrim yapılacak alanmış gibi göstermeye çalışıp yaratığın kafa karışıklığında yaşıyor. Bu alanda ülkenin bir soluk alışı bir gıdım bile olsa rahatlaması anlamına gelecek olan bu iktidarın gidişi konusunu bile, kendi ‘’akıllı dizayn devrim’’ anlayışına mahkum edebilmek için yaratığın kafa karışıklıklarında yaşıyor. Ve yolculuğunun gidiş yönünden anlaşılıyor.  Nerede ve hangi dünya görüşünde sorulmadan ‘’sol birleşmeli nakaratlarının’’ senin kapına çıktığını ‘’gizleyebilmen’’de yaşıyor! Sistem içerisi ilişkilerin örgütlenmesi sonucu olan ve kaçınılmaz olarak devrimci adaletin kaybının ortaya çıkışında! Onu bunu dolandırana bile çıkar ilişkisi yüzünden tavırsızlığında, böylesi ilişkilerin örgütlenmesi sonucu ‘’devrimden’’ bahsedişinde yaşıyor.

Akıllı önderliğin ve kurtarıcılığınla Türkiye sınıflar mücadelesinin geldiği içler acısı durumda, faşist bir diktatörlüğe ve adım adım hazırlasıklarına aldığın tavırlarda, mücadelende yaşıyor!

12 Eylülün hemen sonrası aktif direnişe geçmeyişi suçlayanların bugünlerinde yaşıyor. Boş lafın ötesi devrim olsa ne olacaktı? Bu günümüzden belli oluyor! Elimizdeki bilgi ve deney birikimlerinin geldiği seviyeye bakarsak, üretenlerin doğrudan yönetimini oluşturamayacaktık... Lafın uzunu ve tamamı aptala söylenirmiş. Bugün bulunduğu yeri geçmişte arayan ve bulamayanların bugünleri durumun izahını ortaya koymaktadır. Birinci seçenek; elimizde olanın günümüze değişik biçimlerde adaptasyon ve plantasyonu. Ya da aşmaya çalışıp açmaya çalıştığımız yolun çabasında olup, üretenlerin doğrudan yönetiminin yolunu açmak. Gelinen seviyeyi, toplumsal muhalefetin gidiş yönünü belirleyen eğiliminin içerisinden çıkan eğilimlere bakarak daha iyi kavramak mümkündür. Sistem içi hesap kitaplarıyla boğulanların ezilen halklara geleceği konusunda bir seçenek olmasıda mümkün değildir.

 Böylesi bir mücadele döneminde elimizden geleni yaptık gibi bir mazeretin olmadığının bilincinde, olumsuzluklarını değil kendimizi, tarihsel görevi yerine getiremememizden dolayı eleştiriyoruz.

 Devrimci teori olmadan devrimci mücadele olmaz...Devrimci mücadele düşünceyle dünyayı değiştirmektir.  Geçmişin devrimci ders ve deneylerini geliştirip aşarak ideolojik ve devrimci mücadelemizin birliğini yeniden oluşturmak görevimizdir. Böylesi bir mücadelenin daveti olmayacağı gibi  pazarlığıda olamaz. Doğabilimsel zorunluluğumuzdur. Geçmişin devrimci değerlendirmesini nihayi anlamda devrimci bir hareketin yapacağının bilinciyle, devrimciler görev başına...

KIZILDERE DÜN DEĞİL GÜNÜMÜZ VE YARINIMIZDIR.

ÜRETENLERİN YÖNETİMİ DOĞRUDAN DEMOKRASİ MUTLAKA KAZANACAK

EZİLEN HALKLAR DOĞABİLİMSEL DOĞRULTUDA İKTİDAR OLACAKTIR.

TEK YOL DEVRİM. 

 

 



 

 

ÖZGÜRLÜK YAYIN VE ÜRETİM KOLEKTİFİ

Error: No articles to display

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde