Özgürlük

Tankies[Koyu Stalinistler] Hakkında Bilmek İstediğimiz Ama Sormaya Korktuğumuz Her Şey

 
 
(Ç.N.: Hiç bir şey insan hayatından daha önemli değildir. Bu bağlamda, Karl Marx insanı bütün felsefi düşüncesinin ve bilimsel yönteminin merkezine koyar. Bu yüzden de gördükleri karşısında kendisinin "Marksist" olmadığını dile getirecek kadar uzun yaşamıştır. Karl Marx için aslolan insandır. Ne yazık ki bazıları, sınıfı bireyin üstünde ya da bireyi sınıfa bir tehdit olarak görmüştür. Ve o andan itibaren de çürüme ve yozlaşma başlamıştır. Oysa ne birey sınıfa bir tehdittir ne de sınıf bireye. Günümüzde, yeniden, bazı kesimlerde eskiye dönüş "popüler" hale gelmektedir. Hatta bazı dergi ve sosyal medya köşe yazıları içinde Stalin dönemine yönelik hafif de olsa övgüsel değinmelerin yer aldığı gözlenmektedir. Dayanak olarak da çoğu zaman, Rusya'da halkın sadece yüzde 20'sinin Stalin'e ve o döneme olumsuz baktığı ve ona olan sempatinin hızla arttığı anketler gösterilmektedir. Oysa yapılması gereken, bunu bir taraftar fanatikliği içinde ne eleştirmek ne de buna sahip çıkmaktır. Yapılması gereken sadece, geçmiş deneylerimizden gerekli dersleri alıp, yeni düşüncelere ve sömürü ve eşitsizliğin olmadığı yeni ufuklara yelken açmaktır. Özgürlük rüzgarlarının ardında. İşte tam da bu yüzden, bu tür yazıları çevirmekteki amacımız, teorik ve ideolojik tartışmaların esamesinin bile okunmadığı ülkemizde insanları, dünyada neler konuşulup tartışıldığından haberdar ederek, hoşgörü içinde ezilenler adına devrimci düşüncenin ve nasıl düşünülmesi gerektiğinin bilince çıkartılmasıdır. Saygılarımızla.)
Marx, Engels, Lenin and Stalin
 
Son beş yılın garip gelişmelerinden biri de "tankie" sözcüğünün dirilişi oldu. İzah etmenin vakti geldi.
 
 
"Tankie" Ne Anlama Geliyor
 
27 Ekim 1956'da, Büyük Britanya Komünist Partisi üyesi Peter Fryer ve onun Weekly Worker gazetesinin muhabiri Macaristan'a ulaştılar. İşçi denetiminde sosyalizm isteyen işçilerin ayaklanmasına dört gün vardı. O dönemlerde eşi benzeri görülmemiş işçilerin özörgütlenmesinin bir mitingi ve bir Doğu bloku ülkesinde ilk defa o ölçekte grev ile fabrikalar işçi konseyleri tarafından ulusal çapta ele geçirildi. 4 Kasım'da Rus T54 tankları ayaklanmayı bastırmak için Budapeşte'ye girdi. İşçi konseylerinin iki ay boyunca direnmesine rağmen, sokak savaşı 10 Kasım'a kadar devam etti.
 
Fryer, şahit olduğu Sovyet baskısıyla ürkmüş bir halde İngiltere'ye döndü, fakat Daily Worker için olanları yazma girişimi engellendi - editörler, tüm ayaklanmanın faşist bir karşı devrim komplosu olduğu resmi SSCB çizgisine saplanıp kaldılar ve bu anlatı ile çelişen herhangi bir şeyi yayımlamayı reddettiler. Fryer bu yaşadıklarını bir şekilde yazdığında ise Büyük Britanya Komünist Partisi'nden çıkarıldı. Macaristan 1956, komünist partileri dünya çapında böldü; SSCB'ye sadık kalanlar "tankies" yakıştırmasına layık görülürken, bu noktaya kadar SSCB'yi desteklemiş olan birçok kişi hayal kırıklığına uğradı ve bireysel olarak parçalandı ya da bıraktı.
 
1956'dan sonra SSCB, 1968'de Çekoslovakya'yı, 1979'da da Afganistan'ı işgal etti.
 
 
Tüm "Tankie"ler Marksist-Leninist Midir?
 
Orijinal "tankie" yakıştırması Büyük Britanya Komünist Partisi'ndeki bölünmeden kaynaklandı; ABD'ye karşı aynı hizaya gelen her devlete ve SSCB'ye jeopolitik "anti-emperyalist" destek bazı Troçkist gruplar ile birlikte popüler hale geldi.
 
1980'lerde Troçkist İşçi Devrimci Partisi'nin(aktris Vanessa Redgrave'nin katılımıyla ünlü), Libya istihbarat servislerinden finansman aldığı ve Birleşik Krallık'taki Iraklı muhaliflerin Saddam Hüseyin'e bilgi aktardığı ortaya çıktı.
 
ABD'de, İşçilerin Dünyası Partisi(WWP) ve Sosyalizm ve Özgürlük Partisi'nin her ikisi de, Sam Marcy yönetimindeki Troçkist Sosyalist İşçi Partisi'ndeki(SWP) bir bölünmeden çıktı. Marcy, 1956 Macaristan ile ilgili benimsediği tutum üzerine[Ç.N.:Sovyet müdahalesini destekledi] SWP'den ayrıldı, biraz garip olmasına rağmen ayrıca Stalinistliğin yükselmesini destekleyenleri de suçladı. Her iki taraf da kendilerini şimdi Marksist-Leninist olarak tanımlamakta ve Troçki'den artık bahsetmemekte, ancak kökenleri "yozlaşmış bir işçi devleti" olarak Troçki'nin SSCB Teorisi'nin içinde.
 
Böylelikle işçi hareketlerinin ezilmesine destek hem bazı Marksist-Leninistler hem de Troçkistler tarafından paylaşılıyor, bunun bir açıklaması da, Stalin ve Troçki'nin mevcut politikalarının çok da farklı olmayışıdır.
 
 
Tüm Marksist-Leninistler "Tankie" Midir?
 
Macaristan'ın önemi, sadece ayaklanmanın kendisi değil aynı zamanda sosyalist olduğunu iddia eden bir Doğu ülkesinde gerçekleşmesi idi. Bu, SSCB'nin hala bir işçi devleti olduğunu düşünen herhangi bir komünist için varoluşsal bir krize neden oldu. Kruşçev'in Şubat 1956'da Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin 20. Kongresine verdiği demeçle birlikte, Stalin'in eylemlerinin çoğu ifşa edilir ve kınanır.
 
Aynı anda Mao, Çin'i SSCB'den kademeli olarak uzaklaştırmaya başladı. Maoizm zaten ayrı bir akım haline gelmişti, ancak, Kruşçev'in konuşması ve buna uluslararası tepki tarafından zemin hazırlanan herhangi bir resmi çatlak olmaksızın. Hem Çin hem de SSCB, bu noktadan itibaren Marksist-Leninizmin öncüsü olduğunu iddia etti(buradan, bir milyon kadar “revizyonizm” suçlaması çıktı). Bu, çoğunlukla iki ülkenin ulusal çıkarları ve Çin'deki iç çelişkiler nedeniyle gerçekleşmişti, ancak Kruşçev ile yolların ayrılması olarak ifade edildi.
 
Çin ile SSCB arasında, Maoizm ile Stalinizm arasındaki bölünmenin, 1960'ların ortalarında, çoğu zaman Naxalite isyanıyla ilişkilendirilen Hindistan Komünist Partisi'ndeki çoklu bölünmelerde ya da 1970'lerde Angola'daki içsavaşta iki ülkenin karşı tarafları desteklediği zaman olduğu gibi, başka yerlerde de yansımaları vardı.
 
1989 yılında Tiananmen meydanına giren tanklar ve işçilere ve öğrencilere karşı Çin hükumetini destekleyenler de bazen "tankie"ler olarak yaftalandı.
 
Bu, 1960'larda "Marksist-Leninist,"in, SSCB ile aynı hizada olanları, SSCB ile aynı hizada olmuş ancak 1956'dan sonra ayrılanları, Maoizm(Marksizm-Leninizm-Maoizm daha sonra 90'larda türetildi) tarafından etkilenenleri ve hatta çok daha şaşırtarak, zaman zaman kendilerini Marksist-Leninist olarak(çünkü onlar Leninist-Marksist) adlandıran bazı Toçkistleri de kapsayabildiği anlamına gelir.
 
 
Tüm Leninist-Marksistler Marksist-Leninist Midir?
 
C.L.R James(başlarda bir Troçkist ve önde gelen Pan-Afrikanist, daha sonra konsey komünizmine yönelir) gibi başlıca figürlerin yanı sıraTroçkizm, Sol Komünizm'in İtalyan kolu ve 1960 ve 70'lerin İtalya'sında Operaismo(işçici) geleneği dahil olmak üzere, Lenin'den etkilenen diğer tarihsel akımlar da vardı. Bu akımlar arasında "anarşistler" ve "marksistler" arasında olan kadar büyük farklar vardı. Lenin ile bir ilişki açısından, bu akımların ve diğerlerinin çoğunun cevaplamak zorunda kaldıkları bazı soruların ne olduğunu saptayabiliriz:
 
-Lenin'in yapıtının o zamandaki diğer Marksistlere dair benzersiz sezgiler içerip içermediği
 
-Lenin'in, Rusya'nın komünizmden önce kapitalist bir aşama içinden geçmesi gerektiği ve Bolşevik Parti'nin görevinin komünizme geçiş öncesinde üretici güçleri büyütmek olduğu konusunda doğru olup olmadığı
 
-1917'deki Rusya koşullarının 1960'daki ABD koşullarına ya da 2018'de dünyanın herhangi bir yerine uygulanıp uygulanamayacağı
 
-SSCB'nin 1921, 1927, 1956 veya 1981'den sonra hala devrimci olup olmadığı
 
Bu soruların cevabı, hala Lenin'in düşünür ve tarihsel şahsiyetine hayranlık duymayı sürdürürken, CLR James gibi Marksistlerin “Leninizm'den” tamamen vazgeçmesine neden oldu. 
 
 
Siyah Panterler "Tankie" Miydi?
 
Fred Hampton gibi bazı Kara Panterler[Kara Panter Öz Savunma Partisi. ABD'de Siyahların haklarını savunan devrimci parti] kendilerini Marksist-Leninist olarak tanımlıyorlardı, fakat SSCB'nin iç ve dış politikasından çok Lenin ve Mao'nun yazdıklarından((ve Vietnam'ın ABD işgaline karşı direniş ve Afrika kurtuluş mücadelelerinden) etkilendiler. 1970 yılında Huey Newton, “tek ülkede sosyalizmi” reddeden fikirlerini açıklığa kavuşturan Devrimci Enterkommünalizm fikrini ortaya koydu.
 
"1966'da partimizi Kara Milliyetçi Partisi olarak adlandırdık. Kendimizi Siyah Milliyetçiler olarak adlandırdık çünkü milliyetin cevap olduğunu düşündük. Kısa bir süre sonra, gerçekten ihtiyaç duyulan şeyin devrimci milliyetçilik, yani milliyetçilik artı sosyalizm olduğuna karar verdik. Koşulları biraz analiz ettikten sonra, bunun mümkün olmadığını ve hatta çelişkili olduğunu gördük. Bu nedenle daha yüksek bir bilinç seviyesine eriştik. Özgür olabilmek için egemen sınıfı ezmek zorunda olduğumuzu ve dolayısıyla dünya halklarıyla birleşmek zorunda olduğumuzu gördük. Bu yüzden kendimizi Enternasyonalistler olarak adlandırdık. Dünya halklarıyla dayanışma aradık. Dünya ulusları olduğunu düşündüğümüz şeyle dayanışma aradık. Ama sonra ne oldu? Teknolojinin gelişimi, kitlesel basının gelişimi, emperyalist ateş gücü sayesinde ve ABD'nin artık bir ulus değil ama bir imparatorluk olduğu, milliyet kıstaslarına sahip olmadıkları için ulusların var olamadığı gerçeği nedeniyle her şeyin sürekli bir dönüşüm hali içinde olduğunu keşfettik. Kendi kaderlerini tayin hakkı, ekonomik belirleme ve kültürel belirleme emperyalistler ve egemen sınıf tarafından dönüştürüldü. Artık ulus değillerdi. Enternasyonalist olmak için Milliyetçi de olmak zorundaydık ya da en azından milliyeti kabullenmek zorundaydık. 
Enternasyonalizm, eğer kelimeyi anladıysam, bir grup ulus arasında karşılıklı ilişki anlamına gelir. Fakat hiçbir ulus yaşamadığı için ve ABD aslında bir imparator olduğu için Enternasyonalist olmak bizim için mümkün değildir.
[...]
Sorun, dünya bölüşümü olduğunda sosyalizm hakkında nasıl konuşabileceğimizi anlayamıyorum. Sanırım Marx'ın devletin olmadığı sistem dediği şey budur."
 
Kara Panter Partisi ile birlikteliklerinden dolayı yıllarca hapis yatan Russell Maroon Shoatz ve Lorenzo Kom'boa Ervin gibi eski Kara Panterler, Kara Panter Partisi'nin Leninist yapısının FBI'ın COINTELPRO[bir dizi gizli ve zaman zaman yasadışı olan ABD Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) iç siyasî örgütleri gözetleme, onlara sızma, onları gözden düşürme ve bozma amaçlı projeleri] programına karşı onu nasıl savunmasızlaştırdığını gördükten sonra ve Leninist devrimlerin gidişatını inceleyerek Marksist-Leninzm ile bağlarını kopardılar. Bu yüzden Kara Panter Partisi politik olarak yekpare bir oluşum değildi ve partinin kendisinin intibakının yanı sıra üyelerinin kişisel politikaları da zaman içinde değişti. Tek başına bir şey olduğunu iddia etmekten ziyade Kara Panter Partisi üyelerinin kendi başlarına aslında ne yazdıklarını okumalıyız.
 
 
Ve Devrimci Siyah İşçiler Birliği?
 
Detroit'te bulunan Devrimci Siyah İşçiler Birliği, kendilerini Marksist-Leninist olarak tanımladı, ancak Fanon[Frantz Fanon, kolonisizleştirme ve kolonileştirmenin psikopatolojisi konusunda belki de 20. yüzyılın en belli başlı düşünürüydü. Yapıtları, kırk yılı aşkın bir süre kolonileştirme-karşıtı kurtuluş hareketlerine esin verdi.] ve diğerleri tarafından ayrıca etkilenseler de, on yıldan fazla bir zamandır Leninzm ile yollarını ayıran Martin Glaberman, Grace Boggs ve James Boggs gibi C.L.R James'in dostları ile yakın ilişki içindeydi. 
 
1940'larda CLR James, Grace Lee Boggs, Raya Dunyevskaya
 
 
Ya Anti-Emperyalizm?
 
Anti-emperyalizm, farklı insanlara göre farklı şeyler anlam ifade eder. Temel olarak, emperyalizme karşı olmak, sömürgeciliğe karşı işçi sınıfı mücadelelerine destek ve kapitalist savaşa muhalefet anlamına gelmelidir. Ne yazık ki, "anti-emperyalizm," jeopolitik çatışmalarda sadece SSCB'nin tarafını tutmaya ve 1990 sonrası ABD'ye karşı sıralanan her ülkede egemen sınıfa koşulsuz desteğe sıklıkla dönüştü. 
 
1914'te Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı'nda Lenin, komünistlerin, belirli bir ulusal mücadelenin ayrıntılarını değil ama ulusların ayrılma hakkını desteklemeleri gerektiğini yazdı. Çünkü Lenin, ulusal hareketleri, komünizme giden yolda bir adım olarak, feodalizm üzerinde kapitalizmin gelişiminin temeli olarak gördü:
 
"Bütün dünyada kapitalizmin feodalizme karşı nihai zafer dönemi, ulusal hareketlerle ilgili olmuştur. Meta üretiminin tam zaferini sağlamak için yurt-içi pazarı ele geçirmek zorundadır ve o dilin gelişmesini sağlayan ve yazının kök salmasını önleyen tüm engellere karşın tek bir dilin konuşulduğu politik olarak birleştirilmiş bölgeler olmak zorundadır."
 
Hatta bu stagist[İki aşamalı teori (ya da stagism), Çarlık Rusyası gibi azgelişmiş ülkelerin, sosyalist bir aşamaya geçmeden önce kapitalizmin bir aşamasından geçmesi gerektiğini savunan politik teoridir] çerçeve içerisinde Lenin, sınıf mücadelesinin ulusal hareketten daha fazla önem taşıması gerektiğini yine de en sonunda belirtti.
 
"Burjuvazi, her zaman, kendi ulusal istemlerini ön plana çıkartır. Bunları kesinlikle ileri sürer. Ama proletarya için bu istemler, sınıf savaşımının çıkarlarına bağımlıdır.[...]proletarya için önemli olan şey, kendi sınıfının gelişmesini güvence altına almaktır. Burjuvazi için önemli olan şey, bu gelişmeyi baltalamak ve kendi ulusunun amaçlarını proletaryanınkilerden öne almaktır. Bu nedenle proletarya, kendi kaderini tayin etme
hakkının tanınması isteminin, deyim uygun düşerse, olumsuz yönüyle yetinir ve hiç bir ulusa başka bir ulusun sırtından üstünlükler güvencesi vermeye, bu konuda taahhütlerde bulunmaya kalkışmaz."
 
Ek olarak, Amerikan emperyalizmi 1916'da şu anda olduğu seviyede değilken, Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması'nda, bir emperyalizmi diğeri ile basitçe birbirine düşürme ikiyüzlülüğünü ayrıca reddetti.
 
"Diyelim ki, bir Japon Filipinler'in Amerika tarafından ilhakını kınıyor. Soru şu: böyle bir ilhaktan korktuğu için mi ya da kendisi böyle bir ilhakı arzu edip de yapamadığı için mi böyle davrandığına çoğu kişi inanacak mı? Ve bu ilhaklara karşı "savaşan" bir Japon'u, eğer Japonya tarafından Kore'nin ilhakına karşı savaştığı ve Japonya'dan ayrılması için Kore'nin özgürlüğünde ısrar ettiği takdirde politik açıdan dürüst ve samimi olarak kabul etmek durumunda kalmaz mıyız?"
 
Savaş ve Devrim'de Lenin yazar:
 
"Birçok ülkede işçi devriminden başka hiçbir şey bu savaşı yenemez. Savaş bir oyun değildir, milyonlarca hayatın büyük kısmını alan korkunç bir şeydir ve öyle kolayca da sona erdirilemez."
 
Bu yüzden Lenin anti-emperyalist mücadeleyi, "Emperyalist savaşı iç savaşa çevirin," sloganıyla birlikte emperyalistler arası savaşa itibar etmeyerek, burjuva ulusal devrimleri alanında (ancak sınıf mücadelesine tabi kılındığı takdirde "eleştirel olarak desteklenmesi" gereken şey) olarak gördü.
 
 
SSCB Afrika'nın Ulusal Kurtuluşunu Desteklemedi Mi?
 
Bazen, ancak sadece SSCB'nin kendi jeopolitik çıkarlarını desteklediği zaman. CLR James, yönelim değişikliği ve tasfiyeler nedeniyle 1934'te ayrılmadan önce, 1929'da Komünist Parti'ye katılan ve SSCB'ye taşınan George Padmore ile bir konuşmasını aktarır:
 
Bir gün, zannedersem 1934 ya da 1935'in sonuydu kapım çalındı ve kapıya bakmaya gittim ve karşımdaki George Padmore idi. [...] "Bu insanları terk ettim," Komünist Parti'den ayrıldığı anlamına geliyordu. Ve o, siyah insanlarla ve sömürge devrimiyle ilgilenen, Moskova'daki en büyük siyah adam idi. Bunun üzerine, "Ne oldu?" diye sordum. Ve bana anlattı. "Taktik değiştiriyorlar ve gelecekte sert olmayacağımızı ve İngiltere, Fransa ve ABD gibi demokratik emperyalistlere güçlü bir şekilde saldırmayacağımızı şimdi bana söylüyorlar. Yani, asıl saldırının İtalya, Almanya ve Japonya gibi Faşist Emperyalistlere yöneltilecektir diyorlar. Ve George, bu taktiği izlemek için yaptığınız propagandada ve yazdığınız makalelerde ve yayınladığınız gazetede bunu yapmak istiyoruz." Ve George cevap verir, "Bu imkansız. Almanya ve Japonya'nın Afrika'da kolonileri yok. ABD gibi en çok ırk istila etmiş memleketi demokratik emperyalist olarak nasıl söylerim? Tabiri caizse Afrika'da kolonileri olan İngiltere ve Fransa ve ABD demokratik emperyalist olabilir ve onlara yumuşak olun ama Japonya, Almanya ve İtalya'ya karşı sert olun mu diyeceğim? Bu imkansız. Sence?"
 
 
SSCB'yi Eleştirmek Komünizm Karşıtlığı Mıdır?
 
"Komünizmin suçları"nı eleştirme ve kapitalist ülkelerin yaptıklarını görmezden gelmede muhafazakarlardan tutun da liberallere sosyal demokratlara kadar herkeste bir eğilim var. Bu tamamen saçmalık ve biz bunu bütünüyle reddediyoruz.
 
SSCB'de 1930'larda kıtlık ve ekmek ayaklanmaları olurken, İngiliz politikası 1943'teki Bengal kıtlığında 3 milyon insanın ölümüne sebep oldu.
 
SSCB ve Çin, birçok komünist ve anarşist dahil olmak üzere, siyasi muhalifleri hapsederken, ABD, on yıllarca hücre hapsinde tutulan bazı politik mahkumlar ve polisin yaptığı 1000 yargısız infaz ile birlikte dünyada en yüksek hapsetme oranına sahip ülkedir.
 
Lenin, Miasnikov gibi karşıt görüşlü olduğu için sınır dışı edilirken ve Kronstadt isyanının ezilmesine başkanlık ederken, Almanya'da sosyal demokratlar, faşist Freikorps[Almanya’da 18. yüzyıldan sonra genelde kırda oluşturulan düzensiz silahlı birliklere verilen isimdir] ile işbirliği içinde Rosa Luxemburg ve Karl Liebknicht suikastını seyrediyorlardı. 
 
SSCB'nin "gulag"ları varken, İngiltere, 1950'lerde yüzbinlerce Kenyalı ve Malezyalıyı toplama kamplarına koyuyordu ve 1930'larda İşçi Partisi yönetimi altında İngiltere'nin kendisinde zorunlu çalışma kampları vardı.
 
ABD sağlık sistemi insanları tıbbi bakımdan mahrum ve aç biilaç bırakırken, Cuba, ekonomik yaptırımlara rağmen, sağlık hizmetlerini toplumsallaştırıyor ve diğer ülkeler için sağlık çalışanlarını eğitiyordu.
 
Liberal miyopluk, liberal demokrasinin "akla yakın" ve faşizm ve komünizmin "otoriterliğin" iki kutbu olduğu bir at nalı şekli görür. Özgürlükçü bir komünist eleştiri, komünizmin ulus devlet çerçevesi içinde imkansız olduğunu ve ister faşist ister liberal demokrat ya da sosyalist olsun, tüm devletlerin sermaye çıkarına işçilerin özörgütlenmesini bastıracağını öne sürer.
 
 
Ya Suriye, İran ve Kuzey Kore?
 
Komünist ve anarşist düşüncenin ve praksisin merkezi bir çizgisi, enternasyonalizm ve her türlü biçimde savaşa muhalif olmuştur. Bu, Alman Sosyal Demokratlar savaş bütçesi için oy kullandıklarında, 1914'te İkinci Enternasyonal'de bölünmeye neden oldu. Ancak bunu uygulamaya koymak çok daha karmaşık hale geldi.
 
Suriye'deki savaşla birlikte, tüm komünistler(her zaman olmasa da sosyal demokratlar) tarafından paylaşılan, ABD müdahalesine muhalefet, İslami cihatçılar tarafından tutulan ve "canlı kalkanlar" olarak kullanılan 400.000 sivilin tuzağa düştüğü Doğu Guta gibi bölgelere yönelik sivillerin bombalanmasına rağmen Suriye hükumeti ve Beşar Esad ve Rusya için bazı örgütlerden gelen destek ile bozuldu.
 
Esad'a Zafer, Emperyalizme Ölüm!
 
Bu, PKK'nın Marksist-Leninist yönelimi, Özgürlükçü Özerkçi fikirlerin PKK'nın lideri Ocalan tarafından yakın geçmişte benimsenmesi ve Kürtlerin ulusal kendi kaderini tayin etme hakkı nedeniyle hem bazı Marksist-Leninist hem de bazı anarşistler tarafından desteklenen Rojava ile daha da karmaşıklaştı. Öte yandan, hem bazı Marksist Leninistler hem de bazı anarşist ve devlet karşıtı Marksistler, ABD ile askeri olarak DAEŞ'e karşı(ve son olarak Türkiye'ye karşı Esad ile) işbirliği nedeniyle Rojava'yı şiddetle eleştiriyorlar. Libcom.org'da Rojava'nın hem eleştirel hem de destekleyici metinlerinin yayınlanmasına imkan vermeyi sürdürdük ve gerek Essad'a karşı ABD'nin ya da Rojava'ya karşı Türkiye'nin, her ikisinin de NATO müşterisi olmakla sürekli saldırıya uğradık.
 
İran ile ilgili, rejimin dini doğasına ve tüm komünist partilerin yasaklanmış olduğu gerçeğine rağmen, 2017 Aralık sonunda grevler ve sokak gösterileri patlak verdiğinde, ABD'nin gösterileri "rejim değişikliği" için bir gerekçe olarak kullanabileceği olasılığı nedeniyle, eylemlerin esas niteliğini anlamada doğrudan bir isteksizlik vardı. Bazı yorumcular, protestoların CIA, Mossad veya Suudi Arabistan tarafından neredeyse silah zoruyla yaptırıldığını öne sürecek kadar ileri gittiler. 
 
İran ve Esad olayları, bu tartışmalarda, bir ülkenin iç çelişkilerinin tamamen göz ardı edilebileceğini ve asıl sorunun her zaman, "ülke ABD'ye karşı birlik mi, değil mi?" olduğunu gösterdi - diğer yanda da Cihatçılara karşı Esad'ın saldırılarını göklere çıkarma, bir diğeri de Haft-Tappeh şeker işçilerine ya da solcu öğrencilere karşı İran'ın dini devletini kutsama.
 
Bizim duruşumuz, İran ya da Suriye devletine bakmaksızın, gerek ABD, Rusya ya da Türkiye olsun, yabancı müdahalenin işleri her zaman daha da kötü yaptığı temelinde yabancı müdahaleye tamamen karşı olmaktır. Ancak müdahaleye karşı çıkmak, bu devletlerin iç çelişkilerini ya da onlara karşı işçi sınıfı mücadelesinin gerçekliğini inkar etmeyi gerektirmez..
 
Aynı durum Kuzey Kore için de geçerlidir - Kuzey Kore'de ABD müdahalesini her koşulda reddediyoruz; Nükleer bir programdan bahseden ABD'deki şahinler, Irak'ta sivil bölgelere karşı seyreltilmiş uranyum bombalarının kullanımını bir kenara bırakın, 1945'te iki kere Japonya'yı bombalayan ABD'yi bile gizlerler. Ancak yaptırımları ve müdahaleyi reddetme, Kim Jong Un'la değil, Kuzey Kore işçi sınıfıyla dayanışmaya, anti-militarizme ve enternasyonalizme dayanır. 1980'de Güney Kore'de Gwangju ayaklanmasını desteklediğimiz gibi, Kuzey Kore'de de işçi mücadelesini destekleyeceğiz.
 
 
Ama Komünist Partiler Hindistan/Japonya'da Çok Başarılılar?
 
Komünist Parti Hindistan - Marksist
 
CPI-M, çekiç ve orak bayraklarıyla devasa mitingler düzenlemeyi sevse de, politikaları sosyal demokrattır. Seçimler için adaylığını koyar ve kazandığı yerde iş yanlısı politikalar izler. Kerala'da, Pinarayi Vijayan yönetimindeki yeni komünist idare, yönetim ve sendikalar arasındaki ortaklığı vurguladı ve "Silikon Vadisi benzeri merkezleri" içeren endüstrileri teşvik etmede yatırım sözü verdi. Bütünüyle üretim araçlarını ele geçirme değil, daha sonra.  
 
Japon Parlamentosu'ndaki (Diet) birkaç üyesi olan Japon Komünist Partisi, sosyalizmi sadece seçim yoluyla gerçekleştirmeye karar vererek, 25 yıl önce Leninizmi terk etti ve  son zamanlarda merkezci liberal milletvekilleriyle çalışmaya yeltendi.
 
Sevilen Komünist Partileri olabilirler, ancak onlar... hiç bir surette... komünist değiller.
 
 
Ya Amerikan Marksist-Leninistler, Onlar Da Mı Sosyal Demokratlar?
 
Marcy'ci[Sam Marcy]  Sosyalizm ve Özgürlük Partisi'nin(PSL) programı, eğer gerçekten okursanız şüphe uyandıracak şekilde sosyal demokrattır; örneğin:
 
ABD'de herkesin, emeklilik, tıbbi bakım, işçi tazminatı, iki yıla kadar ücretli ebeveyn ve ailevi durumları izni, ücretli hastalık ve sakatlık izni, minimum bir ay ücretli tatil ve en az 12 ücretli bayram dahil olmak üzere, sendika garantili işe ve sosyalist hükumet tarafından sosyal yardımlara sahip olmaya hakkı olacaktır.
 
İsveç... değil mi?
 
Çalışma koşulları, tüm çalışanların insanlığını ve onurunu geliştirmeyi amaçlayacaktır. Çalışma haftası 30 saat olacak.
 
Bu, Bernie'nin teklifinden on saat daha az, ama ücretli işçinin kaldırılması pek değil. 
 
Ancak PSL sadece bir partidir, ayrıca seçim çalışmasına karşı olan, mahkum dayanışması üzerine çalışan vb. Marksist-Leninsleri göreceksiniz. Önemli olan şey, insanların kendileri hakkında söylediklerini dinlemek ya da tam istihdam sözünün yanında bir orak ve çekiç ya da kırmızı bir gül basılı olup olmadığını kontrol etmek değil sadece - bunlar insanların komünist olup olmadığına karar veren şeyler değildir - insanların söylediğinin ne istedikleri olduğunu gerçekte okumak ve yaptıklarını gözlemlemektir. 
 
 
Liberaller Sadece Sevmedikleri Birini "Tankie" Diye Adlandırır!
 
Bu genellikle doğrudur. Son zamanlarda, 80'li yıllarda Doğu Almanya adına casus olmakla suçlanan, hafif sosyal demokrat Jeremy Corbyn'in düzenli olarak kızıllıkla kızdırılması söz konusuydu. Bir yerde Demokratların sağ kanadı, herhangi bir Bernie Sanders taraftarını Rus-etkisinde alternatif bir solcu(alt-left) olarak adlandırıyordu.Vatansız bir Toplum Merkezi'nden William Gillis kısa bir süre önce, devlet-karşıtı ve post-Leninist Marksistlere ev sahipliğimiz ve desteğimizden dolayı muhtemelen, şöyle dedi: “Radikal solda her zaman karşılaştığınız gibi, libcom'un hemen hemen tankie ve sınıf-indirgemeci olarak var olduğu zamanı hatırlayın ve hepimiz onları uğursuz alçaklar olarak gördük çünkü anarşistler olarak tamamen açık bir kimlik istemediler?"
 
Bu yüzden, eğer biri "tankie" kelimesini kullanıyorsa, sınıf mücadelesi üzerinde jeopolitik öncelikleri olan belirli bir solcu ideolojiye karşı çıkıyor olabilir ya da sadece sola vuruyor olabilir. Liberaller "komünizm"e saldırdıklarında, genelde Sovyetler Birliği'ni kastederler (ve dürüst olalım bazen şeytan diyor ki; bunu yaptıklarında, devrimden sonra gulaglarda ilk siz olacaksınız diye insanlara söyle, özellikle de kahrolası Jordan Peterson ise!)
 
 
Marksist-Leninistler İle Çalışmalı Mıyım?
 
Eğer işte ya da konut sorunları etrafında örgütleniyorsanız, sizinle çalışacak olan insanların hepsi sizinle aynı politikaya sahip olmayacaktır ve Bolşevik hükumetten atılmalarından sonra Sol Sosyalist Devrimcilerin Temmuz 1918 ayaklanmaları üzerine düşüncelerinizin bu durumla ilgilisi olmayacaktır. Evet, gerçekten, kimse iplemez. Bu durumda birbirinizle işçiler olarak ilişiğiniz var, politik bir hücrenin temsilcisi olarak değil, en azından sanmıyoruz.
 
Anarşistler ve Marksist-Leninistler, ABD'de ve başka yerlerde anti-faşist kolektiflerin üyeleri olarak birlikte çalışmışlardır ve bu, mahalli olarak hareket eden insanlar için aslında bir seçimdir.
 
Örgütlenirken aklınızda bulundurmanız gereken şeyler -
 
Bununla birlikte, bireylerle işbirliği, bir sol birlik projesinden, örgüt koalisyonlarından vb. çok farklıdır. Örneğin bir savaş karşıtı gösteride bir grup örgütlenmesinde göz önüne alınacak sorular, gösteriyi etkisiz bir mitinge çevirmeye çalışacaklar mı ya da eğer göstericiler eylemin kati sınırları dışına çıkmaya çalışırlarsa polisle işbirliği yapacaklar mıdır. İş yerinde örgütlenme ile benzer şekilde, iş arkadaşlarının sendika yönetimi ya da hiyerarşisi ile bağlantıları var mı? Buna yaklaşımlar örgütten örgüte değişir ve ideolojiyle kesinlikle bağlantılı değildir.
 
Eğer gerçek politik ve örgütsel anlaşmazlıklar varsa, onların üstünü örtmek yerine açık olmak daha iyidir ve özgürlüğü kaybetmemek.
 
*www.libcom.org sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde