Özgürlük

MART AYI KATLİAMLAR VE DİRENİŞ AYIDIR.

Mart ayı katliamların ayı olduğu kadar direnişinde ayıdır. 8 Marttan başlayan Emekçi kadınların direnişi, Newroz’la taçlanacak ve Doğanın uyanışı ile bütünleşecektir.

Bu uyanış Bahar eylemliliklerini, Gezileri, Haziran Direnişlerini getirecektir. Her katliamın birde Direniş yüzü vardır. Devrimci Dayanışmanın destanının yazıldığı Kızıldere’den Diyarbakır zindanlarına kadar, Darağaçlarından, Gaziye Ümraniye’ye kadar Halepçe’den Kamışlıya kadar Hep direne direne katledildik. Buralarda birer Direniş Destanı Yazılmıştır.

Bugün, emperyalistlerin ve işbirlikçi egemenlerin soygun ve sömürü çarklarını döndürebilmesi için 12 Mart 1971 Askeri faşist darbesi eliyle, ülkeye, halka, devrimcilere yönelik baskıların 47. yıl dönümü. Yapısal ekonomik ve siyasal istikrarsızlıkları derinleşen, toplumsal muhalefet yükselip devrimci mücadele boy verip yeşermeye başladığında 12 Mart 1971’de faşist cunta egemenler adına siyasal iktidara el koydu, Egemenlerin çıkarlarını ve isteklerini süngü gücüyle yerine getirirken, direnenleri, sosyalizmin ve halkın yiğit önderlerini; Denizleri idam sehpalarında, Mahirleri Kızıldere’de, İbrahimleri işkencede, Sinanları, Ulaş’ları dağlarda, sokaklarda katlettiler. 12 Martlardan 12 Eylüllere doğru 47 yıldır devam eden darbe düzeninin, olağanüstü hal rejimlerini, yeni darbe girişimlerini, Susurluk, Şemdinli, Botaş’taki ölüm kuyuları ve Ergenekonları, balyoz darbe planlarını, Roboski’leri, Diyarbakır, Suruç, Ankara, İstanbul katliamlarını da bugünlere taşıdı, Failleri hala ödüllendiriliyor.

Emperyalizmle bütünleşmiş kontrgerillanın ve çetelerin sinsi plan ve provokasyonları yeni katliamlarla, tutuklamalarla sürüyor. Sosyalizm ve demokrasi mücadelesinin açık kalmış bu hesabı kapanmadıkça, cunta geleneği ve doğurduğu kirli ilişkilerin, faili meçhul cinayetlerin, emek ve demokrasi güçlerine dönük saldırıların ve katliamların süreceği gün gibi ortada dır.

16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden çıkan öğrencilerin üzerine bomba atarak, 7 öğrencinin ölümüne, onlarca öğrencinin yaralanmasına neden olan faşist katliamın hala kapanmayan hesabının da 40. yılındayız. “Bahçelievler, Piyangotepe, Maraş, Sivas, Çorum katliamları gibi, bu katliam da, faşist hareketin kitle imhasına yönelik karakterini iyice açığa çıkaran en belirgin örneklerindendir.“ 16 Mart Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürüldüğünü, faili meçhullerin derin kuyularında bir katliam daha gizlerken katiller bir kez daha ödüllendirildi, üzeri örtülen bu kirli, kanlı tarihi gün ışığına çıkarıp hesabını sormak devrimcilerin boynunun borcudur. Bu katliamın yıldönümü olan 16 Mart tarihinin "Antifaşist öğrenci günü" olarak ilan edilmesi gerekir.

“13 Mart 1982’de İzmir’de idam edilen devrimci mücadelenin yiğit neferleri Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun, Necati Vardar’ın katledilmelerinin de 36. yılındayız. 12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı direnen devrimciler belki yenildiler ama bugünkü kuşaklara adları onurla anılan büyük bir mücadele mirası bıraktılar. Her birinin bir devrim meşalesi olduğunu, idam sehpalarına emperyalizme ve faşizme karşı başları dik bir şekilde yürüdüklerini, darağaçlarında birer direniş destanı yazdıklarını gelecek kuşaklara aktarmak boynumuzun borcudur.

Diyarbakır zindanındaki devrimciler de örnek mücadele ve direnişleriyle destanlar yazdılar. 21 Mart 1982 tarihinde Newroz ateşini kendi hücresinde yakarak ölümsüzlüğe giden Mazlum Doğan, 2 ve 5 Mart 1984 tarihlerinde ölüm orucunda ölümsüzleşen Cemal Arat ve Orhan Keskin unutulmayacaktır.

12 Mart 1995 günü akşam saatlerinde, İstanbul’da Alevilerin yoğun olduğu Gazi Mahallesi’nde; Kontrgerilla timi, şoförünü öldürerek gasp ettiği ticari taksiyle kahvehaneleri taradı. Bu saldırıda Halil Kaya adlı Alevi dedesi hayatını kaybetti. 5’i ağır 25 kişi yaralandı, bu insanlık dışı katliamı Ümraniye’de protesto edenlerin üzerine polislerce kurşun yağdırıldı ve bunun sonucunda da Gazi’de 12, Ümraniye’de 5 kişi yaşamını yitirdi. Gazi katliamının sorumluları da devletin şefkatli kolları arasında ödüllendirildiler.

16 Mart 1988’de Irak’ta, Saddam’ın emriyle, 5000 Kürt kimyasal bombalarla yok edildi, Halepçe katliamı adıyla bilinen bu insanlık dışı vahşetinde 30. yılına girildi.

12 Mart 2004 tarihinde bir başka katliam da Suriye’nin Kamışlı kentinde gerçekleşti. Futbol maçı sırasında çıkan olaylarda ilk gün 8 kişi yaşamını yitirdi, yaşamını yitirenler için düzenlenen cenaze törenine saldıran Baas güçleri kenti kana buladı ve ölü sayısı 52 kişiye çıktı ve binlerce insan da yaralandı. “12 Martlardan, idamlardan, katliamlardan süzülerek gelen sosyalist mücadele tarihimizin özveri dolu sayfaları bize umudun, direnişin ve haklılığın kazanacağını bir kez daha haber veriyor.

Mart ayı katliamlar ayıdır, aynı zamanda 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile 21 Mart’ta kutlanan Ortadoğu halklarının Newroz bayramı Mart ayının direniş ve mücadele ayı olduğunu da ifade eder. Darbe düzeninin kurumsal bir güç olarak yeniden ortaya çıkmaması için askeri ve sivil vesayet rejimi tasfiye edilmeli, darbe ve muhtıraların hesabının mutlaka sorulması gerekir. Demokrasi mücadelesi, barış mücadelesi, darbecilerle kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara kurban edilmemelidir.

Bu gün AKP eliyle sürdürülen 12 Mart ve 12 Eylül darbe düzeni yeniden tahkim edilerek halklarımıza dayatılmaktadır. Ülkenin büyük bir bölümü tankların panzerlerin polisin askerin kuşatması altındadır. Bu bölgelerde yeni katliamlar yapılmakta, çocuklar kadınlar siviller katledilmektedir. Basın üzerindeki sansür ve baskı, gazetecilerin tutuklanması, hiçbir yasa düzen tanımayan bir diktatör eliyle ülke yeni bir kaosa sürüklenmektedir.

Parlamenter sistemden dikta rejimine doğru yol alan bu sistemde Devrimcilere büyük bir sorumluluk düşmektedir. Darbe düzenine karşı demokrasiyi savunmak olmazsa olmazımızdır. Darbe düzeninin karakteri olan katliamlar, içinde bulunduğumuz Mart ayında da devam etmektedir.

Kürt halkına yönelik Cizre, Silopi, İdil, Diyarbakır, Sur’da, Nusaybin’de ve ülkenin birçok bölgesinde abluka ve sokağa çıkma yasakları devam etmektedir. Komşu bir ülkenin topraklarını işgal ederek savaş kan gözyaşı politikası devam etmektedir. Bu işgal ve ablukaya derhal son verilmelidir. Savaş politikasından derhal vazgeçilmelidir. Silahlı ve şiddete dayanan yaklaşımlar son bulmalı, Kürt sorununda barışçıl Demokratik çözümün adımları derhal atılmalı, görüşme ve diyaloğa tekrar başlanmalıdır. Barış ve demokrasi bu coğrafyaya anasının ak sütü kadar helaldir. Barış kazanacak. 

Demokrasi kazanacak. Sosyalizm kazanacak”.

“Kahrolsun faşizm! Kahrolsun emperyalizm! Kahrolsun Şovenizm!

Devrim için düşenler onurumuzdur.

Gün gelecek devran dönecek darbeciler halka hesap verecek!”

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!

DEVRİMCİ 78'LİLER FEDERASYONU

 (ÖZGÜRLÜK)

FACEBOOK SAYFAMIZ