Özgürlük

2- Afrin, Neo-Osmanlı Erdoğan'ın Saldırısı Altında: Afrin'i Savunmalıyız!

(Değerli okurlar,

Bugün birarada yayınlayacağımız üç yazıda, gelişim ve olaylara yaklaşımların nasıl, farklı düşüncelerden farklı tavır alışlara geliştiğini göreceksiniz. Bu anlamda farkların, yaşanılan maddi koşullar, zaman, mekan ve şartlarla diyalektik bağlarını kurabilme olanağı da sunmaktadır. Üretim ve emeğe saygılı okurlarımız ve yazılarımızı dikkatli takip edenler, geçmiş ders ve deney birikimlerine  yaklaşımdaki dünya görüşümüzü ve buna bağlı tavrımızı bilirler. Kısaca; geçmişi, çelişkilerin bileşkesi olarak ortaya çıkmış gelişmleri, bugünkü maddi şartlarımızdan karar verilmesi ve tavır alınması gereken ikilemler değil, eğitilip devrimci ders ve deneyleri üzerinde yükselmemiz gerekenler bağlamında görüyoruz. Bilince çıkarmaya çabalıyoruz. Her ne kadar sağlıklı tartışmaları beceremediğimiz, devrimci eleştiri ve özeleştiriyi hayata geçiremediğimiz şartlardan geçiyor olsak da, böylesi bir gelişime ve nasıl düşünülmesi gerektiğine katkı olacağını takdirinize bırakıyoruz. Günümüzde malesef teorik, ideolojik ve devrimci eylemimizin birliğinin geçmişin devrimci ders ve deneyleri üzerinde yükselerek yeniden sağlanamadığı koşullardayız. Söylenilenlerin ve tavırların doğru anlaşılabilmesi için bir kat daha fazla dikkatli olmak zorunluluğumuz ve sorumluluğumuz var...

Bunun gibi başka maddi ortamlarda yaşayanlar Kürtlerde’’kendi bildikleri işçi mi var ki’’sınıf çıkarı arayışındalar? Rosa Lüksenburg’un o gün değilse bugün’’dediğinin doğru çıkmasına’’kilitlenirken arada Lenin’i kaynatığının  takdirini de sizlere bırakırız! Nasıl düşünülmesi gerekirin önünü açacak çabalar ile aynı dünya görüşünden aynı tavırlara giderek geliştirebilme mücadelesindeyiz. Aynı bağlamda, ortak tavırların deneyleriyle düşünce gelişiminin diyalektik bağlarını kurma ve geliştirme çabasındayız. Sorunun özü: Herkesin aynı düşünmesinin sağlanması değil, nasıl düşünülmesi gerektiğinin mücadelesinde olmaktır...Böylesi bir dönemde ideolojik teorik netleşmeye katkı sağlayacak bir mücadele içerisinde olmak, hepimizin zorunluluğu ve sorumluluğudur.

Saygılarımızla.)

Barış, Devrim ve Sosyal Adalet İçin Koalisyon (CPRSJ)

 

Yeni bir anti-otoriter, anti-emperyalist ve anti-militarist koalisyon

 

22 OCAK 2018

 

 

Coalition for Peace, Revolution, and Social Justice (CPRSJ)

 

İlk 20 Ocak 2018 Cumartesi günü, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özgür Suriye Ordusunun müttefik unsurlarıyla birlikte, Kuzey Suriye Demokratik Konfederasyonu'nun kuzeybatı bölgesi olan Kürt kontrolündeki Rojava olarak da bilinen Afrin bölgesine büyük bir saldırı başlatma emrini verdi. İki gün süren hazırlık amaçlı bombardımanın ardından, şehir merkezi de dahil olmak üzere Afrin'de 150'den fazla hedefe saldırı 72 uçağın ağır bombardımanı ile başlatıldı. 21 Ocak Pazar günü itibariyle Türk kara birlikleri ve tankları işgal etmeye başladı. Nüremberg İlkeleri'ni[bir savaş suçunun ne şekilde teşkil ettiğini belirlemek için konulan bir dizi kuraldır] açıkça ihlal eden bu saldırganlık, Trump Rejiminin, DAEŞ'in (ISIS/ISIL) yeniden diriltmek için sızmaları önlemek adına Kuzey Suriye'deki Kürtler arasında 30.000 kişilik bir “Suriye Sınır Güvenliği Gücü” nü eğitmeye başlayacağını duyurmasının sonrasındaki günlerde geldi. Bu sebeple, otuz yıldan fazladır Türk devletinin savaşta olduğu Partiya Karkerên Kurdistanê'ye(Kürdistan işçi Partisi, PKK) bağlı unsurlar sayıldıkları için Kürt Yekîneyên Parastina Gel (Halk Koruma Birlikleri, YPG) ve müttefik Suriye Demokratik Güçlerini (SDF) ezmenin yolunu arayan Erdoğan tarafından Orwelvari deyimle "Zeytin Dalı Operasyonu" başlatılırken, bu saldırı aynı zamanda Suriye Kürtlerini halk olarak da hedefliyordu.

 

Rojava'nın Kobane'nin Yeniden İnşası Kurulu'ndan Hawzhin Azeez'e göre, ilk hava bombardımanı sivillerin olduğu bölgeleri ayrım gözetmeksizin vurdu, SDF/YPG tarafından ele geçirilen söylentilere bakılırsa yalnızca Türkçe konuşan ÖSO savaşçıları, bölgedeki "tüm Kürtleri öldürmeye" geldiklerini bildirdi. Türk Devleti'nin bölgedeki tüm cep telefonu ve internet yayın hattını kestikleri ve Rusya'nın bölgeden tüm güçlerini çektiği göz önüne alındığında, hem SDF/YPG'ye karşı stratejinin parçası olarak hem de sonradan gelecek yenilgi ya da geri püskürtülmeye misilleme olarak Kürt sivil halkına karşı ciddi bir ulusal katliam riski var. Cumartesi günü Erdoğan, Afrin'e düzenlenen saldırı “başarılı” olursa, Manbij'e karşı yeni bir sefere çıkılacağını açıkladı.

 

Çok fazla sayıda insan hayatına mal olan Rakka ve Musul'un düşmesiyle birlikte artık DAEŞ neredeyse yenilgiye uğratıldı, SDF/YPG dünya güçlerine yararlılığının çoğunu kaybetti. Bu, Rusların Erdoğan'ın savaş hamlesini uygun duruma getirmek için Afrin bölgesindeki üslerini neden terk ettiklerini ve bugüne kadar Trump Rejimi’nden nasıl zayıf protestolar geldiğini açıklar.

 

Kürtler ve ABD ve Rus emperyalistleri arasındaki pek çok ilişkilerde-şu anda bozulmuş görünen bağlar- görüldüğü gibi Rojava Devrimi'nin sahip olduğu çelişkilere rağmen, Afrin'i savunmalıyız! Demokratik özyönetim, feminizm ve komünlere dayalı siyasal sistem de dahil olmak üzere, Rojava Devrimi'nin kazanım ve umutları buna bağlıdır! Kürtlerin katliamı yoluyla Osmanlı İmparatorluğu'nu diriltmek üzerine hayal kuran, neo-liberal otoriter Erdoğan'a karşı direnmeliyiz!

 

Diaspora Kürt toplulukları tarafından örgütlenen, bu kanlı askeri savaşı protesto eylemlerini ve/veyaTürkiye'nin kendisinin yanı sıra küresel olarak Türk konsolosluk ve büyükelçiliklerindeki zaruri gösterileri desteklemeye tüm vicdanlı insanları davet ederiz. Los Angeles'ta Barış, Devrim ve Sosyal Adalet Koalisyonu (CPRSJ), bugün Westwood Federal Binası'nın dışında 1:00 pm acil eylemini onayladı.

 

#AfrinUnderAttack

 

#AfrinNotAlone

 

#DefendAfrin

 

 

#AfrinSavasınaHayır

 

*www.cprsj.wordpress.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

FACEBOOK SAYFAMIZ