Özgürlük

1- Türkiye'nin Afrin Kürtlerine Saldırısının Ardındaki: Ortadoğu'da Emperyalist Entrikalar

(Değerli okurlar,

Bugün birarada yayınlayacağımız üç yazıda, gelişim ve olaylara yaklaşımların nasıl, farklı düşüncelerden farklı tavır alışlara geliştiğini göreceksiniz. Bu anlamda farkların, yaşanılan maddi koşullar, zaman, mekan ve şartlarla diyalektik bağlarını kurabilme olanağı da sunmaktadır. Üretim ve emeğe saygılı okurlarımız ve yazılarımızı dikkatli takip edenler, geçmiş ders ve deney birikimlerine  yaklaşımdaki dünya görüşümüzü ve buna bağlı tavrımızı bilirler. Kısaca; geçmişi, çelişkilerin bileşkesi olarak ortaya çıkmış gelişmleri, bugünkü maddi şartlarımızdan karar verilmesi ve tavır alınması gereken ikilemler değil, eğitilip devrimci ders ve deneyleri üzerinde yükselmemiz gerekenler bağlamında görüyoruz. Bilince çıkarmaya çabalıyoruz. Her ne kadar sağlıklı tartışmaları beceremediğimiz, devrimci eleştiri ve özeleştiriyi hayata geçiremediğimiz şartlardan geçiyor olsak da, böylesi bir gelişime ve nasıl düşünülmesi gerektiğine katkı olacağını takdirinize bırakıyoruz. Günümüzde malesef teorik, ideolojik ve devrimci eylemimizin birliğinin geçmişin devrimci ders ve deneyleri üzerinde yükselerek yeniden sağlanamadığı koşullardayız. Söylenilenlerin ve tavırların doğru anlaşılabilmesi için bir kat daha fazla dikkatli olmak zorunluluğumuz ve sorumluluğumuz var...

Bunun gibi başka maddi ortamlarda yaşayanlar Kürtlerde’’kendi bildikleri işçi mi var ki’’sınıf çıkarı arayışındalar? Rosa Lüksenburg’un o gün değilse bugün’’dediğinin doğru çıkmasına’’kilitlenirken arada Lenin’i kaynatığının  takdirini de sizlere bırakırız! Nasıl düşünülmesi gerekirin önünü açacak çabalar ile aynı dünya görüşünden aynı tavırlara giderek geliştirebilme mücadelesindeyiz. Aynı bağlamda, ortak tavırların deneyleriyle düşünce gelişiminin diyalektik bağlarını kurma ve geliştirme çabasındayız. Sorunun özü: Herkesin aynı düşünmesinin sağlanması değil, nasıl düşünülmesi gerektiğinin mücadelesinde olmaktır...Böylesi bir dönemde ideolojik teorik netleşmeye katkı sağlayacak bir mücadele içerisinde olmak, hepimizin zorunluluğu ve sorumluluğudur.

Saygılarımızla.)

 

THE İNTERNATIONAL MARXİST HUMANIST

ALİ KHANİ, 26 OCAK 2018

 

Özet: Barış, Devrim ve Sosyal Adalet Koalisyonu'nun 26 Ocak afişindeki, "Trump'ın 2 Yılı: LA Ayaklanıyor!"ı imleyen demeç Los Angeles şehir merkezindeki otoyol üzerine bırakıldı. Bu, ilk olarak CPRSJ web sitesinde yayınlandı: https://cprsj.wordpress.com/2018/01/30/behind-turkeys-attack-on-the-afrin-kurds-imperialist-machinations-in-the-middle-east-by-ali-kiani/ –Editors

 

Günümüzde nükleer savaş tehlikesi Trump’ın Kuzey Kore ve İran’a karşı tehditleri ile her zamankinden daha fazla mevcut. ABD tarihinde eşine rastlanmayan başkan, müttefiklerinin isteklerini umursamayarak, savaş yapmaya ve ABD çıkarları adına bir ülkeyi yok etmeye istekli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Trump sadece dostu Benjamin Netanyahu'nun İran nükleer anlaşması ile ilgili tavsiyelerini takip etmiyor, aynı zamanda Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğunu da ilan ediyor. İsrail'e baş eğene ve Trump'a saygı gösterene dek Filistin devleti adına Mahmut Abas'a fon sağlamaya son vermekle kalmıyor orada ABD elçiliğinin açılışında izlencenin önünde de olmak istiyor. Aynı zamanda, ordu komutanı General Jim Mattis, ABD'nin her an savaş için hazır olması gerektiği beyanatını veriyor.

 

Bu özü sözü tutmayan birleşme noktasında olan ABD, Israil ve Suudi Arabistan üçgenidir, ki Afrin'de kuzey Suriye'nin Kürt halkına saldırıları ile Erdoğan öncülüğünde savaşa bir başka cepheyi ekleyerek, İran'la savaşın başlangıcını görebiliriz. 

 

Rojava'nın geri kalanına ilerleyemeden önce agresif ve gerici Erdoğan hükumetine karşı Afrin'i savunmalıyız. Bu gerici hükumetler, emperyalizmle birlikte ya da onlar adına, kendilerini iktidarda tutabilmek için Ortadoğu'daki ilerici hareketleri tahrip etmeye hazırlar.

 

Afrin'in Suriyeli Kürt bölgesindeki "terörizm"e karşı savaş bahanesiyle Türk ordusu tarafından yapılan bu hukuka aykırı işgali kınamalıyız. Kürtler, cesur özgürlük savaşçılarıyla ISIS'i yenerek dünyanın saygısını kazandılar.

 

Erdoğan’ın saldırısı, Afrin’deki hava sahasını kontrol eden Rusya’nın onayı olmadan başlatılamazdı. Nitekim, Türk savaş uçaklarının Suriye Kürt milis gruplarından YPG'yi ve ayrıca ana örgüt PYD'yi bombalaması üzerine Rusya birliklerini Afrin'den çekti.

 

"Afrin'deki yetkililere göre Rusya, kontrolü Esad rejimine devretmenin karşılığında Afrin'i korumayı teklif etti. Fakat teklif reddedildiğinde Rusya, Türkiye'nin istilasına yeşil ışık yaktı. Bu arada, uluslararası ISIS karşıtı koalisyonda son yıllarda Kürtleri Suriye'de 'bizzat muharebe alanında olan güvenilir botlar' olarak rahatlıkla kullanan Birleşik Devletler, ISIS savaşının kahramanlarını gözden çıkararak NATO müttefiki'nin hırsları karşısında sessiz kaldı; sadece Türkiye'ye 'sivil kayıplardan sakınma' uyarısında bulundu." Roar Magazine, Jan. 24 -2018

 

Yıllarca Erdoğan ve Türk hükumeti, IŞİD'in(ya da El Kaide'nin acımasız başkesenleri) cihadından ve Suriye-Türkiye sınırındaki kadınların tecavüzünden rahatsız olmadı. Hatta Türkiye, Kürtleri “teröristler” olarak adlandırırken, Kobani'nin 2014'te DAEŞ'in eline geçme tehlikesi karşısında sessiz kaldı. Bunun nedeni, Rojava'da kök salan, taban örgütünden gelen özgürlük yanlısı kadınların çok etnikli ve demokratik hareketini ISIS'den daha fazla hükumetleri için bir tehdit görmeleri idi. Ve şimdi ISIS'ı kovan bu kahraman Peşmergelere Türkiye, cihatçıların onlara yapamadığını yapmaya çalışıyor: Ortadoğu'da özyönetimin demokratik feminist alternatif biçiminin kökünü kazımak, bunların hepsi, ABD'nin rızası ve Rusya ve İran'ın onayıyla ve tüm ilerici hareketleri, ister Irak, Türkiye, Suriye ister tüm dünyada olsun, etkileyebilecek İran'daki isyan sonrasında oluyor. Bu katliamı, "Demokrasi ve Barış" adına "Zeytin Dalı Operasyonu" ve "Terörle Mücadele" olarak adlandırıyorlar.

 

Ermeni halkının tarihi soykırımı Kürtler ile gözlerimizin önünde tekrarlanıyor mu? Bu tehdidi göz önüne aldığımızda, en azından yapabileceğimiz, Ortadoğu'da adalet ve özgürlüğe dayanan demokratik bir alternatif gelecek olasılığı, anti-kapitalist hümanist bir alternatife evrilebilecek bir şey için Kuzey Suriye'nin çok etnikli, ilerici halkı ile birlikte dayanışma sağlamaktır. Afrin'in Kürt halkı, sadece uluslararası dayanışmaya ve anti-kapitalist bir alternatifi temsil eden ilerici güçlerin yoldaşlığına güvenebilir.

 

*www.imhojournal.org sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir. 

FACEBOOK SAYFAMIZ