Özgürlük

DEVLETLEŞEN ŞİRKETLER, FEODALLEŞEN SERVETLER

 
 
 
Burjuva devriminden nasibini yarım yamalak almış ve gerçek bir burjuva devriminin uzağına bile düşmemiş olan, Orta Çağ zihniyetinin kalıntılarının geleneklerini beyninde taşıyan ve kendilerinden olmayanlara karşı nefret ve kinle harmanlanan despotik iktidarların varlığını halen sürdürdüğü bu topraklar, hala demokrasi ve ifade özgürlüğü için mücadelenin mihenk taşı olduğu bilincinden uzakta karanlık geleceğe doğru savrulurken, kapitalist sömürücü burjuva medeniyeti üzerinde yükselen Batı, belki de insanlığın sonunu getirecek bir biçimde şirketlerin devletleştiği ve servet sahiplerinin feodalleştiği yeni bir geleceğe doğru evriliyor. 
 
Gittikçe büyüyen devasa şirketler açlığa doymuyorlar. Sürekli açlar ve sürekli saldırıyorlar. İdeolojik silahlarla, algı yönlendiren medya, sanat ve kültür vasıtasıyla görünüşte albenili özde ise bireyi/toplumu çürütücü tv programları, romanları, filmleri ve gazete manşetleriyle ve olmadı topu, tankı, tüfeğiyle saldırıyorlar. Doymak nedir bilmiyorlar. İşçileri yiyorlar. Halkları yiyorlar. Ülkeleri sömürüyorlar. Oynadıkları oyunun adı ise Açlık Oyunları...
 
Oysa bir zamanlar günümüz modern kapitalizmine hakim olan burjuva sınıfının dayandığı klasik liberalizmin ekonomisinin iki temel ilkesi tam rekabet ve tam istihdam idi. Burjuva sınıfı Aydınlanma'nın özgürlük, eşitlik ve kardeşlik şiarına nasıl ihanet ettiyse, klasik liberalizmin çıkış ideolojisine de öyle ihanet etti. Klasik liberalizm bireylerin kurtuluşunun toplumun kurtuluşunu getireceği ütopik öngörüsüyle hareket etmişken, kapitalizm klasik liberalizmi rayından çıkardı. Çünkü kapitalizmde esas olan kar ve kar hırsıydı. Tam istihdam kapitalizme tersti çünkü kapitalizmin işsizler ordusuna ihtiyacı vardı. Daha az para vererek daha çok çalıştıracağı ve böylece sırtından aşırı kar elde edebileceği işçiler ve işsizler kendisine lazımdı... Tam rekabet kapitalizme tersti, çünkü rekabet işçiler arasında olursa yararlıydı. Şirketler arasındaki rekabet karların düşmesine sebebiyet verirdi. O yüzden piyasada ne kadar az şirket olursa o kadar iyiydi. Ve günümüzde şirketler her geçen gün tekelleşiyorlar. 
 
 Ve bir diğer bir taraftan bu tekel şirketlerinin çoğunluk hisse sahipleri günden güne servetlerine servet katıyorlar. Sermaye giderek daha çok tek elde toplanıyor. "2010'da 388 milyarder, dünya servetinin yarısına sahipti - bir jumbo jeti dolduracak kadar. 2014 yılı "Eşit Hale Getirin" raporu, 2013 yılına kadar bu rakamın 85'e düştüğünü gösterdi; bu, çift katlı bir otobüse sığacak kadar. 2016'da altmış iki, tek katlı bir otobüste rahatça oturacak kadar. Büyük harflerle yazacak olursak bu altmış iki kişi 3,600,000,000 kişi değerindedir. Ve zenginler daha çok zenginleşirken, milyarlarca kişi yetersiz ücretlerle hayatta kalmaya çalışırken ve UNICEF'e göre, 22.000 çocuk her gün yoksulluk içinde ölürken, 2018'in başında bu sayının ne olduğunu varın siz tahmin edin.
 
Bu, Marx'ın sınıf kutuplaşması öngörüsünün tasdikidir-sermaye bir sınıfın elinde toplandıkça işçiler hiç olmadığı kadar çok sömürülür ve iki sınıf arasında köprü inşa edilemez bir uçurum açılır. Kar avındaki kapitalistler orta sınıfı bütün ayrıcalıklarından soyarlar ve onları işçi sınıfıyla aynı seviyeye düşürürler. Zenginlik ve sermayeyi daha küçük bir azınlığın elinde yoğunlaştırma süreci, kapitalist sistemin ve onun doğasında olan kargaşanın bir parçasıdır." 
 
 
DÜNYADAKİ MONOPOL VE OLİGOPOL ŞİRKETLERE ÖRNEKLER
 
1- MICROSOFT
 
Gezegen üzerinde en tartışmalı olan tekel ve egemenlik hallerinden biridir. Mal ve hizmetlerinin üretim sektörü, ortaya çıkışından bu yana bir devrim yarattığı donanım ve yazılım pazarıdır.
1975 yılında Bill Gates ve Y Paul Allen tarafından kuruldu. Microsoft, Windows işletim sisteminin ve eklentilerinin geliştirilmesinden sorumludur. Avrupa Birliği'nde ve Birleşik Devletlerde tekel konusunda farklı yasal tartışmalara sahip
 
2- PETROL
 
Çoğunun küresel mevcudiyeti olmasına rağmen, ülkeden ülkeye değişebilen isim ve markaları olan, tüm dünyada bu faaliyete adanmış küçük bir grup şirketin olduğu telekominikasyona benzer bir diğer sektör petroldür.
 
3-  COCA COLA
 
Alkolsüz içecek şirketinin dünya pazarında diğer güçlü rakipleri var ancak Meksika'daki tekel uygulamaları soruşturuluyor.
200'den fazla ülkede varlığı ile birçoğunda sektörün diğer markalarını satın alıyor. Günümüzde 400'den fazla farklı markaya sahip. Bu şekilde, birçok bölgedeki pazarı kendi çıkarlarına uydurdu ve güçlü bir tartışma yarattı.
 
4- TELEKOMİNİKASYON ŞİRKETLERİ
 
Telekomünikasyon hizmetleri sektörü, Internet veya telefon olsun, gezegenin tüm ülkelerinde küçük bir oyuncu grubuna sahiptir.
Her durumda, adlarının ulusa göre değişiklik gösterdiği şirketler yasal tekel veya oligopollere örnektir.
 
5- KAMU HİZMETLERİ
 
Her ülkede elektrik, gaz ve su hizmetleri sunan şirketler oligopolistik veya monopolistik olmak üzere baskın bir piyasa konumuna sahiptir. Her durumda, sektörün spesifik karakteristiklerinden dolayı hizmet sağlayı şirket sayısı azdır.
Bu özel durumda, piyasa konumu hizmetlerin karmaşıklığı ve bunları kontrol etme ihtiyacı nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Onlar toplum için büyük önem taşıyan hizmetlerdir.
 
6- KABLOLU TV YAYINI
 
Yakıt, telekomünikasyon ve kamu hizmetlerine benzer bir durumdur. Tüm ülkelerde birkaç tedarikçi vardır; bunların çoğu dünya çapında uydu sistemleri ile faaliyet göstermektedir. Bu sektörde, tüm pazar birkaç şirket tarafından tutulmaktadır.
 
7- BAYER VE MONSANTO
 
Alman ilaç firmasının ABD transgenik üreticisi ile birleşmesi için yapılan satın alma işlemi.
Bayer, küresel ilaç ve lisans pazarının büyük payına sahiptir. Monsanto'yu satın alarak, dünyanın tohum ve pestisit bölgelerinde hakim bir konum almıştır.
 
VE Google, PepsiCo, Unilever, Johnson&Johnson, Mars, Procter&Gamble, Kraft, Nestle, General Mills, Kellog's, Luxottica, Grupo Bimbo, Fargo, Apple, AB InBev, Wal Mart, Standart Oil, Intel ve diğer birkaçı... Ve bu şirketlerin dayanakları merkez bankaları ve bankalar.
 
 
Dünyada şu anda görünen ve görünmeyen tüm savaşların ve çekilen tüm acıların arkasında olan asıl aktörler bu şirketler. Hükumetler ve çoğunluk politikacılar ise paralı figüranları.
 
Kimlerle mücadele etmemiz gerektiğini bilmemiz lazım çünkü karşı taraf göründüğünden çok daha güçlü. Onu yenmenin ise tek bir yolu var... Ezilenlerin birleşmesi!
ÖZGÜRLÜK ÜRETİM YAYIN KOLEKTİFİ
 
 

FACEBOOK SAYFAMIZ