Özgürlük

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ - 5

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ....EĞER EMPERYALİZME KARŞIYSANIZ
 
David S. Pena
 
 
 
Hiç Amerika Birleşik Devletlerinin, ulu orta yaptığı gibi, neden dünyayla etkileşim kurduğunu merak ettiniz mi? Ülkemizin neden dünyanın her yerinde savaşta olduğunu, neden hükumetimizin her zaman diğer ülkelere, onların liderlerine, onların insanlarına saldırmakta, onları kötülemekte ve onlarla savaşmakta olduğunu hiç merak ettiniz mi? 
 
Hükumetimizin ve medyamızın neden sınırlarımızın dışındaki dünyanın, bizi istila etmekten ve terörize etmekten, zor kazandığımız serveti çalmaktan ve hayat tarzımızı yok etmekten başka bir şey istemeyen cahil, sapık, geri, tembel ve kısır barbarlarla dolu yozlaşmış, kaotik, korkutucu bir mekan olduğu görüşünü teşvik ettiğini merak ettiniz mi? Neden ana akım medyamızın, ordumuzun, politikacılarımızın, ve hatta bazen öğretmenlerimizin ve ruhban sınıfının onların geleneklerinin, inançlarının ve görünüşlerinin canavarca karikatürlerini teşvik ederek dünya insanlarını kişiliksizleştirmeye katıldıklarını ve ikide bir onları "Çinli pislikler", "Hacılar", "Aşağılık Meksikalı göçmenler", "Boş kafalılar", "Kızıllar" ve "Teröristler" diye adlandırdıklarını hiç merak ettiniz mi?
 
  
 
Toplumumuzdaki bir çok insanın, özellikle de, firma, ordu ve siyasi seçkin sınıfına üye olanların, yabancı bir ülkeye, özellikle de fakir gelişmekte olan bir ülkeye, yapılacak en iyi şeyin, bahtsız insanlarını Amerikan tarzı kapitalizmin yoluna sokmak için Amerikan destekli hükumet kurdurmak ve onların sosyal sistemlerini yok etmek ve hükumetlerini devirerek "ortalığı temizlemek" ve ABD tarafından istila edilmelerini sağlamak olduğunu düşündüklerini fark ettiğinizde hiç şok oldunuz mu? 
 
Dünyanın bu basit, boş, çizgi roman görüntüsünün(bize(iyi) karşı onlar(kötü)) kafanızın içine tıkış tıkış doldurulmadığı bir zamanı düşünebilir misiniz? Ya da ülkemizin gerçekten dünyayla barışık olduğu bir zamanı, hükumetimizin bir çeşit büyük savaş, küçük savaş, temsili savaş, sıcak savaş, soğuk savaş, darbe, işgal, istila, kontra gerilla harekatı, hava saldırısı, füze saldırısı ya da bombalama  yapmadığı bir zamanı? 
 
Neden bu kadar çok savaş tehdidinin ve bu kadar çok savaşın olduğunu hiç merak ettiniz mi? Irak, Afganistan, iki dünya savaşı, Japonya'ya atılan atom bombaları, Kore Savaşı, Domuz Körfezi, Vietnam Savaşı, Nikaragua'da Kontra Savaşı, Haiti'nin, Grenada'nın, Panama'nın, Dominik Cumhuriyeti'nin  istilaları ve durmaksızın devam eden...? Amerikan işçi sınıfının kızları ve oğulları neden bu çürümüş, kana susamış sistemi desteklemek için savaşmalı ve öldürülmeli ve neden dünya genelinde çalışan insanlar onun hedefleri ve kurbanları oluyorlar? Ve neden, Tanrı ve ülke adına, demokrasi ve serbest girişim adına, barış, refah ve daha iyi bir dünya adına bütün bu ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, korku tellallığının, militarizmin ve kan akıtmanın kesinlikle ülkemizin güvenliği için gerekli olduğunu durmadan kafamıza sokarlar?
 
Tüm bu öfkelerin nedeni tek bir sözcükte özetlenebilir: EMPERYALİZM. Doğduğumuz andan itibaren emperyalizmin ricasını yerine getirmeye hazır olmalıyız. Savaşmalı ve ölmeliyiz; yoksulluk ve şiddet içinde yaşamalıyız; zihinlerimiz, cahillik, korku ve yoldaşlarımız olan diğer insanlara karşı şüphe tarafından zehirlenmeli ve yoldan çıkartılmalı; tüm insanların hepsi, bu canavar adına, emperyalizm adına mahkum edilmeli ve katledilmelidir.
 
Emperyalizm nedir? Emperyalizm, gelişimin en öldürücü evresindeki kapitalizmdir. Bu, dünyaya hakim olan kapitalizmdir; küresel düzeyde işçileri ve köylüleri sömüren; ülkeleri ve ekonomileri kontrol altına alan ve engin gücü kullanarak sadece bir kaç ülkenin ya da bölgenin değil, köşe bucak dünyanın her yerinin zenginliğini yağmalayan ve fetheden kapitalistlerdir. Bu dolandırıcılık, politik şantaj ve emperyalist savaş yoluyla kurulur ve devam ettirilir. Bu, birkaç zengin emperyalist ülkenin yoksul ve sömürülen çok sayıdaki nüfusa egemen olduğu olağanüstü eşitsiz bir dünyanın yaratılmasıdır.
 
Fakat emperyalizm yenilmez ve kalıcı değildir. V. I. Lenin, 1917'de Rusya'daki sosyalist devrimin lideri, muazzam güçlerine rağmen emperyalizmin nihayetinde sürdürülemez olduğunu belirtir. Sürekli savaşlar onu desteklemeyi sürdürür ve kaynakların ve insan hayatlarının inanılmaz israfı kademeli olarak emperyalizmi zayıflatır. Er ya da geç dünyanın işçileri isyan etmeye ve onu sosyalizmle yer değiştirmeye yönelirler. Lenin, emperyalizmi, kapitalizmin en üst ve en son aşaması, sömürü yoğunluğu ve coğrafi açıdan "en yüksek" ve kapitalizmin sosyalizme devrimci dönüşümü öncesinde son aşamaya geldiği anlamında "nihai" olarak adlandırır. [1]
 
Emperyalizm, küreselleşmeye yönelik kapitalizmin merhametsiz eğiliminin sonucudur. Kapitalizm karı en üst düzeye çıkarmak için var olur ve kapitalistler bunu işçi sınıfından olabildiğince fazla artı-değer çalarak yaparlar. İlk başta, kapitalistler tek tek ülkelerde kendilerini kabul ettirirler ve ulusal düzeyde işçi sınıfının acımasız sömürüsünü gerçekleştirmek için güçlerini kullanırlar. Fakat kapitalistler yerel düzeyde kalarak rakiplerine üstün gelemezler ya da karlarını maksimuma çıkartamazlar.Nihai olarak, ulusal kapitalizm, üretimin kendilerini finanse eden büyük bankalar tarafından kontrol edilen dev tekellerde yoğunlaştığı bir noktaya doğru gelişir. Bu bankaları kontrol eden finans kapitalistler, devlet iktidarını da alır ve kapitalist sömürüyü yepyeni bir seviyeye çekmek için ekonomik, siyasi ve askeri gücünü kullanırlar. Finans sermayesinin hakimiyeti emperyalizmin kilit unsurudur, çünkü finans sermayesi yatırımdan daha fazla getiri almak  için yurt dışına bakmaya başlar. Finans kapitalistleri, tüm insan ırkının artı-değerini çalmak için tüm dünyaya yatırım yapmaya başlarlar. Doğru, daima sizin ve hemşehrilerinizin sömürülmesinden memnun değiller. Dünya çapında işçi sınıfının insanlarından ayrım yapmaksızın çalıncaya kadar rahat etmeyecekler. 
 
Böylece, başka herhangi bir suç örgütü gibi kapitalizm ufak ufak başlar, ancak hayatta kalabilmek için büyümeye devam etmelidir. Komünist Manifesto'nun I. Bölümünde kapitalizmi küreselleşmeye iten güçleri açıklayan mükemmel bir iş çıkaran bir pasaj var:
 
"Ürünleri için genişleyen bir pazar gereksinimi, burjuvaziyi dünyanın dört bir yanına salar. Burjuvazinin her yerde yuvalanması, her yere yerleşmesi, her yerle bağlantılar kurması gerekir...Burjuvazi, tüm üretim araçlarının hızla gelişmesi, ulaşım ve iletişimin büyük ölçüde kolaylaşması sonucunda, tüm ulusları, dahası en barbarlarını bile uygarlığın bağrına çekmektedir. Malların ucuz fiyatları, burjuvazinin tekmil Çin Seddi'ni yerle bir ettiği ve barbarların yabancılara karşı inatla besledikleri nefreti dize getirdiği ağır toplardır. Burjuvazi, tüm ulusları yok olup gitmemek için burjuva üretim biçimini benimsemeye zorlamakta; onları kendisinin uygarlık adını verdiği şeyi kabullenmek, yani burjuvalaşmak zorunda bırakmaktadır. Sözün kısası, burjuvazi kendi suretinde bir dünya yaratmaktadır."
 
 
Marx ve Engels'in emperyalizmi tek başına tartışmıyor oluşlarına dikkat edilmelidir. Emperyalizmin finans kapitalin ihracına yoğunlaştığı göz önünde bulundurarak fiziksel emtiaların ihracının ve üretiminin vurgulandığı kapitalizmin en erken aşamasından bahsediyorlar. Emperyalizm altında, yatırım sermayesinin kendisi "tüm Çin duvarlarını yerle bir etmek" için kullanılır ve bu işe yaramazsa, bir ülkeyi sermaye yatırımına açmak için açık siyasi ve askeri saldırganlık kullanılır. Dahası, kapitalistlerin eşit şartlarda rekabet edebilecek kapitalist ülkelerle dünyayı kaplamak anlamında dünyayı burjuva yapmaya niyetleri yoktur. Güçlü gelişmiş ülkelerde üstlenen finans kapitalin, dünya üzerinde tamamen serbestçe dolaşabileceği ve gelişmiş kapitalist ülkelerin işçileri tarafından tecrübe edilenden çok daha acımasız bir süper-sömürü biçimine maruz kalan zayıf gelişmekte olan ülkelerin işçilerine boyun eğdiren yatırımları yapabilecekleri bir dünya istiyorlar. Aynı zamanda finans kapitalin hakim olmadığı ülkeleri, tabi kılınan ve sömürülen gelişmekte olan ülkeler olarak kapitalist sisteme katılmaya zorlarken, bütün sistem gelişmiş kapitalist ülkeleri üstte ve zayıf kapitalist ülkeleri de altta tutar. 
 
Tekrar edelim, kapitalizm esasen bir suç örgütüdür, bu nedenle hiç de şaşırtıcı değildir; emperyalistler dünya hakimiyetlerini genişletmek için hiç bir şeyden çekinmeyeceklerdir. Dünyanın dört bir yanındaki pazarlara nüfuz etmek, küresel işçi sınıfından daha fazla artı-değer çıkarmak ve egemen konumlarını korumak için, dünya savaşı ve nükleer silahlar da dahil her türlü hileyi ya da şiddeti kullanacaklardır. Ayrıca, dünyanın paylaşılması üzerine uyuşmazlıkları çözmek için hemşehri emperyalistlerle savaşa girişeceklerdir. 1. ve 2. Dünya Savaşları esasen, büyük emperyalistler arasında dünyanın nasıl paylaşılacağını belirlemek için yapılan emperyalist savaşlardı, Sovyetler Birliği'nin 2. Dünya Savasına katılmasına rağmen.
 
Muhtemelen okulda bunu öğrenseniz de, küresel işçi sınıfının emperyalizme karşı direnişi, en azından on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya tarihini şekillendiren önemli bir faktör olmuştur. Rus, Çin, Vietnam, Küba ve Nikaragua devrimleri emperyalizme karşı mücadelede kazanılan zaferlerdir; Afrika'nın ve Asya'nın kolonileşmeden kurtulup bağımsızlığını kazanması ve 2. Dünya Savaşı sonrası Fransız, İngiliz ve diğer imparatorlukların parçalanması gibi. Fakat emperyalizm hala bizimle. İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD, dünyanın en korkunç emperyalist gücü olma rolünü üstlendi. ABD, anti-emperyalist savaşçıların elinden - Kore Savaşı, Vietnam Savaşı ve Küba  düşünülünce- büyük yenilgiler çekti. Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Doğu Avrupa'nın çöküşüyle büyük bir zafer kazanmış olmasına rağmen, bu zaferin kar payları mali skandallar ve askeri maceracılık üzerinden çarçur edildi. ABD hala önde gelen emperyalist ülke ve emperyalizm hala dünyanın büyük bölümünü kontrol ediyor ancak son zamanlarda, Çin ve Hindistan gibi yükselen ekonomiler, 2008'de başlayan ekonomik bunalım ve Amerikan ordusunun Irak ve Afganistan'daki iki emperyalist savaşta gösterdikleri başarısızlığın yüksek maliyetleri, durumunu zayıflattı. 
 
Kapitalizmin büyüdükçe emperyalizme dönüştüğünü gördük ama emperyalizm kaçınılmaz olarak düşüş yaşarsa ne olur? ABD'deki emperyalizmin bocalamasından ne bekleyebiliriz? Yaralı bir hayvan gibi, emperyalizm hayatta kalmasının tehlikede olduğunu hissettiğinde daha tehlikeli hale gelir. Ve emperyalistler hayatta kalmak için savaştıklarında daima faşizme başvururlar. Faşizm "finans kapitalinin en gerici, en şoven ve en emperyalist unsurlarının açık terörist diktatörlüğü" olarak tanımlanır. ABD henüz faşist değil, ancak ülke daha sağa ilerlemeye devam ederse, 10-20 yıl içinde nasıl bir şey olacağını düşünün.
 
Çalışan insanlar faşizme doğru kaymayı önlemek için ne yapabilir? Unutmayın, faşizme karşı eylem, emperyalizmin ölüm yatağında olduğunun ve dolayısıyla sosyalist devrim için fırsatlar açtığının bir işaretidir. Bu bizi işçi sınıfı birliğinin, enternasyonalizmin, faşizme karşı birleşik cephenin ve uluslararası sosyalizm için mücadelenin öznesi haline getirecektir.
 
*politicalaffairs.net sitesinden ozgurluk-dergisi.org tarafından Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
 

FACEBOOK SAYFAMIZ