Özgürlük

ZENGİNLER NASIL ZENGİN KALIR ?

 
 
Brooke Harrington ile röportaj
 
Varlık yöneticileri, offshore vergi cennetleri ve süper servetlerin dünyasına hızlı bir bakış.
 
Bir gazete ilanı 7 Kasım 2017'de Peel, Man Adası'nda bir dükkanın dışında Paradise Papers'a[Panama Belgeleri'nden sonra ortaya çıkan Cennet Belgeleri] atıfta bulunmaktadır. Matt Cardy / Getty Images
 
 
Kasım başında, Bermuda merkezli hukuk firması Appleby kaynaklı on üç milyondan fazla belge kamuya açıklandı. Cennet Kağıtları olarak bilinen bu belgeler, dünyanın en zengin insanlarının servetlerini alacaklıların ve birbirleriyle arası bozuk aile üyelerinin yanı sıra vergi makamlarından gizlemek için büyük bir çaba gösterdiklerini ayrıntılı anlatıyor. Bu, varlıkların deniz aşırı gizli offshore hesaplarında nasıl saklandığını ortaya çıkaran geçen yılki Panama Belgeleri sızıntısının ardından geliyor.
 
Offshore vergi cennetlerinin kullanımına, ultra zenginlerin varlıklarıyla meşgul olan ve servetlerinin en uygun offshore bölgelerinde kayda geçmesini garanti eden varlık yöneticileri tarafından olanak sağlanıyor. Kopenhag Ticaret Okulu profesörü ve Sınırsız Sermaye: Varlık Yöneticileri ve Yüzde Bir adlı kitabın yazarı olan Brooke Harrington, varlık yöneticilerinin yaptıkları iş ile ilgili onlarla onlarca röportaj ve onlar üzerine araştırma yaparak yaklaşık sekiz yıl harcadı.
 
Doug Henwood'un Behind the News adlı radyo programında ilk defa yayınlanan ve baskıya sokulan ve özetlenen aşağıdaki röportajda Harrington, bu vergi cennetleri fırsatından kimlerin yararlandığını ve küresel ekonomi için offshore hesaplarındaki artışın ne anlama geldiğini açıklıyor.
 
 
Cennet Belgeleri'nde sizi şaşırtan herhangi bir şey var mı?
 
Kraliçe Elizabeth'in offshore yapılarını kullanma riski almasına biraz şaşırdım. Vatanseverlik ve ülkeye hizmetin bunu engelleyeceğini düşünürdüm ancak Panama Belgeleri'nden bu yana belli bir servetin üzerindeki herkesin bunu yapması gözlemimi pekiştirdi.
 
 
Kitabınızda, bu işe bulaşan karakterlerin Avrupa aristokrasilerinin şato sahibi mensuplarının, Ayn Rand'ın fanatik destekçilerinin, dünyadaki istihbarat servisi elemanlarının, küresel suçluların, İngiliz özel okul çocuklarının ve çeşitli lordların ve ladylerin ve çok miktarda bankacıların özel bir karışımı olduğunu söylerken bu offshore finans merkezlerinin herkesçe anlaşılabilir bir çalışmasını aktarıyorsunuz. Bahsettiğimiz çok zengin bu karakterlerin tüm kastı, değil mi?
 
Evet. Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumunun çevrimiçi olarak koyduğu görüntüler, fotoğraflar ile birlikte Panama Belgeleri sonrasında öylece donup kaldım çünkü Lionel Messi'nin yanında Jackie Chan onun yanında Vladimir Putin ve Suriyeli Esad ve İzlanda başbakanı vardı. Gerçekte bu insanların ne gibi bir ortak noktası vardı? Görünen o ki ortak sahip oldukları nokta, kanunların üstünde olan bu küresel insanlar grubunun bir parçası olmalarıydı.
 
 
Servet dağılımının hangi kısmından bahsediyoruz? Bu nereden başlıyor? Yüzde 99? Bu yüzde 1, 1/10'nun yüzde biri mi? Burada nüfus istatistiklerine göre nedir?
 
Çok şükür yeterince, Kopenhag'daki bir tip de dahil olmak üzere Kopenhag Üniversitesi'nde bazı ekonomistlerin şu an yeni bir çalışması var. Onlar, bu offshore olanaklarının çoğunluk kullanıcılarının bu yüzde 1'lik kesim olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden yüzde 1'lik kesimi varlıklı olarak adlandıracağız ancak bir varlık yöneticisine ödemeye yapmaya gücü yeten, gerçekte bu tür para işine girmeye başlayan yüzde 1'lik kesimdir çünkü sizin için offshore yapılanmaları yaratan ve yöneten birine sahip olmak ucuz değil.
 
 
Varlık  yöneticilerinin kim olduğuyla ilgili kitabınızdaki bölümde bu yöneticilerin maaşlarının finans sektörü standartlarına göre oldukça düşük olduğuna gerçi şaşırdım: 200.000 $ veya 300.000 $. Bu, Goldman Sachs'taki kodamanların etkileneceği bir şey değil. Bu yüzde 0.01'lik servetin korunması için çok önemli ise, neden bu kadar mütevazı bir bedel ödeniyor?
 
Bu soruyu, elimden geldiğince çok varlık yöneticisine sordum ve ilk önce edindiğim cevabın bir kısmı, yaşamak için varlık yöneticiliği yapan insanların çoğu neredeyse sıfır vergilemenin olduğu yerlerde yaşıyor, böylece maaş olarak aldıkları yüzbinlerce dolar aslında brüt değil, net maaş.
 
İkincisi, yaşamak için bunu yapan birçok insan için bu bir yaşam tarzı seçimi. Şirketler hukukunda veya şirket finansında çalışanlar maaşlarını iki katına çıkarabilirler ancak haftada 80-100 saat çalışırlar oysaki birçoğunun bana açıkça söylediği, "Dokuzdan beşe bir işte hayatımı çok iyi kazanıyorum. Artı özel uçaklara biniyorum. Tatil ve boş zamanlarımı ultra zengin müşterilerimle geçiriyorum. Ultra zengin bir insan olmanın tüm imkanlarından yararlanıyorum ancak beni ailemden ve hayatta eğlenmekten alıkoymayacak normal bir işe sahip olmam lazım. Cayman Adaları gibi bir cenette yaşamam lazım," idi.
 
 
Ancak, bazı bankacıların, bu insanlar para kazanmadığı sadece onu korudukları için onları hakir görmelerinden de etkilendim.
 
Doğru. İtaat varlık yöneticileri için çok önemlidir. "Elbette varlık yöneticileri yasadışı şeyler yapıyorlar," diyen sosyolojideki meslektaşlarımın bazılarına bunu açıklarken zorlandım. Ve "Eğer beyinsizseler," dedim ve çoğunlukla onlar son derece akıllı insanlar çünkü teknik olarak ve ayrıca sosyo-duygusal zeka açısından yapmak zorunda oldukları şey çok karmaşık.
 
Yasadışı olduklarını bildikleri bir şeyi asla istekli bir şekilde yapmazlar çünkü bu onları büyük bir risk altına sokacaktır. Sadece profesyonel yaptırımlar değil ayrıca tüm yaşantılarını kaybetmeyle de ilgili çünkü hiç bir müşteri mahkeme salonlarına sürüklenmek istemez.
 
Onlara karşı yapılan her türlü suçlamalardan yırtsalar bile, sadece bir şeyle suçlanmaya maruz kalma vakası bir felakettir çünkü bu oyunun tam adı gizliliktir. Ve suçlanmayla birlikte adınız gazetededir ve tüm özel finansal iş ilişkileriniz potansiyel açığa çıkma ile karşı karşıya kalır. Bu insanların çoğu için bu bir kıyamettir.
 
Ben de, tamamen kanunlar içerisinde tüm bu ölçüsüz şeyleri yapmak için profesyonel bir övüncün söz konusu olacağını adeta düşünürdüm.
 
Öyle. Röportaj yaptığım insanlardan biri, işiyle ilgili yapmayı en çok sevdiği şeyi sorduğumda, "Yasalarla kedinin fareyle oynaması gibi oynamayı seviyorum," dedi. Çizgiyi aşmadan yasanın sınırlarında hiç hata yapmadan gezinmeyi çözerek, yılın her günü, 24/7, zaman harcamak onun için bir oyun.
 
 
Bu şeylerin nasıl yürüdüğüne dair bize bir fikir verin. Yetkili makamlardan, ya da benim alacaklılarımdan, ya da belki ailemin hoşlanmadığım bir kısmından gizlemek istediğim, ne bileyim, bir milyar doları olan zengin biriyim. Ben ne yaparım?
 
Diyelim Avrupa kıtasında yaşıyorsunuz, muhtemelen bankacınız tarafından offshore ilişkilerinizi yönetecek biriyle tanıştırılırdınız. Yapılması gereken işin çoğu kısmı Avrupa kıtasında ya da ABD'de yasal olmayacaktır, en azında bu bölgedeki herhangi bir ülkenin pasaportuna sahipseniz. Deniz aşırı şeyler edinmek zorundasınız.
 
Büyük bir olasılıkla milyar dolarlık varlıklarınız tek bir şey olmayacaktı. Yazlık evler, finansal araçlar, aile şirketi gibi bir sürü farklı şey olacaktı. Ve her birine ayrı ayrı muamele edilmesi gerekecek çünkü tüm bu vergi cennetleri birbirleriyle rekabet ederek uygun küçük birer oyuk oluşturuyorlar. Dolayısıyla İsviçre, Kayman Adaları'yla başa baş yarışmaz. Cayman aile şirketinizi getirip koyabileceğiniz en iyi yer olduğunu söyleyerek kendi özel uygun yer kanunlarını yaratırken, Cook Adaları sanat koleksiyonunuzu getirip koymak isteyeceğiniz yer olduğunu söyler.
 
Bilmeyen insanlara bunun söylenmesi gerekebilir; şirketin kendisi ve sanat koleksiyonu kelimenin tam anlamıyla bu offshore merkezlerine göç ettirilmez. Onlar sadece orada yasal amaçlar için bir tür kayda geçirilirler. Bir offshore merkezinde hemen hemen hayali bir şekilde kaydedilmiş şeylere sahip olmak kulağa biraz garip gelir ancak bunu yapmak tamamen yasaldır. Bunun size kazandırdığı, o varlıkla istediğiniz şeyi yapma özgürlüğünü size sağlayan yasanın koruması altına varlığı alabilmenizdir.
 
Örneğin, çok değerli ve nadir bulunan bazı sanat eserleri ticaretinde Birleşmiş Milletler'in kurallarından kaçınmak isterseniz, Cook İslands'ın emanetine sanat koleksiyonunu koyarsınız çünkü o zaman Birleşmiş Milletler kurallarına karşı bir nevi dokunulmazlık kazanırsınız. Sanat eserini satabilirsiniz. Bu gibi uluslararası yasalar tarafından sınırlandırılmadan müzelere kiralayabilirsiniz. Uluslar arası amborgoları delen ticaretten ayrıca kar elde edebilirsiniz ve başınız belaya girmez. Onlara bir kuruş vermeden boşanmak ya da mirastan mahrum etmek istediğiniz akrabalarınızdan para gizleyebilirsiniz. Belli yetki alanları zengin insanlara bunu sağlamada uzmanlaşmıştır.
 
Varlık yöneticisi, kaygılarınız ne olduğu, hedeflerinizin neler ve tam olarak ne tür varlık ve yükümlülüklere sahip olduğunuz hakkında bir çok epeyce kişisel bilgiyi ortaya sereceğiniz uzun bir karşılıklı konuşma yapmak zorunda olacaktır.
 
 
Bu, gerekli olan bir sosyo-duygusal zeka hakkında daha önce söylediğiniz şeyle ilgili kısım. Bu sadece para ve yasa meselesi değil ancak söz konusu olan müşterinin tüm hayatı.
 
Doğru. Ve bu da mesleği büyüleyici yapan şeydir. Teknik olarak çok iyi bir cerrah olabilirsiniz fakat insan olarak bir pisliksinizdir: hastaya karşı tutum yok, empati yok, hiç bir şey yok. Fakat insanlar hala size geliyorlar çünkü beyin tümörü ameliyatı konusunda güvenilebilecek en iyi kişi sizsiniz.
 
Ancak, iyi bir servet yöneticisi olmak için, yalnızca hukuki finansal uzmanlık açısından oyunun en üstünde olmakla kalamazsınız, birden fazla kültürle ilgili endişeleri anlama konusunda gerçekten olağanüstü becerilere de sahip olmanız gerekir. Ve iyi bir psikolog olmak zorundasınız. Röportaj yaptığım bir kaç insan, "Ben, zenginler için sosyal bir işçiyim," dedi. Ve dalga geçmiyorlardı.
 
 
Burada bahsettiğimiz çok para, 80'lerdeki teknolojik ve finansal devrim, düzenlemeler ve bunu gibi şeylerle birlikte yaratılan yeni servetlerdir. Dolayısıyla nesilden nesile bir aktarım olmadı, belki en çok bir iki tane vardır. Büyük miktarlarda etrafta dolaşan büyük bir yeni para var. Bu offshore merkezlerinin yaratılması ve artışının arkasında olan şey, kanunen el konulmasından aslında korkan bu yeni servetler midir?
 
Hayır, öyle olmadığını söylerdim. Ve tüm bunların ekonomik araştırmalarını kavramak önemlidir; diyelim ki yeni servetler yapan Silikon Vadisi girişimcilerinin ortaya koyduğu herkesin kendini sisteme yükleyebileceği ve bir sonraki Steve Jobs olacağı Amerikan inancı gerçekte doğru değildir. Girişimcilik faaliyetinde bulunan insanlar bunu yapıyorlar çünkü arkalarında miras aldıkları bir servet var. Özel bir emniyet ağları var.
 
Bu gerçekten de girişimci faaliyeti yönlendiren şeydir, miras kalan servet. Size çoklu offshore hesaplar açtırmada zenginlik seviyesi gerekli değil ancak bir girişimci olarak birden çok başarısızlığa uğramanız yeterlidir; sokakta bir kutu içinde yaşamak zorunda kalmazsınız. Sadece yerden kalk ve tekrar yap. Son çare olarak başvuracağınız aile kaynaklarınız vardır.
 
Ancak, dünyanın her yerinde röportaj yaptığım altmış beş servet yöneticisine göre, offshore'un büyümesini teşvik eden şey sorusuna geri dönersek, bu aynı anda gerçekleşen birkaç şey ile alakalıydı. Ben doğmadan önce, döviz denetimi diye bilinen şeyler vardı. Bazı ülkeler hâlâ onlara sahipler, ancak bunun anlamı, ülkeniz dışına sabit belirli bir miktardan fazla çıkarmanıza izin verilmemekteydi ve genellikle daha çok az bir miktardı.
 
Varlık yönetimi eğitim programında bana öğreten insanlardan biri İngiliz'di ve şunları söyledi: "Yetmişlerde, eğer İngiltere'de idiysen ve tatile çıkmak istediysen, ülke dışına elli sterlinden fazla çıkaramazdın. Bu, tatili epey zorlaştırırdı."
 
Dolayısıyla bir düşünün, eğer bir şirketseniz ve iş yapmak istediniz, çünkü döviz denetimi size de uygulanıyordu. Şirketler, döviz denetimlerinin uygulanmadığı offshore finans merkezleri olarak bildiğimiz bu yasal finansal kimseye ait olmayan tarafsız bölgelerin yaratılması için lobi yapmak zorunda kaldılar. Böylece Manş Adaları ve Anglo Norman Takımadası doğdu: teknik açıdan hala Büyük Britanya'dır, bu yüzden oraya para götürebilirsiniz ancak para buraları İngiltere'de olduğundan çok daha büyük miktarlarda terk edebilir. Böylelikle insanlar, küresel ekonomiye bağladıkları kanallar olarak Manş Adaları ve Anglo Norman Takımadası ve Büyük Britanya'nın krallığına ait diğer bağlılıkları kullanmaya başladılar. Bir tanesi buydu.
 
Diğer şey ise, yetmişli yıllarda birçok ülke geniş refah devletleri oluşturmaya başladı, bu yüzden de vergiler yükseldi. Ve bir sürü zengin kişi bu vergileri ödemek istemedi. Döviz denetimlerinin kaldırıldığını ya da offshore finans merkezlerinin kullanılabilirliğini gördüler ve "Ah ha. Eğer şirketler kullanabiliyorsa ben de kullanırım," dediler.
 
Tepeden aşağıya yuvarlanan bir kar topu gibi kendini çoğaltan bu devasa büyük endüstri haline geldi çünkü servet, Thomas Piketty'nin gösterdiği gibi, diğer bütün ekonomik varlıklardan çok daha fazla kendini çoğaltma eğilimine sahiptir.
 
 
Kitabınızı okurken, yaratmaktan ziyade serveti korumadaki bu uğraşın kapitalizme sürünerek giren belli bir yaşlılık belirtisi olduğunu düşünüyordum. Bana yaşlı bir adamın hisse senetlerinden belediye tahvillerine geçmesini hatırlatıyor ve hepsi sermayenin korunmasıyla ilgili. Bankacıların bu hedefe ulaşmada nasıl bir miktar kibirli olduklarından bahsetmedik. Fakat, sistemin gelişmesiyle o kadar alakalı olmayan ancak hükumetin ya da akrabaların meraklı bakışlarından uzak tutulan, el konulan bu devasa servetlerle ilgili kapitalizmin durumuna ne demeli?
 
Kapitalizmi sevme ve kapitalizmle ilgilenme çabasında olan insanlar bununla ilgili üzülmelidir çünkü sermayenin giderek daha fazla ufak bir grubun ellerinde yoğunlaşması ekonomik sistemin verimsizleşmesi demektir. Servetin çok küçük aile grupları arasında nesilden nesile geçtiği feodalizme doğru geriye gidiyor. Bugün şahit olduğumuz şey tam da budur.
 
Oxfam'ın her yıl, servetleri insanlığın en fakir yüzde 50'lik kesiminin toplam servetlerini aşan kişi sayısını belirlkediği bir araştırmada bunu görebilirsiniz.
 
2010 yılında bu sayı 300'ün üzerindeydi. 2017'de ise, Ocak ayı itibariyle, bu sayı sekiz idi.  Ekstra geniş bir golf arabasına sığabilecek sayıda insan şu anda insanlığın en alt yüzde 50'lik kesiminin toplam servetine sahip.Bu feodalizmdir ve zaten biz bunu ABD'de yukarıya doğru hareketliliğin düşüşünde görüyoruz.
 
Artık ABD'de bir miras elde ettiğinizde, bundan sadece asıl zengin insanların çocukları ya da torunları yararlanmaz.Beşinci ya da altıncı nesle de zincirleme etki eder. Bu arada, çoğu Amerikalıların özellikle de Afrikalı Amerikalıların hiç bir şeyleri, öldüklerinde borçtan başka hiç bir şeyleri yok. Sosyoekonomik ölçeğin en üstündeki çok küçük bir grup insan öldüklerinde varislerine dağıtacak milyarlarca tutara sahiptir. Biz esasen kendimizi yeniden feodalize ettik.
 
Siyasi sınıfın, sürekli bütçe kesintilerinin ve kemer sıkma politikalarının bu çağında kaçınılmaz olan vergi gelirlerinin büyük miktardaki kısmını eline geçirmede bir çıkarı olduğunu, ancak diğer taraftan da siyasi sınıfın kaynak yaratmada bu insanlara bağımlı olduğunu düşünüyorsunuz. Örneğin, 2500 offshore ortaklığına sahip Pritzker ailesinden bahsediyorsunuz: Obama'ya çok yakın, Demokrat Parti'nin ana kaynak sağlayıcıları. Bu servetlerden bazılarını gerçekten elde edebileceğimizi hayal edebilmenin herhangi bir yolu var mı? Yoksa bu noktada kapsam dışı mı?
 
Pekala, geçmişte aşırı eşitsizlik durumlarında gerçekleşen şey üzerine yakın zamanda bir kitap yayınlayan bir tarihçi tarafından karamsar bir cevap veriliyor. "Sonraki toplumlar şu an kendimizi bulduğumuz noktaya vardıklarında, bu düzey bir eşitsizliğin etrafında durmadan dönen ve serveti gerçekten yeniden dağıtan tek şey kitlesel ölüm oldu, ya salgın hastalık ya da savaş yoluyla," der. 
 
Umarım bu duruma gelmez, ancak dünyanın zenginleri, özellikle ABD gibi yerlerde, bunun böyle devam edemeyeceğini biliyorlar. Yakın zamanda New Yorker dergisinde lüks yeraltı sığınakları ticaretindeki patlama ile ilgili bir makale vardı. Mesela Peter Thiel gibi milyarderler kendilerine gelecekteki iç savaşta ya da kıyametten sonra ayakta kalabilecekleri en yüksek kalitede bombaya dayanıklı sığınaklar satın alıyorlar.
 
 
Başarılı olması uzak ihtimal görünüyor.
 
Sanırım sadece yeraltında bu kadar uzun süre saklanabilirsin. Ek olarak, özel jetler aldılar ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin pasaportlarını satın aldılar. Oldukça geçerli bir sebepleri olmadan insanlar böyle kaçış planları oluşturmazlar çünkü bu şeyler ucuz değildir.
 
 
http://www.jacobinmag.com/ sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

FACEBOOK SAYFAMIZ