Özgürlük

BİR GAZETECİNİN ÖLÜMÜ

RAISA GALEA MICHAEL GRECH
 
 
Suikaste uğrayan yazar Daphne Caruana Galizia, hayatta savunduğu offshore ekonomisinin kurbanıydı.
 
 

21 Temmuz 2014'te Londra'daki Royal Commonwealth Society etkinliğinde yer alan Malta Başbakanı Joseph Muscat, Daphne Caruana Galizia suikastının ardından muhaliflerinden gelen istifa baskısı altında. Malta Başbakanı / Flickr
 
Maltalı gazeteci Daphne Caruana Galizia'nın suikaste uğraması hem yerel hem de uluslararası medyanın dikkatini çekti.
 
Muhabirlerin çoğu, cinayeti onun çalışmasına bağladılar, bununla birlikte bu çalışmanın farklı yönlerinin de altını çizdiler. BBC, Economist, Guardian ve Washington Post, Politico'nun "şeffaf olmayana ve yolsuzluğa karşı savaşım veren, tek başına bir kadın Wikileaks" gibi olan gazeteci tanımlamasına katılarak onun haberciliğinin küresel önemini itiraf ettiler.
 
La Repubblica ve Zeit Online, Malta'da bağlantıları olan organize suç örgütü tarafından cinayetin düzenlendiğini belirterek bu bilgiyi aksettirdiler. Yerel gazeteler, suikastı "ifade özgürlüğüne bir saldırı" olarak nitelendirdi ve Malta siyasi sınıfının gazetecinin susturulmasında doğrudan bir çıkarı olduğunu ima ettiler.
 
Malta'daki iki büyük siyasi parti de ebedi rekabetlerini kuvvetlendirmek için onun ölümününden istifade etiler. Muhalif Milliyetçi Parti (PN), İşçi Partisi(PL) yönetimini "hukukun üstünlüğünün çöküşü" nedeniyle suçladı ve Başbakan Joseph Muscat'ı istifaya çağırdı.Buna karşılık, Muscat muhalefetin Caruana Galizia'yı susturma konusundaki çıkarlarına ima etti ve "ulusal birlik" çağrısında bulundu. Yerel iş dünyası temsilcileri, suikastın ekonomiyi olumsuz etkileyeceği endişelerini dile getirdi.
 
Avrupa Parlamentosu'ndaki Yeşiller/Avrupa Serbest İttifakı Grubu ayrıca, "bu tür olaylar Avrupa Birliği'ni değil, Putin'in Rusya'sını akla getiriyor" diyerek Muscat'ın istifa etmesini önerdi. Sosyalistler ve Demokratlardan bir temsilci, daha ötesi Daphne Caruana Galizia'nın organize suçları çeken kara para aklama ve vergi kaçakçılığına kolaylık sağlayan ülkeyi eleştirdiğini ve Maltalı yetkililere güvenilemeyeceğini söyleyerek Europol'ün cinayeti soruşturmasını talep etti.
 
Cinayetin ardında kimlerin olduğunu hala bilmemize rağmen Caruana Galizia'nın mirasını değerlendirebilir ve suikastın menfaatlerini analiz edebiliriz. Onun inançları, Malta siyaseti üzerindeki etkisi ve ülkesinin küresel ekonomideki rolü, tümü siyasi düşmanlar tarafından yok edilen savaşım veren bir gazetecinin hikayesini karmaşık hale getiriyor.
 
 
İKİ PARTİ ARASINDA
 
1964'te İngiltere'den elde ettiği bağımsızlığından bu yana Malta sadece iki parti tarafından rehin alındı: İşçi Partisi ve Milliyetçi Parti. Gözlemciler genellikle PL'yi sosyal-demokratik ve PN'yi muhafazakar olarak nitelendirir, ancak bu etiketler tarafların gerçek siyasi koordinatlarını yansıtmamaktadır. 
 
1960'larda ve 1970'lerde iki grup arasındaki rekabet, politikadan kaynaklandı: PL üçüncü dünya bağımsızlığı ve sosyalist hareketlerle bağlantılıydı ve refah devletini korumaya kararlıydı. Bu politikalar onu muhafazakar partinin yakın müttefiki olan Malta Katolik Kilisesi ve PN ile bir çarpışma rotasına yerleştirdi.
 
PN'nin İşçi Partisi'nin ekonomik politikaları ve 1981 genel seçimlerinin sonuçlarını reddetmesi siyasi bir krize yol açtı ve ardından tarafların destekçileri arasında şiddetli çatışmalar başladı.
 
Fakat diğer ülkelerde de olduğu gibi taraflar neoliberal ortada buluştular. Bugün, sözde toplumsal meseleler -boşanma, LGBT hakları ve tüp bebek gibi- sadece onları ayıran.
 
Aslında, 2013'te iktidara geri döndükten sonra PL, kamu varlıklarını özelleştiren ve küresel sermayeyi çeken Üçüncü Yol ekonomi politikası izledi. Yani, selefi PN tarafından belirlenen rotayı büyük ölçüde takip etti.
 
Bununla birlikte bu politik farklılıkların olmayışı rakipliği sona erdirmedi. Her iki parti de, ekonomik, sosyal ve kültürel gerçekliğin partizan yorumlarını yayınlamaya olanak sağlayan TV ve radyo kanallarına sahiptir. Malta'daki siyasi söylem, iki fanatik kulüp arasındaki bir rekabeti andırır.
 
Rekabet kılığında, partiler arasındaki ilişki aslında simbiyotiktir. Her ikisi de, neoliberal politikaları uygulamak için halkın direnişini azaltmaya yardım edecek bir strateji olarak yapı eleştirileri muhalefetin bir propagandası olarak etiketleyip baltalıyor.
 
 
TARAFLI VE PARTİZAN
 
Daphne Caruana Galizia, ulusal kimlik ve gıdalardan Malta siyasetçilerinin gizli banka hesaplarına kadar değişen konular hakkında yazdı. Politico'nun "Avrupa'yı şekillendiren, sallayan ve karıştıran listesinde ona 26. sırayı kazandıran konumuyla, Malta üzerindeki rakipsiz etkisi olan, tartışmalı da olsa, büyük bir fikir vericiydi. Blogu büyük yerel basın kuruluşlarının tümü kadar takipçiye sahipti.
 
Caruana Galizia'nın eşi olmayan etkisi ve trajik ölümü, mirasını ve motivasyonunu eleştirel olarak değerlendirmemize engel olmamalıdır.
 
2016'da iki İşçi Partili hükumet görevlisinin Panama hesaplarını halka açıkladığında uluslararası ilgi gördü. Ertesi yıl bir kez daha yeni bir ifşa ile yerel ve uluslararası manşetlerde fırtına gibi esti. Eski bir banka çalışanının ifadesine dayanarak, Başbakan'ın eşinin Panama belgelerinde geçen bir Malta şirketi olan Egrant'ın sahibi olduğunu iddia etti. Dahası, şirketin Azerbaycan hükümetinden muazzam miktarda para aldığını söyledi. Suçlamalar, görevdeki İşçi Partisi'nin galibiyetiyle son bulan bir erken seçime neden oldu.
 
Bu hikayeler Caruana Galizia'nın öncelikler listesinde yolsuzlukları ifşa etmenin birinci sırada gibi görünmesine yol açıyor ancak o tarafsız olmaktan çok uzaktı. Onun gazeteciliği araştırmaktan çok ifşa etmeyle ilgili gibiydi. Her zaman güvenilir ve siyasi açıdan güncel konularla ilgili hikayeler yayınlamadı. Panama Belgeleri gibi kaynaklar haricinde iddiaları doğrulanamayan kaynaklar tarafından sağlanan bilgileri yaydı. Bu uygulamalar Caruana Galizia'yı bazılarını kaybettiği çok sayıda hakaret davasının hedefi yaptı.
 
Ayrıca gazeteciliğini parti tutmayan olarak tanımlayamıyoruz çünkü nadiren Milliyetçi Partiyi hedef alıyordu. Örneğin, PN 2013'te PL'ye yenik düştüğünde, giden yönetimi eleştirilmedi ve eleştirmedi çünkü kusursuz performans ve toplumsal yarar sağlayan politikaların lekesiz bir kaydına sahip değildi. Bunun yerine, düzenli olarak PN hükümetinin kararlarına övgüde bulundu. Yönetimin, tersaneleri 80 milyon euro zarara uğratıp özelleştirdiği, Malta tersanesi skandalındaki rolünü araştırmadı sadece hareketi alkışladı.
 
Daphne Caruana Galizia'nın tarafsız olarak "şeffaf olmayan ve yolsuzluklara karşı savaş"ından şüphe duymanın bir başka nedeni, Panama Gazetelerinde yer alan eski PN bakanlarının açık deniz hesaplarını açığa vurma ve kınama konusundaki isteksizliği idi. Dahası, İtalyan yetkililer önceki başbakanın oğlunu Ndrangheta para aklama zincirinin bir halkası ile ilişkilendirdikleri zaman, Caruana Galizia onu bütün şüphelerin üzerinde tutmaya çalıştı çünkü o "hemen tanınabilirdi - hatta ailesinin kim olduğu hakkında hiç bir fikri olmayanlarca bile- aynı zamanda da iyi yetiştirilmişti." Sonuçta, en azından birkaç skandalvari ifşaat, oldukça kötü ve ahlaksız davranışlara iştirak yoluyla sadece olayın iç yüzünü kavrayabilecek isimsiz muhbirlerden geldi. 
 
Caruana Galizia'nın PL'ye karşı uzlaşmaz tavrı 1980'lerin çalkantılı aktivizmiyle şekillendi. Antipatisi o kadar derine işlemişti ki, eski parti lideri ve başbakan olan Dom Mintoff'un ölümünden dolayı havalara uçtu ve sıklıkla İşçi Partisi'ni "esasen habis bir örgüt" olarak nitelendirdi. 
 
Onun İşçi Partisi karşıtı önyargısının elitist bir tavrı vardı. Genelde İşçi Partisi politikacı ve çoğunlukla işçi sınıfından destekçilerinin kötü giyim ve pejmürde zevkleri hakkında tabloid gazete tarzı vurucu yazıların yanı sıra politik olarak konuyla ilgili bilgiler yayınladı. Hor görerek PL yetkililerini "paçozlar" olarak adlandırdı.
 
Caruana Galizia, politikacıların uygunsuz davranışları ve onların kanunsuz işlere eğilimi arasında bir bağ gördü gibi görünüyor. Hemen hemen herkese Caruana Galizia, bir sahtekar ayrıca, onun ifadesiyle, stil yoksunu ve/veya kötü bir gramere sahip biri gözüyle bakıyordu. O, paçozlar olarak sınıflandırdığı insanların asla iktidara gelmemesi gerektiğine inanıyordu. 
 
Caruana Galizia'nın sosyal geçmişi bu bağlantıyı aydınlatmaya yardımcı olur. Ağırlıklı olarak İngilizce konuşan bir burjuva şehri olan Sliema'da doğdu, Malta'nın yönetici sınıfı tarafından tercih edilen Jesuit-in kolejinden mezun oldu. Yükselme için onun hor görmelerini paylaşan ingilizleşmiş orta-üst sınıfın önde gelen sesi oldu.İşçi ve alt sınıflar arasında ne kadar rağbet görmese de imtiyazlı çevreler ona saygı gösteriyordu.
 
Onun İşçi Partisi'ne karşı hoşgörüsüzlüğü çok derindi çünkü, onun ifadesiyle, o "kültürsüzlerin,"işe yaramazların" ve "köylülerin" çıkarları ve onları temsil etmek için vardı. Bu nedenle PL "Milliyetçi Parti ile aynı zeminde olamazdı." First lady'nin kıyafetlerini alaya alan ve sıklıkla başbakanın "köylü kurnazlığı" ile dalga geçen sayısız makale kaleme aldı.
 
Caruna Galizia'nın üst tabakaya olan sadakatinin daha fazla kanıtı Adrian Delia Milliyetçi Parti'nin lideri olarak seçildiği zaman ortaya çıktı. Onu, muhafazakar partinin en üst sıralarına sızmaya cesaret eden, parlatılmamış politik yeni bir oyuncu olarak görüyor gibiydi. Partiyi sadık bir şekilde desteklemesine rağmen, Delia'yı beğenmemesi, "esasen suçlu" olan Malta halkını yönetmek için yalnızca seçkin bir azınlığın uygun olduğu konusundaki inancıyla örtüşüyordu.
 
Caruana Galizia, Delia'nın Londra merkezli genelevin kazançlarına özel işlem uygulamak için denizaşırı bir hesap kullandığını iddia etti.  Politik açıdan önemli olan bu ifşayı, iddialara göre İşçi Partisi lideriyle benzer olan, onun tavırlarıyla ilgili aşağılayıcı yorumlarla eşleştirdi. Ayrıca onu, "aşırı kasıntı" oluşuyla ve "beyaz işe yaramaz["white trash":ırkçı bir söylem, aşağılayıcı bir küfür]" model ile olası bir evlilik dışı ilişkiyi ağır bir şekilde eleştirdi. Delia'nın destekçileri Caruana Galizia'nın tehditlerle dolu ifşaatlarına tepki gösterdiklerinde, Galizia onları kötü bir ifadeyle "ayaktakımı" olarak nitelendirdi.
 
Caruana Galizia yalnızca çok özel türdeki yolsuzlukları ayıpladı. Sözümona paçozların yasadışı davranışlarını teşhir etmek için elinden geleni yaptı ancak ancak eski elitlerin ve onların ortaklarının aynı yanlışlarını görmezden geldi. Finans, offshore hesapları, rüşvet ve gücün kötüye kullanım yönetim zafiyetini, şayet "ödlek, işe yaramaz, düşük IQ'lu,"sokak çocukları"na dahil iseler rezil etti.
 
Carina Galizia'nın eylemciliğini düzen karşıtı olarak adlandırmak tamamen gayri meşrudur: güçlü olana saldırmak yerine düzenin ayrıcalıklı olanlarını daha aşağıda gördüğü seçkin olmaya can atanlardan korumuştur.    
 
 
OFFSHORE MALTA
 
Malta'nın finansal planlama ile olan ilişkisi, memurlarının offshore hesaplarının ötesine uzanmaktadır: ülke, AB'nin dördüncü en önemli kurumlar vergisinden kaçınma sağlayıcısıdır. Neredeyse, Avrupa'da en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olan Malta'nın GSYİH'nın dörtte biri finansal hizmetlere ve online kumara dayanır.
 
Milliyetçi Parti yönetimi, Malta'nın Avrupa Birliği'ne üye olmasından bir yıl sonra bu ekonomik modeli 2005 yılında yürürlüğe koydu.
 
Avrupa Araştırma İşbirliği Ağı(EIC) tarafından yapılan araştırmaya göre, Malta her yıl ortaklara yüzde 85 vergi iadesi yapıp yabancı vergilerin 2 milyar Euro'unu siliyor. Veri sızıntılarına göre, Malta'da 70.000 offshore şirket kayıtlı.
 
Ülkenin vergi rejimine diğer AB ülkelerinden gelir akıyor ancak bunu Malta'nın küresel ekonomiye entegrasyonu ve tek pazar bağlamında anlamamız gerekir: suyun yüzeyinde kalabilmek için periferdeki küçük üye ülkeler vergi oranlarını indirerek kurulu düzeni olanlarla rekabet ederler.
 
2013'te iktidarı aldığında İşçi Partisi bir başka şüpheli gelir kaynağı ekledi: Bireysel Yatırım Programı(IIP). IIP, ülkeyi küresel zenginler için bir cennet yapmak için tasarlandı. "yetenekli, uzman ve iş bağlantılarını çekmek[...]" yoluyla teşvik edilen IIP servet sahiplerine vatandaşlık satın almalarına olanak sağladı. Ulusal kalkınma fonuna 650.000EUR katkı yapmaya ve devlet tahvil ya da senetlerine 150.000Eur yatırmaya hevesli herkes başvurabilir.
 
Mayıs 2017'de, Malta'nın Avrupa Birliği dönem başkanlığı sırasında, uluslararası topluluk, ülkenin karanlık finansal hizmetler dünyasında başlatılan bir dizi soruşturma, MaltaFiles üzerine öfkeleniyordu.  Belgeler ülke çapında gerçekleşen yasadışı işlemlerin miktarını ortaya koydu: Azeri devlet petrol şirketlerine, Rus ve Türk seçkinlerine ait gizli hesaplar, vergi kaçıran Alman şirketlerinin paravan şirketleri ve Ndrangheta tarafından işletilen kumar şirketleri.
 
Ortaya dökülenler basını şok etti ve  Almanya'nın bölgesel maliye bakanlarından birinin ülkeyi "Panama" olarak ilan etmesine yol açtı.
 
Bazı politikacıların açık deniz hesaplarını açığa çıkarmaya büyük gayret gösterdikten sonra, Caruana Galizia Malta'nın ekonomik modeli ve vergi rejimini eleştirirdi. Ne yazık ki, durum böyle değildi: ekonomik inançları ve partizan sadakati düşünüldüğünde şaşırtıcı olmayan bir gerçek.
 
Sonuçta, Caruana Galizia serbest piyasayı savunan bir evangelistti. " bir (Maltalı) gazeteci için eşsiz olan bir iş ortamında büyüdüm," diye bir yazının yorum bölümünde yazdı. İş dünyasının iç yüzünü anlayan görüşlerini sıklıkla sergiledi.
 
Ayrıca vergi kaçakçılığından soruşturuluyordu: vergi dairesi, bir vergi denetiminde bildirilmemiş gelir kaynakları tespiti sonrası 101.194EUR borçlu olduğunu iddia etti. 
 
Caruana Galizia, Malta'nın vergi rejimini veya onu destekleyen bir yönetimin sunduğu ekonomik modeli eleştirmedi ancak muhaliflerinin yolsuzluğuna, zevksizliğine ve ahlaksızlığına karşı onay vermedi. Tüm para aklama faaliyetlerinin yasadışılığına meydan okuma yerine İşçi Partili başbakan ile ilişkisi olduğu iddia edilen özel bir bankaya yalnızca odaklandı.
 
MaltaFiles, Caruna Galizia'yı ekonominin sistematik hatalarını görmeye sevk etmedi. Bunun yerine, PL'nin lekelenmiş saygınlığının ülkenin ekonomik başarısını tehdit ettiğini savundu: "Malta Başbakan ve onun iki yandaşı Panama'da şirketler kurmaya karar vermeden önce gül gibi geçiniyordu," diye yazdı ve "sadece Nisan 2016'dan beri . . . Malta . . . böyle bir düşmanlığı kendine çekti," diye de ekledi.
 
Ayrıca, çevrimiçi kumar endüstrisinin organize suçla bağlantılarını araştırmadı. Büyük bir İsveçli çevrim içi kumar şirketinin Malta'yı terk edebileceği yönündeki söylentiler yayıldığında, PL'nin yetersiz ve kötü şöhretinin işleri riske attığından yakındı. Şöyle yazdı: 
 
"Yabancı bir oyun şirketi, hükumetteki politikacıların davranışının ve kurumların yanlış yönetilmesinin, potansiyel para aklama riski gibi diğer yetki sınırları içindeki bankaların Malta'ya karşı dolayısıyla dikkat edilmesini isteyen itibar kaybına sebep olduğu yetki alanı içinde çalışamaz."
 
Kumar devi Malta'da faaliyete devam edeceğini doğruladığında rahatlamasını dile getirdi. 
 
Başka bir deyişle, Daphne Caruana Galizia çarpık ekonomiyi eleştirmedi, sadece iktidardaki hasar veren sahtekarlar bunu yaptı. "Paçozlara" karşı yaptığı acımasız saldırılar sadece ideolojik değildi aynı zamanda pratikti - onların zedelenmiş itibarlarının Malta'nın offshore ekonomisine zarar verdiğine inanıyor gibi görünüyordu. Onun gazeteciliği siyasete yeni atılmışları yerinden etmeyi ve safkan elitlerin yönetimini yeniden tesis etmeyi amaçlıyordu. Düşmanlarının işledikleri suçların dış dünyadan kopuk olmadığını ve küresel sermayenin çıkarlarının, organize suçların faaliyetlerinin ve ülkenin vergi rejiminin dokusuyla etle tırnak gibi olduğunu dikkate almadı.
 
Ne olursa olsun, onun yüksek sesle söylediği ifşaatı mali ve siyasi güçlerin çıkarları için tehdit oluşturmuş olmalıdır. 
 
Bu acımasız suikastin emrini verenlerin ve buna karışanların kimler olduğunu bilmiyoruz. Bununla birlikte, adalet aramak ve bunun gibi gelecekteki suçları önlemek için Caruana Galizia'nın itibar ve ahlak bilgisi eleştirisinin veya Malta'nın "dokunulmazlık kültürü" olarak adlandırdığı şeyin ötesine geçmek gerektiği açıktır.
 
Adalet için gerçek savaşım mevcut ekonomik modelin ahlaki temellerine karşı mücadele vermelidir - Daphne Caruana Galizia'nın öldürülmesi de değişim için bir başka güçlü argüman haline gelebilir.
 
Yazarlar, Jana Tsoneva ve Andre Callus'a değerli katkılarından ötürü teşekkür ederiz.
 
*Daphne Caruna Galizia, 16 Ekim 2017'de aracına düzenlenen bombalı suikastte yaşamını yitirdi.
 
**www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

FACEBOOK SAYFAMIZ