Özgürlük

NAGPUR HAPİSHANESİNDEN MEKTUP

 
 
GN SAIBABA
 
 
GN Saibaba siyasi fikirlerinden dolayı ömür boyu hapse mahkum edildi. Burada Nagpur Central Hapishanesinin meşhur Andaa Hücresi'nde yazmış olduğu mektubu yayınlıyoruz.
 
 

GN Saibaba hapsedilmeden önce.
 
 
Mart ayında bir Hint mahkemesi Delhi Üniversitesi İngiliz edebiyatı profesörü GN Saibaba'yı ömür boyu hapse mahkum etti. Suçu, yasaklanmış olan Hindistan Komunist Partisi(Maocu) ile sözde bağlantılarının olmasıydı.
 
Saibaba'ya kalıcı çocuk felci sonrası yürüme engelli teşhisi konuldu; temel işlevleri yerine getirmek için neredeyse tamamen başkalarına bağımlıdır. Hatta cezasının belirlenmesinden beri Nagpur Central Hapishanesinin meşhur Andaa Hücresi'nde tek kişilik hücre hapsinde çürüyor. Eşi Vasantha Kumari'ye gönderdiği daha önceki bir mektupta şunları yazdı: "Zaten sürekli ateş içinde titriyorum. Bir battaniyem yok. Bir süveterim, bir ceketim yok. Sıcaklık düştükçe bacaklarımda ve sol elimdeki dayanılmaz acı artıyor. Ben burada son nefeslerini vermekte olan bir hayvan gibi yaşıyorum." 
 
Hapishane yetkilileri acısını hafifletecek hiç bir şey yapmadılar. Doktorları böbrek ve safra kesesi taşlarından mustarip olduğunu söylüyor, ancak tedaviye erişemiyor. Ailesi ilaç gönderiyor, ancak onlar eline geçmiyor. Pankreas ameliyatına ihtiyacı var aksi halde enfeksiyona yakalanma riskine sahip.
 
Nagpur Merkezi Hapishanedeki koşullar içinde genelin sahip olduğu küçük pencerelerden sızan aydınlık Profesör Saibaba'nın mektuplarından geliyor. Kumari, kocasının en son mektubunu Jacobin ile paylaştı. Bu kez, Arundhati Roy'un yeni romanı olan Mutlak Mutluluk Bakanlığı'ndaki ana karakterlerden birine, Anjum'a düşüncelerini yönlendirir. 
 
 
Sevgili Anjum,
 
Nasılsın? Umarım Jannet Konuk Evi'ndeki tüm Bakanlıkla birlikte iyi iş çıkardınız. Umarım Delhi'den ayrıldıktan altı ay sonra bile hala beni hatırlıyorsundur. Hapishaneye düşen ya da başka dünyalara gidenleri unutmanın kolay olduğunu biliyorum. Ne de olsa dışarıda hayat devam etmek zorunda.
 
Son iki aydır sana yazmayı düşünüyorum. Gerçekten kendim için ne yazmam gerektiğini açıkçası kestiremedim. Ancak günler ve aylar hücremde akıp giderken, artık kimsenin mektuplarımı okuyup bana cevap vermekle ilgilenmediğini anladım. En yakın arkadaşlarımdan biri olarak sana yazmış bulunuyorum, ancak yeni hayatındaki işaretler, ekibinle şimdiye dek hiç olmadığı kadar çok daha fazla meşgul olduğunu gösteriyor. Birden, mektuplarımı ciddiye alacak ve özgürlüğüm için somut bir şey yapacak tek kişinin sen olduğunu hissettim. Bu düşünce kafama dank ettiğinde, sana yazmam gerektiği konusunda hiç bir kuşku duymadım. Mektuptan da anlaşıldığı gibi.
 
Daha sonra gözlerimin önünde koca bir kaya parçası gibi başka bir sorun yuvarlandı? Sana hangi dilde yazmalıydım? Biliyorum, sana İngilizce olarak yazmak saçma oluyor. Ama ne yapabilirim? Senin iyi bildiğin dili bilmiyorum. Hayatta yaptığım en büyük hatalardan biri Urduca öğrenmemek. 2014-16'da yargılanmayı bekleyen bir mahkum olarak bu meşhur Anda hücresindeyken birkaç kelime Urduca öğrenmeye çalıştım. Ciddi bir şekilde hayatımdaki hatamı düzeltmeye çabaladım, ama kendi başıma bir mektup yazacak kadar bir dil yeteneğine ne yazık ki sahip olamadım(kefalet emirleri hayatımla oynayarak beni bir içeriye girmeye bir dışarıya çıkmaya zorladı). Hapishane yetkilileri Hintçe ya da İngilizce mektup yazmama izin veriyorlar. Okumayı becerebilsem de Hintçe nasıl yazacağımı bilemiyorum. 
 

 
Hapishanede Telugu dilinde yazılmış mektuplarımı sansürden geçirecek bir görevli olmadığı için kendi ana dilimde yazmama izin verilmiyor. Bu nedenle, Telugu dilinde aşkıma yazacak kadar şanslı değilim. Ona sadece ana dilimde yazarsam mektuplarımı anlayabiliyor. O da bana ana dilimizde yazmak istiyor ama yine izin verilmiyor. Teyze dili ya da amca dili kullanıyoruz. Sonunda sana, büyük  sömürgeci teyzemizin bize bıraktığı büyük mirasımız olan dilinde yazmaya karar verdim. Umarım Zainab veya Ustaniji Tilo ya da Dr. Azad Bharatiya senin için bu mektubu okuyacak ve tek bir sözcüğüm kayıp olmadan onu Urducaya tercüme edecektir. 
 
Bozulmakta olan sağlık durumum hakkında, içtenlikle söylemeliyim ki, sana yazarken kendimi mahcup hissediyorum. Kötüleşen sağlığım ve toplamda yirmiyi bulan ciddi rahatsızlıklarım hakkında çoktan haberin olmuş olmalı.Tıbbi nedenlerden ötürü bana kefalet bağışlandığında, daha önce Mumbai Yüksek Mahkemesi rahatsızlıklarımı 19 olarak hesaba kattı. Bu sayı o zaman doğruydu. Ancak son iki yılda uyku apnesi denilen bir rahatsızlık daha edindim. Vücudumdaki bu yeni rahatsızlığı keşfeden Haydarabad'daki doktorlar, burnumu boğazıma hava pompalayan ha bire bir makinenin içine sokmayı önerdiler. Bunu Haydarabad'ta bir hastenede denedim, ancak gece boyunca uyumayı başaramadım.
 
Daha önceki on dokuz rahatsızlığı burada açıklamaya girmeyeceğim, çünkü Vasantha'nın Saddam Hussain'e bir WhatsApp ve FaceBook mesajı göndermesi gerekir. Vasantha ve Muralidharan sağlık durumum hakkında NHRC'ye detaylı bir rapor sunmuştu ve daha sonra haber yayıldı. WhatsApp veya FB'yi kullanmaktan hoşlanmadığını biliyorum ama Saddam'ın akıllı telefonuyla bu ayrıntıları göstermiş olduğundan eminim. Zainab her detayı sana Urduca tercüme etmiş olmalıydı. Bugünlerde şiddetli rahatsızlıklarımın o kadar bilincindeyim ki, mektup yazmayı seçtiğim kişilere ayrıntılı bir şekilde onlar hakkında yazma eğilimi içine girdim. Bugünlerde anneannemin genç kız kardeşi gibi kendim için söyleniyorum. Sağlık sorunları hakkında gelen tüm misafirlere beş altı saat konuşurdu. Çocukluğumuzda ondan kaçardık. Fakat, son 50 yılda kesinlikle 19-20'den çok rahatsızlıktan şikayet etmiş olsa da 90'larına kadar hayatta kaldı. Umarım onun genlerini alırım ve sonunda mirasa konarım. Onlardan şikayet etmeye başladığımda çok ama çok acı veren doğaya karşı rahatsızlıklarım saçma gibi gelse de ama bunlar gerçek. İnan bana. 
 
Şimdi sen bir mezarlıkta yaşıyorsun ben ise, "onurlu" toplumdan(Dünya) çok uzakta hapishanede Andaa denilen bir hücredeyim; ikimizde büyük toplumdan sürgün edildik. İşin garibi ikimizde bu büyük toplumu seviyoruz. Ancak durumumuz çok farklı. Sen kesinlikle özgürsün. Fakat, yeni doğan özel hayatın gizliliği de dahil olmak üzere bütün temel hakların yasal olarak onlara ilişkin buyrulmuş makul kısıtlamaları olduğu bize anlatıldı. Yine de, bu kısıtlamalar olmaksızın sınırsız özgürlüklerin keyfini sürüyor görünüyorsun. Ben kesinlikle tamamen özgür değilim.Hapishane içinde hapishaneyi yaşıyorum. Ünlü UAPA'nın(Yasadışı Eylem) beşinci paragrafına göre hükümlü terörist gibi muamele görüyorum. Hayır. Hayır. Öyle muamele görmüyorum. Aslında öyle mahkum edildim.
 
Mutlak özgürlük ve mutluluğun tadını çıkar, ki insanlığın geri kalanı birkaç yüzyıl önce zaten onları kaybetti. Sen insan toplumunun tarihinde biricik insansın. Bu yüzden özgürlüğüm için bir şeyler yapmanı senden rica ettim. Serbest bırakılmam adına mücadele yürütmek için başka kim uygun olabilir? Davamı alacağından da kesinlikle eminim. Bu mektubu bitirmeden önce senden özel bir ricam var. Eğer ortak arkadaşımız Bayan A. Roy'la karşılaşırsan, lütfen selamlarımı ilet. Haydarabad'daki arkadaşlarım, iki yıl önce tercüme ettiğim bir kitabı çıkarmak için onu arıyorlardı. Lütfen, zamanı olursa oraya gitmesi ve kitabı yayınlaması için onu haberdar et. Umarım, Dr. G. N. Saibaba'nın çıkarılması için ayrıca kitabı çıkarmaya çabalayacaksınız.
 
Unutmadan önce Bayan Udaya Jebeen'e sevgilerimle.
 
Sevgilerimle
 
G.N. Saibaba:
 
(Dr.G.N. Saibaba).
Andaa Hücresi
 
Merkez Cezaevi
Nagpur
31 Ağustos 2017
 
 
P.S.:- Jannet Guest House'daki Tilo, Zainab, Saddam, Saeeda, Nimmo, Dr Azad Bhartiya ve diğer tüm kişilere selamlarımı iletin.
P.P.S.:- Musa'ya, eğer hala hayatta kaldıysa selamımı iletin.
P.P.P.S.: - Cevabınızı dört gözle bekliyorum. Hapishanelerdeki kişilerin mektupları nasıl beklediklerini çok iyi bilirsiniz. Cevap vermeseniz bile yine size yazacağım, lütfen unutmayın.
 
www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

FACEBOOK SAYFAMIZ