Özgürlük

GERÇEĞİN KAVRANILMASI İÇİN NE KADAR SÜRE GEREKLİ ?

Yaşanılan maddi ortamın ve şartların değişmesine kadar! Dünya görüşünün değişmesine kadar... Kızıl ordu Berlin’de saklandığı yeri ararken, Hitler fare kapanı gibi sıkıştığı sığınağında hangi dünyalardaydı? Harita üzerinde Berlin savunmasını nasıl yapacağının dünyası mı?  İnsanlar ve alemiyle ilgili bir sorun var. Yoksa gerçeklik doğabilimsel yoluna zaten en acımasız biçimiyle devam ediyor. Bu ve benzeri faşistler gerçeği kavrayarak mı dünyayı terketiler? Nenemin sakalları hikayesi ! İnsanlar aleminin kendi algılarına uydurduğu manipülasyonlarla doğasal gerçekliğin ne alakası varsa, işte o ! Gerçekliğin onların düşüncesiyle bir alakası var mı?  Ya da doğanın ve insanlık tarihinin onların ne düşündükleri çok mu umrunda? İşte bu belirli bir dünya görüşünden hareket halindeki olay ve gelişime yaklaşma mücadelesi. Başka bir dünya görüşünden, Türkiye dar gelir dünyayı kurtaracak olan uzmanlar yine devredeydi. Ekim devriminin yıl dönümünde’’tek ülkede devrim olamayacağının, Marks’ın kanıtlanmasıdır. Devrimi Stalin yüzünden tek ülkeye kilitlemeye kalktılar. vs. vs.’’ Kapat çeneni bir dinlemeyi öğren ! Biz senin bu lafı güzaflarını bile birşeyler öğrenebilirmiyiz diye okumaya katlanırken..! Yok yapamazsın ! Çünkü gökten inme kurtarıcılık uzmanlık koltuğuna yerleşmiş gelişmemeye yeminlisin ! Sayın uzman kardeş olduğun yere çok yakışıyorsun, seni ve yakıştığın yeri ilgilendirir lakin: Dünyanın yarısından fazlası Sosyalizmle idare ediliyordu ! Hangi tek ülke ? Aynı dünya’da yaşamıyoruz sanırız ! Senin idealist dünya görüşünde kurtuluş savaşı  kaderi belirli ve Kemalizm alın yazgılı bir baş ve sondu. Şimdi Kürt miliyetçileriyle oluşunu biryana bırakalım. Doğada hareket halinin fakındamısın ? Bize göre gelişenin içerisindeki anti emperyalist, anti kapitalist, bağımsızlıkcı vb. yönlerin geliştirilmesi mücadelesiydi. Senin dünyan gibi pragmatik bir ihtimal hesabı değil... Şimdi hangi rüyana dayanarak solun kemalistliği gibi insafsızlıkları dilendiriyorsun bilinmez ?! Lakin yaşadığın bu rüyadan ne zaman uyanacaksın?

 İşin espirisi acıklı yönünü bırakırsak aynı soruyla devam etmeliyiz. Gerçeğin kavranılması için ne kadar süre gerekli? Ülkede genellikle işçi sınıf temeline oturtulamamış, küçük burjuva lümpen bir kurtarıcılık dünya görüşüyle her önüne gelen kendini başlangıçtan kurtarıcı koltuğuna oturtarak olay ve kişilere bakmaya çalışıyor. Gelişmeye ve öğrenip eğitilmeye kapalı yani hareket halini durdurmaya çabalayan şekliyle devrimci dünya görüşü dışında bir durum. Yaşanılanlar, öğrenmen ve eğitilmen gereken deney birikimleri. KARAR VERMEN GEREKEN gelişimler değil...Dünya görüşü farkını yeteri kadar açık ifade edebildik mi? Kimileri’’entellektüel.’’ Kimileri’’nato mermer ....’’ Özünde gelişimi durdurma ilkeliği ve tutuculuğu. Sanırsın’’Stalin şöyle yapsaydı. Lenin şuna dikat etseydi. Enternasyonal Faşizmi doğru   tahlil etseydi. Belki Hitler olmazdı. vs. vs.’’ Sanırsın yüksek bilgileriyle ülkesinde ya da yakıştığı yerdekiler devrimi ha başardı ha başaracak !!! Ya da kimileri gibi ortada hol yok yumurta yok’’karar mercii kim olacak? Bunu belirleyelim. Karaları biz alırız vs. vs.’’ Sanırsın kendileri karar alıyor diye Türkiye’de devrim ha oldu ha olacak ! En azından kitleler bu kararlara bakıp akın akın saflarına katılıyor!!! ÖZELEŞTİRİ ? O NE? ELEŞTİRİ ! BAK BU İYİ ! İNSANLAR DEĞİŞİR Mİ? Yukarıda bahsi geçen dünya görüşlerinden aynı sorunun farklı biçimi. Reel insan profili ya da idealist dünya görüşü açısından olamayacak bir olay. Değişmez ya da yaradılışla kader olarak yazılmış. Kaderini değiştirmek elinde mi? Tabii bu kadarla kalmıyor. Devrimcilik adına Charles Bukowski savunanlar! ‘’Kimseyi değiştiremezsin....Devrim kelimesi hoş geliyor kulağınıza değil mi? Ama hiç hoş değildir inanın bana. Devrim nedir söyliyeyim : Kan, bağırsak ve delilik. Yolumuza çıktıkları için ölen küçük çocuklar , olup bitenden habersiz yavrular.... ‘’ Bu senin dünyan mı? İnsanlar değişmezse, devrim olmaz demektir... Yoksa ne dediğini mi bilmiyorsun ?  Aynı soruyu farklı biçimde sorarlar. Oysa yüz yılardır devrimcilerin tartışıp gayet net cevap verdikleri konudur. Öğrenmeye gelişime niyeti olsa, çocukların yeni öğrendiklerini kimsenin bilmediği bir şey öğrendiğini sanması gibi davranmazdı..! İnsanlar bencil midir? Yoksa toplumsal, paylaşımcı mıdır? Yaşdığımız maddi koşullar düşüncemizi belirler. Devrimciler hariç... Sana kitaplarda bulamayacağın yukarıda konusu geçenle de ilgili çok kısa bir deney birikimi özeti. Türkiye’de yaşayan birinin SSCB de yaşayan birini, olay ve gelişimleri nasıl algıladığını anlamsı mümkün değildir. Bu gün aynı ülke vatandaşlarının kapitalist gelişimleri anlama ve algılaması da zaman alacak bir olay ve şok yaşamasıdır. Devrimciler hariç ve genel olarak bahsedilirse. Uzun lafın kısası insanlar bencil değil, doğmazlar ve kolektif paylaşımcı yaşamlarıyla doğaya tutunabilmişlerdir.    

Teorik ve ideolojik birliğin geçmişin devrimci ders ve deneyleri üzerine yeniden oluşturulması gereken bir dönemin zorlukları bunlar. Söylenilen ve tartışılmaya çabalanları olay ve gelişimleri algıladığı ya da istediği biçimde yorumlama ‘’özgürlüğü.’’ İşe geldiği biçimde yorumlanabileceği olumsuzluğuna karşın mümkün olduğunca açık ve yürekten geldiği biçimiyle tartışmaya çabalayalım. Günümüzde geçmiş alışkanlıkların da devamı teorik ve ideolojik birlik varmış gibi davranma zorlaması! Emperyalizm ve buna bağlı ülke tahlilinde değişen var mı? Yoksa eski dergilerde yazılan yetiyor mu? Kerkük’ü nüfuz alanları mücadelesi ve yeniden paylaşımda hangi uluslar arası tekel, Gazprom mu, Texaco mu, Shell mi yoksa BP mi almıştı ? Şimdilik ! Emperyalizm sürekli krizde. Devrimci durum hazır. Formül = Öz örgütlenme + Cephesel örgütlenme. Tamam bunların hepisini hak ediyor olmanız iyi de,  gerçeği anlatmaya yetiyor mu ?!

Her ne kadar istenildiği tarzda anlaşılma gibi bir sorunla karşı karşıya olsak da mümkün olduğu kadar açık ifade etmeye çalışalım. Genel olarak anlaşma ve anlaşabilme de yoğun sorunların yaşandığı bir dönem olması, zorlukları arttırıyor. Denilen ve yapılanlara daha fazla dikkat etmek gereken bir dönem. Herkesin yaşanılanı ve gelişmeleri kendi istediği gibi yorumlama’’özgürlüğü’’olduğunu sandığı bir olumsuzlukta bu noktada zorluklar yaşanmasına neden oluyor. Aynı olayı yaşadığın, gelişimin içerisinde birlikte olduğun insanların gelişmeleri algılama biçimleri hepimizi şaşırtacak düzeylere varabiliyor. Bunun temel nedeni: Teorik ve ideolojik birlikteliğimizin ortadan kalkmış durumda oluşu. Bu bağlamda geçmişin devrimci deney ve dersleri üzerinde yükselen günümüz ve görevlerimize ilişkin teorik ideolojik birliğimizin yeniden oluşturulması gerekliliğidir. Bundan önce de ideolojik bir birliğimiz varmış anlayışıyla, gelişime kendi ve liyakatı vb. ile  müdahalenin yeterli olabileceğini hayata geçirmeye çalışanlar oldu. Ki liyakatları’’kapasiteleri bir kenara’’bırakılırsa en haklı olabilecek insanlardı da ! Geçici toparlanmalar harici bir gelişim sağlanamadı. Teorik ideolojik birliğin yeniden oluşturulması görevi karşısında siyasal tutarsızlık da denilebilecek başka sıkıntıları ön plana çıkarmak gelişim sağlayamazdı ve sağlamadı da.Yeniden ve sıfırdan başlama espirisi hiç bir şekilde doğru kavranamadı. Tanrıların yeryüzüne inememeleri’’büyüyü’’bozdu! Kolektif çabaların yerine eski ve aşılması gereken, üstelik ideolojik teorik birliğin var olduğu dönemlere ait yukarıdan belirleyici abiler ve komutanlar ya da temsili sistemler devam ettirilmeye çabalandı. Kimsenin kimseye güveni olmadığı’’büyünün bozulduğu’’bir dönemde tutmayacağı belliydi. Vakit kaybından başka bir sonuçta çıkmadı. Siyasal çözümlemeler ve söylenebilecek lafları yoksa kenara çekilmenin zamanıydı bu da başarılamadı.

 Pratik tavırların özeleştirisi yaşamın kendisi ve mücadelede alınan tavırlarla lafın ve sözün ötesinde zaten ortadadır. Aşılabilmesinin anlamıda mücadelenin kendisinde siyasal tutarlılıkla olacaktır...  Sözle aşılacağını sanmak eksik ve yanlış bir dünya görüşünün sonucudur. Esas özeleştiri siyasal tutarlılıkla, ilgili alınan siyasal tavırlar ve dönemeçlerde verilen kararlarla ilgilidir. Yani dünya görüşüyle ilgilidir. Özeleştiri: Devrimci dünya görüşü doğrultusunda dünyayı ve de gelişim ve olayları kavrama ile mücadelesindeki değişimdir... Bunun için özeleştiriden bahsedildiğinde de farklı algılar sonucu farklı beklentiler ortaya çıkabilmektedir. Bu şekilde kişiler ve olaylar kıskacında kimsenin çözemeyeceği ve gelişimin olamayacağı açıktır. Deney birikimleri ortada dururkan başka isimlerle aynı şeyi deneyip farklı sonuç çıkacağını beklemenin doğru olması mümkün değildir. 

 Kurulan ilişkilerde sorun insanların değişip daha iyiye ve doğruya ilerleyip ilerlemeyeceğiyle ilgili dünya görüşüdür. Bizler açısından insanlar değişir...Ki zaten değişiyorlar! Daha doğruya derken; doğabilimsel doğrulara gelişim çabasında olmak zorunluluğumuzdur. Bu bağlamıyla başlangıçta iyi niyetle yaklaşılması gereken, birlikte doğruya gelişim içerisinde aşılabilecek sorunlar olarak görülmesi gerekenler, kendini dayatma ve gelişimi mümkün olmayan noktalara geldiğinde ;  niyet başka siyaset başka demenin zamanıdır... Örneğin gelişimi olaylar ve kişiler bağlamında gören ve bu doğrultuda çözüm olacağını bekleyenler ayrı bir dünya görüşündedirler ve birlikte gelişilebilecek bir yolun olmadığı ortadadır. Siyasal çözümlemeleri olmayan bu yolda gelişim çabasında olmayanların doğru bir yere gitmeleri mümkün değildir. Aynı bağlamda ne politik bir yapı  olma  hakkı ne de yaşamda anlamı yoktur.

Genellikle işler yürüyor görüntüsü sağlamak uğruna herkesle farklı katagori ve tarzda ve birbirinden bağımsız kurulan ilişkilerden başka bir örgütlenme çıksa da devrimci örgütlenme çıkmaz. Çünkü devrimci örgütlenme, devrimci dünya görüşü doğrultusunda olay ve gelişmeleri ortak ve bütünlüklü yani organik yorumlayıp mücadele eden bir örgütlenmedir. Teorik ve ideolojik birliği olmayan yapıların ve ilişkilerin devrimci örgütmüş gibi gösterilmesine son verilmelidir. Ve doğada hiç bir anlamı yoktur. İşler yürüyor görüntüsüne feda edilen devrimci örgüt’’dönemin gerçekliği’’ mi ? Mutlaka değil...Bu abluka mutlaka dağılacaktır... Gerçeğin kavranması için ne kadar süre gerekir ? Devrimciler deney birikimlerinden ve bilgi birikimlerinden öğrenebilecek kapasitededirler... Her olay ve gelişimi tekrar kendilerinin yaşayarak öğrenmesi gerekmeyecek kadar... Çünkü maddi yaşam koşullarını kendi elleriyle değiştirebilecek yani dünya görüşlerini devrimci kılabilecek mücadele yetenekleri vardır...

ÜRETENLERİN DOĞRUDAN YÖNETİMİ DOĞRUDAN DEMOKRASİ MUTLAKA KAZANACAKTIR.

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ.

 

ÖZGÜRLÜK YAYIN VE ÜRETİM KOLEKTİFİ

Error: No articles to display

FACEBOOK SAYFAMIZ