Özgürlük

SOPAYA HAYIR

 
 
OWEN EMMERSON
 
 
17 Mayıs 1972'de on bin İngiliz çocuk bedensel cezayı protesto etmek için okulu terk etti ve otoriteleri yasayı değiştirmeye zorladı.
 
 

1972'de İngiltere'deki grevci çocuklar.
 
İskoçya'nın çocuklara tokat atmayı yasaklayacak olan geçtiğimiz haftaki duyurusu bedensel ceza üzerine uzun süredir devam eden tartışmayı yeniden alevlendirdi. "Makul bir ceza" tanımını karşıladığı sürece, Britanya Avrupa'da çocuklara tokat atmanın yasal olduğu dört ülkeden biri olmaya hala devam ediyor.
 
Buna rağmen bedensel cezaya karşı İngiliz hareketleri geçtiğimiz on yıllar boyunca etkileyici güç gösterilerinde bulundu: mahkemelerde(1948), donanmada(1957), hapishanelerde(1967), devlet okullarında(1987) ve yakın zamanlarda özel okullarda(2003) bedensel cezanın hakkından geldiler. Doğrusunu söylemek gerekirse, yasal olarak kaldığı tek kurum en çok ihtilaf yaratandı - ev.
 
Antropolog Geoffry Gorer 1950'lerin başında yaptığı "İngiliz Karakteri" araştırmasında, İngilizlerin çocuklarını cezalandırmaya gelince "şiddet zevkleri" konusunda acayip bir yatkınlık gösterdiğini belirtti. Yüzyılın akışı içinde Avrupa'da kademeli olarak şiddet kullanımı yasaklanmasına rağmen İngiltere meydan okudu. Uygulamayı sona erdirme girişimleri, çok dikkati çekecek bir şekilde 1917'de Sovyetler Birliği'nin şiddeti okullarda yasaklaması sonrasındaki dönemde, devrim ateşinin belirtisi olarak bir zamanlar yerden yere vuruldu ve reddedildi. Fakat bedensel ceza tartışmaları, 1960'ların sonları ve 1970'lerin başında Britanya'da aslında en devrimci seviyesindeydi ve kavgaya öncülük edenler yetişkinler değildi. 
 
En çarpıcı an, on bin okul çocuğu greve gittiği zaman 17 Mayıs 1972'de yaşandı. Polis, "Sopaya Hayır" yazan pankartlarla caddelerde yürüyen kalabalığı zaptetmek için mücadele ederken Londra'nın merkezi felce uğradı. Çocukların niyetlendikleri gibi Trafalgar Meydanı'nı işgal etmelerine isteksizce izin veren memurlar, yolda örgütçülerin çoğunu tutuklayarak, çocukları büyük gruplar halinde Londra'nın bir tarafından diğer tarafına dağıttı.
 
Gösterinin fotoğrafları ertesi gün gazetelere çıktı. Daily Mail, cezanın "Öğrenci grevci güçlere" kesildiğini bildirerek, "ailelerin gücünün" kazandığını cırladı. 
 
 
ÇOCUKLAR YÜRÜYOR
 
1968-1974 yılları arasında var olan ve İngiltere'de bedensel ceza tartışmalarında kayda değer kazanımlar sağlayan çocukların öncülüğünde bir hareket.olan Okullar Eylem Birliği(SAU) tarafından yapılan bir çağrı üzerine çocuklar okuldan ayrılmışlardı.
 
Okullar Eylem Birliği tek bir cevherden meydana gelmedi; daha ziyade, yurtiçi ve yurtdışındaki çeşitli ve geniş katılımlı protesto gösterilerinin doruk noktasıydı. Bunlardan biri, Mart 1968'de, deriden yapılmış kırbacın aşırı kullanımına karşı bir tepki olarak grev yapan Manchester'deki Myles Platting Ortaokulundan yüzlerce öğrencide görüldü. Kısa süre sonra, grevdeki öğrenciler Manchester Ortaokul Öğrencileri Birliği'ni kurdular. Kısa bir süre sonra onlara Swansea İlerici Öğrenciler Birliği, Bristol Altıncı İttifakı ve Cardiff Ortaokul Öğrencileri Birliği de katıldı.
 
SAU'nun kurucu üyelerinden Tricia Jaffe, Mayıs 1968'de yaşanan huzursuzluk döneminde Paris'te bulunmuş ve Comites d'Action Lyceens üyeleri ile dostluklar kurmuştu. İngiltere'ye döndüğünde yoldaşlarının başarısızlık ve başarılarından yararlanabildi ve Ekim 1968'de Özgür Okul Mücadelesi'nin(FSC) bir parçası oldu. Ocak 1969'da bu hareketlerin ilk kez bir araya geldiği FSC konferansını örgütledi.
 
Konferans, ITV'nin Dünya Eylemde programından yapılan geniş çaplı televizyon yayını ve Ulusal Cephe üyelerinin planlı istilasına karşı büyük bir polis kalabalığı ile birlikte çok fazla tanınma elde etti. Konferans hareketler arasındaki birliği oluşturmak için bir çaba gibi tasavvur edilmesine rağmen sonunda daha çok onları böldü. 
 
Öğrencilere sopayı reddettikten sonra yerinden olmasıyla çok daha fazla tanınan okul müdürü Michael Duane öğrencilere ateşli bir konuşma yaparak şunları söyler: "İçinde bir parça politika olan bir eğitim mi yoksa içinde bir parça eğitim olan bir politika mı isteyip istemediğinize siz karar vermelisiniz."
 
Özgür Okul Mücadelesi, merkezileştirilmiş örgütlenmeden kaçınan apolitik bir birlik olarak tanımlanmaya karar vererek geçmiş yolu seçti. Bu çizgiden ayrılanlar, "içinde bir parça eğitim olan politika" yerine diğerini seçerek Okullar Eylem Birliği(SAU) bayrağı altında ayrı bir grup oluşturdular. SAU'nun talepleri şunlardı:
 
1. Öğrenci ve personel tarafından okulların denetimi
2. Konuşma ve toplanma özgürlüğü
3. Bedensel cezanın yasaklanması
4. Okul üniformalarının kaldırılması
5. Karma meslek okulları
6. Öğretmenlere daha fazla ücret
 
SAU radikal bir değişim istedi ve FSC'nin aksine, açıkça diğer siyasi hareketlerle birlikte örgütlenmeyi seçti. Öğretmenlerin zihinlerini değiştirmek istediler ve başarılı olmak için dayanışma sağlamanın gerekli olduğunu anladılar: "Öğretmenlerimize karşı olmaktan uzakta, otoriter ve disiplin yanlısı meslektaşlarına ve üstlerine karşı onların çoğunu desteklemek istiyoruz ve onların desteğine ihtiyaç duyuyoruz."
 
SAU birkaç ay sonra ulusal çapta örgütlenmişti. 20 Kasım 1969'da yaptıkları gibi öğretmenler greve gittiklerinde Londra SAU ihtilaf üzerine kendi bildirilerini bastırdı ve dağıttı ve de gösteriye bir temsil heyeti gönderdi. Öğretmenlerle ilişki kurulduğunda onları, örneğin 4 Temmuz 1969'da katılımcıların Mayıs devrimi, Chicago ayaklanmaları ve Hornsey Sanat Akademisi'nin işgali üzerine film seyrettikleri SAU'nun "film gösterimli okulda yapılan açık oturum gösterileri"nin birine davet ettiler.
 
SAU, ofis kiralamak için yeterli bağış toplayabilmek için ofset baskıyı planladı. Her biri iki haftada bir abonelik ücretiyle üç pence'e satılan iki dergi, Vanguard ve Rebel, yayınladı. Ayrıca film geceleri ve "Gerilla Tiyatrosu" oyunları tertiplediler ve sonunda "radikal bilgi bürosu" ve yeni basılan Gay News Agitrop'un yanında North Gower Caddesi'nde bir yer edinmek için yeterli miktarda para topladılar. Kendi yerlerine sahip olma, öğrencilerin daha önce mümkün olmayan şekilde konuları tartışabilme, yazabilme ve örgütlenebilmelerini sağladı. 
 
Kendisini "Sol adına iletişim hizmeti, el ilanları, haber ve kişiler için dağıtım kanalları oluşturmaya çalışan" olarak tanıtan Agitprop gibi radikal bir yayımcı ile aynı yeri paylaşma, SAU çocuklarının solcu grupların geniş bir kesimiyle temas kurması anlamına geliyordu.
 
Ayrıca, iletişim olanaklarını da büyük ölçüde geliştirdi. Vanguard'ın ilk sayısı bir okul yazı defterinden çoğaltılırken, SAU'nun Agitrop ile giderek artan ilişkisi onlara filmlerden sanat eseri hazırlanması ve gelecek baskılar için taş baskı hakkında bilgiye erişim sağladı. Kendi politik görüş, mektup ve eleştirilerinin yanı sıra yeni ve hoş bir şekilde popüler kültürden imgeleri kullanmalarına olanak sağladı.
 
 
SINIF POLİTİKASI
 
SAU, 1969 yazında ülke genelinde yirmi yedi şubeye sahipti. Ayrıca üç ulusal konferans düzenledi - iki tanesi Birmingham, bir tanesi Londra'da - ülkede çok sayıda grevi idare etti. SAU ortaokul ve meslek okulları protestolarında ortaya çıkmasına rağmen, o zamanlarda sendikaya düzenli olarak üye aidatı ödeyen bu çocuklar liseden gelenlerin çoğu da dahil demografic yapı olarak genelde daha yaşlı ve daha çok orta-sınıftan geliyorlardı.
 
Ancak, Çocuk Hakları'nın gelişmekte olan politikası, bir sınıf problemi olarak okulun içine girdiğinde bu eğilim kayda değer bir şekilde değişti. Edward Heath(Başbakan) 1969'da "altı yıl süren ağır işe son vermek" ve "endüstriyel ilişkiler ile ilgili yasayı güncelleyerek yasa dışı grevleri azaltmak" için söz verdiğinde, SAU işçi sınıfına mensup önemli bir çoğunluğu elde etti. Heath, 19 Haziran 1970'te anketörlere meydan okudu ve yüzde otuz çoğunlukla genel seçimi kazandı; genç örgüt muhtemelen en başarılı evresine böylece girdi.
 
1972'de işsizlik 1930'lardan beri ilk defa bir milyonu aştığı ve madenci ve liman işçileri grevlerini iki olağanüstü hal takip ettiğinde SAU hem yerel hem de ulusal haberlerin düzenli bir sunuşu haline geldi. SAU'nun "gizli yetişkin aktivistler" tarafından kontrol edildiği görüşü sürekli medyanın ilgi odağıydı. 
 
Guardian'daki beş SAU üyesinin Dulwich okulundan çıkarılmasını ayrıntılandıran bir makalesinin ardından SAU'ya katılan Liza Dresner, hareketin sözcüsü oldu. 17 Mayıs 1972'de düzenlenen SAU Londra gösterisinin ardından ebeveynlerinin evinde ITN tarafından yapılan röportajda "örgütte yetişkinlerin olduğu doğru değil mi?" sorusuna Liza karşılık verdi:
 
"Hayır, kesinlikle değil. Demek istediğim, saygı duyduğumuz bize saygı duyan insanlardan, herkesten fikir alıyoruz. İpleri elinde tutan, bize yarar sağlayan kimse yok. Keşke biri olsaydı, hiç paramız yok! Biz sadece emek sarf ediyoruz, bizler devrimci değişim için mücadele eden okul öğrencileriyiz."
 
Benzer şekilde, Dresner David Frost'un ilk kez düzenlediği TV şovuna davet edildiğinde ona, "ya gerçekten yetişkinler ipleri ele aldıysa" ve  "ya Rusya SAU'yu finanse etmek için para sağlıyorsa," diye tekrardan soruldu.
 
Kes filminde(1969) öğretmeni canlandıran ve Frost'un gösteriminde de olan aktör Colin Welland daha sonra SAU'ya kira masraflarının büyük bir bölümünü ödeyen bir çek yazdı. Liza'nın bayağı yetişkin ve özellikle erkek egemen televizyon alemi ile görüşme becerisi yeni bir herkese duyurma alanı sağladı. Bu yetişkinler arenasıyla görüşmesi, son gösterilerin sayısının yüzlere değil aynı zamanda toplumsal huzursuzluğu bu dengesiz döneminde binlere ulaşmasını sağladığı gibi özellikle verimli olduğunu da kanıtladı. 
 
1972 yılı boyunca hedeflenen bir SAU mücadelesinin ardından Londra Merkez Eğitim Müdürlüğü, öğretim birlikleri tarafından yapılan baskıya dayandı ve 1974 yılına kadar, Londra'daki tüm ilkokullarda bedensel cezanın yasaklanacağını açıkladı.
 
1972'nin Temmuz'unda Alice Cooper'ın "School's Out" adlı şarkısı bir numaraya yükseldiğinde, yirmi ya da daha fazla SAU çocuğuna bir gösteri sonrasında Tops of the Pops programında canlı çalınan parçayı dinlemek için bilet verildi. BBC'ye yakınan, Ulusal İzleyiciler ve Dinleyiciler Birliği'nin toplumsal yönden muhafazakar kurucusu Mary Whitehouse'un dikkatini çeken parça aşırı derecede isyan çıkarandı:
 
"Alice Cooper'ın "School's Out" parçasına yer verilen tanıtım üzerine derin endişe...Haftalarca şu anki 'Top of the Pops,' tek kelimeyle yasa ve düzen karşıtı olarak tanımlanabilecek bir parçaya bedava tanıtım sağladı. Bu nedenle milyonlarca genç şiddet ve anarşi felsefesine kapılmış durumda. Bu, şiddeti tırmandıran bir sosyal iklimde kesinlikle tamamen sorumsuzca bir davranıştır." 
 
SAU çocuklarının kontrolden çıktığı konusunda korkmakta Whitehouse yalnız değildi. SAU doğrudan eylemin etkisini anladı, özellikle de eğer bu çaba gazete manteşlerinde yer alırsa ve canlı yayına çıkma fırsatı bulması durumunda.
 
SAU, Mart 1969 ve Mayıs 1972'de olduğu gibi, çok sayıda çocuğu sokaklarda toplayabildiği zaman, gerilimin olduğu noktalarda kilit önemde SAU aktivistlerini sık sık grup içinden çekip çıkartan koordine edilmiş önemli bir polis gücüyle karşılaştılar ve basının önünde yumruklarını sıkmaktan asla korkmadılar.
 
 
BÜYÜK BEDEL
 
Okulu kıran ve SAU'nun yürüyüşüne katılan çocuklar çoğu kez büyük kişisel zarar pahasına bunu yaptılar. Giderek artan oranda düşman olan basın yoluyla sürekli kamu denetimine maruz kaldılar. SAU düzenli olarak, "dersi asma" yüzünden uzaklaştırılan ya da kovulan dışlanmış öğrencilerin haklarını geri verme çağrısı yapan mücadeleler verdi. Gazete incelemesi ve sözlü ifadeler, çocukların ayrıca ailevi sebeplerden acı çektiklerini ortaya koydu.
 
SAU'nun istikrarsız üyeliği, bir gayenin peşine düşen çocuklar üzerinde kamu ve özel baskılar tarafından şüphesiz şekillendiriliyordu ve geri tepme ihtimali direnişin bir bedeli olduğu anlamına geliyordu. Cezalandırma çoğu kez, çocukların da protesto ettikleri bedensel ceza şeklini aldı.
 
SAU'nun yüz yüze kaldığı bir diğer dıştan baskı, örgüte dıştan sızma, yalnız son zamanlarda kanıtlanması mümkün oldu. Çocuklar şüphelerinin doğruluğunu ispat edemeselerde, hükumetin amaçlarını gözetlediğine dair inançlarında açıktılar. Yakın dönemde açılan dosyalar haklı olduklarını gösterdi.
 
Edward Heath hükümeti SAU'nun yetişkin destekçilerini gözetlemek, ortaya çıkarmak ve onların içlerine sızmak için gizli servisleri görevlendirdi. 1970'in son aylarında gizli gözetleme yapmaya başlayan ve başbakan olduğu dönem boyunca buna devam eden Heath hükumeti süresince belgeler 10 Numara'daki[Başbakanlık Ofisi] paranoyak iklimi açığa çıkarır.
 
Heath'e, 17 Mayıs'taki gösteriden kısa bir süre sonra SAU hakkında olayın bir gün öncesi hakkında istenen detaylı bilgiyi içeren, bir bilgi dosyası sunuldu. Endişesi, "benzer bir gelişme 1968'de Fransa'da ortaya çıktığında, bu epeyce sorunlara sebep oldu ve kontrol altına çok zor alındığını kanıtladı," idi. 
 
Heath, "militan elebaşlarını izole etmeye çalışmak için belirli okullara özel dikkat" verilmesi çağrısında bulundu. Şahsi endişesi, işçi sınıfı çocuklarının radikalleşmesi ihtimaliydi. Belgeler, o zamanın eğitim bakanı olan Margaret Thatcher'ın, "liderlerinin Doğu Londra şivesiyle ve gelişigüzel konuştuklarını" bildiren ve SAU içine sızan bir ajandan gelen bir raporla rahatlamış gözüktüğünü gösterir. "Güya, işçi sınıfına mensup gibi görünmek için kötü giyinen bir takım orta-sınıfa mensup çocuklar vardı."
 
SAU'ya yakın olan ve dosyada bulunan gruplardan birisi, Amerika'daki Stonewall İsyan'ın ardından İngiltere'de kurulan Gay Özgürlük Cephesi(GLF) idi. Başlangıçta Agitprop merkezi aracılığıyla toplantı yapan SAU, Muswell Tepesi'ndeki "GLF evini" (Agitprop kitapçısının üstünde) sıklıkla ziyaret etti. GLF, 1971 itibariyle polis tarafından sıkça basılan Agitrop'ta dergilerini çoğaltmaları için SAU'nun masraflarını kısmen finanse etti. 
 
SAU ile ilgili gözetleme dosyaları nihayetinde istenen yetişkin öğrenci liderini tespit etmede başarısız oldu: aslında o sistemle savaşan bir çocuk örgütüydü. Yetişkinler, SAU'nun o zamanlar dengesiz uygulama kurallarıyla mücadele etmelerinde inkar edilemez bir şekilde etkili olmuştur. Fakat çocukların kendi hedefleri ve onların sübjektif anlayışları ve bunlara yönelik akıl yürütme, birliğin ezici itici gücü olmaya devam etti. Sonuçta, SAU'ya açık ve aktif biçimde sızmış tek tanımlanabilir organ, Edward Heath'in hükumeti idi. 
 
SAU'nun daha geniş çaplı karşı kültürle olan bağlantıları Heath tarafından ortaya çıkarıldı ve hareketi ters istikamette parçalamak için başlatılan on yılın edebe aykırılık duruşmaları sırasında onları bastırmak için önlemler alındı. SAU, Muzır Neşriyat Kanunu'nca sansürlenen tartışmalı Küçük Kırmızı Okul Kitabı'nı düzenli olarak dağıttı ve SAU'nun bir üyesi, 1971'de edebe aykırılık davasına da konu olan Oz dergisinin şimdi adı kötüye çıkmış "Okul öğrencileri" baskısında yazıyordu. 
 
SAU 1974'te bir anda sonlansa da, bedensel ceza konusunda çocuk hakları üzerine kamuoyunu sıklıkla tartışmaya zorladı. Londra'daki ilkokullarda bedensel cezalandırmanın yasaklanması belki de en tanınabilir başarısıdır. Bununla birlikte, bedensel cezanın özellikle Solun siyasi gündeminde olmasını sağlamada önemli bir rol oynadılar. İşçi Partili Dennis Canavan bedensel cezayı kaldırmak için 1976'da bir yasa tasarısı sundu ve iptal edilmesine rağmen Sol'un konu üzerinde gençlik hareketleriyle aynı çizgide olduğunun işaretini verdi. Ayrıca bedensel cezanın kaldırılmasına uzun süre karşı çıkan sendikalarda belirgin bir değişimin müjdecisi oldu.
 
1980'de İşçi Partisi görüşmeleri sonunda kaldırma görüşünü benimsedi ve 1986'da devlet okullarında bedensel cezanın toptan kaldırılmasını sağlayan İşçi Partisi'nin oyları oldu. Oylama sadece bir oy çoğunluğuyla kazanıldı: meclisin on üç muhafazakar üyesi ertesi günkü kraliyet düğünü için kapatılan trafikte gecikmişti ve açıkça ilan edilmiş trafik ışığı görevlisi Başbakan Margaret Thatcher da kutlamalardan önce Nancy Reagan'ı eğlendirdiği için oylamayı kaçırmıştı.
 
Otuz yılı aşkın bir süre sonra İskoçya'nın bedeni cezalandırmanın tamamen yasaklanacağı yönündeki açıklaması istenilen bir şeydir. Araştırmalar gösteriyor ki, bedensel cezanın sürdüğü yerlerde, fiziksel şiddete maruz kalan çocukların sayısında önemli bir artış ve çocuğa kötü muamele ile bağlantılı ölüm oranlarında çok az düşüş oluyor.
 
Britanya genelinde bedensel cezanın kaldırılması anlaşılan o ki zaman alacak. Tartışmalar yüzyılı aşkın süredir hanidir hiddetleniyor. Ancak SAU aktivistlerinin ilham verici ve cesur gayretlerinden bir şeyler öğrenmek istiyorsak eğer, bu tartışmada duyulması gereken çocukların sesidir. 2017 yılında Britanya bu sesi duymaya hazır mı zamanla görülecek.
 
 
http://www.jacobinmag.com/ sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir..

FACEBOOK SAYFAMIZ