Özgürlük

GELİYORUZ ZİNCİRLERİ KIRA KIRA HEY



Son 10 sene boyunca yolsuzluklardan, hukuksuzluktan ve yalanlardan bıkan halkın muhalif kesimi adalet için yalnızca bir unvanın, yalnızca bir partinin ya da yalnızca bir liderin peşinden gitmiyor. Halkın muhalif kesimi bir cesaretin, bir başkaldırının ve de bir isyanın peşinden gidiyor.



Adalet Yürüyüşü'nün 20. gününde Özgürlük  adına 40 bin kişiyle yürüdük. Kelimelerin kifayetsizliğinde söyleyebileceğimiz: Muhteşem. Her geçen gün yürüyüşe katılan sayısı çığ gibi büyüyor. Ve tüyleri diken diken eden bir heyecan dalgası etrafı kaplıyor.



Sadece yürüyüşe katılanlar değil, insanlar evlerinin, apartmanlarının pencerelerinden sarkarak, sokaklara ve yollara çıkarak sesleri olan yürüyüşçülere büyük bir coşku ile "Artık Yeter!" dercesine destek veriyorlar.



Her şey o kadar doğal seyrinde gelişiyor ki. Ne büyük bir organizasyona, ne de dehşet bir örgütlenmeye ihtiyaç var. Yürüyüşe katılanlar aşırı politikleşmiş insanlar değiller. Onlar mahallemizden amcalar teyzeler, ablalar abiler, babalar analar ve de çocuklar...



Adalet Yürüyüşü'nün Gezi Parkı'ndan, heyecan anlamında değil, tek bir farkı var: Artık insanlar korkmuyorlar. Bütün korkulardan sıyrılmışlar ve bu ülke ve bu vatan için mücadele etmeye kararlılar. Hatta tam aksine, artık polis ve devlet korkuyor. 



Burada önemli olan bir nokta var: Sosyalist Sol içindeki hangi görüşten ya da hangi kesimden olursa olsun insanların bütün eleştirileri bir kenara bırakıp, bu yürüyüşe destek vermeleri gerektiğidir. Bu önemli tarihi olayın içinde yer almalıdır. Unutulmamalı ki yürüyen insanlar adalet, huzur, güven içinde modern, çağdaş, laik bir ülkede yaşamak istedikleri için mücadele ediyorlar. Bu insanları da kendilerine enjekte edilen gerici milliyetçilik virüsünden bir tek sosyalist sol kurtarabilir. Ve bizler bu insanlara gerçeği anlatmak için onlara yaklaşmalıyız. Onlarla yan yana ve omuz omuza ama onları da ürkütmeden beraber yürümeliyiz. Ateşin kıvılcımlarını özgürlük adına çakabiliriz. 



Bir diğer önemli nokta ise yürüyüşte Kürtlerin olmayışıdır. Eğer Kürtler bu yürüyüşe bazı haklı oldukları gerekçeleri sonraya erteleyerek katılırlarsa, bilmelidirler ki, gerici milliyetçiliği tarihe gömmeye Türklerle beraber zemin hazırlayacaklardır. Adalet yürüyüşü aynı zamanda bir kardeşlik yürüyüşüne dönüşecektir. 



Bir diktatörlüğe karşı Türkler ve Kürtler birleşmelidir. Bir diktatörlüğe karşı sosyalist sol ve sol birleşmelidir. Bir diktatörlüğe karşı işçiler birleşmelidir.Tüm ezilen halklar ve üretenler birleşmelidir.



Unutulmasın ki gerici milliyetçilik sadece Türklerin ve Kürtlerin sorunu değildir. Bu, bir burjuva medeniyeti sorunudur. Ve ancak bir araya gelebilirsek bu sorunu aşabiliriz.



Ve son söz diktatöre;



GELİYORUZ ZİNCİRLERİ KIRA KIRA HEY

ADALETİ ADIM ADIM KURA KURA HEY



GELİYORUZ ZİNCİRLERİ KIRA KIRA HEY

FAŞİSTLERİN KAFASINA VURA VURA HEY

 

 

Özgür Devrim

Error: No articles to display

FACEBOOK SAYFAMIZ