Demokrasi Lime Lime

Demokrasi Lime Lime

1982 yılından bu yana yürüttükleri siyasal faaliyetleri neticesinde bugün ortaya çıkan örgütlülük ile emniyet, 15 Temmuz danışıklı dövüşü ile askeriye ve kamu gibi devletin önemli atar damarlarına virüs gibi yayılmış ve ele geçirmişlerdir. Bu toplumsal ve kurumsal operasyonlar sayesinde yasama ve yürütme erklerini zapt etmişler ancak  bugün üniter sistem çerçevesinde dahi olsa yapabildiği ölçüde muhalif olan yargıyı tam anlamıyla zaptedememiştir.

Peki neden yargıyı zapt edemediler? Din toplumlar için her zaman en güçlü uyuşturucu olmuştur ancak günümüz teknolojisi ile sınırlarını aşan akademi yani bilim her zaman bu uyuşturucuya karşı ket görevi görmektedir. Her ne kadar ülkemiz hukuk sisteminin açıkları ve zaafları olsa da belirli bir istikrarı vardır. Artık bilgiye erişimin kitlelere açık olması ve akademinin sınırlarının tüm dünyaya hatta ötesine yayılması birçok alanı etkilediği gibi hukuk alanını da etkilemiştir. Bu etkileme olumlu bir etkilemedir. Ülkemiz akademik kurumlarında nitelikli eğitim ve öğrenim ne yazıktır ki çok kısıtılı seviyelerde ancak yetişen hukukçular bilgiye erişimin sınırsızlığı sayesinde bu handikapı aşmaktadır. Çağdaş, aydın ve nitelikli hukukçuların varlığı bugün istenen çoklu barolar sisteminin ardında yatan hesapları gün yüzüne çıkarmaktadır. Saray-AKP iktidarı ve sahipleri emperyalistler, coğrafyamızdaki mevcut güçlerini korumak ve büyütebilmek için hırsız, katil, tecavüzcü, itaatkar nesiller yetiştirmektedir. Bunun için milyarlarca lira para harcamaktadır. Bugün iktidarın faşist savcıları ve hukukçuları mahkeme salonlarında toplumumuzun dini ve kültürel zaaflarından faydalanarak bu hastalıklı kişi ve çevreleri aklamakta ve korumaktadır. Emniyet teşkilatını kendi paramiliter ordusu haline getiren iktidar, kendisine karşı çıkan en ufak bir sesi dahi bastırabilmek için var gücüyle halka saldırmaktadır.

Çoklu barolar sisteminin gelmesi durumunda zaten adaletsizliğim hüküm sürdüğü hukuk sisteminde evrensel hukuğun tüm yasalarına aykırı olacak biçimde yandaş aklama, hukuki ve dolayısıyla sosyal-siyasal hak gaspları ve bütün bunlar sayesinde gelecek nesil iktidarlarının garatisinin önü tamamen açılacaktır. Kendi yandaşlarını ve çevrelerinin çocuklarını sahte diplomalar ile avukat, savcı, hakim, baro başkanı konumlarına geitrmek, ülkemiz hukuk sistemini tamamen niteliksiz ve yandaş bir hale getirerek, bugün dini ve kültürel değerlerimize aykırı ve sapkın diye nitelendirdikleri, (Cinsel Yönelimler Gibi) kendilerine göre suç sayılan herşeye idam cezası verecek özgürlüğe sahip olmak istiyorlar. Bu teokratik bir iktidarın hazırlığının bir parçasıdır.

Saray-AKP iktidarı coğrafyamızın en köklü terör örgütüdür. Devlet imkanları sayesinde kendini genişletmiş ve geliştirmiş durumdadır. Yarın sistem yıkıldığında ki her sistem yıkılır ve yerine yeni bir sistem inşa edilir. Yargılanmaktan kaynaklı duydukları korku bugün ki saldırıların bir izahıdır. Bahsini geçirdiğimiz cemaatler yarışının başlamasından bu yana birlikte çalıştıkları Fetullah Gülen (Bugünki adıyla FETÖ Terör Örgütü) ile planladıkları 15 Temmuz danışıklı dövüşü sayesinde iktidarını emniyet altına alan Saray-AKP bugün hayatta kalabilmek için kontrolsüzce hepimize saldırmaktadır.

Günlerdir baro başkanlarının ve avukatların sürdürdüğü direnişi engelleyebilmek için can hıraş saldıranlar yarın mahkeme salonlarında “avukatımı istiyorum” diyecekler ve bizler anadolu halkları olarak bugün sessiz kalırsak yarın bize zulmedenlerin avukatları olacak.

HERKES İÇİN ADALET!

HERKES İÇİN HUKUK!