Deprem Değil Rant Öldürür!

Merkez üssü Ege Denizi'nin Seferihisar açıkları olan şiddetli deprem meydana geldi.

İzmir merkezli İstanbul, Bursa ve Tekirdağ’da da hissedilen bir deprem meydana geldiği aktarıldı. Depremin merkez üssü İzmir Seferihisar olduğu olduğu belirtildi. Ege Denizi’nde 4.1 büyüklüğünde iki artçı ve 4.8 büyüklüğünde bir artçı deprem daha meydana geldi.

Kandilli Rasathanesi, Ege Denizi açıklarında meydana gelen depremin büyüklüğünü 6,8 olarak açıkladı.

AFAD Deprem Dairesi, saat 14.51 sularında Ege Denizi’nde 6.6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

Son açıklanan bilgilere göre depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 17, yaralıların sayısının ise 763 olduğu öğrenildi. Yıkılan ve hasar gören 4 binada arama kurtarma çalışmaları tamamlandı 13 binada ise arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Soma’da direnen madencilerden oluşan bir ekip enkaz bölgesine ulaşarak arama kurtarma çalışmalarına katıldı.

Enkaz altındaki ve yaralı yurttaşlar için arama kurtarma çalışmaları esnasında bir görevli enkaz altındaki kişiyle telefonla konuşurken Bakan Bekir Pakdemirli, telefonu görevlinin elinden alarak enkazın üzerine çıktı ve görüşmeye kendisi devam etti.

Bayraklı’da Binali Yıldırım’ın gelişiyle alana polis bariyerleri konuldu ve yurttaşlar çatlak binaların önünde beklemek zorunda bırakıldı.

Depremde yıkılan ve hasar gören evlere bakıldığında neredeyse tamamının insan sağlığına uygun koşullarda olmayan evler olduğu görülmektedir. Bu durum 21 senedir toplanan deprem vergilerinin halk yararına kullanılmadığını, deprem için devlet tarafından hiçbir önlem alınmadığını ve halkın yaşamının hiçe sayıldığını bizlere gösterdi.

Deprem Değil Rant Öldürür!

10 EKİM GAR KATLİAMINI UNUTMA UNUTTURMA!

Ülkenin her yerinden binlerce insan 10 Ekim 2015 günü “Emek, Barış, Demokrasi” şiarıyla Ankara Garı önünde toplandı. 10 Ekim, Gezi Direnişi sonrasında yapılan kitlesel eylemlerin en büyüklerinden biriydi ancak ülke tarihinin en büyük katliamının adı oldu. Devlet destekli IŞİD çetelerinin saldırısı sonucu 103 arkadaşımızı kaybettik.

Alana girişte katillerin üst aramasından geçirilmemesinden, patlamanın ardından alana ambulanslarda önce TOMA'ların gelmesinden, katillerin yargılanma sürecindeki yapılan adaletsizliklerden, devletin yapılacak saldırıdan haberi olmasına karşın katliamın gerçekleşmesine göz yummasından, katliam sonrası devletin en üst kademesinden: “Türkiye’de bulunan canlı bombaların listesi elimizde, ancak eylem yapılmadıkça tutuklayamıyoruz”  şeklinde yapılan açıklamalardan; bu katliamın faalinin devlet olduğu açık bir şekilde ortadadır.

Geçen 5 yılda ülke her geçen gün biraz daha karanlığa gömüldü ve gömülüyor. Baskılar her geçen gün daha da artıyor. Barışa ve demokrasiye duyulan özlem her geçen gün daha da artıyor. Bu 10 Ekim’de de karanlığı aydınlığa çevirmek için, katledilen her bir arkadaşımızın hesabını sormak ve onların mücadelelerini büyütmek için alanlarda olacağız.

                Tarih: 10.10.2020             Anma Saati:10:04

                Yer: Emek, Barış ve Demokrasi Meydanı (Ankara Garı)

                 Toplanma: Ulus Metro Çıkışı     Toplanma Saati: 9:30

10 EKİM GAR KATLİAMINI UNUTMA UNUTTURMA!

Aralarında Grup Yorum üyelerinin de bulunduğu yaklaşık 100 kişi gözaltında!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 28-29 Ekim’de 12 şehirde baskın düzenlendi. Düzenlenen baskınlarda; aralarında Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatları, Grup Yorum üyeleri ve İdil Kültür Merkezi çalışanlarının olduğu yaklaşık 100 kişi gözaltına alındı.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) yapılan açıklamaya göre; Bursa, Hatay, İzmir, Mersin, Adana, Ankara, Denizli, Antalya, Diyarbakır’da birçok adrese baskın yapıldı. HHB’nin yaptığı açıklamada, “dosyada gizlilik” kararı olması gerekçe gösterilerek kendilerine bilgi verilmediği belirtildi.

Soruşturma kapsamında 24 saat süre ile “avukat görüş kısıtlaması” kararı alındığı ve avukatların müvekkilleriyle görüşemediği bilgisi de paylaşıldı.

HHB’nin yayınladığı açıklamanın tamamı ise şöyle: 

GÖZALTILAR BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!

AVUKAT SEDA ŞARALDI DÜN GECE GÖZALTINA ALINDI!

28 Ekim 2020 tarihinde 12 farklı ilde pek çok müvekkilimiz hakkında yakalama kararı çıkartıldığını, müvekkillerimizin ve yakınlarının sabahın erken saatlerinden itibaren evlerinden, iş yerlerinden ve kimi zaman sokak ortasından sivil giyimli kişiler tarafından yakalandıklarına dair gelen bilgiler ile öğrendik.

29 Ekim tarihinde de gece boyunca pek çok müvekkilimiz evleri basılarak gözaltına alınmıştır. Sabaha karşı, iktidara yakın medyada haberler yapılmaya başlanmış ve “120 kişi hakkında yakalama kararı olduğu, 99 kişinin gözaltına alındığı” yazılmıştır.

Aynı soruşturma kapsamında, Denizli’de ailesinin yanında bulunan Büromuz avukatı Seda Şaraldı da gözaltına alınmıştır. Arkadaşımız Seda Şaraldı, halen Denizli Tavas Jandarma Karakolunda tutulmaktadır.

Soruşturma dosyasında “kısıtlılık kararı” olduğundan bahisle tarafımıza bilgi verilmemektedir. Ayrıca 24 saat süre ile “avukat görüşü kısıtlaması” kararı sebebi ile müvekkillerimizle görüşmemiz de mümkün olamamaktadır.

Demokratik hak ve özgürlükler için mücadele veren insanların bu şekilde gözaltına alınması, siyasal iktidarın korkularının ne kadar büyüdüğünü göstermektedir. Adaletsizliklerin arttığı noktada siyasal iktidar çareyi halka ve devrimci insanlara saldırmakta bulmaktadır.

Soruşturma dosyası kapsamında alınan avukat görüşü kısıtlaması ise “işkence ve kötü muamele” ihtimallerini güçlendirmektedir. Ayrıca dosya içeriğine dair kısıtlılık kararı alınması da hukuka aykırı bir soruşturma olduğunu göstermektedir.

Halkın avukatlarından Seda Şaraldı’nın hangi gerekçe ile gözaltına alındığını gayet iyi biliyoruz. Halkın haklarını savunmak, halkın avukatlığını yapmak suç değildir. Halkın hakları için mücadele etmekten ve adalet mücadelesini büyütmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Tüm meslektaşlarımızı Vatan Caddesinde bulunan il emniyet müdürlüğüne gözaltına alınan insanları görmeye davet ediyoruz. Gözaltılara karşı tüm demokrat, duyarlı kamuoyunu ve halkımızı dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

AVUKAT SEDA ŞARALDI SERBEST BIRAKILSIN! KAHROLSUN FAŞİZM YAŞASIN MÜCADELEMİZ!

HALKIN HUKUK BÜROSU

 

HHB tarafından gözaltına alınanların isimleri şöyle sıralandı:

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Seda Şaraldı, Grup Yorum üyeleri Metin Kaleli ve Yaşar Coşkun Karadağ, Sanem Farsak, Eray Küçükkılavuz, Taylan Cemal Sungur, Mehmet Aras, Orhan Acar, Sinan Okur, Sadık Altunöz, Volkan Baran, Yusuf Gül, Eren Erdem, Özgürcan Elbiz, Adalet Karataştan, İlyas Argun, Volkan Çeşme, Doğan Karataştan, Zeynep Gonca Karakoç, Mahir Kılıç, Yalçın Doğru, Barış Yüksel, Merve Demirel, Bengisu Demirel, Olcay Abalay, İdil Kayıkçı, Yağmur Senem Demirel, İpek Arslan, Erhan Arslan, Ümit Özçelik, Sever Işık, Sevilay Işık, Cenk Turan, Emrah Uludağ, Ferdaniye Artiğ, Ayça Artiğ, Barış Gürses, Selvi Polat, Boran Hurustan, Mehmet Ali Uğurlu, Sercan Toptancı, Özgür Karakoç, Türkan Albayrak, Mayıs Kurt, Beste Yılmaz.

 

Aralarında Grup Yorum üyelerinin de bulunduğu yaklaşık 100 kişi gözaltında!

Kadın Üniversitesi Bir Seçenek Midir?

Resmi gazetede yayımlanan 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda yer alan başlıklardan biri Türkiye’de yalnızca kadın öğrencilere yönelik hayata geçirilmesi planlanan "kadın üniversitesi" projesi oldu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2019’da G20 zirvesi için bulunduğu Japonya’da kendisine fahri doktora unvanı veren Mokugawa Kadın Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, "İncelemek suretiyle ülkemde de bunun adımını inşallah atacağız." ifadesini kullanmıştı.

Erdoğan’ın 2019’da talimatını verdiği kadın üniversitesi, 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda şu ifadelerle yer aldı: "Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacaktır. Japonya'daki kadın üniversiteleri incelenerek bir rapor hazırlanacaktır. Kız öğrencilerin ülkemizde farklı derecelerde yükseköğretime katılımları değerlendirilecek, sorun bulunan alanlar saptanacak ve buna yönelik çözüm önerileri geliştirilecektir. Kurulması planlanan kadın üniversitesinin akademik birimlerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlatılacaktır."

Hedef doğrultusunda, 2021 yılında Japonya'daki örnek incelenerek bir rapor hazırlanacak. Kadın öğrencilerin yükseköğretime katılımları değerlendirilerek, 'sorun bulunan alanlar' saptanacak. Son olarak, kadın üniversitelerinin kurulması için akademik birimler oluşturulacak.

Kadın üniversiteleri 19. Yüzyılın ikinci yarısında, Japonya’daki feodal geleneklerin egemen olduğu, kadınların normal üniversitelere alınmadığı bir dönemde, kadınların sosyal yaşama katılmasının önünü açmak amaçlı olarak kurulmuştur. Bugün bu geleneğin devamı olarak vardır. Japonya’da kadınların durumu, üniversitelerden çok, kapitalist gelişmenin kadını ucuz emek nesnesi olarak iş gücü pazarına çekilmesi açısından değerlendirilmiştir. Ciddi bir demokratik devrimden geçmeyen Japonya’da kadının statüsü bugün de çok iyi değildir. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan Japonya’da, kadının toplumsal yaşama katılımı ve statüsü Türkiye’ye yakındır. Kadının statüsünün ilerletilmesi konusunda Japonya doğru bir örnek olmadığı gibi kadın üniversiteleri de Türkiye için bir seçenek değildir.

KADIN ÜNİVERSİTESİ DEĞİL, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR!

Kadın Üniversitesi Bir Seçenek Midir?

Ne Unutacağız Ne De Unutulmasına İzin Vereceğiz!

10 Ekim 2015 günü Ankara Garı'nın önünde "Emek, Barış ve Demokrasi" şiarıyla toplanan binlerce insana devlet destekli IŞİD çeteleri tarafından saldırı düzenlendi. 103 kişi katledildi, binlerce insan yaralandı ve çoğu insana dinmeyecek bir öfke ve acı miras kaldı.

Bizler; 10 Ekim'in tanıkları, katledilen "Emek, Barış ve Demokrasi" şehitlerinin yoldaşları olarak 5 yıldır ne davanın peşini bıraktık ne de alanları terkettik. Fakat polis her sene anma yapmak için toplanan kitleye çeşitli bahanelerle barikat kurdu. Bugün ise arkadaşlarımızı anmak için toplandığımızda pandemi koşullarını ve valilik kararını bahane ederek anmayı engellemeye çalıştı. Anma saatinin öncesinde orda toplanan 9 arkadaşımızı gözaltına aldı. "Emek, Barış ve Demokrasi" meydanına girişi engelledi ve anmanın yapıldığı bölgede sürekli anons yaparak kitleyi tahrik etmeye çalıştı. Polisin tüm engellemelerine rağmen anma gerçekleştirildi.

Katillerin önüne barikat kurmayanlar, 10 Ekim 2015 günü hiçbir güvenlik önlemi almayanlara diyoruz ki; ne kadar önümüze barikatlar kursanız da, ne kadar bizi engellemeye çalışsanız da bizim için her meydan "Emek, Barış ve Demokrasi" meydanı, her alan anma alanı.

O gün o alanda katledilen yoldaşlarımızı ne unuttuk ne de unutulmasına izin vereceğiz! Katledilen her yoldaşımıza sözümüz var, katiller yenilecek halk kazanacak! 

Ne Unutacağız Ne De Unutulmasına İzin Vereceğiz!

Biyolojik ve Psikolojik Zapturapt

Covid-19 elbette büyük bir toplumsal sorun ve kriz. Diğer gündemlerin önüne geçmesi de anlaşılır bir durumdur. Geçmişe dönüp bakarsak 14. yüzyıldaki vebayı, 20. yüzyılın başındaki İspanyol gribini, yakın tarihlerde Sars, Mers gibi deneyimleri yaşadık. Doğayı tahrip etme yeteneğini teknolojik imkânlarla taçlandıran kâr eksenli sistemler, bir taraftan gezegenin sonunun geldiğine dair tartışmalara sebep olurken diğer taraftan gözünü karartmışçasına sanki sonunu getirmek ister gibi doğal yıkımı hızlandırmaktadır.
Kapitalizm panik butonuna basmış ve tüm ulusları bir korku-kaos tüneline sokmuştur. İstediği zaman tüm ülkelerde insanlığı evlerine hapsedebilme gerçekliğini hayatımıza sokarak dünyayı bir cezaevine çevirmiştir. Kapitalizm, elindeki tüm olanaklar ve güçlerle yoksul-emekçi halklar üzerinde biyolojik ve psikolojik bir savaş yürütmekte ve tüm dünyada terör estirmektedir. Bu saldırı şu an insanlığı teslim almış durumdadır.

Biyolojik ve Psikolojik Zapturapt

Alt Kategoriler