İbrahim Kaypakkaya

SER VERİP SIR VERMEYEN YİĞİT: İBRAHİM KAYPAKKAYA

"... ölümlerden geliyorum şarkı söyleyerekten, geliyorum yaşamak için. Bırak ışıldayan bir yara bağışlasın bana sesini... yaramın üstünde yürümeyi öğretti bana cellatın bıçağı. Yürümeyi, hem de yorulmadan. Direnmeyi öğretti. Direnmeyi..."

                             Mahmut Derviş

SER VERİP SIR VERMEYEN YİĞİT: İBRAHİM KAYPAKKAYA 1949 yılında doğan İbrahim Kaypakkaya, ilkokulu köyünde bir yandan hasat işlerinde ailesine yardım ederek ve çobanlık yaparak bitirdi. Yoksul bir ailenin çocuğu idi. Daha sonra Hasanoğlan Öğretmen Okulu'na girdi. Artık geçmişteki yoksul hayatının tepkilerini giderek devrimci teoriyle yoğuruyor ve çok geçmeden Türkiye devrimci hareketinde destanlaşacak bir mücadele örneği veren İbrahim Kaypakkaya olma yolunda ilerliyordu.
Ve 12 Mart 1971 ile başlayan Türkiye halklarının ve devrimcilerinin üzerinde baskı ve terörün, katliamların sürdüğü dönemde emperyalizme ve faşizme karşı kurtuluş mücadelesini yükselten, onlarca yiğit devrimciden biri olarak Anadolu'nun bozkırlarında, faşizmin işkencehanelerinde direniş destanları yazıyordu.

18 Mayıs 1973 korkusuzluğu, yılmazlığı, dayanıklılığı ve devrimci düşünceye olan inancıyla faşistlere en güçlü olduklarını sandıkları işkencehanelerde bile boyun eğdiren bu yiğit devrimci katledildi. Ama, insanlık onurundan, devrimci düşüncesinden tek bir taviz vermeden. Tıpkı Mahir'ler, Deniz'ler, Ulaş'lar, Sinan'lar gibi...

Yiğit Devrimci İbrahim Kaypakkaya'nın destanlaşan mücadelesinden tüm devrimcilerin öğreneceği çok şey var. Dünya devrimci hareketindeki bütün önderlerin mücadelesinden çıkarılan dersler gibi... Onlar arkasında yalnızca arada bir bir çiçek bırakılan bir tümsek değil "Kurtuluşa Kadar Savaş" şiarı doğrultusunda kararlı bir devrimcinin nasıl davranması gerektiğini öğretecek bir miras bıraktılar.