Özgürlük

Devrimci Yol'da

Gezi Halktır

Ziyaret

Bugün 76

Dün 142

Bu hafta 493

Bu ay 4405

Tümü 37573

Şu anda 5 misafirler ve üye yok çevrimiçi

Dosyalar

 

Broşürler

 

Mustafa ÖZENÇ'in 14 Mayıs 1981 tarihinde yazmış olduğu şiirin orjinali elimize geçmiş olup aynı yürek vurusunu sizlerle de paylaşmak istedik.

Devrimci Yol saflarında vuran yüreklere...

DEVRİMCİ YOL'DA DÜŞENLER

Çarpıştılar vuruşdular
Devrim için savaştılar
Ölümle kucaklaştılar
Halkın Devrimci Yol'unda
Korkmadılar hiç ölümden
Türkü söyleyip gittiler
Kurtulsun diye zulümden
Halk için şehit düştüler
Ateş ihanet gördüler
İşkencede can verdiler
Ne korktu ne yıldılar
Halkın Devrimci Yol'unda
Zindanları da yaktılar
Kentte kırda savaştılar
Dar ağacına çıktılar
Halkın Devrimci Yol'unda
Bitmez saymakla adları
Kavgamızda yaşıyorlar
Devrettiler bayrakları
Yoldaşları taşıyorlar
14 Mayıs 1981
Mustafa ÖZENÇ

Haberler

  • 1
  • 2
  • 3
Önceki Sonraki

OPEC'ten tüm dünyayı ilgilendiren kritik karar

OPEC'ten tüm dünyayı ilgilendiren kritik karar

Petrol fiyatlarının yeniden 45 dolar seviyesine indiği günlerde toplanan OPEC üyeleri, son sekiz yıldır ilk kez üretimde kısıntıya gitme kararı aldı. 4.5 saat süren Toplantıda alınan karar öncesi 46 dolar sınırında olan Brent petrol fiyatı karar sonrası neredeyse yüzde 6 yükselerek 49 dolar sınırına geldi.  Reuters’a konuşan kaynaklar, OPEC ülkelerinin üretim hedeflerine ulaştıktan sonra OPEC dışı petrol üreticilerinden de destek isteyeceğini söyledi. Kaynaklar OPEC’in bir sonraki toplantısının yapılacağı kasımda her ülkenin ne kadar kesintiye gideceğini açıklayacağını ve kararın resmileşeceğini belirtirken dünya petrolünün yüzde 40’ını sağlayan OPEC üyelerinin şu anki üretimi günlük 33 milyon 240 bin varil seviyesinde. Bu kararın resmileşmesi üretimin günlük 750 bin varil azaltılması anlamına geliyor. Cezayir toplantısı öncesinde OPEC üyesi olmasa da toplantıya katılan Rusya,Venezuela, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi petrol >>>>>>

AKP hükümeti 10 muhalif kanalı KHK ile kararttı

AKP hükümeti 10 muhalif kanalı KHK ile kararttı

Hükümetin "darbe ile mücadele" adı altındaki "cadı avı" operasyonları muhalif televizyon kanallarına uzandı. Hayatın Sesi, Azadi TV, Jiyan TV, Van TV, TV10 ve Zarok TV'nin de aralarında bulunduğu 10 televizyon kanalı akşam saatlerinde Kanun Hükmündeki Kararname kapsamında yayın yaptıkları TÜRKSAT uydusundan çıkarıldı ve ekranları karartıldı.  Televizyon kanallarına herhangi bir resmi bilgilendirme yapılmazken, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu İlhan Yerlikaya'nın verdiği bilgiye göre söz konusu karar KHK kapsamında alındı.  TÜRKSAT'tan çıkartılan söz konusu kanalların kapatılmasının önümüzdeki günlerde RTÜK gündemine de getirileceği öğrenildi.  Kapatılan bu kanallara RTÜK tarafından geçmiş dönmelerde onlarda kez çeşitli cezalar kesilmişti. Yine darbe girişimi sonrası çıkartılan KHK ile cemaate yakınlığıyla bilinen birçok televizyon kanalı da bu şekilde uydudan çıkartılmıştı.

Milli Güvenlik Kurulu: OHAL’in uzatılması tavsiye edildi

Milli Güvenlik Kurulu: OHAL’in uzatılması tavsiye edildi

Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hâlin (OHAL) uzatılmasına yönünde tavsiyede bulundu. 6 saat süren toplantı sonrası yapılan açıklamada "Teröre alet olan belediyeler ile ilgili işlemlerin devam etmesi tavsiye edildi" denildi. 15 soruda OHAL MGK’da, ’FETÖ', PKK, IŞİD gibi örgütlerle, Fırat Kalkanı Harekâtı ile diğer iç ve dış güvenlik konuları ele alındı. MGK’dan yapılan açıklamada şöyle denildi: "Demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasının devamlılığını sağlamak amacıyla olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır." "Uçuşa yasak bölge" "Terör örgütleri tarafından kullanılan ve hudut bölgemizde güvenlik riski doğuran Suriye'nin kuzeyinde 'terörden arındırılmış güvenli bölge' tesisi il>>>>>>

OHAL’e Karşı Hukuk Örgütleri Platformu kuruldu: KHK'lara kar…

OHAL’e Karşı Hukuk Örgütleri Platformu kuruldu: KHK'lara karşı imza kampanyası başlatılıyor!

Platformun içerisinde Birleşik Haziran Hareketi Hukukçuları, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Halkevleri Hukuk Dairesi, Hukukta Sol Tavır Derneği, Kartal Hukukçular Derneği, Katılımcı Avukatlar, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Özgürlükçü Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi ve Sosyal Hukuk yer alıyor. OHAL’e Karşı Hukuk Örgütleri Platformu'nun kuruluşunu duyurduğu basın açıklamasını okuyan Ebru Timtik "OHAL’in kaldırılmasını, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yaratılan mağduriyetlerin giderilmesini, KHK’lar ile askıya alınan Avukatlık Kanunu’ndan doğan güvencelerin iade edilmesini talep ettiklerini belirtti. Timtik, “Bu amaçlarla yola çıkan platformumuz, darbe hukukuna karşı avukatların imzalarını toplayacak ve 17 Ekim 2016 tarihinde TBMM’ye sunacak” dedi. OHAL’e Karşı Hukuk Örgütleri Platformu'nun kuruluş açıklamasının tamamı şu şekilde: "15 Temmuz darbe girişimi so>>>>>>

301 İşçinin Hayatını Kaybettiği Soma Katliamı’nda İki Bakanl…

301 İşçinin Hayatını Kaybettiği Soma Katliamı’nda İki Bakanlık Tazminat Ödeyecek

Manisa’nın Soma İlçesi’ndeki maden faciasında hayatını kaybeden 301 kişiden Erkan Doğdu’nun üç kardeşinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na açtıkları davada karar çıktı. Mahkeme, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kişi başı 100’er bin liradan üç kardeşe toplam 300 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Kararda, maden ocağının özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren şirkete devredilmesi sırasında gerekli özen ve titizliğin gösterilmemesi, maden işçilerinin olağanüstü durumlarda hayatta kalmalarını sağlamak adına gerekli önlemin alınmamış olması tazminata gerekçe gösterildi. Üç kardeşin avukatı Cihan Türsen, kararın emsal niteliğinde olduğunu söyledi. Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen 301 madencinin yaşamını yitirdiği facianın ardından başlatılan adli soruşturmada, 46 sanık hakkında ‘Olası kastla öldürme’, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile >>>>>>

İHD’den kampanya: OHAL kaldırılsın!

İHD’den kampanya: OHAL kaldırılsın!

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen olağanüstü hâlin (OHAL) 50 günlük bilançosunu açıklayan İnsan Hakları Derneği, OHAL’in kaldırılması için imza kampanyası başlattı. Evrensel’in haberine göre, İHD Ankara Şubesi'nde gerçekleşen basın toplantısında konuşan Şube Eş Başkanı Hülya Mendillioğlu, OHAL'in yurttaşların haklarında ihlallere yola açtığına dikkat çekerek, OHAL'de ilk 50 günde yaşananları aktardı: OHAL'in bilançosu “40 bin gözaltı, 20 bin tutuklama yapıldı, 80 bin çalışan açığa alındı, 45 gazete, 24 radyo, 18 TV, 15 dergi, 29 yayınevi, 3 haber ajansı kapatıldı, 100 gazeteci gözaltına alındı, 37 gazeteci tutuklandı ve bugün itibarıyla 93 gazeteci tutuklu, 28 belediyeye kayyum atandı ve bazı şehirlerde Kürt muhtarlar görevden alındı.”   Mendillioğlu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında demokratikleme ve özgürleşme yerine çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) keyfi yönetime geçildiğini savunarak “TBMM denetimi>>>>>>

Times'ın iddiası: Tetikçiyi Ağar teşvik etti

Times'ın iddiası: Tetikçiyi Ağar teşvik etti

Britanya’nın önde gelen gazetelerinden Times, 1994’te Londra’daki bir kafede öldürülen sendikacı Mehmet Kaygısız cinayetinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) bağlantısını gösteren resmi belgeleri haber yaptı. MİT’in gönderdiği belgelere göre MİT ajanının cinayeti işleyen zanlının eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’a götürüldüğü ve Ağar’ın “Aslanım benim” diyerek teşvik ettiği belirtildi. Times’ta yer alan habere göre; Londra’nın Newington Green semtindeki bir kafede tavla oynarken başının arkasından vurulan Kaygısız cinayetinin ‘Türk casuslar tarafından emredildiği’ ortaya çıktı. Times, MİT’in sunduğu belgelerde eski Malatyaspor Başkanı Nurettin Güven’in adının, MİT’in emriyle bu cinayeti işleyen kişi olarak geçtiğini de yazdı. Kuzey Londra’da savaş halindeki iki Türk ailesinin yarattığı şiddetin o dönem Kaygısız cinayetini örtmek için kullanıldığının öne sürüldüğü haberde, “O dönemdeki şiddet olayları, öldürülecekl>>>>>>

Red Hack, Doğan Medya Grubu'na ait olduğunu iddia ettiği e-p…

Red Hack, Doğan Medya Grubu'na ait olduğunu iddia ettiği e-postaları yayımladı

Red Hack, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'a ait olduğu öne sürülen e-posta yazışmalarını yayımlamaya devam ediyor. Red Hack'in yayımladığı e-postalardan sonuncusu Doğan Medya Grubu Başkanlığını yürüten Aydın Doğan'ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında. RedHack, Yalçındağ ile Doğan arasındaki e-posta trafiğini, Albayrak'ın da mesajlaşmaya eklendiği iddiasıyla duyurdu. DİHA'nın haberinde Mehmet Ali Yalçındağ'ın Hasan Doğan'a attığı e-postada "Konu: Ahmet Hakan, Bildiğiniz gibi uzun zamandır Hürriyet gazetesinde yapılan hatalar, yanlışlar ve gazetedeki satış kaybı sebebiyle mevcut genel yayın müdürünün değiştirilmesi gerektiği konusunda 2 aydır çalışmalar yapmaktayım. Sedat değiştiğinde kim olmalı ki ben kefil olayım diye ciddi bir araştırma yapmaktayım. Sonunda benim sorumluluğumda işi yeni birine teslim edeceğim ama beni zor durumda bırakacak biri olmaması lazı>>>>>>

Batman'da işçilerden 'kayyum' protestosu

Batman'da işçilerden 'kayyum' protestosu

DİSK/Genel-İş Genel Yönetim Kurulu, Batman' da belediyelere kayyum atanması ile ilgili basın açıklaması yaptı. DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve Genel Yönetim Kurulu’nun da katıldığı eylemde, Genel-İş Genel Başkanımız Remzi Çalışkan açıklamada bulundu. Çalışkan, darbe girişimini kınadığı konuşmasında, "Belediyelere kayyum atamak darbe dönemlerinin bir uygulamasıdır ve esasen halkın iradesine bir darbedir" dedi.  TALEPLER Çalışkan, taleplerini de şöyle sıraladı: "OHAL kaldırılmalı, her türlü baskıcı otoriter politikalar son bulmalıdır. Belediyelere Kayyum atanma uygulamasına son verilerek atanan kayyumlar yerine halkın seçmiş olduğu belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri görevlerine iade edilmelidir. KHK’lar ile gerçekleştirilen antidemokratik bütün uygulamalar terk edilerek KHK’lar ile hukuksuz ve haksız bir şekilde işten atılanlar ve görevden uzaklaştırılanların görevleri iade edilmelidir. Belediyelerde çalışan işçilere v>>>>>>

Dersim'de 31 bölge askeri güvenlik bölgesi ilan edildi

Dersim'de 31 bölge askeri güvenlik bölgesi ilan edildi

Konu ile ilgili Valilik tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Tunceli ili sınırları içinde faaliyet gösteren bölücü terör örgütü ve diğer terör örgütlerinin yapmış oldukları terör ve yıldırma eylemleri, ilimizin sosyal ve ekonomik gelişmesini de olumsuz etkilemektedir. Bu eylemler neticesinde vatandaşlarımız, ekonomik, sosyal faaliyetlerini yürütme ve seyahat etme haklarını kullanmaktan mahrum kalmaktadır. Günlük hayatları olumsuz etkilenen vatandaşlarımız büyük mağduriyet yaşamaktadırlar. Tunceli Valiliğimiz, öncelikle vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması, mevcut huzur ve güven ortamının devam ettirilmesi, devletimizin ve milletimizin her türlü terörist tehdidi ve saldırıdan korunması maksadıyla; bölgesinde emniyet ve asayiş temin etmek için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaktadır. 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 32/A maddesi gereğince 29.08.2016 tarihli ve 2016/9138 >>>>>>

Yeni Başlayanlar İçin OHAL

Yeni Başlayanlar İçin OHAL

Hükümet, Cemaat mensuplarının temizlenmesi için yürüttüğü operasyonun kapsamını genişletti. Yeni dönemde kamu kurumlarında garantili iş dönemi yerine esnek bir yapı öngörülüyor. Esnek çalışma modelinin bütün kamu kurum ve kuruluşlarında yaygınlaştırılması hedefleniyor. Sabah gazetesinden Hazal Ateş'in haberine göre artık Cemaat üyeleri dışında, işini aksatan memurlar için OHAL düzenlemelerine ihtiyaç duyulmadan, gerekli görüldüğünde işine son verilecek. Kamu kurumlarında personel planlaması yapılırken, kurum içi ve bölgeler arası personel dağılımı da yeniden düzenlenecek. YENİ KRİTERLER GETİRİLİYOR Cemaat'le bağlantılı 60 bini aşkın kamu personeli 667 sayılı KHK kapsamında ihraç edildi. Örgüt bağlantısı nedeniyle memuriyetten atılanların yerine yeni personel alınıyor. Emniyet, istihbarat birimlerinin hazırladığı riskli isimler listesi dikkate alınırken, incelemelere ilişkin yeni kriterler belirlendi. Bank Asya, FETÖ okulları, sendi>>>>>>

SAMER'den Kürt illerinde darbe anketi

SAMER'den Kürt illerinde darbe anketi

Siyasal ve Sosyal Araştırma Merkezi (SAMER), 16 kent merkezinde, 15 Temmuz darbe girişimi, Suriye’ye askeri müdahale ve çatışmalı duruma ilişkin algı, tutum ve beklentilerini ortaya koyan araştıma sonuçlarını açıkladı. 31 Ağustos-07 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen araştırma raporuna göre, halkın yüzde 23,2’si darbe girişiminin “Hükümeti ve Cumhurbaşkanlığını ele geçirmek” amaçlı olduğu, yüzde 21,7’si ise sürecin “bir oyun olduğu" görüşünü savunuyor.  OHAL ilanı doğru mu? Ankete katılanların yüzde 49,9’u OHAL ilanına karşı çıkarken, yüzde 33,4’lük bir kesim bunun gerekli bir adım olduğunu düşünüyor. Ankete katılan Kürtlerin yüzde 85'i çözüm sürecine geri dönülmesini istiyor. “Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesini onaylıyor musunuz?” sorusuna HDP’ye oy vereceğini belirtenlerin yüzde 85,4’ü "Hayır" yanıtını veriyor. Türkiye'nin en büyük sorunu ne? Yine araştırma grubuna “Sizce Türkiye’nin en büyük sorunu nedir?” sorusu soru>>>>>>

KESK tüm ülkede eyleme geçiyor

KESK tüm ülkede eyleme geçiyor

Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’le birlikte yayınlanmaya başlayan KHK ile kamu çalışanlarını açığa alma, işten çıkarma ve kayyım atamalarına karşı KESK’in yapacağı eylem programı açıklandı.   Kamuda yaşanan işten atmalar, açığa almalar ve kayyım uygulamalarına karşı KESK MYK üyeleri ile sendikaların Başkanları, dün Mülkiyeliler Birliği’nde toplandı. KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse yaptığı basın açıklamasında, “Tek adama dayalı dikta rejmini hayata geçirmenin fırsatı, onların deyimi ile “Allahın Lütfu”  bu OHAL düzeninde bir kez daha hedef tahtasına konmuş olmamız bizim için aslında şaşırtıcı değildir” dedi. 15 Temmuz darbe girişiminin OHAL ilanı ile fırsata çevrilerek bu sivil darbe sürecin derinleştirildiği bir süreçten geçildiğini belirten Köse, KESK’in hedefte olduğunu sık sık vurguladı. 29 Eylül Perşembe “İhraç edilen ve açığa alınan Kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilsin” talepleri ile yurt genelinde bir i>>>>>>

Adana’da İş Cinayeti: Akıma Kapılan 2 İşçi Hayatını Kaybetti

Adana’da İş Cinayeti: Akıma Kapılan 2 İşçi Hayatını Kaybetti

dana’da elektrik akımına kapılan 2 işçi hayatını kaybetti. Olay, öğle saatlerinde merkez Yüreğir ilçesi Yalnızca ile Eğriağaç mahalleleri arasında meydana geldi. Elektrik dağıtım şirketi adına sözleşmeli olarak çalışan 50 yaşındaki Şıho Fırat ile soyadı öğrenilemeyen iş arkadaşı Mehmet, elektrik direğinde bakım ve onarım işleri yapmaya başladı. Akıma kapılan ikiliden Şıho Fırat olay yerinde, direkten düşüp ağır yaralanan arkadaşı Mehmet de götürüldüğü hastanede öldü. Direkte asılı kalan Fırat’ın cesedi, itfaiye ekipleri tarafından indirildi. İşçilerin cesetleri otopsi için Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Olay ile ilgili soruşturma sürdürülüyor.

Hazirancılar serbest bırakıldı

Hazirancılar serbest bırakıldı

İstanbul'da laiklik bildirisi dağıtırken gözaltına alınan Birleşik Haziran Hareketi üyeleri saat 12.00 sularında Çağlayan Adliyesi'ne getirildi. Savcı gözaltındaki 14 kişinin ifadelerini aldı ve adli kontrol uygulaması istemiyle mahkemeye sevk etti. 14 kişinin hepsi serbest bırakıldı. 6 kişi hakkında yurtdışına çıkış yasağı konuldu. Cumartesi günü Kadıköy'de Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP) Genel Başkanı Erkan Baş, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İstanbul İl Başkanı Deniz Demirdöğen'in de aralarında olduğu 14 kişi darbedilerek gözaltına alınmıştı.   

Hasan Ferit Gedik için adalet istiyoruz

Hasan Ferit Gedik için adalet istiyoruz

Tutuklu sanık Zafer Turhan, "İnsanlar polislerin yetişemediği yerde anayasal hakkını kullanır ve mermiyi çakar" şeklindeki sözleriyle cinayeti savundu. Bu skandal sözler, çetelere dönük devlet desteği iddialarını da güçlendirdi. Maltepe Gülsuyu'nda 2013 yılının Eylül ayında Hasan Ferit Gedik'in uyuşturucu çeteleri tarafından katledilmesiyle ilgili davanın 27'nci duruşması, Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Basına kapalı görülen duruşmaya 6'sı tutuklu 10 sanık ile Gedik'in annesi Nuray Meray ve dedesi Mustafa Meray ile tarafların avukatları katıldı. Duruşma salonunun olduğu B blok -3. katta asansörler iptal edildi. Adliye dışında TOMA ve zırhlı araçlar hazır bekletildi. Duruşmada söz alan tutuklu sanıklardan Şahin Eren, "Hiçbir şey sebepsiz değildir. 4 yaralamam var, kabul ediyorum. Ben yaralamasam eniştemi öldüreceklerdi. Burada çete yoktur. Benim üstüme yüklemelerinin sebebi, çok olay yaşadım. Birçok insanı gerçekten v>>>>>>

DİSK-AR: Zorunlu Bireysel Emeklilik, 2. Emeklilik Değildir

DİSK-AR: Zorunlu Bireysel Emeklilik, 2. Emeklilik Değildir

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemini değerlendiren bir rapor hazırladı. Raporda, sistemin ikinci bir emeklilik anlamına gelmediği belirtilerek toplumun tasarruf yapması için emeklilik maaşlarının yükselmesi gerektiği ifade edildi. BES nedir? 6740 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Ağustos 2016'da kabul edildi ve Ocak 2017'de yürürlüğe girecek. 45 yaş altı çalışanlar (işçiler ve kamu görevlileri) Ocak 2017’den itibaren otomatik olarak BES’e katılacak. Çalışanlardan sosyal güvenlik primine esas brüt kazançlarının yüzde üçü oranında kesinti yapılacak. İsteyenler iki ay içinde cayma hakkını kullanarak sistemden çıkabilecek. Çalışanların bizzat kendilerine imzalatılacak emeklilik sözleşmesi, işveren tarafından hazırlanacak. Zorunlu BES’te devlet sisteme girişte bir defaya mahsu>>>>>>

Cumartesi Anneleri’nin 600. haftası eylemine Avrupa’dan dest…

Cumartesi Anneleri’nin 600. haftası eylemine Avrupa’dan destek

Türkiye’de 600 haftadır  İstanbul Galatasaray’da her Cumartesi günü bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları’ın 600. haftasında Avrupa’nın bir çok şehrinde destek eylemleri gerçekleştirildi. ”24 Eylül Saat 12:00 da gerçekleştireceğimiz 600. haftamız da sizleri de barış, hakikat, adalet ısrarımıza, kayıplarımızı bulma mücadelemize ortak olmak için bulunduğunuz yerden sesimize ses katmanızı istiyoruz ! ” çağrısına cevap olarak Avrupa’nın bir çok merkezinde dayanışma eylemleri gerçekleştirildi.Eylemlerde, güvensizlik ve korku üreten politikalara karşı sesiz kalınmayacağı ve kayıpların akıbetinin sorulmaya devam edileceği vurgulandı HAMBURG24 Eylül cumartesi günü Türkiye ve Avrupa da eşzamanlı yapılan eyleme Hamburg’da saat 11’de Hamburg Mercado önünde bir araya gelen göstericiler Cumartesi Anneleri /insanlarıyla 600. haftasında kırmızı karanfillerle dayanışma mitingi gerçekleştirdi. Demokratik güçlerin birlikte çagrı yaptįgı destek >>>>>>

Özgürlükten

  • 1
  • 2
  • 3
Önceki Sonraki

Devrimci Yol'umuz Temel Coşkun'ların Yoludur.

Devrimci Yol'umuz Temel Coşkun'ların Yoludur.

Katledilişinin 25. yılında Temel Coşkun’u anmanın önemi ve bize yol göstericiliğiyle toplandık. Kapitalizme, Emperyalizme, Oligarşiye ve Faşizme karşı mücadelede düşen yoldaşlarımızı anmanın ve daha da önemlisi anlamanın çokça önem arz ettiği koşullarda katledilişinin 25. yılında Temel’i ve Temellerin yolculuğunu kısaca hatırlayalım. 1959 yılında zaferi milli köyü Aybastı ordu da başlayan yaşam yolculuğu 7 Şubatı 8 Şubata bağlayan gece saat 12 20 sularında Yeşilköy’de katledilişine kadar mücadele dolu yıllara dayalı bir miras bırakmıştır bizlere. Karadeniz’in devrimci tarihinde derin izlerini taşıyan Fatsa Aybastı süreçlerinin içerisinden süzülüp gelen ve İstanbul’da 85’li yıllarda devrimci harekette yaşanan ricat kararlarıyla tasfiye edilen bir tarihsel sürece devrimci yol taraftarı olarak başladığı kavgasında yılmadan yorulmadan eğilip bükülmeden militanca bir bakış açısıyla devrimci iradesini ortaya koymuş ve kurucusu olduğu Kocasinan Halkevi yöneticisiyken defalarca gözaltı...

Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak

Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak

Ya Da Olgulardan Hakikatlere Varmak Türkiye‘de uzun yıllardır bir hayalet dolaşıyor. Adına Devrimci Yol dediğimiz, hangi taşın altına baksanız bir muhatabını bulduğumuz, lakin ne olduğu ve ne dediğine dair; kendini tartışmanın içinde addetsin ya da etmesin her kesimde farklı çağrışımlar yaratan bir hayalet... Olaya nereden bakarsak bakalım bugün Devrimci Yol hareketinin “kim”liği bir muammaya dönüşmüş durumda. Bu bağlamda THKP-C, Devrimci Gençlik, Devrimci Yol ve bugünün Devrimci Yol'cularına varan geleneği doğru algılamak, bugün gelenek adına içerisinde bulunduğumuz sürecin karmaşasını çözümlemek ve tarihsel arka planını böylesi bir eksen üzerinden yürütme iddiasında olan bir politik faaliyetin, üzerine oturacağı kavramsal çerçeveyi belirlemek devrimci bir görev olarak karşımızda duruyor. Aksi taktirde yapılacak her hamle, ya gerçeğin yönlendiriciliğinden uzak geçmişin üzerini örtmeye dönük pragmatik yaklaşımlara neden olacak ya da dogmatizmin batağında sonlanacak mecralara yelken a...

Neden Devrimci Yolda Özgürlük

Neden Devrimci Yolda Özgürlük

Emperyalist-kapitalist sistem 1980’li yıllarda ithal ikameci politikalarını terk ederek, gümrük korumacılığını kaldıran ihracat ekonomisi politikalarına yönelerek, yeniden yapılanma sürecine girdi. Ülkemizde bu süreç 24 Ocak kararları ile başladı. 12 Eylül faşizmi ile devrimci halk muhalefeti susturularak bu uygulamalar tek yanlı olarak hayata geçirildi. 1990’ların başında “reel sosyalizmin” çöküntüye uğraması ile birlikte emperyalizm “yeni dünya düzeni”ni ilan ederek “küreselleşme” politikalarını uygulamaya koydu. Bu dünya halklarının emperyalist metropollere askeri-ekonomik ve siyasi anlamda uyumlu kılınması anlamına gelmekteydi. Bu entegrasyona uymayan, bu sürece girmekte ayak direyen, denetime girmeyen ülkeler, terörist ülke olarak cezalandırıldı/cezalandırılmakta. Yeni dönemde olağan üstü gelişen mali sermaye, ulusal sınır tanımayan dolaşım ve akışkanlık arz etmektedir. ABD ise bugün, mevcut mali sistemin kurduğu dünyanın jandarmalık görevini her gün güç kaybederek de olsa sürdür...

Özgürlük Sürecinin Gelişimi

Özgürlük Sürecinin Gelişimi

(Bu yazı "Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak, Ya Da Olgulardan Hakikatlere Varmak" başlıklı yazının devamı niteliğindedir) Yukarıda saydığımız tüm gelişmelere karşın devrimci mücadeleyi yükseltmenin örgütlü ve militan bir mücadele hattıyla mümkün olduğunu söyleyenlerde vardı. Devrimci Gençlik ve Özgürlük süreçleri, böylesi bir iddia ile yola koyulanların sesi oldu. Ülkenin içinde bulunduğu süreci ve bu sürece karşı geliştirilecek, mücadele çizgisini ortaya koymaya yönelik bir broşür dizisinden, sonra Devrimci Gençlik hemen ardından da Özgürlük Dergisi yayın hayatına başladı. Devrimci Yol hareketinin maddi manevi her türlü değerinin tüketildiği, hareketin icazet sınırlarına çekildiği, eklektik ve legal platformlarda birilerinin Devrimci Yol’u pazarlık konusu yaptığı bir dönemde, Mahir’ in devrimci cüreti ile sokaklarda, üniversitelerde, düzen dışı ve düzen karşıtı bir hareket yükseliyordu. *** İçinden geçilen süreçte (90’lı yıllar) her ne kadar dünya da sol adına bir karşı devrim r...

DEVRİMCİLER RÜZGÂR YARATANLARDIR

DEVRİMCİLER RÜZGÂR YARATANLARDIR

Türkiye devrimci hareketi oldukça uzun bir süredir adeta narkoza alınmış durumda. Tabi ki devrimin emekçiliğini yapan devrimcilerin varlığı sınırlı sayıda da olsa mevcut.  Lakin dünya ve ülke konjonktürü ile devrimin görevleri arasında kurulan bağlantı ve devrimcilerin bu kompozisyondaki yeri bizler açısından böylesi bir tespiti zorunlu kılıyor. ülkenin devrimcilere en fazla ihtiyaç duyduğu zamanlarda geliştirdiğimiz toplumsal pratik son derece yetersiz. Elbette mesele sadece geliştirilen yetersiz pratikle de sınırlı değil ideolojik karmaşanın vardığı nokta ve bunun üzerine devrimcilik algısına yönelik niteliksel düşüklüğü de hesaba kattığımızda karşımıza çıkan manzaranın iç açıcı olmadığını görüyoruz. Türkiye gibi krizlerin olağanlaştığı, politik gündemin sıklıkla değiştiği, bir kriz durumunu atlatmadan diğerinin başladığı bir ülkede, devrimcilerde her kriz sonrası esen rüzgârların etkisiyle bir taraftan diğerine doğru savruldular. Bu savrulma halleri üzerine birçok değerlendirme yap...

DEVRİMİN ANAHTARI SOKAKLARDA SAKLIDIR

DEVRİMİN ANAHTARI SOKAKLARDA SAKLIDIR

Türkiye'de; seçim hengamesi, sınav skandalları, emekçilerin hak talepleri ve Kürtlerin özgürlük arayışı üzerinden şekillenen yoğun bir gündem ile 1 Mayıs'a gidiyoruz. öte yandan içinde bulunduğumuz dönem, ABD emperyalizmi ve Türkiye oligarşisinin dünya ve Türkiye'yi yürüttüğü restorasyon ile yeniden yapılandırmaya çalıştığı bir döneme de tekabül ediyor. Bu restorasyon süreci ise gerek kitleler nezrinde, gerekse sol siyasi çevrelerde ciddi kafa karışıklıklarına, dolayısıyla da hatalı eğilimlere sebebep oluyor. AKP'nin hatırı sayılır bir zaman zarfından bu yana hükümet olması ve bu yeniden yapılandırma sürecinin görünen aktörü olması vesilesiyle politik polemiklerin merkezine oturduğunu ve saf tutuşların bu minval üzere gerçekleştiğini görüyoruz. Daha önceki yazılarımızda birçok kez altını çizdiğimiz üzere ülke siyasetinin yeniden yapılandırılması ve buna uygun tarzda her politik aktörün gönüllü ya da zorunlu bir şekilde sürece uygun hiza alması, ülke rejiminin karakterindeki ilericili...

Siyasi Gündem

  • 1
  • 2
Önceki Sonraki

Süreç ve Seçime Dair Tavrımız

Süreç ve Seçime Dair Tavrımız

Türkiye oligarşisinin Gezi süreciyle birlikte ayan olan yönetim krizi içinde bulunduğumuz dönemde adeta zirveye tırmanıyor. 17-25 Aralık operasyonlarıyla kan kaybeden AKP hükümeti 7 Haziran seçimlerine giden süreçte kürt halkı üzerinden oynadığı kumarı da kaybetti ve HDP 80 vekille meclise girerek Erdoğan'ın başkanlığı üzerine yapılan planları boşa düşürmüş oldu. Seçimin hemen akabinde Yalçın Akdoğan'ın “HDP çözüm sürecinin bundan sonra ancak filmini çeker” sözleri yaşadığımız sürecin habercisiydi ve kandan medet uman AKP hükümeti savaş konseptine geçerek bir erken seçime gitmeyi, HDP'yi baraj altına itmeyi, MHP'ye kaptırdığı bir kısım milliyetçi oyları da geri alarak 400 ya da civarı sandalye alıp konumunu sağlamlaştırmayı denemeyi seçti. Suruç katliamıyla ve daha birçok provokatif ve operasyonel hareketle savaş PKK'ye dayatıldı. Kürdistan'da bir çok ilçede sokağa çıkma yasakları ilan edildi siviller katledildi topyekun savaş başlatıldı. Paralelinde ise batı illerinde HDP başta olmak ...

İslamcılara yapılan yardım çağrıları ve Türkiye'deki mağdurl…

İslamcılara yapılan yardım çağrıları ve Türkiye'deki mağdurlar  retoriğinin geçerliliği

AKP hükümetinin temsil ettiği siyasi bloğun devlet yönetiminde etkin güç haline gelmesi politik yelpazenin tüm katmanlarında, her defasında kendini yenileyen tartışma başlıklarını karşımıza çıkarıyor. Elbette bu durum son derece anlaşılır. Nitekim oligarşinin siyasal kompozisyonunda meydana gelen restorasyon çalışması müesses nizamın faşizan karakterine “sivil”bir balans ayarı, hatta çoğu zaman köklü bir değişiklik görüntüsü arz ediyor. Fakat birçok kez ifade ettiğimiz üzere varlığa gelen teorik arka planın görünümleri ya bilinçli bir çarpıtma ya da iyi niyetli yanlış okumalara kurban gitmekte. özellikle son günlerde İslamcıların Kürtlerin acılarını yeterince anlamadığı veya bu acılar karşısında gereken tepkiyi geliştirmediği üzerine yapılan beyanatlar devrimciler cephesinde acı ve alaycı bir tebessümle karşılanmakta. Elbette İslamcıları homojen bir blok olarak görmek hatalı bir yaklaşıma neden olacaktır fakat Türkiye'de İslamcı kesim (ya da AKP hükümetini politikanın kıblesi olarak g...

PARLAMENTONUN İFLASI VE SOKAK REALİTESİ

Suni bir kutuplaşmayla gidilen 12 Haziran seçimleri rekor bir katılımla gerçekleşti ve yeni perlamentodaki sandalye paylaşımı yapıldı. Bu sunni kutuplaşma üzerinden gerçekleşen seçimlerin ve oluşan parlamentonun devrimci hareket ve emekçiler açısından ne derece önem arz ettiği/etmediği de seçimden hemen sonra bir kez daha açığa çıktı. Biz burada bilinen anlamıyla bir seçim değerlendirmesinden ziyade seçimlerden kaynaklanıyormuş gibi gözüken ancak temel belirleyeni seçim olmayan dönem politikalarının içinde bulunduğumuz süreçteki durumunu ve devam eden süreçteki muhtemel gelişimini açıklamaya çalışacağız. Yapısal Dönüşüm Sürecinin Bir Dönemeci Olarak 12 Haziran 12 Haziran seçimleri, bazı çevrelerce iddia edildiğinin aksine “AKP'nin diktatörlük projesinin”ya da “şeriat devleti kurma projesinin”bir parçası değil Türkiye de ki devlet aygıtının yeni döneme uygun şekillendirilişine hizmet eden bir yerde durmaktadır. Devleti yeniden dizayn etme ve bölgeye dair dönem politikalarını emperyali...

KAĞITTAN KAPLAN OLAN OLİGARŞİDİR

Geçtiğimiz günlerde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Zonguldak Şubesini ziyaret eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, ciddi bir mücadelenin içerisinde olduklarını, herkesin birbirine destek vermesi gerektiği belirterek, "Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP'yi yıkamadılar" diye konuştu.(Vatan Gazetesi 8.2.2011). Süheyl Batum hakkında uzun bir tanıtıma gerek yok fakat kendisi Prof. Dr. ünvanını almış bir akademisyendir. Bu ülkede siyasetle bir düzeyden ilgili herkes TSK'nın 60 yıldır NATO üyesi bir ülkenin ordusu olduğunu dolayısıyla ABD ile organik ilişkisinin ne derece güçlü olduğunu da bilir. Elbette sayın Batum'da bu konuda bir malumata sahiptir. Böyle bir açıklamayı konu hakkındaki cehaletinden yapmadığına göre Batum burada neyi amaçlamış olabilir? Aslında cevabı belli Batum ve ulusalcılar AKP hükümeti eliyle hizaya getirilen TSK'nın bu kadar güçsüz olmasını hazme...

Sizden Gelenler

  • 1
  • 2
  • 3
Önceki Sonraki

ZITLARIN AYNILAŞMASI..

ZITLARIN AYNILAŞMASI.. Kendi gibi düşünmeyen,kendi gibi olamayan herkesi düşman görmek yetinmeyip yaşama hakı dahi tanımayan bir anlayış ve tavır,hangi kılığa girerese girsin düşmanıyla aynılaşmıştır..! Zulmüne zalimin kim olduğu,’’bize de çok yapıldı’’vs.türü makul mazeretlerle anlayış ve hoşgörü bekleyenler zıtına dönüşmüş olanlardır ve düşmanları kendileridir...Zulüm görenin zulmünü makul bulanlar,zulmü meşrulaştıranlardır... Mazlum zulmedemez.Doğanın adaletini sağlar ... Doğada zor yaşamı doğurur,hayatı yok etmez... Adaleti doğurur,özgürlüğü yok etmez... Kendi’’vicdanımıza’’değil doğanın o acımasız adaletine hesap vereceğiz... KİRLİ SAVAŞA HAYIR... ADALET,ÖZGÜRLÜK,DOĞRUDAN DEMOKRASİ,YAŞAM HEMEN ŞİMDİ... Abdullah Zafer Bilge'nin fotoğrafı.

PARAİDYA(παραιδια)*

PARAİDYA(παραιδια)*   İnsanlar aleminin dışındaki maddeyle olan ilişkisi hep sorun olagelmiştir. Algıların gerçekliği yansıtmaması,verilerin bilgi değil inanç düzeyinde oluşu, gelişememiş durumu vb. bu algıların kavramlaştırıldığında gelişimi doğru ifade edemeyen,doldurulamaz boşluklar bırakan hareketsizliği ortaya çıkmaktadır.Tüm bunların dışında doğasal gerçekliğin bir parçası olmamıza karşın,kendi gerçekliğimizin ona uyumsuzluğunu yaşamaktayız...Belirli bir gidiş yönü olan hareket halindeki bir çelişkiler yumağı zıtların birlikteliğimidir?Yoksa zıtların birbirine dönüşdüğü bir mücadelemidir? Bir denge durumu mu zaten bozulacak olan bir dengesizlik mi?Herşey hareket halinde ilerliyor,her durum yeni bir durumsa,bir ırmakta iki kez yıkanılamıyorsa geri dönüş ya da reel sosyalizmlerin yıkılışına karşı zafer edasındaki emperyalistlerin sürekli krizinden bahsetmek ne?Bildik bileli krizde olan emperyalizm geri geri gidip yok mu olacak?Soruyu başka biçimde tekrarlarsak:Atomun elektron pro...

SURİYE SAVAŞININ REYHANLI İLÇESİNE SOSYAL ve EKONOMİK YANSIM…

SURİYE SAVAŞININ REYHANLI İLÇESİNE SOSYAL ve EKONOMİK YANSIMALARI Savaşın İlçeye Sosyal ve Ekonomik Yansımaları Suriye Savaşının patlak vermesinin ardından Suriye’nin sınır komşularından olan Hatay’ın Reyhanlı ilçesine yoğun bir göç dalgası başlamıştır. Bu göç dalgası ve savaşın hala devam ediyor olması nedeniyle, 4 yıldır Reyhanlı ilçesi  Suriyeli göçmenlerin evi olmuş durumda. Görüşme yapılan D. Reyhanlı ‘’burası artık küçük Suriye’’ söyleminde bulunuyor. Elbette yaşanan bu yoğun göç, beraberinde bir takım problemleride getiriyor. Reyhanlı’ya yaşanan yoğun göçün ardından yaşam kaynaklarının paylaşılması ve savaşın yarattığı psikolojik yıkımın ilçe halkına etkileri gibi sorunlar baş göstermeye başlıyor. Savaşın ardından ilçe halkının yaşadığı değişimleri iki alt başlık altında inceledim.  Göçün Reyhanlı’ya Sosyal Yansımaları . ‘’Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Hatay’ın 90 bin nüfuslu Reyhanlı ilçesine sığınan Suriyelilerin sayısı 95 bine ulaştı’’ (http://www.trthaber.com, 17 Ek...

DOĞADA BİLMİYORDUM VE BU KADARINI BİLİYORDUM KURALI YOKTUR..…

Doğada yani siyasette bilmiyordum ya da bu kadar biliyordum diye kural ve kanun yoktur...Bunun instikt(belki içgüdüsel)farkında olan insanlar alemi Anayasalarının ilk başına’’kanunları bilmemek mazeret değildir’’diye birinci madeyi koymuşlardır.İyi de bu insanlar alemi için koyduğun kanunlar doğanın işleyişine uyuyormu diye sorma hakkın da’’gücü’’eline geçiren tarafından elinden alınmıştır.Zaten sorun o da değil,insanların yaşamı hangi iktidar ve sisteme göre düzenlenecektir sorunudur!?Doğanın kanunlarını hiçe sayıp,kendi kanunlarını dayatan insanlar aleminin durumu Engels’in belirtiği gibi’’benim için bu tren yoktur, görmüyorum’’deyip önüne dikilen örneğe benzemektedir...Ya da benim için yer çekimi bir anlam ifade etmez deyip kendinin minareden atmaya benzer! İnsanlar aleminde kötülükler bildiğini sandığın bilgisizliklerden gelir. Doğada ise yanlışların ; bilgi dediklerini doğa bilimsel zorunluluklarına karşı diretmekten...Örneğin siyasette söylediğin yaptığın tahlillerin sonucu geliş...

Birilerinden üstün olmak değil, kendini üretip aşabilmek...

Siyasette denge ve tutarlılığı sağlamak zor zanaattır. Siyaset yapıyorum diye zorlama birçok şey söylemek mümkündür! Bu söylenenlerin etraftakilere yeterli gelmesi ve malumun tekrarı her konuda anlaşma içerisindeymiş türü davranış zorlaması v.b. ile tüm sorunlar aşılmış gibi bir görüntü yaratmak yeterli gözükebilir. Fakat hayatın zorunlulukları(doğa bilimleri ) yakayı bırakmaz... Zorluk burada başlar! Bu durumu yaratan dünya görüşünün başlangıcında kendini başlangıç noktası görme milat sanma eğilimi başta gelir! Ve de dışındakilerin tavrına göre tavır belirleme ne yapacağını ve tavrını bilme zorlaması, siyaseti müneccimlik sanmaya götürebilir. Böylesi bir sübjektivizmin hâkimiyetindeki tavır ve davranışlar ‘’siyaset’’ yapmak olarak tüm alanlara yansıyarak devam edebilmektedir. Son zamanlarda eski yol dostlarıyla seçimler dolayısıyla aynı tavrı alamamakta durumu anlatmaya yetmez!!! Başka sorunlar gözardı edilip bir partiye oy verip vermemek ve buna çağırmak siyasal tavır oluverir!!! Tüm...

Seçimler ve İktidarlar...

İnsan yerleşik hayata geçtikten sonra, özel mülkiyeti korumak için hep bir arayış içinde oldu. Dönemsel farklılıklar arz etse de öz itibari ile karakteri hiç değişmedi. İktidar, önce kendine dini dayanak yaptı. Yani kendi erk'ini mutlaklaştırmak amacı ile kararları tanrısal bir buyruk gibi topluma yansıttı. Gün geldi iktidarın tanrısal buyruklarına din yeteri kadar cevap olamadı. Bilim geliştikçe iktidarlar "erk"i sağlamlaştırmak için tanrının buyrukları yerine, kendi icatları olan, kısmen yönetilenlerin de dahil olduğu "hukuku" devreye soktu. Hukuku da sağlamlaştırmak için meşru yollar aradılar "seçme ve seçilme" hakkı gibi. Meşruluk, devlet iktidarının kaynağı ve kullanış biçimleri bakımında yönetilenlerin inançlarına uygun olma niteliğidir. Bir iktidar, ona itaat edilmesi konusunda bir konsensüs varsa meşrudur. Aksi takdirde kaba bir güç halidir. İktidarlar, her döneme özgü, kendilerini dayandırdıkları gerekçeleri olmuştur. Bu gerekçeler onların aynı zamanda meşruluğunu sağlamı...

Devrimci Yol'da Özgürlük yeni sayısı çıktı

Devrimci Yol'umuz Temel Coşkun'ların yoludur.

Son Eklenenler