Özgürlük

Devrimci Yol'da

Gezi Halktır

Ziyaret

Bugün 20

Dün 38

Bu hafta 95

Bu ay 249

Tümü 42191

Şu anda 50 misafirler ve üye yok çevrimiçi

Dosyalar

 

Broşürler

 

Mustafa ÖZENÇ'in 14 Mayıs 1981 tarihinde yazmış olduğu şiirin orjinali elimize geçmiş olup aynı yürek vurusunu sizlerle de paylaşmak istedik.

Devrimci Yol saflarında vuran yüreklere...

DEVRİMCİ YOL'DA DÜŞENLER

Çarpıştılar vuruşdular
Devrim için savaştılar
Ölümle kucaklaştılar
Halkın Devrimci Yol'unda
Korkmadılar hiç ölümden
Türkü söyleyip gittiler
Kurtulsun diye zulümden
Halk için şehit düştüler
Ateş ihanet gördüler
İşkencede can verdiler
Ne korktu ne yıldılar
Halkın Devrimci Yol'unda
Zindanları da yaktılar
Kentte kırda savaştılar
Dar ağacına çıktılar
Halkın Devrimci Yol'unda
Bitmez saymakla adları
Kavgamızda yaşıyorlar
Devrettiler bayrakları
Yoldaşları taşıyorlar
14 Mayıs 1981
Mustafa ÖZENÇ

Haberler

  • 1
  • 2
  • 3
Önceki Sonraki

Emaar Square. işçilerinin direnişi başarıyla sonuçlandı.

Emaar Square. işçilerinin direnişi başarıyla sonuçlandı.

İnşaat İşçileri Sendikası üyesi inşaat işçileri Emaar Şantiyesi’ne bağlı taşeron firma Sönmez Metal’den haklarını talep ettikleri için işten atılan ve ihbar-kıdem tazminatı haklarını alamayan üyeleri için 15 Ekim’de geniş işçi katılımlıyla eylem başlatmışlardı. işçilerin haklarını almak için başlattıkları direniş tüm taleplerinin karşılanmasıyla ve hakedişlerinin hesaplarına yatırılmasıyla direniş başarıyla sonuçlanmıştır. İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek!

Hilal Ercan NSU kurbanı mı?

Hilal Ercan NSU kurbanı mı?

Hamburg’da bundan 18 yıl önce kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Hilal Ercan’ın Nasyonal Sosyalist Yeraltı Terör Örgütü (NSU) kurbanı olup olmadığı araştırılıyor. Hamburger Abendblatt gazetesinin haberine  göre, Peggy Knobloch’un cesedinin bulunduğu yerde NSU üyesi Uwe Böhnhardt’ın DNA izine rastlanması ve NSU üyelerinin bilgisayarlarında çocuk pornosu materyallerine rastlanması nedeniyle, 22 Ocak 1999 tarihinde Hamburg Lurup’ta 10 yaşındayken kaybolan Hilal Ercan dosyası yeniden ele alınıyor. Hamburg polis sözcüsü Heike Uhde, gazeteye olayda NSU bağlantısı olup olmadığının araştırıldığını söyledi. Okuldan iyi bir karne getiren Hilal Ercan, 27 Ocak 1999’da anne ve babasının ödül için verdiği parayla şekerleme almaya gittiğinde ortadan kaybolmuştu. Hilal son olarak, o gün öğle saatlerinde Hamburg’da Elbgau Caddesi’ndeki bir alışveriş merkezinde görülmüştü. Almanya çapındaki aramalara rağmen Hilal Ercan bulunamamıştı. >>>>>>

Federal Kürdistan’da el Cezire TV’ye yayın yasağı

  Kürdistan hükümeti bugün, el Cezire televizyonuna resmî olarak bundan böyle muhbirlerinin, savaş cephelerine girmesine izin verilmeyeceğini tebliğ etti ve bir muhabirlerini sınır dışı etti. El Cezire televizyonun, IŞİD yanlısı yayınlar yaptığı gerekçesiyle bir daha savaş meydanlarından yayın yapmasına izin verilmeyeceği açıklandı ve Kürdistan’daki ofislerine Hamid Hedid adlı muhabirlerinin sınır dışı edileceği bildirildi. K24'te yer elen habere göre Hamid Hedid, Çarşamba akşamı Federal Kürdistan’ı terk ederek Katar’ın başkenti Doha’ya geçti. Hamid Hedid, daha önce el Cezire’nin Bağdat bürosunda görev yapıyordu ancak Musul’un kurtarılması operasyondan bir gün önce Federal Kürdistan’ın başkenti Hewler’e gelmişti. Peşmerge'ye ait bazı sosyal medya hesapları da el Cezire kanalına, IŞİD yanlısı haberler yaptığı için tepki göstermişti.     

10 İşçinin İş Cinayetinde Öldüğü Torun Center Davasında TOKİ…

10 İşçinin İş Cinayetinde Öldüğü Torun Center Davasında TOKİ de Yargılanacak

İSTANBUL Mecidiyeköy’de Torunlar Center’da meydana gelen ve 10 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetinde TOKİ yöneticileri de, sorumluluğu olduğu gerekçesiyle yargılanacak.İş cinayetiyle ilgili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, inşaatın bulunduğu arsanın devri için gerekli bedelin yüklenici firma tarafından idare hesaplarına aktarılması nedeniyle söz konusu arsanın 27 Haziran 2013 tarihi itibariyle yüklenici firmaya devredebilme imkanı olduğu belirtildi. Buna karşın yüklenici firma ile TOKİ arasında imzalanan mutabakat metnine göre tapu devir işlemleri için yüklenici firmaya 31 Aralık 2014 tarihine kadar süre tanındığı ifade edilen iddianamede, tapu devir işlemlerinin ancak 26 Kasım 2014 tarihinde gerçekleştirildiği kaydedildi. İddianamede iş cinayetinin 6 Eylül 2014’te gerçekleştiği belirtilerek, devirin işçi ölü>>>>>>

90'ların işkence yöntemi falaka cezaevine geri döndü

90'ların işkence yöntemi falaka cezaevine geri döndü

AKP'nin 15 Temmuz darbesinin ardından başlattığı operasyonlarıyla cezaevindeki nüfus büyük bir artış gösterdi. Darbe sonrasında 34 bini aşkın kişi “FETÖ üyesi olduğu ya da darbeci olduğu” iddialarıyla tutuklandı. Ayrıca 6 bin kişi de siyasi ve adli gerekçelerle hapsedildi. Hükümet, cezaevlerinde yer açmak için af çıkardı, 37 bin kişinin tahliyesi amaçlandı. Ancak cezaevlerindeki tek sorun bu nüfus artışı ve çıkardığı sonuçlar değil. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği'nin yöneticilerinden Berivan Korkut, Ezgi Duman ve Mustafa Eren, cezaevlerindeki son durumu ANF'ye anlattı. Mustafa Eren'in ilk değerlendirmesi şöyle: “Hak ihlalleri OHAL'den sonra arttı. Ancak cezaevlerindeki artış OHAL ile beraber başlamış artış değil” Adalet Bakanlığı'nın Mart ayında yayınladığı genelgeyi hatırlatan Eren, “Bu genelge ile hücre ve koğuşlarda kovalar, leğenler toplandı, çekpasların sopaları kısaltıldı. Gündelik yaşamı etkileyen bir takım s>>>>>>

İnşaat İşçileri: Haklarımızı Alana Kadar Direneceğiz

İnşaat İşçileri: Haklarımızı Alana Kadar Direneceğiz

Emaar Square şantiyesinde SÖNMEZ  firmasına bağlı YELDA MEKANİK adlı taşeron firmasında çalışan 18 işçi  Yelda'nın 28 Eylül'de iflas ettigini duyurması ile hiç bir ihbar ve kidem tazminatlari ödenmeden işten çıkarıldı. Haksız şekilde işten çıkarılan İnşaat İş sendikasına bağlı işçiler 15 Ekimde başlatmış oldukları eylemi bugün de sürdürmeye devam ediyorlar. Yağmurlu hava koşullarına rağmen Türküler ve Halay eşliğinde devam eden eyleme diğer firmalardaki işçiler de destek verdiler. Son söz olarak haklarımızı alana kadar direneceğiz diyen işçiler bütün sınıf dostlarını dayanışmaya davet ettiler.

Almanya’da kimya fabrikasında patlama : 1 ölü 6 kayıp

Almanya’da kimya fabrikasında patlama : 1 ölü 6 kayıp

Ludwigshafen kentinde Ren nehri kıyısında bulunan tesislerde meydana gelen patlamada en az bir kişinin yaşamını yitirdiği tespit edilirken, 6 kişi de ağır yaralı olarak hastanelere kaldırıldı. Patlama sonrasındaki yangında çok sayıda kişinin hafif yaralandığı, ancak aralarında itfaiye erlerinin de olduğu 6 kişinin kayıp olduğu bildirildi. Patlama sonrasında yapılan açıklamada kimya tesislerinin çevresindeki binalardan dışarı çıkılmaması istenmişti. Patlamanın tesislerdeki boru hattındaki bir işlem esnasında meydana geldiği açıklanmıştı..   Kimya tesislerini işleten BASF şirketi, dünyada kimya endüstrisi alanındaki en büyük şirket olarak biliniyor.  Kimya devi BASF'ın Ludwigshafen'daki tesislerinde yerel saatle 11.25’de büyük bir patlama meydana geldi. Patlamada en az iki kişi öldü, altı kişi ağır yaralandı. İki kişinin ise halen kayıp olduğu bildirildi. Patlamaya ilişkin öğleden sonra yapılan basın toplantısında BASF Fabrika M>>>>>>

Ankara Valiliği’nden yeni yasaklar

Ankara Valiliği’nden yeni yasaklar

Ankara Valiliği yaptığı açıklama ile 30 Kasım’a kadar toplantı ve gösterilerin yasaklandığı duyurdu Ankara’da 30 Kasım’a kadar toplantı ve gösteri yapılamayacak. Ankara Valiliği konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı; “Valiliğimize ulaşan istihbarı bilgilere göre, yasadışı terör örgütlerinin ilimizde eylem arayışı içinde oldukları ve bazı hazırlıklar yaptıkları tespit edilmiştir. Özellikle insanların toplu olarak bulundukları açık ve kapalı alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşleri ve benzeri faaliyetlerde eylem yapılmak istendiği tahmin edilmektedir. Bu nedenle, can ve mal güvenliğinin sağlanması, kamu düzenini ve esenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla Ankara il sınırları içinde; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında yol, meydan, cadde, sokak, park gibi umuma açık alanlarda yapılacak her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşleri ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet>>>>>>

Yasaklanan KESK mitinği kitlesel basın açıklamasına döndü.

Yasaklanan KESK mitinği kitlesel basın açıklamasına döndü.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun Ankara’da yapmayı planladığı mitingin, Ankara Valiliği tarafından "alınan ihbarlar" gerekçe gösterilerek yasaklanmasının ardından. Temsilciler düzeyinde ankaraya girişlerine izin verildi. illerden gelen kamu emekçileri odalar dergi çevreleri ve diğer stk lar ile saat 12:00 da Ankara Sakarya caddesi meydanında buluştu. Bu yasaklamaların bir yıldırma politikası olduğu ve devletin kendi güvenlik zaafiyetini ortaya koyduğu, devrimci demokrat muhalif çevrenin 1980 askeri cuntasından buyana bu baskı politikalarını sürekli yaşadığının bunun devrimciler aydınlar ilerici güçler için yeni birşey olmadığını "ohal"in zaten ismen olmasa bile yıllardır bu ülkede devam ettiğinin altı çizildi. Darbe girişimi sonrası sözde Fethullah Gülen ve çevresine karşı yürütülen operasyonların aslında iktidarın kendisine karşı olan muhalif aydın ilerici ve devrimci güçleri hedef aldığı binlerce kamu emekçisinin bu sebe>>>>>>

Ankara'da KESK'e yasak

KESK'in yarın Ankara'da yapacağı mitingi, Ankara Valiliği güvenlik gerekçesiyle yasakladı. KESK Eş Başkanı Şaziye Köse: "Görünen o ki, bundan sonra tüm demokratik eylemler aynı gerekçeyle yasaklanacak." ANKARA- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun yarın Ankara’da yapmayı planladığı miting, Ankara Valiliği tarafından yasaklandı. Yasaklamaya gerekçe olarak ‘alınan ihbarlar’ gösterildi. KESK Eş Başkanı Şaziye Köse, Duvar’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:“Düne kadar hiçbir sorun yoktu. Bugün ani bir kararla güvenlik gerekçesiyle mitingin yasaklandığı bilgisi bize ulaştırıldı. Çok fazla ihbar var deniliyor. Görünen o ki, Ankara bundan sonra her türlü demokratik eyleme kapatılmıştır. Bunun anlamı, sendikal hareketlerin, muhalif dinamiklerin sesini kesmektir. KESK olarak kararı değerlendiriyoruz. Kamuoyuna saat 14 00’te bir açıklama yapacağız.”

Dilek Doğan'ın öldürüldüğü anın görüntüleri silinmiş.

Dilek Doğan'ın öldürüldüğü anın görüntüleri silinmiş.

Ev baskını esnasında Polisin eve girerken galoş giymesini söylemesi üzerine yakın mesafeden ateş edilerek katledilen Dilek Doğan davasında olay anına ilişkin kamera görüntüleri silindiği ortaya çıktı.Mahkeme heyeti görüntülerin geri getirilmesi için kameranın Jandarma Kriminale gönderilmesine karar verdi. Sarıyer Armutlu’daki evinde polis kurşunuyla vurularak yaşamını yitiren Dilek Doğan’ın davası, kapalı kapılar ardında devam ediyor. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kapalı oturumda görülen duruşmaya sanık polis memuru Yüksel Moğultay katılmadı. Olay anı görüntülerinin çekimini yapan kameraya ilişkin bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı. Raporda, incelenmesi istenen el kamerasının içerisinde hiçbir görüntü ve fotoğrafın bulunmadığı tespit edildi. Kameranın hafızasındaki tüm görüntülerin 27 Haziran 2016 tarihinde silindiği anlatıldı. Ancak bilirkişi tarafından profesyonel veri kurtarma yazılımları aracılığıyla 6 gün süren aralıksız ta>>>>>>

Kadıköy Anadolu lisesi öğrencileri sorguda: Üst aklınız kim?

Kadıköy Anadolu lisesi öğrencileri sorguda: Üst aklınız kim?

Bakanlık tarafından ‘proje okul’ statüsüne dahil edilen ve 71 öğretmeni başka okullara tayin edilen Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencileri, başlattıkları oturma eylemi nedeniyle okul yönetimi tarafından sorguya alındı. Sorguda öğrencilere, “Eylemi kim düzenliyor?”, “Sizi yönlendiren birileri var mı?”, “Üst aklınız kim?”, “Ne yapmayı amaçlıyorsunuz?” ve “Pankartlar kim tarafından hazırlandı?” gibi sorular yöneltildi. Milli Eğitim Bakanlığı, 2014’ün mart ayında çıkarılan bir yasayla, aralarında İstanbul Erkek, Vefa, Kabataş Erkek, Kadıköy Anadolu, Cağaloğlu Anadolu, Hüseyin Avni Sözen, Ankara Atatürk, Bornova Anadolu Lisesi’nin de olduğu Türkiye’nin en gözde 170 lisesini‘proje okul’ ilan etmişti. 2015-2016 eğitim yılı kapanırken, liseliler birbiri ardına bildiri yayınlayarak ‘proje okul‘ uygulamasını protesto etmişti. Kurulduğu dönemde Türkiye’nin altı maarif koleji arasında yer alan Kadıköy Anadolulular okul yönetiminin öğrencilere yönel>>>>>>

10 ekim Ankara ;Katilleri tanıyoruz, unutturmayacağız”

10 ekim Ankara ;Katilleri tanıyoruz, unutturmayacağız”

10 ekim katliamının 1 yılında Ankara katliamı anması için sabah saatlerinde toplanan kitleye saldıran polis saldırılarını gün boyunca sürdürmüş.ara sokaklara çekilen ve sloganlarla protostolarını sürdüren kitleye yönelik saldırılar ankaranın tüm mahallelerine yayılmış ve akşam saatlerine kadar devam eden saldırılar ve direnişler sonrası çok sayıda gözaltılar yapılmış ve akşam saatlerine dogru gözaltına alınanlar serbest bırakılmıştı. 10 ekim katliamı bir çok ilde ve ilçelerde yapılan yürüyüşlerle protosto ve anma gerçekleştirildi akşam saatlerinde semtlerde mahallelerde toplanan halk 10 ekim katliamını anmak ve gün içinde ankarada saldırıları protosto etmek amacıyla toplanıldı ve anma gerçekleştirildi. akşam saatlerinde avcılarda  esenyurtta ve bir çok mahallede demokrasi güçlerinin çagrısıyla oturma eylemi ve anmalar gerçekleştirildi. ikitellide demokratik kurumların ortak çağrısıyla ikitelli cemevi önünde toplanan kitle ankara kat>>>>>>

Silvan'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Silvan'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı 13 mahalle ile  bu mahallelere bağlı 14 mezrada sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Silvan Kaymakamlığından yapılan açıklamada, 5442 Sayılı İl İdaresi  Kanununun ilgili maddeleri gereğince ilçeye bağlı Kazandağı, Demirkuyu, Çatakköprü, Eskiocak, Arı, Taşpınar, Çiğdemli,  Gürpınar, Dönenkaya, Kayadere, Ormandışı, Babakaya, Altınkum mahalleri ile bu  mahallelere bağlı Özlüce, Esenyol, Darıseven, Usluca, Boğazönü, Toklar, Bahçe,  Kalemli, Taraklı, Mirenge, Başkaya, Çavuşdamı, Çalönü ve Tarımova mezralarında  ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağının ilan edildiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu yasağın 10 Ekim 2016 tarihi saat 16.00'dan  itibaren geçerliği olduğu kaydedildi.  

‘Türk Akımı Projesi’ imzalandı

‘Türk Akımı Projesi’ imzalandı

Türkiye ve Rusya arasında Türk Akımı projesi imzalandı. İki ülkenin liderleri, ortak basın toplantısında tüm alanlarda işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabık olduklarını açıkladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Başkanı Vladimir Putin, Rus gazını Türkiye'ye getirecek Türk Akımı projesinin imza töreninde bulundu. İki ülkenin liderleri, 1 saat 40 dakika süren heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısında tüm alanlarda işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabık olduklarını açıkladı. Türkiye Enerji Bakanı Berat Albayrak ve Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak'ın Türk akımı projesini imzalamasının ardından Erdoğan şu açıklamayı yaptı; "Sayın Başkan ile dolu dolu bir gün geçirdik. Sonunda bu anlaşmalar imzalanacak noktaya geldi ve imzalar konuldu. Birçok alanda, savunma sanayii ile ilgili olsun, ticari, kültür, bundan sonraki süreçte bu ilişkilerimizi geliştireceğiz. Üst düzey istişari kon>>>>>>

Haklarını Arayan Naksan İşçilerine AKP’li İl Başkanı’ndan Ya…

Haklarını Arayan Naksan İşçilerine AKP’li İl Başkanı’ndan Yanıt: Şov Yapmayın

Antep’te TMSF’ye devredilen Naksan Holding’in işçileri, 3 aydır ücret alamadıkları için eylem yaptı. Antep’te 15 Temmuz sonrası operasyonlar kapsamında el konulan ve önce kayyım şimdi de TMSF yönetiminde faaliyette olan Naksan Holding’e bağlı Naksan Plastik işçileri, 3 aydır alamadıkları maaşları için üretimi durdurarak fabrika önünde eylem yaptı. Sorunlarını ilettiklerinde sürekli “Yetkili yok” yanıtı aldıklarını söyleyen işçiler, “Bıraksınlar biz yönetelim” sözleriyle tepkilerini dile getirdi. Eylem, yönetimden “Akşama 670 liranın yatırılacağı ve Pazartesi kalan miktar için bilgi verileceği” açıklamasının gelmesiyle son buldu. Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan Naksan’a kayyım atanması ve sonrasında TMSF’ye devredildiği süre içinde işçiler, hem “ücretlerini düzenli alamamaktan” hem de “belirsizlikten” şikâyetçilerdi. Bugün A Vardiyası (gündüz) aynı belirsizliğin sürmesi üzerine iş bırakarak fabrika önünde bekleyişe >>>>>>

Ankara Katliamı Anmasına Polis Saldırısı

Ankara Katliamı Anmasına Polis Saldırısı

Ankara katliamı anması için sabah saatlerinde toplanan kitleye saldıran polis saldırılarını sürdürüyor.ara sokaklara çekilen ve sloganlarla protostolarını sürdüren kitleye yönelik saldırılar ankaranın tüm mahallelerine yayılmış ve gelen bilgilere göre 70 in üzerinde gözaltı var ve polisin halka yönelik saldırıları devam ediyor    

Diyarbakır Barosu yeni başkanını seçti

Diyarbakır Barosu yeni başkanını seçti

Diyarbakır Sur İlçesi’nde geçen yıl Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından Diyarbakır Barosu, 45’nci Olağan Genel Kurulu’nu düzenledi. Yapılan seçim sonucunda Ahmet Özmen, 33 oy farkla yeni baro başkanı oldu. Merkez Kayapınar İlçesi’nde bulanan Cegerxwin Kültür Merkezi’nde yapılan ve 2 günden bu yana devam eden kongrede, Tahir Elçi’nin yardımcısı Ahmet Özmen ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın eşi Av.Mesut Beştaş, başkanlık için yarıştı.  Olağan genel kurulda Diyarbakır Barosu’na üye olan bin 13 avukat oy kullandı. Seçimlerde baro üyesi olan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir de oy kullandı. 

Özgürlükten

  • 1
  • 2
  • 3
Önceki Sonraki

ALIN “OHAL”İNİZİ DE GİDİN BU MEMLEKET BİZİM!...

ALIN “OHAL”İNİZİ DE GİDİN BU MEMLEKET BİZİM!...

15 Temmuz 2016 darbe girişimi süreciyle birlikte 14 yıldır iktidar koltuğunda yer alan AKP, ülkeyi birlikte yönettikleri Fetullahçılar tarafından alaşağı edilmek istendi. Saray–Cemaat kavgası, yeşil sermayeye hâkim olma hırsı bu süreçle kendisini iyice gün yüzüne çıkarttı. Bu girişimi önceleri düşman ilan ettiği Ergenekon ittifakıyla bertaraf etmesinin hemen ardından kendisinin karşısında olan en küçük toplumsal tepkiyi bastırmak ve iktidarını güçlü kılmak için ülkeyi OHAL-KHK’lerle yönetmeye girişmiştir. Yenikapı’da gerçekleştirilen ve adına  ‘’Yenikapı Ruhu’’ denilen miting sonrası oluşturulan yeni ‘Biat Cephesi’’ ve arkasına aldığı toplumsal desteği, kendisinden olmayan ve biat etme kültürüne itiraz eden tüm kesimler üzerinde bir tehdit olarak kullanmaya başlamıştır. Kişi hak ve hürriyetlerini hiçe sayan uygulamaları bir üst seviyeye çıkartarak darbe karşıtlarına karşı da saldırıya geçmiştir. KHK’leri; toplumsal dinamiklere karşı bir saldırı ve sindirme aracı olarak uygulamaya ...

Devrimci Yol'umuz Temel Coşkun'ların Yoludur.

Devrimci Yol'umuz Temel Coşkun'ların Yoludur.

Katledilişinin 25. yılında Temel Coşkun’u anmanın önemi ve bize yol göstericiliğiyle toplandık. Kapitalizme, Emperyalizme, Oligarşiye ve Faşizme karşı mücadelede düşen yoldaşlarımızı anmanın ve daha da önemlisi anlamanın çokça önem arz ettiği koşullarda katledilişinin 25. yılında Temel’i ve Temellerin yolculuğunu kısaca hatırlayalım. 1959 yılında zaferi milli köyü Aybastı ordu da başlayan yaşam yolculuğu 7 Şubatı 8 Şubata bağlayan gece saat 12 20 sularında Yeşilköy’de katledilişine kadar mücadele dolu yıllara dayalı bir miras bırakmıştır bizlere. Karadeniz’in devrimci tarihinde derin izlerini taşıyan Fatsa Aybastı süreçlerinin içerisinden süzülüp gelen ve İstanbul’da 85’li yıllarda devrimci harekette yaşanan ricat kararlarıyla tasfiye edilen bir tarihsel sürece devrimci yol taraftarı olarak başladığı kavgasında yılmadan yorulmadan eğilip bükülmeden militanca bir bakış açısıyla devrimci iradesini ortaya koymuş ve kurucusu olduğu Kocasinan Halkevi yöneticisiyken defalarca gözaltı...

Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak

Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak

Ya Da Olgulardan Hakikatlere Varmak Türkiye‘de uzun yıllardır bir hayalet dolaşıyor. Adına Devrimci Yol dediğimiz, hangi taşın altına baksanız bir muhatabını bulduğumuz, lakin ne olduğu ve ne dediğine dair; kendini tartışmanın içinde addetsin ya da etmesin her kesimde farklı çağrışımlar yaratan bir hayalet... Olaya nereden bakarsak bakalım bugün Devrimci Yol hareketinin “kim”liği bir muammaya dönüşmüş durumda. Bu bağlamda THKP-C, Devrimci Gençlik, Devrimci Yol ve bugünün Devrimci Yol'cularına varan geleneği doğru algılamak, bugün gelenek adına içerisinde bulunduğumuz sürecin karmaşasını çözümlemek ve tarihsel arka planını böylesi bir eksen üzerinden yürütme iddiasında olan bir politik faaliyetin, üzerine oturacağı kavramsal çerçeveyi belirlemek devrimci bir görev olarak karşımızda duruyor. Aksi taktirde yapılacak her hamle, ya gerçeğin yönlendiriciliğinden uzak geçmişin üzerini örtmeye dönük pragmatik yaklaşımlara neden olacak ya da dogmatizmin batağında sonlanacak mecralara yelken a...

Neden Devrimci Yolda Özgürlük

Neden Devrimci Yolda Özgürlük

Emperyalist-kapitalist sistem 1980’li yıllarda ithal ikameci politikalarını terk ederek, gümrük korumacılığını kaldıran ihracat ekonomisi politikalarına yönelerek, yeniden yapılanma sürecine girdi. Ülkemizde bu süreç 24 Ocak kararları ile başladı. 12 Eylül faşizmi ile devrimci halk muhalefeti susturularak bu uygulamalar tek yanlı olarak hayata geçirildi. 1990’ların başında “reel sosyalizmin” çöküntüye uğraması ile birlikte emperyalizm “yeni dünya düzeni”ni ilan ederek “küreselleşme” politikalarını uygulamaya koydu. Bu dünya halklarının emperyalist metropollere askeri-ekonomik ve siyasi anlamda uyumlu kılınması anlamına gelmekteydi. Bu entegrasyona uymayan, bu sürece girmekte ayak direyen, denetime girmeyen ülkeler, terörist ülke olarak cezalandırıldı/cezalandırılmakta. Yeni dönemde olağan üstü gelişen mali sermaye, ulusal sınır tanımayan dolaşım ve akışkanlık arz etmektedir. ABD ise bugün, mevcut mali sistemin kurduğu dünyanın jandarmalık görevini her gün güç kaybederek de olsa sürdür...

Özgürlük Sürecinin Gelişimi

Özgürlük Sürecinin Gelişimi

(Bu yazı "Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak, Ya Da Olgulardan Hakikatlere Varmak" başlıklı yazının devamı niteliğindedir) Yukarıda saydığımız tüm gelişmelere karşın devrimci mücadeleyi yükseltmenin örgütlü ve militan bir mücadele hattıyla mümkün olduğunu söyleyenlerde vardı. Devrimci Gençlik ve Özgürlük süreçleri, böylesi bir iddia ile yola koyulanların sesi oldu. Ülkenin içinde bulunduğu süreci ve bu sürece karşı geliştirilecek, mücadele çizgisini ortaya koymaya yönelik bir broşür dizisinden, sonra Devrimci Gençlik hemen ardından da Özgürlük Dergisi yayın hayatına başladı. Devrimci Yol hareketinin maddi manevi her türlü değerinin tüketildiği, hareketin icazet sınırlarına çekildiği, eklektik ve legal platformlarda birilerinin Devrimci Yol’u pazarlık konusu yaptığı bir dönemde, Mahir’ in devrimci cüreti ile sokaklarda, üniversitelerde, düzen dışı ve düzen karşıtı bir hareket yükseliyordu. *** İçinden geçilen süreçte (90’lı yıllar) her ne kadar dünya da sol adına bir karşı devrim r...

DEVRİMCİLER RÜZGÂR YARATANLARDIR

DEVRİMCİLER RÜZGÂR YARATANLARDIR

Türkiye devrimci hareketi oldukça uzun bir süredir adeta narkoza alınmış durumda. Tabi ki devrimin emekçiliğini yapan devrimcilerin varlığı sınırlı sayıda da olsa mevcut.  Lakin dünya ve ülke konjonktürü ile devrimin görevleri arasında kurulan bağlantı ve devrimcilerin bu kompozisyondaki yeri bizler açısından böylesi bir tespiti zorunlu kılıyor. ülkenin devrimcilere en fazla ihtiyaç duyduğu zamanlarda geliştirdiğimiz toplumsal pratik son derece yetersiz. Elbette mesele sadece geliştirilen yetersiz pratikle de sınırlı değil ideolojik karmaşanın vardığı nokta ve bunun üzerine devrimcilik algısına yönelik niteliksel düşüklüğü de hesaba kattığımızda karşımıza çıkan manzaranın iç açıcı olmadığını görüyoruz. Türkiye gibi krizlerin olağanlaştığı, politik gündemin sıklıkla değiştiği, bir kriz durumunu atlatmadan diğerinin başladığı bir ülkede, devrimcilerde her kriz sonrası esen rüzgârların etkisiyle bir taraftan diğerine doğru savruldular. Bu savrulma halleri üzerine birçok değerlendirme yap...

Siyasi Gündem

  • 1
  • 2
Önceki Sonraki

Süreç ve Seçime Dair Tavrımız

Süreç ve Seçime Dair Tavrımız

Türkiye oligarşisinin Gezi süreciyle birlikte ayan olan yönetim krizi içinde bulunduğumuz dönemde adeta zirveye tırmanıyor. 17-25 Aralık operasyonlarıyla kan kaybeden AKP hükümeti 7 Haziran seçimlerine giden süreçte kürt halkı üzerinden oynadığı kumarı da kaybetti ve HDP 80 vekille meclise girerek Erdoğan'ın başkanlığı üzerine yapılan planları boşa düşürmüş oldu. Seçimin hemen akabinde Yalçın Akdoğan'ın “HDP çözüm sürecinin bundan sonra ancak filmini çeker” sözleri yaşadığımız sürecin habercisiydi ve kandan medet uman AKP hükümeti savaş konseptine geçerek bir erken seçime gitmeyi, HDP'yi baraj altına itmeyi, MHP'ye kaptırdığı bir kısım milliyetçi oyları da geri alarak 400 ya da civarı sandalye alıp konumunu sağlamlaştırmayı denemeyi seçti. Suruç katliamıyla ve daha birçok provokatif ve operasyonel hareketle savaş PKK'ye dayatıldı. Kürdistan'da bir çok ilçede sokağa çıkma yasakları ilan edildi siviller katledildi topyekun savaş başlatıldı. Paralelinde ise batı illerinde HDP başta olmak ...

İslamcılara yapılan yardım çağrıları ve Türkiye'deki mağdurl…

İslamcılara yapılan yardım çağrıları ve Türkiye'deki mağdurlar  retoriğinin geçerliliği

AKP hükümetinin temsil ettiği siyasi bloğun devlet yönetiminde etkin güç haline gelmesi politik yelpazenin tüm katmanlarında, her defasında kendini yenileyen tartışma başlıklarını karşımıza çıkarıyor. Elbette bu durum son derece anlaşılır. Nitekim oligarşinin siyasal kompozisyonunda meydana gelen restorasyon çalışması müesses nizamın faşizan karakterine “sivil”bir balans ayarı, hatta çoğu zaman köklü bir değişiklik görüntüsü arz ediyor. Fakat birçok kez ifade ettiğimiz üzere varlığa gelen teorik arka planın görünümleri ya bilinçli bir çarpıtma ya da iyi niyetli yanlış okumalara kurban gitmekte. özellikle son günlerde İslamcıların Kürtlerin acılarını yeterince anlamadığı veya bu acılar karşısında gereken tepkiyi geliştirmediği üzerine yapılan beyanatlar devrimciler cephesinde acı ve alaycı bir tebessümle karşılanmakta. Elbette İslamcıları homojen bir blok olarak görmek hatalı bir yaklaşıma neden olacaktır fakat Türkiye'de İslamcı kesim (ya da AKP hükümetini politikanın kıblesi olarak g...

PARLAMENTONUN İFLASI VE SOKAK REALİTESİ

Suni bir kutuplaşmayla gidilen 12 Haziran seçimleri rekor bir katılımla gerçekleşti ve yeni perlamentodaki sandalye paylaşımı yapıldı. Bu sunni kutuplaşma üzerinden gerçekleşen seçimlerin ve oluşan parlamentonun devrimci hareket ve emekçiler açısından ne derece önem arz ettiği/etmediği de seçimden hemen sonra bir kez daha açığa çıktı. Biz burada bilinen anlamıyla bir seçim değerlendirmesinden ziyade seçimlerden kaynaklanıyormuş gibi gözüken ancak temel belirleyeni seçim olmayan dönem politikalarının içinde bulunduğumuz süreçteki durumunu ve devam eden süreçteki muhtemel gelişimini açıklamaya çalışacağız. Yapısal Dönüşüm Sürecinin Bir Dönemeci Olarak 12 Haziran 12 Haziran seçimleri, bazı çevrelerce iddia edildiğinin aksine “AKP'nin diktatörlük projesinin”ya da “şeriat devleti kurma projesinin”bir parçası değil Türkiye de ki devlet aygıtının yeni döneme uygun şekillendirilişine hizmet eden bir yerde durmaktadır. Devleti yeniden dizayn etme ve bölgeye dair dönem politikalarını emperyali...

KAĞITTAN KAPLAN OLAN OLİGARŞİDİR

Geçtiğimiz günlerde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Zonguldak Şubesini ziyaret eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, ciddi bir mücadelenin içerisinde olduklarını, herkesin birbirine destek vermesi gerektiği belirterek, "Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP'yi yıkamadılar" diye konuştu.(Vatan Gazetesi 8.2.2011). Süheyl Batum hakkında uzun bir tanıtıma gerek yok fakat kendisi Prof. Dr. ünvanını almış bir akademisyendir. Bu ülkede siyasetle bir düzeyden ilgili herkes TSK'nın 60 yıldır NATO üyesi bir ülkenin ordusu olduğunu dolayısıyla ABD ile organik ilişkisinin ne derece güçlü olduğunu da bilir. Elbette sayın Batum'da bu konuda bir malumata sahiptir. Böyle bir açıklamayı konu hakkındaki cehaletinden yapmadığına göre Batum burada neyi amaçlamış olabilir? Aslında cevabı belli Batum ve ulusalcılar AKP hükümeti eliyle hizaya getirilen TSK'nın bu kadar güçsüz olmasını hazme...

Sizden Gelenler

  • 1
  • 2
  • 3
Önceki Sonraki

ZITLARIN AYNILAŞMASI..

ZITLARIN AYNILAŞMASI.. Kendi gibi düşünmeyen,kendi gibi olamayan herkesi düşman görmek yetinmeyip yaşama hakı dahi tanımayan bir anlayış ve tavır,hangi kılığa girerese girsin düşmanıyla aynılaşmıştır..! Zulmüne zalimin kim olduğu,’’bize de çok yapıldı’’vs.türü makul mazeretlerle anlayış ve hoşgörü bekleyenler zıtına dönüşmüş olanlardır ve düşmanları kendileridir...Zulüm görenin zulmünü makul bulanlar,zulmü meşrulaştıranlardır... Mazlum zulmedemez.Doğanın adaletini sağlar ... Doğada zor yaşamı doğurur,hayatı yok etmez... Adaleti doğurur,özgürlüğü yok etmez... Kendi’’vicdanımıza’’değil doğanın o acımasız adaletine hesap vereceğiz... KİRLİ SAVAŞA HAYIR... ADALET,ÖZGÜRLÜK,DOĞRUDAN DEMOKRASİ,YAŞAM HEMEN ŞİMDİ... Abdullah Zafer Bilge'nin fotoğrafı.

PARAİDYA(παραιδια)*

PARAİDYA(παραιδια)*   İnsanlar aleminin dışındaki maddeyle olan ilişkisi hep sorun olagelmiştir. Algıların gerçekliği yansıtmaması,verilerin bilgi değil inanç düzeyinde oluşu, gelişememiş durumu vb. bu algıların kavramlaştırıldığında gelişimi doğru ifade edemeyen,doldurulamaz boşluklar bırakan hareketsizliği ortaya çıkmaktadır.Tüm bunların dışında doğasal gerçekliğin bir parçası olmamıza karşın,kendi gerçekliğimizin ona uyumsuzluğunu yaşamaktayız...Belirli bir gidiş yönü olan hareket halindeki bir çelişkiler yumağı zıtların birlikteliğimidir?Yoksa zıtların birbirine dönüşdüğü bir mücadelemidir? Bir denge durumu mu zaten bozulacak olan bir dengesizlik mi?Herşey hareket halinde ilerliyor,her durum yeni bir durumsa,bir ırmakta iki kez yıkanılamıyorsa geri dönüş ya da reel sosyalizmlerin yıkılışına karşı zafer edasındaki emperyalistlerin sürekli krizinden bahsetmek ne?Bildik bileli krizde olan emperyalizm geri geri gidip yok mu olacak?Soruyu başka biçimde tekrarlarsak:Atomun elektron pro...

SURİYE SAVAŞININ REYHANLI İLÇESİNE SOSYAL ve EKONOMİK YANSIM…

SURİYE SAVAŞININ REYHANLI İLÇESİNE SOSYAL ve EKONOMİK YANSIMALARI Savaşın İlçeye Sosyal ve Ekonomik Yansımaları Suriye Savaşının patlak vermesinin ardından Suriye’nin sınır komşularından olan Hatay’ın Reyhanlı ilçesine yoğun bir göç dalgası başlamıştır. Bu göç dalgası ve savaşın hala devam ediyor olması nedeniyle, 4 yıldır Reyhanlı ilçesi  Suriyeli göçmenlerin evi olmuş durumda. Görüşme yapılan D. Reyhanlı ‘’burası artık küçük Suriye’’ söyleminde bulunuyor. Elbette yaşanan bu yoğun göç, beraberinde bir takım problemleride getiriyor. Reyhanlı’ya yaşanan yoğun göçün ardından yaşam kaynaklarının paylaşılması ve savaşın yarattığı psikolojik yıkımın ilçe halkına etkileri gibi sorunlar baş göstermeye başlıyor. Savaşın ardından ilçe halkının yaşadığı değişimleri iki alt başlık altında inceledim.  Göçün Reyhanlı’ya Sosyal Yansımaları . ‘’Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Hatay’ın 90 bin nüfuslu Reyhanlı ilçesine sığınan Suriyelilerin sayısı 95 bine ulaştı’’ (http://www.trthaber.com, 17 Ek...

DOĞADA BİLMİYORDUM VE BU KADARINI BİLİYORDUM KURALI YOKTUR..…

Doğada yani siyasette bilmiyordum ya da bu kadar biliyordum diye kural ve kanun yoktur...Bunun instikt(belki içgüdüsel)farkında olan insanlar alemi Anayasalarının ilk başına’’kanunları bilmemek mazeret değildir’’diye birinci madeyi koymuşlardır.İyi de bu insanlar alemi için koyduğun kanunlar doğanın işleyişine uyuyormu diye sorma hakkın da’’gücü’’eline geçiren tarafından elinden alınmıştır.Zaten sorun o da değil,insanların yaşamı hangi iktidar ve sisteme göre düzenlenecektir sorunudur!?Doğanın kanunlarını hiçe sayıp,kendi kanunlarını dayatan insanlar aleminin durumu Engels’in belirtiği gibi’’benim için bu tren yoktur, görmüyorum’’deyip önüne dikilen örneğe benzemektedir...Ya da benim için yer çekimi bir anlam ifade etmez deyip kendinin minareden atmaya benzer! İnsanlar aleminde kötülükler bildiğini sandığın bilgisizliklerden gelir. Doğada ise yanlışların ; bilgi dediklerini doğa bilimsel zorunluluklarına karşı diretmekten...Örneğin siyasette söylediğin yaptığın tahlillerin sonucu geliş...

Birilerinden üstün olmak değil, kendini üretip aşabilmek...

Siyasette denge ve tutarlılığı sağlamak zor zanaattır. Siyaset yapıyorum diye zorlama birçok şey söylemek mümkündür! Bu söylenenlerin etraftakilere yeterli gelmesi ve malumun tekrarı her konuda anlaşma içerisindeymiş türü davranış zorlaması v.b. ile tüm sorunlar aşılmış gibi bir görüntü yaratmak yeterli gözükebilir. Fakat hayatın zorunlulukları(doğa bilimleri ) yakayı bırakmaz... Zorluk burada başlar! Bu durumu yaratan dünya görüşünün başlangıcında kendini başlangıç noktası görme milat sanma eğilimi başta gelir! Ve de dışındakilerin tavrına göre tavır belirleme ne yapacağını ve tavrını bilme zorlaması, siyaseti müneccimlik sanmaya götürebilir. Böylesi bir sübjektivizmin hâkimiyetindeki tavır ve davranışlar ‘’siyaset’’ yapmak olarak tüm alanlara yansıyarak devam edebilmektedir. Son zamanlarda eski yol dostlarıyla seçimler dolayısıyla aynı tavrı alamamakta durumu anlatmaya yetmez!!! Başka sorunlar gözardı edilip bir partiye oy verip vermemek ve buna çağırmak siyasal tavır oluverir!!! Tüm...

Seçimler ve İktidarlar...

İnsan yerleşik hayata geçtikten sonra, özel mülkiyeti korumak için hep bir arayış içinde oldu. Dönemsel farklılıklar arz etse de öz itibari ile karakteri hiç değişmedi. İktidar, önce kendine dini dayanak yaptı. Yani kendi erk'ini mutlaklaştırmak amacı ile kararları tanrısal bir buyruk gibi topluma yansıttı. Gün geldi iktidarın tanrısal buyruklarına din yeteri kadar cevap olamadı. Bilim geliştikçe iktidarlar "erk"i sağlamlaştırmak için tanrının buyrukları yerine, kendi icatları olan, kısmen yönetilenlerin de dahil olduğu "hukuku" devreye soktu. Hukuku da sağlamlaştırmak için meşru yollar aradılar "seçme ve seçilme" hakkı gibi. Meşruluk, devlet iktidarının kaynağı ve kullanış biçimleri bakımında yönetilenlerin inançlarına uygun olma niteliğidir. Bir iktidar, ona itaat edilmesi konusunda bir konsensüs varsa meşrudur. Aksi takdirde kaba bir güç halidir. İktidarlar, her döneme özgü, kendilerini dayandırdıkları gerekçeleri olmuştur. Bu gerekçeler onların aynı zamanda meşruluğunu sağlamı...

Devrimci Yol'da Özgürlük yeni sayısı çıktı

Devrimci Yol'umuz Temel Coşkun'ların yoludur.

Son Eklenenler